ULUSÇU ATATÜRK

ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Tuzla » Pzr Nis 24, 2011 15:06

ULUSÇU ATATÜRK

Ulus: Ne ırka, ne coğrafya'ya, ne siyasete ne de kişisel isteğe bağlı bir topluluktur. Ulus, aralarında ortak bir dil bulunan, ortak geçmişe sahip olan, aynı tarihe sahip bireylerden oluşan topluluktur.

Ulusçuluk ise; Ulusal kültürüne sahip çıkmak, ulusal benliği hâkim kılmak ve her alanda ulusal olmaktır.(Ekonomide, yaşam tarzında vb.) Din ve ırk ayrımından uzak, ortak yurttaşlık temelinde birleşmektir.

Ulusçuluk, kimilerine göre sapkınlık iken, kimilerine göre de şovenizm ve faşizmin ta kendisi…

Sizce hangisi doğru?

Gelip geçici hükümetlere bağlı olmayıp, bu hükümetlerin çıkarlarına bağlı kalmayıp, vatana ve ulusa gönülden bağlı olmak mı, yoksa bir takım kişilerinde dediği gibi: " Ulusçuluğun özünde bölücülük vardır. Biz her türlüsüne karşıyız." söylemi mi? Doğru olan hangisi?

Ulusçuluk davası siyasi bir dava olmadan önce ilme, ilmi unsurlara dayandırılmış bir hedef gaye demek değil miydi? Yoksa biz yanlış biliyoruz da ulu önderin sözlerini yanlış mı aktarıyoruz? Bu kavramı büyük bir tehlike olarak gören birçok insan barınmakta yurdumuzda. Anti ulusçu diye adlandırdığım bu kesim, ulusçu hisleri bastırmak ve hatta yok etmek için akla gelen tüm yolları deniyor. (Kimileri AB diyor, kimileri din diyor, kimileri üst kimlik-alt kimlik diyor, kimileri de insan hakları diyor.)

Peki ya Atatürk bu konu hakkında ne diyor?

"Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz; Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar dolu olur."

Ulu önder böylesine anlaşılır bir şekilde durumu açıklamışken, Cumhuriyet temelini güçlendirmenin ulusçuluktan geçtiğini belirtmişken, Atatürk’ün ulusçuluğuna karşı bu insanlar neden hala söylem ve davranışlarını Atatürk'ün arkasına sığınarak devam ettiriyorlar? Bu insanlara bazı şeyleri anlatmak için Galiyev gibi bir insan lazım olsa gerek. Bakın Sultan Galiyev ne diyor?

"Milli hisler yok edilemez, sadece uyutulabilir. Sonra elbet bir gün tekrar gün yüzüne çıkar."

Ne güzel bir söz değil mi? Anti ulusçular ne yaparlarsa yapsınlar yurttaşlarımızın ulusal benliğini yok edemezler, sadece ulusal benliği bir süreliğine gizletebilirler.

Eğer gizletmeye, uyutmaya kalktıkları Türk milletinin ulusal his ve duyguları ise; Türk ulusu uykudan uyandığında öyle bir tokat atar ki bir daha doğrulamazlar…

Bahsettiğim bu insanlar "Atatürkçüyüm!" diye geçiniyor ve birçok Kemalist’i bu düşünceler ile zehirliyor. Gelin biz de önderimizin bu konuya nasıl yaklaştığını öğrenelim ve ona göre yorum getirelim. Yani " Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayalım."

Günümüzün en revaçtaki yaygarası: Ana dilde eğitim hakkı. Konuya şu soru ile giriş yapmak istiyorum. Böyle bir imtiyazın tanınması ulus içerisinde bölünmelere neden olmaz mı? Aynı ulusu oluşturan insanların birbirlerine karşı tavır almalarına neden olmaz mı? Diyelim ki “Hayır böyle olmaz.” dediniz. Peki, bu toplum nasıl anlaşacak, nasıl derdini anlatacak, nasıl konuşabilecek, nasıl yurdun dört bir köşesinde oturan yurttaşla diyalog kurabilecek?

