3. yüz (Toplam 3 yüz)

Mercimekte ekim zamanı ithalat vergisi düşürüldü, çiftçi endişeli

İletiGönderilme zamanı: Pzr Kas 08, 2020 15:52
gönderen İlteriş Kağan
Mercimekte yapılan vergi indiriminin yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ayçiçeği tohumu ithalatında yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına 100 Euro Toplu Konut Fonu kesintisi 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı.
Resim
Resmi Gazete’de 5 Kasım 2020’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile mercimek ve ayçiçeğinde ithalat kolaylaştırıldı. Mercimekte gümrük vergisi yüzde 19,3’ten yüzde 9’a düşürüldü. Yağlık ayçiçeği tohumunda ise yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına alınan 100 Euro toplu konut fonu 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı.

Her iki üründe de iç piyasada artan fiyatların düşürülmesi, gıda enflasyonunun aşağı çekilmesi amacıyla bu kararın alındığı ifade ediliyor. Ancak, özellikle mercimekte çiftçinin ekim yaptığı bu günlerde ithalat vergisinin düşürülmesi çiftçiyi endişelendirdi. Bir çok üretici artan fiyatları da dikkate alarak daha fazla ekim yapmaya çalışırken, ithalat vergisinin düşürülmesi kafalarda soru işareti yarattı. Üreticiler, ithalatın devam etmesi durumunda 2021 ürününün bundan olumsuz etkileneceğini fiyatların düşeceğini ve gelecek sezon mercimekten zarar edeceklerini düşünüyor.

Hindistan’ın vergi indirimi dünya fiyatını artırdı
Dünyada yıllık ortalama 6.2 ile 6.4 milyon ton kırmızı mercimek üretimi yapılıyor. Bunun da yarısını Kanada gerçekleştiriyor. Bu nedenle dünya kırmızı mercimek ticaretini Kanada yönlendiriyor.

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, kırmızı mercimek fiyatındaki artışın nedenlerini şöyle değerlendirdi: “En büyük alıcı konumundaki Hindistan, geçtiğimiz Ağustos ayında 31 Ekim 2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere kırmızı mercimek ithalatında gümrük vergilerini yüzde 33’ten yüzde 11’e düşürdü. Ancak geçtiğimiz günlerde yeni bir kararla bu indirimi 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzattı. Bu karar mercimek talebini ve Hindistan’ın ithalatını artırınca fiyatlar yükselmeye başladı. Kanada mercimeğinin kabuklu olarak tonu son iki ayda 400 dolardan, 600-650 dolara kadar çıktı. Kazakistan’da ise kabuklu kırmızı mercimeğin fiyatı ton başına 570-580 dolar.

Türkiye’de Mayıs ayı sonunda kabuklu olarak kırmızı mercimek fiyatı ton başına 4 bin 250 liraydı, bugün 6 bin 700 lira civarında. Bu fiyat artışından dolayı gümrük vergisinin düşürüldüğünü tahmin ediliyor. Ancak, biraz daha sabredilseydi ve üretici ekimi tamamladıktan sonra bu karar alınsa daha iyi olurdu.”

Mercimek üretimi azalıyor ithalat artıyor
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin 2017 yılında kırmızı mercimek üretimi 400 bin ton iken, 2020’de 321 bin tona geriledi. Üreticiler 321 bin tonun iyimser bir rakam olduğunu üretimin 300 bin tonun altında olduğunu iddia ediyor. Üretim azalırken ithalat artıyor. Türkiye, 2019 yılında yaklaşık 240 bin ton mercimek ithalatı gerçekleştirirken, 2020 yılının sadece ilk 8 aylık döneminde 372 bin ton ithalat yaptı. İthalatın yüzde 60’ı Kanada’dan, yüzde 30’u Kazakistan’dan yapılıyor.

Türkiye, aynı zamanda mercimek ihracatı da yapıyor. Kanada’dan, Kazakistan’dan aldığı mercimeği işleyerek bir bölümünü iç piyasada tüketirken bir bölümünü de paketleyerek Irak, Sudan, Mısır gibi ülkelere ihraç ediyor. Yıllık ihracat miktarı ortalama 250 bin ton.

