1. yüz (Toplam 1 yüz)

Gerici ayaklanmadaki İngiliz parmağı - 31 Mart gerici isyanının arkasında İngilizler vardı.

İletiGönderilme zamanı: Çrş Nis 20, 2022 17:28
gönderen İlteriş Kağan
İngiliz kaşığıyla Abdülhamit haltı yemeden duramaz bunlar. Küçük resim de dinci-liboş ittifakının icaplarından. 31 Mart gerici isyanının arkasında İngilizler vardı. Çünkü İttihatçılardan asla hoşlanmadılar; sebebi çok basit; Müslüman sömürgeler halkına kötü örnektiler.

İngiltere, İttihat ve Terakki iktidarının yıkılması için yoğun bir faaliyet yürütmekte, İngilizci muhalefeti kollamakta ve yönlendirmektedir. Tercihi, İngiliz işbirlikçiliğinden hiç kuşku duyulmayan Kâmil Paşa hükümetidir. O nedenle İttihat ve Terakki'nin ulusalcı, laik, ilerici programını doğrudan hedef alan karşıdevrimci ayaklanmanın hedefleriyle İngiltere'nin çıkarları örtüşüyordu. Hicri Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) patlak veren ayaklanma Türk tarihine derin izler bıraktı.

Meşrutiyet'in ilanından yedi gün sonra, 3 Temmuz 1908'de, İngiliz Hariciye Nazırı Sir Edward Grey, İstanbul'daki Büyükelçiliğe şunları yazar: "Türkiye gerçekten meşrutiyet idaresini kurar ve bunu yaşatıp kuvvetlenirse, bu halin sonuçları şimdiden hiçbirimizin göremeyeceği derecede daha ileriye varır. Bunun Mısır'da etkileri müthiş olur, ta ... Hindistan'da da kendini hissettirir."

İngiltere, İttihat ve Terakki iktidarının yıkılması için yoğun bir faaliyet yürütmekte, İngilizci muhalefeti kollamakta ve yönlendirmektedir. Tercihi, İngiliz işbirlikçiliğinden hiç kuşku duyulmayan Kâmil Paşa hükümetidir. O nedenle İttihat ve Terakki'nin ulusalcı, laik, ilerici programını doğrudan hedef alan karşıdevrimci ayaklanmanın hedefleriyle İngiltere'nin çıkarları örtüşüyordu.

İttihat ve Terakki'ye karşı muhalefetin başını çeken Prens Sabahattin, bu hükümeti yıkmak için çeşitli darbe planları peşindedir. İngiltere'den büyük destek görmektedir. Ahrar Fırkası, o günlerde milliyetçilerin baş talebi olan kapitülasyonların kaldırılmasını reddedecek kadar emperyalizmden yanadır. İngilizliği sınırsızdır. Koyu bir İngilizci olan Kâmil Paşa da iktidara gelmek için çalışmaktadır.

İTTİHAD-I MUHAMMEDİ FIRKASI
1909 yılı içinde çok sayıda parti kuruldu. Bunlar arasında 5 Nisan günü kurulan “İttihad-ı Muhammedi Fırkası” dikkat çekiyordu. Merkezi, aynı zamanda yayın organı da olan Volkan gazetesi idarehanesidir. Volkan yazarı Derviş Vahdeti ve Said-i Kürdi (Nursi) yönetim kurulu üyeleridir. Volkan gazetesindeki yayınlarıyla ayaklanmanın açıktan kışkırtıcısı ve birinci derecede örgütleyicisi olacaktır. İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın İngiliz Elçiliği'yle sıkı bağlantısı vardı. Vahdeti, İttihadı Muhammedi'nin bütün dünya Müslümanlarıyla dayanışma kuracağını ileri sürerken, İngiliz Kralı'nın ya da Rus Çarı'nın "Müslüman uyruklarının üzerindeki egemenliklerine zarar verilmeyeceğini temin etmek" ihtiyacını duyacak kadar Batı yanlısıdır.