Sorularımın cevabını lütfen ulu önderin düşüncelerini okuduktan sonra verin.

Gazi Paşa diyor ki : " Türk demek dil demektir. Ulus olmanın çok belirgin niteliklerinden birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden önce mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültüründen ve toplumundan olduğunu ileri sürerse, buna inanmak doğru değildir."

Gündemimizde oldukça yer kaplayan başka bir moda söylentiye geçelim. Türklük kavramının demokratikleşme yolundaki en büyük sorunlardan birisi olduğu safsatasına değinelim. Birileri anayasadan bu kavramı çıkararak demokratikleşileceğine inanıyor. Kimisi halkların kardeşliği diyor, Türkiye halkı diyor kimisi Türkiye halklarını kucaklamaktan bahsediyor.

Bugün bu söylemler PKK'nın söylemleri ile örtüşmüyor mu? Yahu bir ulusun içinde kaç ulus yaşar? Zaten bu söylemleri dile getiren zihniyetlerde bir ayrımcılık başlamamış mıdır? “Biz bir değiliz, aynı değiliz zaten.” diyerek de bunu açıkça ortaya dökmemişler midir? Bakın Gazi Paşa diyor ki; Türkiye Cumhuriyet'ini kuran Türkiye halkına Türk ulusu denir." Açıkça görülüyor ki Gazi Paşa ortak geçmişe, ortak kültür ve birlikteliğe sahip olan herkesi tek bir çatı altında toplamış, ırka, kana, kafatasına dayanmayan bir ulus devlet kurmuştur.

Diğer bir sorun ise; Okulda, televizyon kanallarında, sokakta, her yerde ulusumuzu küçük görme ve aşağılama propagandası… Avrupa ile kıyaslamalar, “Her şeyin iyisi Batı'dadır, bütün kötülükler ve fenalıklar burada, Türkiye'de.” gibi düşünce ve söylemler. Peki gerçekte de bu böyle midir?

Oysaki, Gazi Paşa ulusuna o kadar çok güveniyor ve inanıyordu ki bunu söylemlerinde de dile getiriyordu.

"Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur." diyerek ulusuna altı yüz yıldır Osmanlı’nın elinde esir tuttuğu ulusal kimliğini kazandırıyor ve her türlü güçlüğü çözeceğine sonuna kadar inandığını dile getiriyordu. Türklüğü ile o kadar çok övünüyor ve ona bağlı kalıyordu ki, bir akşam sofrada gazetecilerden birisinin sorduğu bir soruya: "Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız." diyordu.

Gazi Paşa her alanda ulusalcı idi. Halkına ulusal bir kimlik kazandırmaya çalışıyordu. Bunu yaparken de şanlı Türk tarihini anlatıyor ve hatırlatıyordu.

Gazi paşa bu amaçla; 1927'de piyasaya çıkarılan 5 ve 10 liralık banknotların üzerine bozkurt resmi koydurmuştu.1930'da da Türk tarihinin ana hatlarını yazdırmaya başladığında, tarihçilere İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan öncede şanlı bir Türk mazisi olduğunu anlatmıştı. 1930'lu yıllarda Türk bayrağını değiştirmeyi bile düşünmüştü. Gazi Paşa, ay yıldız simgesinin Osmanlı'yı ve Arap dünyasını çağrıştırdığına inanıyormuş. Bu sebep dolayısıyla Türklere İslam öncesinde de büyük devletler kurduğunu ve de özlerini hatırlatmak için; Türk bayrağını mavi fon üzerine konulmuş yeşil kurt kafası bulunan bayrakla yani Göktürk bayrağı ile değiştirmek istemiştir.

Ulu önder Türk dünyasındaki gelişmeleri de büyük bir dikkatle takip eder, değerlendirirdi ki diğer Türk devletlerine karşı yükümlülüklerimizin olduğunu dile getirir ve belirtirdi. Bu konuya yönelik olarak Gazi Paşa'nın neler söylediğine bir göz atalım.