Ayçiçeğinde vergi sıfırlandı
Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ayçiçeği tohumu ithalatında yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına 100 Euro toplu konut fonu kesintisi 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı. Geçmiş dönemlerde de olduğu gibi, Türkiye, vergi indirimi yaptığında ihracatçı ülkeler aynı oranda fiyatı artırıyor. Rusya, Bulgaristan, Ukrayna’daki ayçiçeği tohumu satıcıları, Türkiye piyasasını yakından izliyor. Yapılan vergi indirimini anında fiyatlarına yansıtıyorlar. Türkiye vazgeçtiği vergiyi bu ülkelerin çiftçisinin cebine koymuş oluyor. Ayrıca vergi indirimini önceden haber alarak bağlantı yapanlar da bu işten para kazanıyor. Vergi indiriminin Türkiye’deki üreticiye zararı olduğu gibi tüketiciye de yararı değil zararı oluyor. Devletin kasasına girecek vergi yurtdışındaki üreticilerin cebine giriyor. Bu nedenle çözüm vergi indiriminde değil, üretimi artırmaktır.

İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Türkiye’nin ithalata vereceği kaynağın daha az bir bölümü ile sulama yatırımlarını tamamlayarak ayçiçeğinde üretimi, verimi artırarak soruna çözüm bulabileceğini söylüyor.

Fiyat artışı durdurulamıyor
Mercimekte olduğu gibi ayçiçeğinde de dışa bağımlı olan Türkiye, fiyat artışlarını durduramıyor. Üretimin yetersiz olması, dışa bağımlılık, dövizdeki artışa bağlı olarak ayçiçeği tohumu ve ham yağ fiyatları her geçen gün artıyor. Tüketici de daha pahalıya yağ tüketmek zorunda kalıyor. Ayrıca hayvan yeminde kullanılan ayçiçeği küspe fiyatları da hızla artıyor.

Sezon başında tonu 380 dolardan ithal edilen ayçiçeği tohumu bugünlerde 560 dolara kadar çıktı. Vergi indirimi yapıldıktan sonra, Türkiye’ye bu ürünü satanların indirim oranı kadar fiyatı artırmaları ile ayçiçeği tohumunun ton başına 600 doların üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretim ayçiçeği ise, sezon başında tonu 2 bin 800 liradan alınırken daha sonra hızlı artışlarla 4 bin lirayı aştı.

Faturayı tüketici ödüyor
İthalatın ve dışa bağımlılığın faturasını tüketici ödüyor. Artan fiyatlar nedeniyle tüketici her geçen gün daha pahalıya mercimek ve ayçiçek yağı almak zorunda kalıyor. Marketlerde 5 litrelik pet şişede ayçiçek yağı 55-60 liradan, kutu tenekelerde ise 60-70 liradan tüketiciye satılıyor. Kırmızı mercimek fiyatı ise 12-13 liradan tüketiciye satılıyor.

https://www.tarimdunyasi.net/2020/11/06 ... -endiseli/


Pirinç İthal eden TMO (Toprak Mahsülleri Ofisi)
Resim
TMO “Yerlisi yok Uruguay verelim”
Resim
Resim

“Üretime dayalı bir ekonomi modelini benimsemedi bu iktidar. Tam tersi; Getirisi olmayan bettona ağırlık verdi.

İletiGönderilme zamanı: Pzt Kas 16, 2020 9:15
gönderen İlteriş Kağan
Türkiye'nin ne kadar dışa bağımlı hale geldiğini, bu nedenle dövizdeki en küçük oynamanın ülkeyi nasıl bir kargaşaya, nasıl bir zam türbülansına sokabileceğini gösterdi.
Düşünün ki...
Yirmi yıl öncesinin Türkiye'sinde tarım, kendine yetecek kadar ürün verirken, bugün hangi akla hizmet edildi ki!..
Toz bibere kadar dışarıdan ithal eden bir ülke haline geldi.

Samanı Gürcistan'dan, kırmızı eti Sırbistan Brezilya'dan, nohudu, mercimeği Kanada, ABD'den ithal
Bugüne kadar toz biber ithal ettiğimizi hiç duymamıştım.
Hem de nereden Şili'den!
Güney Amerika'dan.
Yani...
Dünyanın her yerinden ithalat yapıyoruz.
Dünyanın her yerinden mal alıyoruz.
Böyle olunca dolardaki en küçük oynama çarşıya pazara yansıyor.
Türkiye bu anlayışı sürdürdüğü sürece, kamu kaynakları devlet içinde fütursuzca harcandığı müddetçe böyle krizleri yaşamaya mahkûm bir ülke!..
Resim
Resim

“Ürün etiketinde yerli üretim logosu bulunmakta ve menşei ülke Ukrayna” ifadeleriyle gelmiştir.

