Ram yazdı:Ben buna benzer bir izlenimi, Yalçın Küçük'le Şıh Şamil Tayyare'nin birlikte katıldığı programda edinmiştim.
Fikri Akyüz'lü izlencede de bir benzeri görülebilir.
Evet benim de aklıma gelmişti ama orda bile daha iyiydi de bence savunduğu şeyler pek doğru değildi. Kitaplar getirmiş, Fikri ne söylerse kaynağından açıklayıp, gösterip, yanlışlıyordu. Hatta "ben Ankara'dan kalkıp size öğretmek için gelmedim" diye dalgasını bile geçiyordu, kendisinin Atatürkçülüğü sorgulandıkça "dinime söven bari müslüman olsa" diyordu ki başka şey demeye bile gerek kalmıyordu kanımca

Lakin bir kitabında (daha önce burda da tartıştığımız üzere) Mustafa Kemal için "despot" kelimelerini kullanmış. Tamam o şekilde devrim yapanlara belki tarihte "despot/aydınlanmacı despot" denmiş olabilir, aydınlanmacı despot olmadan bu kurtuluş sağlanamayabilirmişmiş ve bu çerçeveden bakınca, "despot" kelimesi hiç de kötü değilmiş falan filan ama, yani hiç katılmasam ve öyle olduğuna ihtimal vermesem bile, bilimsel açıdan belki gerçekten despot kelimesi yanlış değildir ama.. Yahu kötü bir kelime. Herşey bitti de bu mu kaldı be Yalçın Hocam? Her neyse..
Nihat Genç, son zamanlarındaki bir konuşmasında, düşmanın bir ülkeyi çözeceği bu gibi durumlarda, katliamcı-ırkçı söylemlerde bulunan bir kişinin çıkması için uğraştığını söylemişti. Yani aramızdan, hakkaten de "yeter ulan, kürtleri keselim/sürelim de kurtulalım" diyecek bir kendini bilmez çıkması için, şu an dua etmekteler ve kontrolü kaybedip böyle şeyler söyleyecek adamların üstüne üstüne gitmekteler. Bu kişi de BBP/MHP'nin bir ilçe teşkilatındaki önemsiz biri değil de, esas, önemli ve büyük biri olmalı; hele ki "Ergenekon"la ilgili biri olursa tadından yenmez. Yada emekli/muvazzaf subay olmalı. Bunu başarırlarsa, hepimizi ortak bir etikete tabii tutup, "bakın işte biz hep dememiş miydik, haksız mıymışız?" diyecekler.
Yoksa bu şerefsizler, Osman Paşa'yı, iyi bir niyetle mi çıkartıyorlar sanki?
"Kurtuluş Savaşı'nı hep birlikte verdik, dolayısıyla Kürtler de kurucu unsur sayılmalı, anayasada geçmeli, resmi dil olmalı" diyerek, satrançtaki gibi şah-kale çekiyorlar. Eğer karşı çıkıp gerçekleri söylemezsek, kabul etmiş ama haklarını vermemiş gibi olacağız. Yok eğer karşı çıkarsak, rakamları arşivleri ortaya koyarsak bu sefer de "Türk bölücüsü" diyorlar.
Tuzak kuruyorlar. tuzaktan, daha akıllı manevralarla, daha erdemli söylemlerle kurtulup, kazdıkları kuyuya kendilerinin düşmesini sağlamak lazım. Maalesef Osman Paşa'nın özellikle canlı yayında, örümcekler tarafından etrafı sarılmışkenki performansı, pek bu mahiyette olamıyor.