"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat, yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Bugün Rusya’nın elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaşabilir. İşte bu nedenle Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Rusya'nın idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır."

Biz ise Ermenistan ile protokoller imzalıyoruz, Hocalı'yı gündeme getirmiyoruz. Türk Dünyası ile bütün irtibatımızı kopartıyoruz ve sonra da farklılaşıyoruz, ulusal benliğimizden uzaklaşıyoruz...

Son olarak, Uğur Mumcu'nun da dediği gibi: "Ulusçuluk, sömürücülerin değil, Mustafa Kemal devrimcilerinin bayrağıdır".


ÖZGÜR VİRLAN
ozgurvirlan@hotmail.com
Kullanıcı avatarı
Tuzla
Üye
Üye
 
Mesajlar: 5
Kayıt: Cmt Şub 26, 2011 14:06

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Erhan Sandıkçı » Sal Haz 28, 2011 14:57

''Ben her şeyden önce bir Türk milliyeteçisiyim'' K. ATATÜRK

''Milliyetçilik'' sözcüğünü ağza alamayanlar ''ulusçu'' demeye devam etsin, bu güldürü nereye kadar gider bilemiyorum...
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
ERHAN SANDIKÇI - www.facebook.com/billiejoe8 - www.twitter.com/ErhanSandkc
Kullanıcı avatarı
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
Mesajlar: 86
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen GEZGİN » Sal Haz 28, 2011 17:18

Erhan Sandıkçı yazdı:''Ben her şeyden önce bir Türk milliyeteçisiyim'' K. ATATÜRK

''Milliyetçilik'' sözcüğünü ağza alamayanlar ''ulusçu'' demeye devam etsin, bu güldürü nereye kadar gider bilemiyorum...

Ben yazacaktım benden önce davranmışsınız . Bende merak ediyorum milliyetçilik ile ulusçuluk arasındaki farkları sayabilir mi yazının sahibi arkadaş . Acaba Türk milliyetçiliği faşistlik olarak mı algılanmakta ?


Bu konuda çok ciddiyim lütfen biri cevaplasın milliyetçilik ile ulusalcılık arasında fark nedir ?
Kullanıcı avatarı
GEZGİN
Üye
Üye
 
Mesajlar: 114
Kayıt: Çrş Kas 10, 2010 23:17

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Erhan Sandıkçı » Sal Haz 28, 2011 20:07

Bu konuda hep bir şey söylenmekten kaçınılıyor aslında. Ulusçuluk ya da ulusalcılığı ''Milliyetçilik sözcüğü arapça kökenli'' diye mi savunuyorlar, yoksa ''solculuk + milliyetçilik'' karışımı bir şey mi bu ulusalcılık?

''Ulusalcılık''ı sık kullananlardan bir örnek: Doğu Perinçek.

Adını ''kardeşlik'' koyduğu doğu mitinglerinin birinde (1dk20sn) ''Bu topraklarda milliyetçilik kan getirir'' diyor. Demek ki MİLLİYETÇİLİK yerine ulusçuluk/ulusalcılık sözcüğünü kullananlar, milliyetçiliğe bir faşizm damgası vuran ''layt milliyetçilik'' olarak bu akımı destekliyorlar.


Ha, ta Attilâ İlhan'a dayanan bir geçmişi vardır, ona bir şey söylemiyorum. Attilâ İlhan Türkçü ve Solcuları bir akımda birleştirmek için çabalamıştır belki dönemin siyasi-toplumsal havası gereği, amma velakin bugün milliyetçi sözcüğüne allerjisi olup ta Mustafa Kemal'e bile ''ulusalcı'' diyen tiplerin milliyetçiliğe çamur attıklarını görünce sinirleniyorum iki yüzlülüklerine...
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
ERHAN SANDIKÇI - www.facebook.com/billiejoe8 - www.twitter.com/ErhanSandkc
Kullanıcı avatarı
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
Mesajlar: 86
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Tuzla » Sal Haz 28, 2011 20:13

