borabey yazdı:Ankara'da Pentagon darbesi!
Cümleler ne kadar tanıdık! İsimler, yöntemler, kullanılan araçlar ne kadar da aynı.. Bölgemizde her büyük operasyondan önce Türkiye'de derin bir iç dizayn çalışması yapılır. Bu yapılırken çoğunlukla aynı kurumlar, aynı kişiler kullanılır, aynı yöntemler tekrar denenir. Yıllardır bilmemize rağmen, defalarca tecrübe etmemize rağmen inanırız, etkileniriz, gaza geliriz, oyuna geliriz ve bu ülkeyi, kendi ülkemizi kendi ellerimizle mahvetmekten çekinmeyiz.
ABD'nin İran gündemiyle Türkiye'deki iç siyasi kriz birbirine ne kadar bağımlı, fark etmiyor muyuz? İran'a saldırı kampanyasını yürütenlerle Türkiye'de sert ya da yumuşak askeri müdahaleyi provoke edenler aynı güçler. Türkiye ve İran için birbirine paralel, birbirini tamamlayan bir strateji izliyorlar.
Türkiye'de çokça tanınan RAND Corporation, ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) bir rapor hazırlamış: Türkiye'de Siyasal İslam'ın yükselişi
Doğrudan Türkiye'nin bugünkü iç siyasi krizini içeren, geleceğine ilişkin öngörülerde bulunan 135 sayfalık bir rapor. Türkiye için on yıl içinde gerçekleşebilecek dört senaryo çiziyor: AK Parti'nin AB eğilimli bir yol izlemesi, sinsi İslamlaşma, partinin yargı tarafından kapatılması veya askeri darbe
Darbe öncelikle yumuşak enstrümanlarla yapılacak, bütün kartlar tüketildiğinde ise doğrudan müdahaleye sıra gelecek. Şu anki krizin laik-İslamcı çatışması olmaktan ziyade merkez ile çevre arasındaki iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayan raporda, yine de bütün iddialar İslam tehdidi üzerine kurgulanmış. Aynı kuruluşun daha önce hazırladığı raporlar, yakın çevremizde yüz binlerce insanın ölümüne yol açtı.
Mesela yine RAND tarafından hazırlanan ve bu tarz araştırmalara yılda 100 milyon dolar ayıran muhafazakar Smith Richardson Vakfı'nın finanse ettiği Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, kaynaklar ve stratejiler başlıklı 2003 tarihli çalışmaya bakalım:
Anti-emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı laiklere güvenilmez. Fundamentalistlere ve geleneksel Müslümanlara da. Fundamentalist ve gelenekseller arasında oluşabilecek bir yakınlık kesinlikle engellenmeli. Hatta birbirleriyle savaşmaları teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir.
Bu cümleler o rapordan
Bir iç çatışma senaryosu olarak hazırlanmış. Belli oranda da uygulandı. RAND, çalışmayı hazırlamadan önce Pentagon'a aynı konuda bir brifing vermişti. Müslümanlar kategorilere ayrılıyor derin ve uzun süreli bir iç çatışmalar zinciri öngörülüyordu. Senaryo şöyleydi:
1- Önce modernist ve laik Müslümanları destekle.
2- Geleneksel Müslümanları fundamentalistlere karşı destekle.
3- Fundamentalistlerle savaş.
4- Seçici bir şekilde laikleri destekle.
5- Batılı İslam tezini destekle.
Aynı kuruluş, 15 Aralık 2004'te U.S.Strategy in the Muslim World After 9/11 başlıklı 567 sayfalık başka bir rapor hazırladı. Bir önceki çalışmayı hazırlayan isimlerin imzasıyla. ABD Hava Kuvvetleri tarafından sipariş edilen çalışma tam bir kaos senaryosuydu. Bu sefer tez Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri ve sivil toplum örgütleri üzerine kurulmuştu. İki ana tez vardı:
1- Şii-Sünni ayrımı,
2- Arap-Arap olmayan ayrımı. İslam dünyası için derin bir çözülme, ayrıştırma, fraklılaştırma ve çatıştırma öngörüyor/du. Belli oranda uygulandı, uygulanıyor.
Çalışmalar, büyük oranda Pentagon, Dışişleri ve CIA'nın ihtiyaçları için hazırlanıyor, bu kurumlar tarafından finanse ediliyor. Bu son derece normal bir şey. Ama nasıl uygulandıklarını hiç izlemiyoruz. Dikkatle izlendiğinde birçok şeyin söz konusu senaryolara göre şekillendiği fark edilecektir. Yine dikkatle izlendiğinde, sadece tartışmakla yetindiğimiz bu projelerin bizlere ne ağır bedeller ödettiğini anlamaktan yoksunuz.
