Cılk Yumurtlayan Şarlatan... / Yılmaz DİKBAŞ Yazdır
Cuma, 06 Ocak 2012 12:55 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 4481 kişi bu içeriğe erişmiştir.

18 Eylül 2011 Pazar günü, SKY TURK televizyon kanalında, Gürkan Hacır’ın sunduğu “Şimdiki Zaman” adlı programda stüdyo konuğu olan Mete Akıncı, 20. yüzyılın büyük devrimcileri Che Guevara ve Fidel Castro’yu aşağılayan, değersizleştiren, tamamı asılsız, kara propagandaya dönük sözler söyledi.

 

1 Ekim 2011 günü, internetteki sitemde, www.dikbas.tv , yaptığım görüntülü konuşmamda, “Uluslararası Finans Danışmanı” kimliğiyle tanıtılan Mete Akıncı’nın söylediklerinin tamamının yalan olduğunu kanıtladım.


Bu konuşmam bugüne kadar 5.604 kişi tarafından izlendi, izleme sürmektedir. Ayrıca yüzlerce beğeni ve kutlama iletisi aldım, ilgi devam etmektedir.


23 Kasım 2011 günü Mete Akıncı bu kez Ulusal Kanal’da boy gösterdi. Çetin Ünsalan’ın sunduğu, “Ekopolitik” adlı programda “Suriye Meseleleri” konuşuldu.


Bakın, Mete Akıncı Suriye konusunu çözümlerken neler anlattı.


“1683 yılında 2. Viyana kuşatmasında biz kaybettiğimizde, Rothschild Londra’ya kaçmıştı ve Viyana’yı Türklerin alamadığına inanmamıştı. Kendisine verilen habere inanmamıştı, gidip kendi gözlerimle göreyim, demişti ve Viyana’ya gelmişti şu lafı söylemişti:


'Mademki Türkler Avrupa’yı bu hale getirdiler, ben bunu Türklere ödeteceğim! Bundan sonra tek hedefim Türkleri kendi milletlerine ve kendi dindaşlarına uğruna savaştıkları din uğruna bir birleriyle savaştırmaktır!' demişti.”

 


Mete Akıncı’yı ağzı açık dinleyen Çetin Ünsalan, konuşmanın burasında hayranlığını şöyle ifade etti:


“Bu çok tarihi bir laf!”

 


Ben şimdi, baştan aşağı yalan olan bu düzmece sözlerin hangisini düzelteyim?


Dünyanın en zengin ve en ünlü banker ailesi Rothschild Hanedanı’nın kurucusu, Mayer Amschel Rothschild’dir.


Mayer Amschel Rothschild, 23 Şubat 1744 tarihinde Almanya’nın Frankfurt kentinde doğmuştur.


1683 yılında Osmanlının 2. Viyana Kuşatması sırasında, Mayer A. Rothschild henüz doğmamıştı bile!


Ama Mete Akıncı onu, doğmadan 61 yıl önce tarih sahnesine çıkarıyor!


Mayer A. Rothschild, Almanya’da ufak tefek bankerlik işleriyle başlamıştır. Daha sonra İngiltere’ye göç etmiş, beş oğlunu Londra, Paris, Frankfurt, Napoli ve Viyana’ya göndererek Rothschild Hanedanlığı’nın temellerini atmıştır.


Mete Akıncı’ya göre, 2. Viyana kuşatmasından 61 yıl sonra doğan Mayer A. Rothschild, Viyana kuşatması sırasında Londra’ya kaçmış!


Siz bu tür yalanı rahatlıkla üreten başka bir “uluslararası” yetenek tanıyor musunuz?


Aklınıza şu soru gelebilir: Mete Akıncı’nın sözünü ettiği, sakın Mayer Amschel Rothschild’in babası olmasın?


Mayer A. Rothschild’ın babasının adı, Amschel Moses Rothschild.