Bu kuruluşun Derviş Vahdeti'den sonra gelen liderleri ve ayaklanmanın elebaşıları Enderunlu Lutfi ile Said Kürdi'dir. Serbesti gazetesinin başyazarı Mevlanzade Rıfat, 31 Mart ayaklanma günü gazetesinde İngiltere'nin "Bizi bizden ziyade düşündüğünü" belirttikten sonra, İngilizlerin bir öğüdünü dile getirmektedir. Öğüt, İttihat ve Terakki'nin "izale" edilmesidir.

İSYAN BAŞLIYOR
Meşrutiyet düzeninin, alaylı askerleri pek memnun ettiği söylenemez. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Meşrutiyet'in Harbiye çıkışlı genç subaylara, "mekteplilere" dayanmasıydı. Artık, Saray yanlısı erlerin, çavuşların paşalığa kadar yükselmesinin yolu kapanmıştı. Bu durum, orduda hâlâ önemli güç oluşturan alaylı subay ve eratla büyük çoğunluğu ilerici ve İttihatçı olan okullu subaylar arasında derin bir çatışma unsuruydu. Meşrutiyet'in daha birinci günü bin 400 alaylı subay kadro dışı bırakılmıştı. Dolayısıyla yükselme umudu kalmayan ve modern ordu disiplinine uyma yeteneği gösteremeyen alaylıların kaderiyle şeriatçıların hedefleri birleşiyordu.

Eski düzenin tekrar geri gelmesi talebi, İttihadı Muhammedi'nin şeriatçı programını gerçekleştirmede okullu subaylara karşı elverişli bir araç rolü oynuyordu. Bunu Derviş Vahdeti takımı çok iyi değerlendirdi ve çok önceden başlayan bir propaganda yürüterek alaylı askerleri yanma çekti.

31 Mart karşıdevrimi işte bu siyasi ve toplumsal koşullar içinde olgunlaştı.

6 Nisan günü, Ahrar Fırkası’nın yayın organı gibi çalışan Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey, gece Galata Köprüsü üzerinde tabanca ile öldürüldü. Volkan- Mizan- Serbesti gazeteleri, Istanbul halkını "din ve vatan şehidinin" cenazesine çağırdılar. 8 Nisan günü yapılan cenaze töreni ayaklanmanın başlangıcı oldu.

'ŞERİAT İSTERİZ'
Birinci Ordu'ya bağlı birlikler subaylarına karşı gelerek, başlarında softalarla birlikte meclisin yakınındaki Ayasofya meydanında toplanıp şeriat istediler. Gericiler, Meclis Başkanı ve Harbiye Nazırı Ali Rıza Paşa'nın istifa etmesini, şeriatın geri getirilmesini ve Müslüman kadınların sokağa çıkmasının yasaklanmasını istiyorlardı.

30 Mart günü, Yıldız Sarayı'nı korumakla görevli Arnavut ve Arap zuaf taburları, Taşkışla’ya kaydırıldı, yerlerine, Meşrutiyeti ilan eden askeri kuvvet olarak görülen Avcı Taburları yerleştirildiler. Oysa ilk ayaklanan Taşkışla'daki 4. Avcı Taburu oldu. İsyancılar, ilk gün Ayasofya'da Meclis-i Mebusan'ın önünde toplandılar. Meclis Reisi Ahmet Rıza Bey’e benzettikleri Adliye Nazırı Nazım Paşa linç edildi. Gene Hüseyin Cahit sanılarak Lazkiye mebusu Emin Arslan Bey Meclis önünde öldürüldü. İsyancılar iki gün içinde çoğu mektepli 20'den fazla kişiyi katlettiler. Tanin gazetesi, İttihat ve Terakki'nin genel merkezi ve kulüpleri tahrip edildi. Cavit Bey ve Hüseyin Cahit (Yalçın) yurtdışına kaçtılar. Talat Bey ve Dr. Nazım kaçmayı kabul etmeyerek Şehzadebaşı'nda bir evde saklanmak zorunda kaldılar.