İletiGönderilme zamanı: Çrş Kas 25, 2020 11:49
gönderen İlteriş Kağan
Ukrayna menşeili ithal ceviz Türkiye’de paketlenerek Yerli Üretim etiketiyle satılıyor. Bu mevzuata açıkça aykırıdır. Tüketici yanıltılıyor.
Resim

Çin menşeli çekirdekle Ukrayna menşeli ceviz içine göz göre göre Yerli Üretim logosuyla satılıyor.
Bir mevzuat çıkıyor, tüketicinin gözü boyanıyor

Resim
Resim
Elle yazılan etiketlerde bilerek tüketici kandırılıyor. Ambalajında Çin'den ithal olduğu belirtilen sarımsak market etiketinde Yerli diye satılıyor.
Resim
Resim
Resim

Kendi köylüsünden mısırı 1.325 liraya alan Türkiye, yurt dışından ithal edilecek mısır için ise 2.032 lira ödeyecek!
Kendi köylüsünden esirgediği para yabancı köylünün cebine gidecek!

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletiGönderilme zamanı: Cum Ara 04, 2020 1:52
gönderen İlteriş Kağan
Neredeyse tüm Türkiye’de yetişebilen börülceyi bile Madagaskar’dan ithal edip “Belirli yörelerden seçilen ürünler” diye yerli ve milli markalarla pazarlıyoruz.
Bu bir başarı değil, Sürdürebilir tarım politikamızın iflasının imzasıdır.
Resim
Köylü yumurtayı yoğurdu A101 den alıyor. Köye parke taşı döşediler havyan beslemeyi yasakladılar. Binlerce dönüm değerli tarım arazisini peşkeş çekip beton doldurdular. Yakında ağaç kabuğu yiyeceğiz.

Vaka sayılarının açıklanmadığı bir toplumda ürünlerin menşe ülkelerinin açıklanmaması artık şaşırtıcı gelmiyor. Fakat mevzuatın açığından yararlanan firmalar tüketiciye olan saygılarını göstermiş oluyorlar. Bu cevizler ithal ediliyor fakat hangi ülkeden belli değil?
Resim

%100 yerli malı diye satılan bu ürünler ithal hammaddeler içeriyor. Tüketicinin yerli ürün hassasiyetini bilen bu üretici, ithal ettiği ürünleri gizleyerek bu hassasiyeti resmen istismar ediyor.
Buna göz yumulmamalıdır.

Resim
Resim
Şu ürünün ana bileşeni nedir?
Kabuklu ceviz, kabuklu cevizdir.
Menşei: ABD yazmamak için resmen bin takla atıyorlar. Bu ürünün Menşei: Türkiye yazamaz.
Resim
Mersin limanından tonlarca Çin sarımsağı işte böyle ülkemize giriş yapıyor.
Resim
Resim
Resim
Resim

Aşure yapalım derken dünya turu atıyoruz. Ceviz en acısı. Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağaçlarından ABD’ye uzanan hüzünlü bir şarkı gibi.
Ceviz ve badem ABD’den, Dolmalık fıstık Çin’den, karanfil Endonezya’dan... Sizde neler var?
Yıllardır bağımsızlığımız gıdadan başlayacak diyoruz, bu vesileyle tekrar hatırlatalım.
Tam bir rezalet ülkeyi ne hale getirdiler hiçbir şey üretemiyoruz her şeyi dışardan alıyoruz
Resim
Resim
Resim

Menşe ülkeleri Kanada olan kırmızı mercimekler Menşei: Türkiye etiketiyle satılıyor. Ürünlerdeki menşe ülke bilgisini kontrol ederken; market etiketlerine değil, aldığınız ürünün ambalajındaki beyanı dikkate alınız.
Resim
Resim
Hiç ummazsınız ama sırf parlasın diye kırmızı mercimeğe bitkisel yağ karıştırıyorlar. Ürün Kanada’dan ithal
Resim

