
Şimdi AKP medyasının onun ardından “FETÖ’nün destekçisiydi, 15 Temmuz’un arkasındaki isimlerdendi” diye lanet okumasına bakmayın. Yola çıktıklarında Fethullahçılar gibi Fuller de onların yanındaydı. Hatta “Ilımlı İslam” adı verilen Amerikancı akımın mucidi ve isim babası da bu önde gelen CIA şefiydi. 2000’lerin başında Türkiye siyasetine egemen olma hamlesine girişen bu tip İslamcılığın her iki kanadının, yani hem FETÖ’nün hem de AKP’nin en büyük destekçisi oydu. O kadar ki Tayyip Erdoğan, siyasi yasağı dolayısıyla milletvekili olamadığı dönemlerde bile onun referansı sayesinde ABD’ye gidip üst düzey temaslarda bulunurdu.
Fuller, yazdığı kitaplarında da defalarca AKP gibi bir hareketin neden ihtiyaç olduğunu, “ılımlı İslamcı” bir siyasetin Türkiye’yi Kemalizm’den, milliyetçilikten, siyasette ordunun etkisinden kurtaracağını, tarikatların ve Kürtler başta olmak üzere etnik grupların nasıl “özgürleşeceğini“ anlatmıştı. Bu, Amerika’nın bizim önümüze koyduğu sözde demokrasi projesiydi. Bunun hayata geçmesi için de Atatürkçülüğün silinmesi ve Türk Ordusu’nun tasfiye edilmesi gerekiyordu.
Fuller’in bu perspektifini hayata geçiren ise fikir babası ve gerçek kurucusu olduğu AKP oldu. Gerçi Atatürkçülüğü Türk milletinin gönlünden ve zihninden silemediler ama devletten tasfiye ettiler.
Graham Fuller’in en büyük düşmanı Kemalizm’di, ulusal soldu ve doğrudan doğruya Türk Solu hareketiydi. Bugün Fuller’in ölümünün ardından yazanların son derece bilinçli bir şekilde sakladıkları, sansürledikleri gerçek, Fullerizmin yani AKP ideolojisinin tam zıddının, panzehirinin Türk Solu çizgisi olduğu, Fuller’in de daha en başta bizzat sahaya inerek Türk Solu’na saldırarak işe giriştiğiydi.
Olanları hatırlamak için bundan 23 yıl öncesine, 2003 yazına gitmemiz gerek…
Türk Solu’nu 2002’de yayınlamaya başlamıştık. 2003’ün temmuz ayında gazetemiz sadece bir buçuk yaşındaydı, bizler de 20’li yaşlardaydık ama ardımızda Atatürkçülüğün, Kuvayı Milliye’nin şanlı geçmişi vardı.
4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ta Süleymaniye’de görevli Türk askerlerinin karargâhı Amerikan askerleri ve Peşmerge tarafından basıldı. Türk askerleri, başlarına çuval geçirilerek esir alındı. Tarihe “Çuval Olayı” olarak geçen bu büyük aşağılama girişimi, Türk siyaseti açısından da bir kırılma noktası olacaktı. Bu olaya Türk Solu olarak çok sert tepki vermiştik. Yaptığımız “Türk’ün Ateşle İmtihanı” manşetli yayın, dostta da düşmanda da karşılık bulmuştu. Olayın acısını bizim gibi kanında hisseden birçok milliyetçi ve Türkçü isim de bizimle ortak tepki vermişti.
Ulusal Sol ile Türkçülüğün bu buluşması AKP, Fethullahçılar ve ABD’de çok büyük rahatsızlık yaratmıştı. Bu nedenle en üst düzeyden saldırıya geçtiler ve Fuller, 16 Temmuz 2003 tarihli Hürriyet gazetesinde şu açıklamaları yaptı:
“Türkiye’de pek çok kişi, bölgeyi kabaca şekillendiren Washington’un bazı güç oyunlarının bir sonraki kurbanı olmaktan korkuyor. Amerikan karşıtlığı çok yüksek ve bu durum emsali görülmemiş biçimde Türk Solu ve sağcı milliyetçileri birleştirdi.”
CIA şefi Fuller’in bu açıklaması, elemanlarına doğrudan bir emirdi. Üzerinden iki hafta bile geçmeden o dönemde İsmet Berkan’ın yönetiminde olan Radikal gazetesi 3 Ağustos 2003’te “Kızıl Elma Koalisyonu” manşetiyle, ulusal solcularla Türkçülerin birliğine, özellikle de gazetemiz Türk Solu’na saldıran bir yayınla çıktı. Yukarıda bahsettiğimiz “Türk’ün Ateşle İmtihanı” başlıklı sayımızın kapağı da hemen manşetin altında kullanılmıştı. Aynı Radikal gazetesi, daha sonraki süreçte “Ergenekon örgüt şemasını yayınlıyoruz” gibi manşetlerle ve genellikle İsmail Saymaz imzalı “haberlerle” Fuller misyonunu sonuna kadar uyguladı. Ergenekon ve Balyoz provokasyonu, AKP ve Fethullaçılar tarafından Taraf gazetesine havale edilene kadar da görevlerini alınlarının “AK”ıyla yaptılar…
Sonrasını bilirsiniz…
Ergenekon’la, Balyoz’la, ulusalcı muhalefete ve askere büyük bir tasfiye yapıldı. Daha sonraki süreçte AKP ile FETÖ birbirine düştü vs…
Şimdi Fuller’in ardından hakkını vererek son sözümüzü söyleyelim.
Tespitleri çok doğruydu. Türkiye’de ABD için, gericilik ve bölücülük için en büyük tehlike ulusal sol ile milliyetçilerin Atatürkçü bir zeminde birleşmesiydi. Ve gerçekten de bu birliğin adresi Fuller’in hedef gösterdiği Türk Solu olabilirdi. O yüzden ne yapıp edip Türk Solu’nu durdurmalılardı…
Fuller, AKP için büyük kayıptır.
Gerçek kurucularını, ideologlarını ve stratejistlerini kaybettiler…
Türk milleti ve Türk Solu hareketi de bir düşmanını.
Kaya ATABERK

