22 Ağustos'ta Seki yaylasında düzenlenen Yörük-Türkmen dernekleri geleneksel şölenlerinde bu yıl hüzün vardı. Her yıl düzenlenen şenliğe, Yörük-Türkmen derneğinin daveti üzerine, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak katıldık. Dernek başkanı Sn. Ramazan Kıvrak'ın sunumunu yaptığı törende hiç bir siyasi olgunun ya da söylemin ön plana çıkarılmadığı çeşitli yöresel sunumların yapıldığı yayla alanında hüzün ve sağduyu hakimdi. Oldukça önemli bir katılım vardı. Dev Türk Bayrağımızı yüzlerce kişi eşliğinde tüm köy alanında gururla taşıdık. Tören ...
News of Sizin Makaleleriniz
Değerlerimiz; kökleri tarihin derinliklerine kadar uzanan ve gücünü ait olduğu topraktan alan bir ağacın meyveleridir... Her milletin ortak bir tarihsel geçmişi, dolayısıyla maddi ve manevi değerleri vardır ve nesilden nesile büyük bir özenle aktarılmalıdır. Değerlerini gelecek kuşaklara aktaramayan bir millet temelden sarsılır ve yok olmaya mahkumdur. Tarihine sahip çıkan, değerleri yozlaştırılmamış millet bir bütündür; aynı şeylere güler, ağlar, kızar, isyan eder. Böyle bir milleti parçalamak zordur.
2008 yılında, ilk kez dönemin başbakanı her fırsatta ailelere en az ''üç çocuk'' çağrısı yapmaya başladığında eleştirilere ve tartışmalara neden olmuştu. Bir çok Demokratik kitle örgütü ve kadınlar bu konuda çeşitli basın açıklamaları ve eylemlerle tepkilerini ortaya koydular.
Ülkemizin içinde bulunduğu durumu doğru algılamak için,tarihimizi ve yakın geçmişimizi çok iyi anlamalı,bu dönemleri anlatan yazarları doğru takip etmeliyiz.Bugün Ülkemizde Milli sermaye üretiminin taşeronluğa yönelmiş olması siyasetin yönetimindeki hedeflerin de taşeronlara devredilmesi süreciyle paralel yürümektedir.
Hükümet kurma senaryolarının gölgesinde her gün aynı haberleri, aynı yorumları ve çekişmeleri izlemekten yorulduk. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları hepimiz okuyarak, izleyerek ve sorgulayarak öğreniyoruz ve biliyoruz. Biliyoruz ki ülkemizi bölmek istiyorlar. Biliyoruz ki dış düşmanlarımız kadar iç düşmanlarımız da çok. Ve en tehlikelisi de bunlar. Canımızı yakan şehit haberlerimiz ölen gençlerimiz, ateş düşen ocaklar, yetim kalan çocuklar, yüreği yanan ana, baba ve eşler....Hepsinin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Umutsuz değiliz, çünkü biz Mustafa Kemal'in izinde ,onun devrimlerinin ...
Halide Edip 10 Ağustos 1919 günü Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çeker. Telgrafta Halide Edip der ki; “Biz İstanbul’da kendimiz için, bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını içine almak üzere geçici bir Amerikan mandasını “Ehven-i şer” olarak görüyoruz.”
Benim küçüklüğümde her sabah okulda "AND"ı mızı okurduk. "Türk’üm, doğruyum çalışkanım"… Birbirimizle yarışırdık okumak için ne büyük gururdu oraya çıkıp "AND"ımızı okutmak. Şimdi mi; ne "AND" kaldı, ne TÜRK'lük, ne doğruluk, ne de çalışkanlık. Türk'lüğü yok etmek adına elden ne gelirse yapılıyor, doğruluk dersen hak getire; çalışkanlığa gelince hepimiz hazırcı olduk, neredeyse üretmek yok. Elimizdekilerle yetinmek yerine, yatıp hazır bekler olduk, elimize tutuşturulan üç kuruşa fit olduk.
Kadınım ben; şarkılara, şiirlere filmlere konu olmuş, bazen eksik etek bazen de saçı uzun aklı kısa…