Çin’den ithal edilen ayçekirdeklerinde menşe ülke beyan edilmemeye devam ediyor. Etiket üzerinde menşe ülke belirtilmeden “İthal ayçekirdeği kullanılarak Türkiye’de üretilmiştir” ifadesi yer alıyor.
Resim

ABD menşeli kavrulmuş kabuklu badem günlerdir göz göre göre Türkiye menşeli gibi satılıyor. etiket verileriyle tüketiciyi alenen kandırıyorlar.
Resim
Resim
Danimarka’dan gelen peynir mayasını Trakya adıyla tescillemişler. Ne yoğurdumuzun ne peynirimizin mayası yerli değil. Bizim dediğimiz geleneksel tatlarımıza bile gerçekten sahip değiliz. İthalata bel bağlamayı bırakıp üretmek zorundayız ve bunu geniş bir yelpazede başarmalıyız.
Resim

Gördüğünüz bu sarımsaklara ithalat izni 21.04.2020 tarihinde verilmiş.
Çin’deki sarımsaklara muhtaç kaldıysak, vay halimize.

Resim

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletiGönderilme zamanı: Sal Ara 08, 2020 4:39
gönderen İlteriş Kağan
Ulan Hacı Șakir bile yerli ve millî değil.
Aklınıza değil de hislerinize hitap eden ifadeler ile size bir şeyler satılmaya çalışılıyorsa, büyük bir ihtimal kandırılıyorsunuz demektir.
Resim

Türk çiftçisine bir kötü haber daha

İletiGönderilme zamanı: Prş Ara 17, 2020 16:54
gönderen İlteriş Kağan
Türk çiftçisine bir kötü haber daha geldi. Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması süresi 30 Nisan'a kadar uzatıldı
Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması yönündeki kararın uygulanma süresi 30 Nisan 2021'e kadar uzatıldı.
yanlış politikaları yanlış yönetmelerindendir dışa bagımlı bir politika izlediler ciftciyi zıraatciyi yok ettiler insanları bol Borç paraya ile yandaşa ranta alıştırıp botona teşvik edip tarım alanlarına yok ettiler sonuçmu işte bu

İthalat Rejimi Kararına Ek Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Resim
Karar uyarınca, yeni tip koronavirüs salgınının devam etmesi nedeniyle, hububat fiyatlarında yaşanan artışın önüne geçilebilmesi, iç piyasa fiyatlarının makul seviyelerde tutulabilmesi ve spekülatif fiyat hareketlerine meydan verilmemesi amacıyla ithalatında son 2 aydır gümrük vergisi sıfırlanan buğday, arpa ve mısır için bu kararın geçerlilik süresi 30 Nisan 2021'e kadar uzatıldı.

[b]Resmi Gazete[/b]
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/ ... 1217-2.pdf

soğanı savaş ülkesi suriyeden pirinci yunandan buğdayı moskof'dan vsvs alır hale geldik.

İletiGönderilme zamanı: Pzr Ara 20, 2020 6:50
gönderen İlteriş Kağan
Çay harareti alır, eşeklik bâki kalır - Nerenizden tutsam elimde kalıyor.
-Nohudu ithal ediyorsun, mercimeği ithal ediyorsun, eti ithal ediyorsun. Samanı ithal ediyorsun..
Hayvanlara yedirmek için samanı bile ithal ediyoruz, iyi mi!..
Tarım da hayvancılık da sizlere ömür!.
Millet başına gelecekleri çoktan hak etti. Türkiye'nin saman ithal etmesi, tarım politikasının iflas ettiğini gösteriyor.“Balık tutan değil, balık yiyen, tüketici bir topluma çevirdiler!”
Toprak Mahsülleri Ofis bile Yunanistan pirinci satar hale gelmiş, bu üstün başarılarından dolayı tebrik etmek lazım.
20 yılda kendi kendine yeten 7 ülke'den soğanı savaş ülkesi suriyeden pirinci yunandan buğdayı moskof'dan vsvs alır hale geldik.
Bu durumun sorumlusu Tmo değil. Merkezi politikalardır. Türkiyede tarım yapılamadığı için bu ürünlerin ithalatı devlet eliyle devlet kurumuna yaptırılıyor.

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim

Kendi toprağında intihar!!!