Amschel Moses Rothschild 1710 yılında Frankfurt’ta doğmuş, 1755 yılında ölmüş.


Amschel Moses Rothschild, Osmanlının 2. Viyana kuşatması 1683’den 27 yıl sonra doğmuştur! Yani, Mayer A. Rothschild’ın babası Amschel Moses Rothschild da Osmanlının 2. Viyana Kuşatması sırasında henüz daha doğmamış bile!


Kaldı ki, baba Rothschild Frankfurt’un Yahudi gettosunda döviz alım satımı ve ipek kumaş ticareti yapan küçük bir tacirdir. Adını sanını Yahudi gettosunun dışında duyan, bilen yoktur!


Tekrarlayalım: Rothschild adının uluslararası sahneye çıkmasını, 1744 yılında doğan Mayer Amschel Rothschild sağlıyor, beş oğluyla beraber Rothschild Hanedanlığı’nı kuruyor.


Osmanlının 2. Viyana kuşatmasından 61 yıl sonra doğmuş olan Mayer Amschel Rothschild, Mete Akıncı’nın yumurtladığı gibi, Türklerle ilgili hiçbir söz etmemiştir!


Mete Akıncı’nın Mayer Rothschild’a yakıştırdığı, “Türklere ödeteceğim, Türkleri bir birine kırdıracağım” sözleri baştan aşağı uydurmadır, cılk yumurtadır, Mete Akıncı yumurtlamıştır!


Mete Akıncı, Ulusal Kanal’daki konuşmasını şöyle sürdürdü:


“1890’da Birinci Siyonist Kongre toplandı. Nerede? İsviçre’nin Basel kentinde. Altını çiziyorum, Basel kentinde. Orada ne karar alındı? İşte, İsrail’in kurulması, Osmanlı’nın parçalanması, 1890’da. Peki, şuna da dikkat çekelim. 1990’da ne oldu, tam 100 yıl sonra? Birinci Basel Anlaşması yürürlüğe girdi, resmen! Fiilen uygulanması 1991’de Reagan’ın vergileri düşürme yasası ile Amerika’da.


Demek istediğim şu, 100 yıl aradan sonra aynı filmi şimdi seyrediyoruz.”

 


Mete Akıncı’nın bu anlattıkları başta aşağı uydurmadır!


Doğruları anlatayım.


Siyonizm’in babası sayılan Dr. Theodor Herzl, 29 Ağustos 1897 tarihinde İsviçre’nin Basel kentinde Birinci Dünya Siyonist Kongresini topladı. (Mete Akıncı’nın altını çizerek söylediği gibi 1890 yılında değil, 1897 yılında).


Kongreye, Yahudilerin yaşadığı 17 ülkeden 240 delege katıldı.


Kongrede, Dr. Theodor Herzl’in “Yahudi Devleti” adlı kitapçığındaki öneriler ele alınıp tartışıldı. Devletin kurulacağı yer olarak Filistin kararlaştırıldı.

Kongre şu yemini ederek sona erdi:


“Ey Kudüs, eğer seni unutursam, sağ elim de yeteneklerini unutsun!”

 


Dr. Theodor Herzl anılarında, Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nin sonuçlarını değerlendirirken şunları yazdı:


“Basel’de ben, Yahudi Devleti’ni kurdum. Eğer bunu bugün yüksek sesle söylersem, tüm dünya bana gülecektir. Fakat beş yıl içinde ya da elli yıl sonra hiç kuşkum yok ki, herkes bunun böyle olduğunu görecektir.”

 


Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde Osmanlı’nın adı hiç geçmemiştir! Mete Akıncı, uydurmaktadır!


Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde ‘Osmanlı’nın parçalanması’ diye bir deyim asla kullanılmamış, böyle bir karar alınmamıştır! Mete Akıncı, uydurmaktadır!


Birinci Dünya Siyonist Kongresi, dünya Yahudilerinin bir toplantısı olmuştur.


