1. yüz (Toplam 1 yüz)

EKONOMİ ve ÖTESİ (XIII)

İletiGönderilme zamanı: Pzt Şub 10, 2020 3:47
gönderen Habip Hamza Erdem
EKONOMİ ve ÖTESİ (XIII)
Matematikteki π gibi
XIXncu yüzyılın ikinci yarısına düşüncede ‘evrim/devrimler’ dönemi demek abartı olmaz.
Burada sadece Thorstein Veblen’i etkileyenleri sıralayacak olursak; - Yeni Kantçılık, -Schomoller’in Alman tarihçi okulu, -David Hume’ün İngiliz ampirizmi, -Charles S. Pierce’in Amerikan pragmatizmi, -Darwin ve Spencer’in evrimciliği, -Avrupa’da genel olarak Marx’ın sosyalizmi, -Amerika’da Bellamy’nin sosyalizmi, -İngiliz John Hobson’un sosyalizmi, - Fransa’daki Fourrier ve Saint-Simon’un ütopik sosyalizmi,- İskoç ekonomist John Rae’nin ekonomi politiği, -Norveç Lutherianizmi, -Deneysel psikoloji ve Jacques Loeb ve W. McDougall’ın davranışçı psikolojizmi, - Franz Boas ve E.B. Tylor’un antropolojisi...
Ve bütün bunlardan bir Thorstein Veblen ‘düşüncesi’ çıkacaktır.
Nitekim, Veblen de, insanlar►maddi çevreleri► düşünce alışkınlıklarının (kurumlar) bir çember gibi sürekli olarak biribirlerini etkilediklerini tasarlayacaktır.
Öyle bir çember ki, bu çemberin çevresi, belli bir dönemdeki çapının π sayısıyla çarpımı kadar genişlemektedir.
Sonlu ile sonsuzun birleştikleri ve ayrıldıkları yer ya da evrim ile devrimin biribirlerini izledikleri bir yer..
Buna, doğada, düşüncede ve toplumda diye bir ek yapmak da gerekebilir.
Veblen, işte bu bağlamda, ekonomi politiğin tüm bilgi dağarcığını ‘metafizik’ten arındırmak, yani kökünden temizlemek (tabula rasa) istemektedir.
Hani, bizim zaman zaman, Türk ekonomi yazınına ilişkin ‘sıfırdan başlamak’ gerektiğini dillendirdiğimiz gibi.
[Kuşkusuz, bunu önce ‘siyaset’ ve ardından tüm toplumsal kurum/kuruluşlarımız için istediğimizi de belirtmemize sanırım gerek yok]
Bu dönemde, Alman Friedrich Ratzel (1844-1904)’in ‘Coğrafya kaderdir’ biçiminde özetlenecek bir coğrafî kuram geliştirdiğini de belirtmemiz gerekecektir.
Yani Veblen’in ‘maddî çevresi’ne bu ‘coğrafya’yı eklememiz gerekiyor.
Son toplamda, bu dönem, bir ‘Sosyal Darvinizm’ dönemidir ki, bu en genel haliyle Darwinizm’in ötesinde, kimi zaman onunla çelişen bir ‘sosyal’ Darwinizm olacaktır.
İçinde hep ‘evrim’ olacak, ama yer yer ‘devrim’le kesişecektir.
Veblen daha çok ‘ayrıcalıklı sınıflar’ın, değişen (evrilen diyelim) maddî koşullar karşısında nasıl artık çürümeye yüz tutmuş (obsolète) düşünce kalıplarında (institutions) direndiklerini açıklamaya çalışmaktadır.
Onun pragmatik felsefesine göre, düşünce ve kuram, salt maddî dünyanın nötr ve pasif fotografları olmanın ötesinde, o maddî dünyaya daha iyi bir uyumun araçları (instrument) konumundadırlar.
Demek ki, kuramların somut toplumsal sonuçları, gerçekliğe uyumun da araçlarıdırlar.
Yani sıradan bir ‘deteminizm’ toplumlara uygulanamaz.
Şu farkla ki, genel olarak pragmatist felsefe sadece ‘toplumsal politikalar’la ilgilenirken, Veblen, ‘toplumsal evrim’i de dikkate alacaktır.
Ve bu evrim, yukarıda sözünü ettiğimiz π sayısı gibi, hem belli ve hem de belirsizdir.
Burada Darwin’in ‘çok yavaş’ dediği ‘evrim kuramı’ anımsanabilir.
Benzer biçimde kriminolog Enrico Ferri (1897) ve ekonomist Antonio Labriola (1897)’nın ‘evrimci sosyalizmi’ni de anımsatmak gerekebilir.
Sonuçta, insanlığın ‘evrim’i, şu ya da bu, ama her koşulda ‘sosyalizm’e doğrudur denilebilecektir.
O arada Alman Tarihçi Okulu, ekonomik çözümlemelerinde ‘birey’ kavramının yetersizliğinden hareket ediyorsa da, veri toplamında tümevarım yöntemiyle ampirik genellemelere varmaya çalışmaktadır diyen Veblen, buradan geçerli bir ‘toplumsal evrim’ kuramı çıkmaz diyecektir.
Çünkü, bu Ekol, ekonomide kurumsal faktörleri hep ‘Devlet’e dayandıracaktır.
Oysa Veblen’in ‘kurum’ dediği “baskın düşünsel alışkanlıklar” (habitudes mentales prédominantes) olup, ‘kalıp düşünceler’ diye de çevirebiliriz.
Sonuç olarak, ‘kalıp düşünceler’ evrilemediği için toplumların evrilmeleri de zorlaşmaktadır, denilebilir.
Tam da bu nedenle, bu dönemin ardından, bu kalıpların bir yerden ve bir biçimde kırılmalarından başka yol kaldığına ilişkin düşünceler geliştirilecektir.
(Sürecek)