İletiGönderilme zamanı: Sal Ara 22, 2020 1:57
gönderen İlteriş Kağan
11 Aralık 2020 günü Danimarka'da çok ilginç bir basın toplantısı vardı...
Resim

O gün Taastrup şehrindeki meyve ve sebze hali Copenhagen Markets yerleşkesi içerisinde kurulan Danimarka'nın en büyük "topraksız dikey tarım" girişimi Nordic Harvest, verdiği hasatların tanıtımını yaptı...

Anders Riemann tarafından kurulan ve yaklaşık 7 yıllık bir çalışmanın ardından marketlerde mahsullerini sergilemeye hazırlanan Nordic Harvest, 7 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulu 14 katlı "dikey tarlalar"da ürünlerini haşere ilacı kullanmadan ve normal tarıma göre yüzde 95 su tasarrufuyla yetiştiriyormuş...

Danimarka'da 14 katlı "dikey tarla" ile yılda 15 kez hasat yapılacakmış...

Ufacık Hollanda nasıl çiçekçilikle ayakta duruyorsa, belli ki ufacık Danimarka'da da tarım "dikey tarlalar"da yükselerek dev bir sanayiye dönüşecek...

42 bin kilometrekarede 17 milyon nüfusuyla Hollanda, 43 bin kilometrekarede 6 milyon nüfusuyla Danimarka ile karşılaştıracağımız ülke ise, 783 bin kilometrekaredeki 82 milyon nüfusuyla, bir dönem dünyayı bile doyurabilecekken, kısıtlı tarım nedeniyle "kendi kendine yeten 7 ülkeden biri" tanımlamasına sıkıştırılan Türkiye...

Nasıl ağlanacak bir haldir bu... Danimarka kısıtlı arazilerde "dikey tarla"lar oluşturulurken, Türkiye'nin verimli tarlalarına devasa "gökdelen"leri yerleştirenlerin utancını da yansıtıyor bu haber!..

Peki; yaklaşık 19 bin kilometrekare içinde, dünyanın en verimli tarım alanlarından Harran Ovası'nı da bünyesinde bulunduran Urfa'nın ancak iki katı yüzölçümleri olan Hollanda ve Danimarka tarımda böylesine devasa yükseliş içindeyken, Türkiye'nin giderek içler acısı hale gelen çöküşü nereye varacak?..

Herşey yabancı artık...
Yalnızca Harran ve Urfa ovaları değil; Karacabey Ovası, Konya Ovası, Hatay'daki Amik Ovası, Adana'daki Çukurova ve Trakya başta olmak üzere, Türkiye'nin dört bir yanında, her yıl 4 ürün alınabilecek kapasitedeki verimli arazileri ile bir dönem "tarım cenneti" olan Türkiye'de, toprakların kaderine terk edilmesi, çiftçilerin göçe zorlanması, üretimin durması ve ülkenin bir süre sonra belki de maydanoz bile yetiştiremeyeceği bir yıkım sürecine girmesi koca memleketi nereye götürecek acaba?..

Türkiye'nin tarım alanında üretimden uzaklaştırılması, ülkenin en küçük gıda maddesinde bile dışa bağımlı hale getirilmesi, sosyal bunalımların yaratacağı yıkımdan ve terörün yol açacağı tahribattan çok daha büyük felaketlere yolaçmaz mı?..

Kimse gaflete düşmesin... Çünkü tarımın çökeceği Türkiye gibi bir ülkede; üretim duracağı için istihdam azalacak, tarıma dayalı sanayi batacak, gıda malzemeleri fahiş fiyatlara yükselecek, bunların yol açacağı ekonomik sarsıntılar büyük sosyal felaketleri getirecek ve bununla birlikte zaten susuzluk ve açlık kıskacında olan dünyadaki yıkım en çok da Türkiye'yi vuracak...

Diyeceksiniz ki vurmamış mı zaten?.. Maalesef tarımdaki çöküşün de yol açtığı sosyo ekonomik yıkımın ayak sesleri yıllardır ağır biçimde duyuluyor...

Bu rezalet gidişatı görmek için terk edilmiş köyleri, boş tarlaları, hurdaya atılan traktörleri ve mahkemelerde çiftçilerin içine düştüğü icra dosyalarını görmeye gerek kalmıyor...

Türkiye'nin dört bir tarafına yayılmış marketlerin raflarına baktığınızda, memleketin tarım alanındaki ahval ve şerâitinin nasıl dışa bağımlı hale geldiği çok net biçimde gözler önüne seriliyor...