Tarihte, ‘Birinci Basel Anlaşması’ diye bir anlaşma yoktur! Mete Akıncı, uydurmaktadır!


Anlaşma, en azından iki kişi, iki devlet ya da iki kuruluş arasında yapılır.


Basel’deki Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde sadece bir taraf vardır, o da dünya Yahudileridir. Dünya Yahudileri kendi aralarında toplanıp konuşmuşlardır.


Basel’deki Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde alınan kararların 100 yıl sonra, resmen yürürlüğe girdiği, tam bir safsatadır! Mete Akıncı, uydurmaktadır!


Mete Akıncı’nın uydurmasına göre, Basel Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nin aldığı kararlar 1991’de fiilen uygulanmış!


Peki, nasıl uygulanmış?


ABD Başkanı Reagan, Amerika’da vergileri düşürme yasasını çıkararak uygulamış!


Siz bundan bir şey anladınız mı?


1897 tarihinde Basel’de toplanan Birinci Dünya Siyonist Kongresi’nde alınan, Filistin’de Yahudi devleti kurma kararı ile 1991 yılında Amerika’da Başkan Reagan’ın vergileri düşürme yasası arasında nasıl bir bağ var?


Ve bu bağ, günümüz Suriye sorununu nasıl aydınlatıyor?


Peki, Mete Akıncı tamamı uydurma bu masalları anlatırken, programın yöneticisi Çetin Ünsalan ne yapıyor?


“Mete Bey, abuk sabuk laflar ediyorsunuz, lütfen biraz mantıklı olun!” diyor mu?


Hayır!


Ağzı açık ayran budalası gibi sadece dinliyor…


23 Kasım 2011 günü Ulusal Kanal TV’de yaptığı konuşmada, Mete Akıncı bakın en son ne yumurtladı:


“Şimdi neden bunları anlattım, ön planda? Suriye’deki olaylar bununla ilgili. Çünkü Suriye, yani o zamanki Suriye-Filistin cephesi aynı zamanda Kuva-yi Milliye’nin kurulduğu yer, Atatürk ve Şahin Bey tarafından. Daha sonra Atatürk diyor ki, ben Anadolu’ya gidiyorum, mücadeleyi sürdürmek ve Cumhuriyeti ilân etmek için. Mücadelemiz büyük, sen burada Kuva-yi Milliye’yi örgütle, teşkilatlandır. Şimdi garip olan şu, 100 sene önce Kuva-yı Milliye’nin kurulduğu topraklar sayesinde biz, Güneydoğu illerimizi kurtarabildik”

 


Çetin Ünsalan: “100 yıllık bir çelişki aslında!


Mete Akıncı: Kesinlikle!”


Mete Akıncı’nın bu sayıp döktüklerinin tümü uydurmadır, tümü yalandır!


Bir bir açıklıyorum.


İşgalcilere karşı ilk silahlı direniş, 19 Aralık 1918 tarihinde Hatay’ın Dörtyol ilçesinde görülür. İşgalci Fransızların, Ermenileri de yanlarına almasıyla halk ayaklanmıştır. İşgalcilere karşı “İlk Kurşunun” da burada atılmış olduğu söylenir.


Dörtyol’da Fransızlara karşı bir direniş vardır, ama henüz ortalıkta örgütlü bir Kuva-yı Milliye hareketi yoktur.


Dörtyol, Filistin’de değildir!


19 Aralık 1918 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dadır, Suriye-Filistin cephesinde değil!


Örgütlü ilk Kuva-yı Milliye hareketi, İzmir’in 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgalinden sonra Ege Bölgesi’nde başlamıştır. İzmir/Ege Bölgesi, Suriye-Filistin topraklarında değildir!


Suriye-Filistin cephesinde bir Kuva-yı Milliye örgütü kurulmamıştır. Yunanlıların İzmir’i işgalinden bir gün sonra, 16 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Bandırma vapuruyla İstanbul’dan Samsun’a doğru yola koyulur.


