1. yüz (Toplam 1 yüz)

Türklerin Kökünü Kim Kurutuyor? - II

İletiGönderilme zamanı: Cum Ağu 07, 2009 7:19
gönderen Ram
Bir önceki yazıda Türkçenin fiil köklerini kurutmak için fiil çekimleri yerine ‘yapmak’ fiilini nasıl “yardımcı fiil” olarak kullanıldığına değinmiştik.

Türkçenin temel öğesi olan fiil kökleri kurutulunca Türkçe anlatımın da bozulması kaçınılmazdı.

Öyle de oldu: ‘Söylemek’, ‘demek’, ‘anlatmak’ , ‘belirtmek’ , ‘açıklamak’ kök fiillerini kullanarak “dedi” , “anlattı” , “belirtti” , “açıkladı” demek yerine saçma sapan anlatımlar türedi:

“…” anlatımı kullandı.
“…” diye konuştu.
“…” İfadesini kullandı.
“…” şeklinde ifade etti.
“…” şeklinde konuştu.
“… “ diye zikr-etti
“…” diye ifade etti.
“…” şeklinde slogan attı.

Kulak tırmalanmasından kaçmanın en kestirme yolu yabancı sözcük eklemektir. Beyinde açık bir anlam yankılanması yaratmayan yabancı sözcük eklendikçe bozuluyor; bozuldukça ekleniyor. “Başkan ‘Start alınma sürecinin başladığı’ ifadesini zikretti” örneğinde olduğu gibi.

Haberleştiren ya da köşede yazan kişi, bir başka kişinin sözlerini, satırlarını “…” arasına olduğu gibi alınca, o kişinin ya öyle konuştuğu ya da öyle yazdığı belirtilebilecekken, “Adam ‘…’ şeklinde ifade etti” diyerek saçmalıyor. Saçmalıyor, çünkü konuşma bir cisim değil ki şekli olsun!

Saçmalamanın önü bir kez açılınca gerisi de geliyor: Kök fiil çekimiyle “verebilir”, “gelebilir”, verecek”, “gelecek” diyeceği yerde kıvırtıyor ve “vermesi söz konusu olacak” diyor.

Kökler yıkılınca yabancı sözcüklerin kullanımının çoğalması da saçmalığı yoğunlaştırıyor:

Uzakta” ya da “uzaklıkta” yerine “Çok uzak mesafede” yani “çok uzak uzaklıkta” demek zorunda kalıyor.

Kökler ölünce yineleme, gereksiz söz ekleme kaçınılmazdır:

Faaliyetlerini yürütmeye devam etti.

Faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.

Kapının faaliyete geçirilmesi bekleniyor.

ŞU ANKİ SÜREÇ İTİBARİYLE

Kök ve çekim kalkınca köklerden takılarla anlatım da ölüyor ve “Geçen süre zarfında” örneğinde görüldüğü gibi yeni buluşlar türüyor. Oysa “Geçen sürede” dese kıvranmayacak.

Kök öldürülünce Türkçe sözcükler de birbirini öldürmeye başlıyor. Bir işin aşamalarının tümünü belirten “süreç” sözcüğü, “dönem” sözcüğünün yerini alıyor. “Gelişim süreci” , “üretim süreci” ne denli uygunsa, “Bir aylık süreçte” o denli saçma değil mi?

Hem ‘süre’ hem de ‘dönem’ öldürülünce onlarca yıl sonra bir başka yabancı, “İtibar” sözcüğü dillere yapışıyor.

Sorun bu sözcüğün yabancılığından çok; saçmalıklar üretimine katkısındadır:

Şu anda” , “Şimdi” ya da “şu andan sonra” diyeceği yerde “Şu an itibariyle” diyor ve beyninde bir anlam karşılığı bulunmayan “itibar” sözcüğüne de yazık ediyor. Bununla kalsa neyse, bir ceza davası açılmasına neden olacak “itibar” kullanımı daha da ilginç: “Dövülmesi itibariyle…

Dövüldüğüne göre” mi, “Dövüldükten sonra” mı ya da “Dövüldüğü için” mi? Hiç belli değil!

Bu yıkım işinde sayısız öğretmenin yer alması, kötülüğün gelip geçici bir öykünme olmadığını gösteriyor ve biz de telaşlanacağımız yerde “panik yapmaya başlıyoruz!

Ne dersiniz?

Çok mu kötümseriz!

3 Ağustos 2009 / Mustafa YILDIRIM