İran'a saldırı için ABD'yi tahrik eden İsrail adına kamuoyu oluşturan isimlere bakın. Gazetelerde ve televizyonlarda İsrail aşırı sağı adına inanılmaz iddialarla gündemde yerlerini koruyorlar. Middle East Forum adlı taşeron kuruluş üzerinden Batı'yı ve dünyayı bir büyük tehdite karşı harekete geçiriyorlar. Daniel Pipes gibi hayatını İslam'la savaşa adamış, entelektüel pazarda at koşturan bir Mossad mensubu, Michael Rubin gibi yine İsrail istihbaratına çalışan bir neocon ırkçı ve daha onlarca isim, bu coğrafyayı kana bulayacak senaryoların tetikçileri olarak çalışıyor. Onlara kalsa Türkiye dahil her Müslüman ülkeyi iç savaşlara sürükleyecekler.
İran'a karşı kampanyayı yürüten güçler ve tetikçileriyle AK Parti'nin tasfiyesi için üç yıldır kampanya yürüten güçler ve tetikçilerinin aynı olması size bir şey ifade etmiyor mu? Aynı güçlerin bugünlerde uzman müsveddelerini gece gündüz çalıştırmaları sizde bir endişeye neden olmuyor mu? Üç ihtimal var ortada:
1- Tasfiye edilmekle tehdit edilen AK Parti'yi hem İslam'la arasına mesafe koymaya zorlamak hem de İran ihalesine razı etmek.
2- Siyasal İslam tırmanışta paranoyası ile merkez iktidarı ellerinde tutanları AK Parti üze-rine saldırtıp çıkacak iç çatışmada onları yanlarına çekmek. Böylece hem iktidar değişimi hem de İran'a karşı etkin bir müttefik bulmak.
3- İslamcı tehdit paranoyası yayarak, bu çevrelerin İran'la ittifak yapacağı hezeyanlarını ortaya atarak kamuoyunu İran korkusuna karşı hizaya sokmak
Bir büyük senaryo var önümüzde ve bu Türkiye'de çok şey değiştirecek
Neden Ankara'da Pentagon Darbesi dediğim ortada!
Borabey, önemli bilgiler paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Yalnız bu rapor yorumunu açmamız, çözümlememiz gerekiyor. Zira bu yorum İbrahim Karagül'ün yorumudur. İbrahim Karagül, gazetesinin de politikasına uyarak Akape değirmenine su taşımaktadır. Ayrıca 21 mart 2007 tarihinde gözaltına alınan üçlü hakkında (Perinçek-Alemdaroğlu-Selçuk), -bu gözaltılar yaşanmadan birkaç hafta evvel yazdığı yazıda- "Ergenekon" bağlatnısı kuruyordu. Bu bağlantıları, yine kendi medya tayfası ve türevlerine dayandırdığını söylese de, bütün bunları gerçek kabûl edip bunun bölge coğrafyası ve ABD ile ilişkili olduğunu söylemekten de çekinmiyordu.
Rapora gelelim:
İran'a saldırı kampanyasını yürütenlerle Türkiye'de sert ya da yumuşak askeri müdahaleyi provoke edenler aynı güçler. Türkiye ve İran için birbirine paralel, birbirini tamamlayan bir strateji izliyorlar.İran'a saldırı kampanyası yürüten Amerikadır. Bunun destekliyicisine Amerikancı denir. Buraya kadar bir sorun yoktur. Peki Türkiye'de darbeyi isteyen yahut darbeyi kışkırtanlar kimdir¿?
İlk bakışta, kendimize göre yorumladığımızda, bunun aslında tarfgir-dinci medya olduğunu düşünebiliriz. Fakat Karagül, burada Ulusalcılığı benimsemiş kimselerden bahsetmektedir. İlhan SELÇUK'tan, PERİNÇEK'ten, BALBAY'dan, AYGÜN'den, emekli generâllerden bahsetmektedir. Aynı zamanda bu kimselere Amerikancı demektedir.
Anti-emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı laiklere güvenilmez. Fundamentalistlere ve geleneksel Müslümanlara da. Fundamentalist ve gelenekseller arasında oluşabilecek bir yakınlık kesinlikle engellenmeli. Hatta birbirleriyle savaşmaları teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir.
Ne deniyor burada¿?
1) Öne çıkmış "laik kesim", gerçekte ise ulusalcı-vatansever olarak tanımlananlar, şu şu sebeplerden dolayı güvenilmezdir.
2) Kökten dincilerle, olağan-bilindik Müslümanlar yakınlaşmamalıdır. Birbiriyle savaşmaktadır. (Esasen İslâm radikâlliği reddettiği için, fikirsel savaş hâliyle vardır.) Kastedilen fikirsel savaş ise, bu zaten vardır. Başka türlü bir savaş ise, bu, söz konusu müslümanın köktendinciye karşı kökten tavır alması demek olur. Bahsi geçen müslüman bunu İslâm adına yaparsa, köktendinci olur. E bu da İslâm'a aykırıdır. Karşı çıktığın biçime, karşı çıktığın biçimle karşılık vermek denir buna -ki saçma olur. Demek ki kastedilen bu da değil. Kanımca kastedilen, var olan fikir çatışmasının en üst seviyeye çekilmesidir.