Marketlerdeki gıda ürünlerinin çok büyük bölümünün üzerinde artık "Made in Turkey" yazmıyor... Yabancı menşeli gıda maddeleri market raflarını esaret altına almış...

Mercimek Kanada'dan, nohut Meksika'dan, sarımsak Çin'den, ceviz Amerika'dan, barbunya Kanada'dan pirinç Rusya'dan geliyor artık...

Heyhat... İsimlerinde Anadolu'ya ve de şehirlerimizin adlarına dikkat çeken gıda markalarının çoğunun ambalajında bile yabancı menşeli ürünler pazarlanıyor...

Velhasıl, "Yerli malı Türk'ün malı- herkes onu kullanmalı" deyimi bile artık boş ve gülünç bir slogana dönüşüyor...

Kendi ayağına kurşun!..
Evet; Türkiye bir dönem dünyanın sayılı tarım cennetlerinden biriydi...

Ancak o kahredici çöküş durmuyor; 24 milyon hektar tarım alanının yüzde 8,3'ü (2 milyon hektarı) atıl durumda...

Onlarca baraja rağmen Türkiye'de tarım arazilerinin ancak yüzde 25'inde sulu tarım yapılabiliyor...

Danimarka'da apartmana benzeyen "dikey tarla"larda en az suyla ilaçsız tarımı yapılırken, her köşesi tarım alanı olan Türkiye'de çiftçi sayısı son 12 yılda yüzde 48 azalmış...

Ne yazık ki Anadolu'da tarım alanları da son 18 senede yüzde 12,3 azalmış, sebze bahçeleri ise aynı dönemde yüzde 15 küçülmüş...

Ajanslara yansıyan TÜİK verilerine göre; tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2002'de 7 milyon 458 bin kişiyken, 2020 Şubat ayı itibariyle 4 milyon 157 bin kişiye gerilemiş...

Son 18 yılda yaklaşık 3.5 milyon insan sektörden çekilirken, tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı yüzde 44 azalmış...

AKP iktidarının çiftçiye 2018 yılında vermesi gereken 37 milyar 29 milyonluk desteğin 22 milyar 540 milyon lirasını vermediği bir ülkenin kara tablosudur yukarıdaki manzara...

Türkiye'de tarım sektöründeki krize, üreticilerin ve tarıma dayalı sanayinin çöküşüne en çok dikkat çeken gazete olan Yeniçağ'ın son bir haftadaki manşetlerini de anımsatalım ki; memleketin üretimdeki erozyonunun en az terör ve sosya yıkımın tahribatı kadar tehlike çanları çaldığı anlaşılıversin;

"700 bin köylü tarımı bıraktı", "Tüccar hedef alındı, çiftçi vuruldu" ve "Çiftçiye darbe üstüne darbe!.."

Ne dersiniz; Danimarka gibi ülkeler küçücük "dikey tarla"larda devleşirken, bir verimli arazi cenneti olan Türkiye kendi toprağında intihar etmiyor mu?..

Mehmet FARAÇ

Ne Yediğinizi Bilin

İletiGönderilme zamanı: Pzr Ara 27, 2020 3:25
gönderen İlteriş Kağan
Hollanda'dan buğday nişastamız da gelmiş
Resim

Maalesef bu da Hollanda'dan
Resim
Resim

İktidara oy verdiğini söyleyen Niğdeli çiftçi isyan etti.

İletiGönderilme zamanı: Cum Oca 08, 2021 16:54
gönderen İlteriş Kağan
AKP iktidarına oy verdiğini söyleyen Niğdeli bir çiftçi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek; “5 senedir burada bir oy veriyorum, bütün millete rezil oldum. Sayın Cumhurbaşkanım lütfen bizim sesimizi duyun ya. Vallahi battık billahi battık, Allah çarpsın battık ya!' ifadelerini kullandı. Görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Resim
AKP iktidarına oy verdiğini söyleyen Niğdeli bir çiftçinin sözleri sosyal medyada gündem oldu.Tarlasındaki patatesi satamamaktan şikayet eden çiftçi borçlarını ödeyemediğini söyledi.