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ulu önder der ki: “Ülkelerini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
şahsıma yapılmış olan eleştirilerinize cevap olarak söylemek isterimki Milliyet ve Milliyetçilik Arapça kökenli bir sözcüktür. O yüzdendir ki Milliyetçiliğin Türkçe karşılığı olan Ulusçu kelimesini kullandım. Unutmayalım ki milliyetçilik her alandadır. Gündelik hayatta kullandığımız kelimler de buna dahildir. Bende yazımı bir Türk Ulusçusu ( sizce doğru olan Türk Milliyetçisi) gibi yazmaya çalıştım. Eğer yazımı okursanız dediğiniz gibi takıntılarım olmadığını anlayacaksınız. Miliyetçi kelimesine herhangi bir alerjim yok sadece Türkçe karşılığını kullanmak istedim. Hepsi bu.Eleştirilierinizinde daha seviyeli olmasını rica ederim..
Kullanıcı avatarı
Tuzla
Üye
Üye
 
Mesajlar: 5
Kayıt: Cmt Şub 26, 2011 14:06

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Erhan Sandıkçı » Sal Haz 28, 2011 20:39

Teşekkür ederim yanıt için.
Milliyetçilik yerine uluşçu/ulusalcı sözcüğü kullanan HER kişiye önce bunu sormak gerek, Türk milliyetçiliğine ''faşizm'' göz(lüğ)üyle mi bakıyor anlamak için.
Bunun yanıtını aldık sizden.

Ayrıca dil konusunda şunu söyleyeceğim, Atatürk'ün de önemle üstünde durduğu üzere, Türk dilini yabancı dillerin boyundurluğundan kurtarmak milletimiz için yararlı bir iş ise de Türk milliyetçiliğini kesinlikle Türk milletine yaramayacak bir şekilde DÖNÜŞTÜRMEYE (dezenformasyon) çalışmak ve bu projeye (takdir edersiniz ki Türkiye için tek proje BOP değil, tüm siyasi-toplumsal-ekonomik yapıları tarumar etmek için büyük-küçük yüzlerce projesi vardır Batının) bir şekilde destek vermek de zararlı bir iştir.
Teraziye koyup ölçüp biçmek gerekir.
Ülkemiz için hangisi faydalı?
Ben sonunda dek Türk milliyetçisiyim.
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
ERHAN SANDIKÇI - www.facebook.com/billiejoe8 - www.twitter.com/ErhanSandkc
Kullanıcı avatarı
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
Mesajlar: 86
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: ULUSÇU ATATÜRK

Mesajgönderen Ram » Çrş Haz 29, 2011 3:58

"Milliyetçilik" yerine "Ulusçuluk" demek, Milliyetçiliğin -sözdeşi- Ulusçuluğun gereğidir.

Kimileri, MHP [Türk-İslâm sentezi (onlar ısrarla "Türk-İslâm ülküsü" der)] türü milliyetçilikten, kimileri ırkçı-Turancı Atsız anlayışının ürünü olan milliyetçilikten kendilerini ayırmak için ulusalcılık sözcüğünü kullanmış olabilir. Başka kimileri de bu sözcüğün arkasına sığınıp anlamına aykırı eylemlerde bulunmuş olabilir. Ancak bunlar bir neden değildir.

Öncelikle ulus ve ondan türeyen ulusçuluk sözcükleri Türkçedir ve ulusal duyarlılığı olanların -tıpkı diğer birçok sözcükte yapılması gerektiği gibi- içtenlik (bkz. samimiyet) göstergesi olarak Türkçe sözcük kullanmaları, bunun için çabalamaları bir koşuldur.

Bu da yetmez; Türkçe, kullanılırken kurallarına uygun, düzgün olarak kullanılmalıdır.

Türklük öyle kolay değildir.

