Prof. Dr. Yasin Aktay’a Açık Mektup / E. Fuat TEKÇE

Prof. Dr. Yasin Aktay’a Açık Mektup / E. Fuat TEKÇE

İletigönderen Balasagun » Pzt Ara 02, 2013 11:58

Prof. Dr. Yasin Aktay’a Açık Mektup

Sosyololoji profesörü Yasin Aktay katıldığı bir panelde “Türk yoktur!” deyip bir dostunun beğendiği tanımlamasına da atıfta bulunarak “Türk, siyasetin yarattığı bir sentezdir” buyurmuş!

Atatürk’ü sevmeyen, laik Cumhuriyet düşmanı, anti-demokratik, kendi ifadesiyle dindar, muhafazakar ve Anayasa Mahkemesi’nce de gerici AKP’nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğuna göre, avanak kasnak gibi dönüp dolanan çatlak plaktan çıkan bu seste şaşılacak bir taraf yok. Atasözümüzdür: Armut dibine düşer. Aktay’ın haddini bilmez müessif lafazanlığında da öyle olmuş, gezi olaylarını kasıtla mecliste muhalefete “ulan hepiniz ordaydınız be!” diyen Başbakan Erdoğan’ın emsalsiz sözlüğüne yakın düşmüş!

Ancak, mazur görsünler, anlayamadığım bir husus var - yardım ederlerse müteşekir kalırım.

Profesör unvanını kazanmak herhalde Türkiye’de de kolay olmasa gerek! Bu nedenle soruyorum: Dünyaca ünlü Türkologlar ile onların eserlerinden Aktay’ın hiç mi haberi yok?

Mesela Türk oğlu Türk bir Kaşgarlı Mahmut, Profesörler Zeki Velidi Togan, Fuat Köprülü, Reşit Rahmeti Arat, Besim Atalay ve daha pek çokları ile Anadolu’daki bin yıllık yakın Türk tarihi için de “Oğuzlar” adlı başyapıtın yazarı Faruk Sümer’den, veya yabancılardan Joseph de Guignes, Vilhelm Thomsen, Wilhelm Radloff, Eduard Chavannes, W.Bang, Rene Grousset, Wolfram Eberhard, Laszlo Rasonyi, Gyula Nemeth ve Gyulo Laszlo gibi ünlü Batılı Türkologlardan? Ya da Avusturyalı tarihçi, diplomat ve bir Doğu bilimleri uzmanı olan Joseph Hammer-Purgstall’ı da mı bilmiyorlar? “Osmanlı Devleti’nin Tarihi” adlı on ciltlik devasa eserinin önsözünde ilk düşünce olarak Hammer “Türkler” der, “dünyanın en eski halklarından biridir!” Gök fiziği biliminde dünyanın tarihi 4,5 milyar yıl, insan bilimi antropolojide de “halklar” dediği insanlığın tarihi de 2 milyon yıl olduğuna göre, Hammer’ın Türkler hakkındaki saptamasının anlamını varın Siz düşünün artık, Sayın Aktay!

Türkologlar listesi daha da genişletilebileceği gibi kahramanımız Aktay’da bize bizi tanıtıp anlatan bu ünlü bilim adamlarından haberi olmayabilir. Çünkü durduk yerde ahkam kesmek yerine araştırmak, bulmak ve okumak lazım. Mesela, Zeki Velidi Togan’ın [i]“Genel Türk Tarihi’ne Giriş”[/i] adlı şaheser yapıtı ile başlayabilir. Gerisi kendisine kalmış. Çünkü yerli ve yabancı kalemlerin Türk tarih yazını çok zengindir! Mesela Fransızca biliyorsa de Guignes’le ya da Almanca biliyorsa Radloff’la devam edebilir.

