Sevgili eşim Zehra’nın “Mehmet kalk, Hatay yıkılmış” demesiyle yataktan fırladım. Duyduğum sözlerle başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Daha öncesinde benzer risklerin varlığını analiz etmiş, bu riskleri gözeterek bilimsel verilerin ışığında hareket eden bir kamu görevlisi olarak hazırladığımız Beylikdüzü Afet Yönetim Modelinin tüm temelleri oturtulmuştu. Bu sayede çok hızlı bir şekilde aksiyon alabildik.
Henüz depremin üzerinden iki saat geçmeden, Beylikdüzü Kaymakamlığımızın iş birliği ve belediyemizin tüm gücüyle kriz masamızı oluşturmuştuk.
Ekip arkadaşlarım kurumlar ve kentimizdeki yardım ağının düzenlenmesini planlarken, depremin birkaç saat sonrasında çadırlar, konserve gıdalar ve su bulunan ilk yardım tırımızı yola çıkarmıştık bile.
Aynı gün içerisinde “Beylikdüzü Milletimizle Tek Yürek” diyerek büyük bir yardım kampanyası başlattık. Beylikdüzü’ndeki komşularımızın her biri, elinden geldiğince gerekli malzemeleri lojistik merkezlerimize getiriyor; mesai arkadaşlarımla birlikte omuz omuza, gelen ürünlerin tasnifini yapıyor, ardından kolileyerek tırlara yüklüyordu.
Bu vesileyle bir kez daha Beylikdüzü’ndeki komşularıma, mesai arkadaşlarıma ve iş birliği içinde çalıştığımız Beylikdüzü Kaymakamlığı’na yürekten teşekkür ediyorum.
Birkaç gün sonra, insanı yaşam için gerekli tüm fonksiyonlarıyla eksiksiz şekilde Hatay İskenderun’da kurduğumuz Beylikdüzü Çadırkenti’nde hayat filizlenmeye başlamış; hep birlikte depremin yaralarını sarmaya odaklanmıştık.
Bu acı dolu günleri maalesef bolca gözyaşıyla hatırlıyorum. Allah bir daha bu memlekete böyle acılar yaşatmasın…
Hatay’da dayanışmayı büyütmek, yurttaşlarımıza el uzatmak hayatımda yaptığım en özel, en anlamlı işlerden biriydi. Bugün Hatay’ın neresine gidersem gideyim, bir kapıyı çaldığımda güzel anılmak ve hoş karşılanmak en büyük mutluluklarımdan.
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden; büyüklerimizi, ablalarımızı, abilerimizi, kardeşlerimizi, çocuklarımızı ve tüm yurttaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum…
Mehmet Murat Çalık
Buca Cezaevi