“5 senedir burada bir oy veriyorum, bütün millete rezil oldum” diyen çiftçi, “Allah çarpsın battık ya. Sayın Cumhurbaşkanım lütfen bizim sesimizi duyun. Vallahi battık billahi battık. İstanbul'daki dükkanımı da batırdım, buradaki dükkanımı da batırdım. Bizim Niğde milletvekillerinin ikisi de oturuyor, makamından çıkmıyor. Bir milletvekili var göbeğini yırtıyor, Allah razı olsun ondan. Bir o sesini çıkarıyor.” sözleriyle yaşadığı sorunları dile getirdi.

'PATATESLERİMİZ ÇÖPE GİTTİ'
Çiftçi, şu sözlerle dert yanmaya devam etti: “Allah rızası için yapmayın. Çiftçi patatesini kaldırırsa; mobilya alır, araba alır, arsa alır, ev alır, altın alır, her şeyi alır. Burada çiftçiyi batırdın mı bir şey yapamazsın. Geçen sene ithal, dışardan mal geldi o malları sattık, bizim patateslerimiz çöpe gitti. Tanzim kuruldu, halde bizi bitirdiler. Artık bizim sesimizi duyun Allah rızası için ya. Ne borç ödeyebildim ne borç ödeyebilirim yani. Ödeyemem ya. Mümkün değil, kimse kusura bakmasın. Para kazanırsam borç öderim, kazanamazsam nasıl ödeyeyim?”

“DİĞER ÜLKELERİN ÇİFTÇİLERİ KALKINDI, BİZ BATTIK”
Bir diğer çiftçi ise elindeki 4 büyük boy patates ve bir küçük boy patatesle, yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlattı. İlk önce sırayla elindeki 3 tane büyük boy patatesi gösteren çiftçi, “Şu, elektrik ödemesi. Şu, işçi parası. Şu, ilaç parası. Şu, gübre parası” dedi. Daha sonra elindeki küçük boy patatesi göstererek, “Şu da bize kalıyor, bunu da satamıyoruz, 50 kuruş, 40 kuruş… Ne olacak bu çiftçinin hali? Tarım bakanı ‘çiftçi halinden memnun' diyor. Onlara göre çiftçi halinden memnun. Çiftçiyi batırdılar. Dış ülkelerin çiftçileri kalkındı, biz battık” şeklinde konuştu.

Haberin Videosu http://bc.vc/eUfe5HK

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletiGönderilme zamanı: Pzt Oca 11, 2021 9:23
gönderen Gönül Pınar Atacı
Baştan sona dek hepsi de tamamen NESNEL, gerçek YURTSEVER ve derin BİLİMSELbir yöntemle ve yaklaşım uygulanarak ve özel ve tüzel arşivler ve kanıtlar taranarak seçilmiş, alıntılanmış, irdelenmiş, yorumlanmış ve sunulmuş yüzlerce belge, bilgi, veri ve gösterge içeren ve okuyucu rekorları kırmış bulunan MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir yazılı ve görsel teşhir dizisi. Fenonemal düzeyde yetenekli yazarı sevgili İlteriş KAĞAN’a ve çok değerli yayıncısı sevgili GÜNCEL MEYDAN'a en yürekten tebrikler ve teşekkürler, selamlar ve saygılar, yeni başarılar ve utkular, en iyi dilekler ve özel bir ithaf :

BUNLAR, HİZMETCİLERİ, KÖSTEBEKLERİ VE KOLTUK DEYNEKLERİ.

Bunlar,
BOP’ un en eski ve en yeni adamlarıdır
Ve bunlara bağlı Beşinci Kol ajanlarıdır.
Nihai emelleri ve menzilleri cihadı,şeriyatı ve hilafeti getirmektir
Yani bu yüce yurdu ve kadim ulusu tutsak edip tarihten silmektir.
Bunların bütün bu açık ve en gizli suçları ve günahları sıra dağlar denli çoktur.
Bunlara, bu ulu ve kutsal vatan topraklarının üstünde de altında da yer yoktur.
Bunlar,
Ve tüm açık ve gizli, önlüklü ve önlüksüz hizmetcileri,
Yeraltı ve yerüstü küresel,bölgesel,yerel köstebekleri
Ve de örtülü ve örtüsüz sağ ve ‘sol’ koltuk deynekleri
Er veya geç ama mutlaka teşhir, tel’in ve mahkum edileceklerdir
Ve süpürülüp cehennemin o en derin dibinin içine döküleceklerdir.

Gönül Pınar Atacı, 9.Ocak.2021