Anlaşılan Aktay’ın Göktürk Anıtları’ndan da haberi yok. Ya da ayrılıkçı Kürtçülük ideolojisi uğrunda görmezden geliyor. Oysa, Türk tarihinin ilk somut belgeleri orta-kuzey Moğolistan’daki Orhon ve Selenga nehirleri kıyılarının aşağı boylarına 8. yüzyılda dikilmiş Bilge-Kaan, Kül-Tigin ve Tonyukuk taş yazıtlarıdır. “Kők-Tűrk Kitabeleri” ya da “Orhun Yazıtları” olarak bilinirler. Hiç kuşkusuz her biri Türk dilinin birer anıtsal yapıtıdır. Daha kuzeydeki Yenisey (Ulu-Kem, Yeniçay) nehrinin yukarı boylarında, belki 6. ama kesinlikle 7. yüzyıldan kalma yirmiiki yazıt daha vardır. Kök-Türk’lerin kültür, tarih ve uygarlığına ışık tutan Orhon ve Selenga yazıtlarına karşılık, silik Yenisey yazıtları yeterince okunamamıştır.

Ancak, varlıklarından 18. yüzyılda ilk kez haber alınan bu yazıtların Avrupa ülkelerinde hızlandırdıkları Türkoloji akademilerinde bilimsellikle saptandığı üzere, genel Türk tarihinin Asya’daki Hun (M.Ö. 209 – M.S. 226) ve İskitler içindeki Saka Türkleri’nden de (M.Ö. 7-4. yüzyıl) gerilere, Minnusinsk (Abakan) bölgesindeki Afanasiev (M.Ö 2500-1700) ve Andronovo (m.ö. 1700-1200) kültürlerine [1]  kadar giden geçmişi, en geç bu kültürlerden yola çıkıldığında çaçimizdan en az dörtbin yıl öncesine uzanır. [2]  Tarih yazını incelendiçinde görülecektir ki dünkü ve bugünkü tanınmış insan bilimi uzmanlarından pek çoğu, çoban göçebelikle bir arada yürütülmüş bu yarı yerleşik tarım kültürünü yaratan kimselerin “Proto-Türk”ler, yani Türk soyunun ilk tipleri [3] , başka bir deyişle ön-Türk’ler oldukları üzerinde arkeolojik bulgular ilerledikçe birleşmişlerdir.

Bu yazıtlardan Rus arkeolog Yarnidsev’in 1890 yılında bulup yayın yoluyla dünyaya tanıttığı, 735 yılında oğlu Tenri Kağan tarafından dikilmiş Bilge Kağan yazıtına hak edilmiş Bilge’nin şu sözlerini anımsayalım:

« Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer denizi delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir?»

« Ey Türk ulusu! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, özgür ve bağımsız ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.»

« Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye, bitesiye çalıştım... »


Şimdi soralım: 1278 yıl önce tarihe kaydedilmiş bu sözlerdeki Türk adı acaba o zamanların hangi siyaseti ya da siyasetçisi tarafından bulunmuş bir sentezdir? Yoksa bir gerçeklik mi?

Evet, milletvekili ve yurttaş Aktay, cevabınız?

Emperyalizmin kışkırttığı Kürt milliyetçiliği inadınızla dikkat edin de bir gün oy uğrunda sizlere göz yumanlarla birlikte dört bin yılı bilimsellikle kanıtlanmış Türk tarihinin altında kalmayın. Yoksa maazallah…

* * *

Dipçe:
 [1]  Orta Asya’daki Batı Sayan Daçları’nın kuzeyi ile yukarı Yenisey’de bulunan bu yerlerin adlarıyla anılırlar.
 [2]  Rus arkeolog, etnogenez, tarihçi ve Türkolog’larından Lev Nikolayeviç Gumilöv (1912-1992) “Eski Türk’ler” adlı önemli yapıtında (Birleşik Yayıncılık, Istanbul. 1999, s. 48), bu tarihi, insan bilimi (antropoloji) ve tarih öncesi dönemlerine ilişkin çok sağlam açıklamalarla M.Ö. 9000 yılına kadar indirir.
 [3]  Eski deyişle “cedd-i a`lâ” = dip atalar, ön-Türk’ler


E. Fuat TEKÇE, 2 Aralık 2013
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Şu dizine dön: E. Fuat TEKÇE

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x