'KOMŞU KAPISI' İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adı İttihad-ı Muhammediye kadar öne çıkmasa da ayaklanmayı yönlendiren Prens Sabahattin'in Ahrar Partisi'dir. İttihatçılardan boşalan yeri Ahrarcılar almış, ayaklanmanın tertipçilerinden İsmail Kemal, sözde "Meclis Başkanı" seçilmiştir. Ayaklanmadan sonra Hareket Ordusu başkente girinceye kadar, İstanbul'da işbirlikçi muhalefet ve İngilizler istedikleri gibi at oynatmışlardır. İsmail Kemal ve Hariciye Nazırı Rıfat Paşa, Prof. Dr. Sina Akşin'in deyimiyle, İngiltere Sefareti'ni "akıl danışılarak, yardım istenecek komşu kapısı" sayan kişilerdir.

31 Mart olayı çıktığında İngiliz basını ve elçiliği ayaklanmayı ellerinden geldiği kadar destekledi. The Times gazetesi, Hareket Ordusu'ndan "blöf" diye söz etmektedir.

Selanik, İstanbul’daki isyanı Cemiyet'in ileri gelenlerinden İsmail Canbulat ve Rahmi Bey’in telgraflarından öğrendi. Canbulat, açıkça “Meşrutiyet mahvoldu” diyordu.

14 Nisan 1909'da harekete geçildi, seferberlik ilan edildi. Selanik Redif Tümeni’nin bütün taburları silah altına alındı.15 Nisan günü Hareket Ordusu, Hüseyin Hüsnü Paşa’nın (Mehmet Ali Aybar’ın babası) komutasında hareket etti. Hadımköy’e varışın ardından 3. Ordu Komutanı Mahmut Şevket Paşa komutayı ele aldı, kurmay başkanlığına da Enver Bey getirildi. Hareket ordusu, Yeşilköy’e gelince idareyi ele aldı. Şehzadebaşı'nda bir evde saklanan Talat Bey ve Dr. Nazım Bey gelmekte olan hareket ordusuna iltihak etmek ve Meclis-i Mebusan ve Ayan üyelerini Ayastafanos’ta toplayabilmek için hareketin üçüncü günü Ayastafanos’a (Yeşilköy) gittiler.

27 Nisan 1909'da İstanbul’da Divan-ı Harb kuruldu, başta Derviş Vahdeti olmak üzere elebaşılar asıldı, bazılarına sürgün cezası verildi. Sürgüne gönderilenler arasında bir zamanların ünlü Jöntürkü Mizancı Murat da vardı. Aynı gün toplanan Meclisi Mebusan, Abdülhamit'in tahttan indirilmesine karar verdi. Osmanlı tarihinde Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra en uzun süre iktidarda kalan Abdülhamit'in 33 yıllık saltanatı sona erdi. Tahta Sultan Reşat, sadrazamlığa da Hareket Ordusu Kumandanı Mahmut Şevket Paşa getirildi.

'UZAKTAN KUMANDA'
Harekat Ordusu İstanbul yolunda31 Mart Ayaklanması'nın başlıca nedeni, İttihat ve Terakki'nin iktidarda olmayı "kirli bir iş" ya da "kirlenmek" olarak görmesidir. 31 Mart, Cemiyet'in, hükümeti "uzaktan kumanda", "uzaktan gütme" siyasetinin, siyasal iktidara tam olarak hakim olamayışının sonucudur. Fethi Bey (Okyar) anılarında 31 Mart’ta isyanın bir nedeni olarak Cemiyet'in hükümet etme felsefesi, kadrosu, hazırlığı olmadığından iktidara sahip çıkamamasını" gösterir.

Muhittin Birgen şöyle der:

"31 Mart'a kadar geçen zaman zarfında ne İttihat ve Terakki kendisinin ne olduğunu anladı ve ne de biz ne yapacağımızı, ne yapmak lazım geldiğini tayin edebildik... İttihat ve Terakki kendisinin, ordu ile birlikte meşrutiyetin hâris ve müdafii olduğunu söyler ve hükümete kadar uzaktan kontrol vazifesi yapıp onun idaresini doğrudan doğruya ele almazdı."