Asıl adı Mehmet Sait olan Şahin Bey, 1877 yılında Antep’de doğdu. 1 Nisan 1919 tarihinde Fransızlar Antep’i işgal edince, Kilis Kuva-yı Milliye Komutanı olarak çarpıştı. Fransızları Antep’e sokmamak için kahramanca savaşırken şehit düştü.


Şahin Bey, Suriye-Filistin cephesinde bulunmadı!


Şahin Bey, Suriye-Filistin cephesinde Kuva-yı Milliye örgütü kurmadı!


Şahin Bey, Suriye-Filistin cephesinde Mustafa Kemal Paşa ile buluşmadı, konuşmadı, emir almadı!


Mustafa Kemal Paşa, Filistin cephesinden sonra, orada bulunmayan Şahin Bey’e, “Sen burada kal, Kuva-yı Milliye’yi örgütle” demedi!


Söylev’i ve Kurtuluş Savaşı tarihini okumuş olanlar, Mustafa Kemal’in şu sözünü çok iyi bilirler:


“Ben Cumhuriyeti vicdanımda bir sır gibi sakladım.”

 


Cumhuriyetin ilânın zamanlamasını vicdanında bir sır gibi saklayan Tuğgeneral Mustafa Kemal’in tutup da rütbesiz bir askere, Mete Akıncı’nın yılışık anlatımıyla, Cumhuriyeti ilân etmek için ben Anadolu’ya gidiyorum” demiş olması mümkün müdür?


Mete Akıncı, Ulusal Kanal TV’de, göz göre göre, Kurtuluş Savaşı tarihimizi tahrif etmiştir, bozmuştur, kirletmiştir!


Bunu, Mete Akıncı’nın cehaletine vermeyiz!


Mete Akıncı tüm yalanlarını, bir amaç doğrultusunda, bilinçli olarak uydurmaktadır!


Mete Akıncı’yı hayran hayran dinleyen Çetin Ünsalan’ın, Sizyonizm’in Tarihini bilmediğini, bu nedenle Rothschild ve Birinci Dünya Siyonist Kongresi hakkında Mete Akıncı’nın yalanlarını yuttuğunu kabul edebiliriz.


Ancak Çetin Ünsalan, Mete Akıncı Kurtuluş Savaşı tarihiyle ilgili de palavralar uydururken ağzı açık ayran budalası gibi dinleyip sesini çıkarmamışsa asla bağışlayamayız!


Çetin Ünsalan, 30 ciltlik “Atatürk’ün Bütün Eserleri” ne de şöyle bir göz dahi atmamışsa, bağışlanabilir mi?


Peki, Ulusal Kanal yöneticilerine ne demeli?


20. yüzyılın en büyük devrimcileri hakkında yalanlar uyduran, hakaretler kusan Mete Akıncı hangi nedenlerle Ulusal Kanal’da sürekli program yapabiliyor?


Siyonizm Tarihi ile ilgili masallar uydurup palavralar atan, Kurtuluş Savaşı tarihimizi bozup kirleten Mete Akıncı, Ulusal Kanal’ın hangi yayın politikasına uygun düşüyor?


Ulusal Kanal’ın sahibinin, Ulusal Kanal Gönüllüleri olduğu söylenmektedir.


Ulusal Kanal Gönüllüleri, her programa çıkışında sayısız cılk yumurta yumurtlayan Metin Akıncı hakkında yöneticileri sorgulamayacaklar mıdır?


Eğer sorgulamayacaklarsa, bana söyler misiniz, Ulusal Kanal’ın o çok eleştirdikleri “Cemaatlerden” farkı nedir?


Yılmaz Dikbaş

2 Ocak 2012
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
http://www.kalinka.com.tr
http://www.dikbas.tv

 

4481 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Son Güncelleme: Cuma, 06 Ocak 2012 12:59