Dipçe: Benimsediği öğretinin güdümlemesi nedeniyle -tanınmış- birtakım kimseler veya bu gibi kimselere kanarak içgüdüleriyle ilerleyen yurttaşlar, yıllardan bu yana Arap-Fars kökenli sözcükleri korumak için uğraşır. Örneğin 1071'ci [**]  bazı kimseler ulus sözcüğünün Moğolca olduğunu yazadurmuştur. Bunlara kanan yurttaşlarsa bunu yineleyip dururlar. Ne için¿? Arapça-Farça-Türkçe karışımı Osmanlıcayı, benimsediği öğretinin gereği olarak korumak ve yüceltmek olanların ardına takıldığı için. Yoksa sözcüğün Moğolca olduğunu düşünerek buna karşı çıktığından değil.

Gelgelelim tarama sözlüğünde birkaç kez "aşiret, halk, kavim ve millet" anlamlarında geçen ulus sözcüğü Türkçedir ve Moğolcada da yer bulmuştur. Divanü Lugati't-Türk'te köy ve şehir anlamında kullanılan uluş sözcüğünün kökeni Okhun Yazıtları'nda geçen "Bukarak uluş (Buhara şehri)" olarak gözüküyor. Yine Moğolcada çıkan genel anlamıyla- "ülke ve içindeki Kağan'a bağlı insanlar" -kısaca yurt diyelim- anlamının kökeni de yine Orkun Yazıtları'nda görülebilir. [*] 

Özetle uluş/ulus sözcüğü, boy, halk, topluluk, vatan, millet ve devlet anlamlarında kullanılagelmiştir.

Her ne kadar sanlı birsi, asıl "budun" sözcüğünün uygun olduğunu ve ulus sözcüğünü de "sıradan topluluk" anlamına sıkıştırıp yazmış olsa da, budun sözcüğünün anlamındaki ırk bağından, bunun getireceği sorunlardan söz etmiyor ve bugün, ulus sözcüğünün geniş anlamını ve kendinden türeterek kazandırdığı sözcükleri görmezden geliyor! Yoksa 'BİZ'ce Türkçeyi dizgesel olarak çıkmaza sokanlar oldukça açıktır; alışkanlıklarından cayamayan bilim adamları da bunu iyice düşünmelidir, bu çıkmazda onların da payı vardır. Unutulmamalıdır ki ancak kullanıldıkça -ulusal dili oluşturan- sözcüklere alışılınır; yoksa "bilgi saymak" gibi anlamsız bir eylemden bilgisayar gibi bir sözcük türetmek ve bunun kullanılması da yanlış olurdu, "kompüter" deyip dururduk.



 [*] ulus (MOĞOLLARIN GÎZLÎ TARİHİ'NDEKİ TÜRKÇE KELİMELER ÜZERİNE BÎR DENEME, DR. Tuncer GÜLENSOY)

~ Orkun Yazıtları, ulus: "ulus, halk, kavim, millet" [(Eski Türkçe Yazıtları; Talât Tekin, OT. 390) A Grammar ofthe Orkhon Turkic. îndiana University Publication, Uralic and Altaic Series Volume 69, 1968.]

~ Uygurca, ulus^uluş: "memleket, devlet, ülke" [(U. II . 22, 21; TT. IV. 10, 19; Suv. 27, 10-14); Caferoğlu, A.: Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İstanbul 1968, 265] / uluşluğ: "memlekete ait, memleketle ilgili" [(U. II . 22, 21; TT. IV. 10, 19; Suv. 27, 10-14); Caferoğlu, A.: Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İstanbul 1968, 265]

~ Çağatay Türkçesi, ^j l ulus: "ulus" [Abuşka Lügati veya Çağatay Sözlüğü. (Hazırlayan: Besim Atalay),
Ankara 1970, 452 s., 114, 20).]

 [**] Anadolu'daki Türk varlığını İsa'dan sonra 1071 yılından başlatan ümmetçi takımı ve yandaş katkıcıları
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı avatarı
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
Mesajlar: 8146
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!


Dön Mustafa Kemâl ATATÜRK

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

x