O zaman tanımı geliştirmemiz gerekiyor. "Geleneksel Müslüman" kime denir¿? Bana sorsanız, "Cumhuriyetine ve geleneklerine bağlı, ekmek peşind koşan bildik yurdum insanı" derdim. Fakat burada, büyük bir kitleden değil, bir kesimden, bir gruptan söz edilmektedir. O zaman "geleneksel müslüman" tabirinin hedeflediği zihniyet nedir¿?;
a) Köktedinciler
b) Ilımlı İslâmcılar
c) Millî Görüşçüler
İlk seçeneğin olmadığı âşikâr. İkinci seçenek, zaten desteklenmesi gereken "Sûfizm" benzeri fakat Amerikan yapımı "Ilımlı İslâm" müslümanı.
Geriye kaldı üçüncü seçenek...
ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir.Ne diyor¿? "Kitleleri yönledrimede Kur'an-ı Kerim'i sınırlı tutan, yani az kullanan." kimseler desteklenmelidir. İşte biz buna "Ilımlı İslâm" diyoruz. Aslında biz de demiyoruz, bizzat Amerika diyor. "İslâmiyeti modernleştirenler" olarak görülen kesim, bugün iktidardadır. Akabinde Karagül ve gazetesi, bu iktidarın emrindedir.
Peki Karagül, ne diye akabinde sıraladığı maddelerde "modernist müslümanları" laiklikle bir arada göstermektedir¿? Bu zaten en başta raporda geçen ["laikl kesimin" anti-emperyalist tutumuna güvenilemez] maddesiyle çelişmiyor mu¿?
Ey İbrahim Karagül, daha dün AB yetkilileri laiklik aleyhindre demeçler vermiyor muydu¿? Daha dün ABD'li yetkililer laikliğin dayatıldığını söylemiyor muydu¿?
Ah İbrahim, vah İbrahim...
Yine yazmış, yazmış ve nereden bağlasam diye düşünürken şunları sıralamış:
İran'a karşı kampanyayı yürüten güçler ve tetikçileriyle AK Parti'nin tasfiyesi için üç yıldır kampanya yürüten güçler ve tetikçilerinin aynı olması size bir şey ifade etmiyor mu? Aynı güçlerin bugünlerde uzman müsveddelerini gece gündüz çalıştırmaları sizde bir endişeye neden olmuyor mu? Üç ihtimal var ortada:
1- Tasfiye edilmekle tehdit edilen AK Parti'yi hem İslam'la arasına mesafe koymaya zorlamak hem de İran ihalesine razı etmek.
2- Siyasal İslam tırmanışta paranoyası ile merkez iktidarı ellerinde tutanları AK Parti üze-rine saldırtıp çıkacak iç çatışmada onları yanlarına çekmek. Böylece hem iktidar değişimi hem de İran'a karşı etkin bir müttefik bulmak.
3- İslamcı tehdit paranoyası yayarak, bu çevrelerin İran'la ittifak yapacağı hezeyanlarını ortaya atarak kamuoyunu İran korkusuna karşı hizaya sokmak
Bir büyük senaryo var önümüzde ve bu Türkiye'de çok şey değiştirecek
Neden Ankara'da Pentagon Darbesi dediğim ortada!1) Hem ABD'nin, "laik kesim" diye adlandırılan ulusalcı-vatansever kimselirden ABD karşıtlığı yüzünden çekindiğini yazacaksın. Hem İran'ın ABD karşıtlığını bileceksin. Hem Nurcu tayfasının Şii düşmanlığını bileceksin. Hem de tutup bunu Ergenekoncular-ABD ittifakı olarak tanımlayacaksın.
2) Merkez iktidar nedir¿? Akape, Tayyip'in dediği gibi muktedir değil midir¿? Bu yüzden mi, yani başka bir iktidar (merkez) olduğu için mi bütün vatan hainlikleri yaşandı¿? Tayyip'in ve tayfasının yaptığı Siyâsal İslam değil de nedir¿? İlk kez Müslüman Cumhurbaşkanı söylemleri, velveki siyasi simge olusn demeçleri, alt kimlik-üst kimlik-birleştirici çimento İslâm tezleri benim eserim mi¿? Bunlar sana göre paranoya ise, sen de onun-bunun uşağısın Karagül.
3) Bugünün Amerikan uşakları, İran'la ortaklık edemez. Merak etme, bu varsaydığın hezeyanlara millet petkasıyla gülecektir.
ABD'nin,
iyi polis - kötü polis oyununda, bazı sözde Akape karşıtı özde Amerikancılara göre "iyi polis" - size göre "kötü polis" olan Michael Rubin'in, Akape aleyhinde söylediklerinden yola çıkarak, bütün bu bir tarafından uydurduğun yorumları yapıyorsun da, onlarca defa Akapeye destek vermiş ABD'li (sözde) uzmanları, devlet adamlarını, lobicileri, sermaye sahiplerini, sivil toplum kuruluşlarını yazmıyorsun, bunlar hakkında yorum yapmıyorsun.
İbrahim Karagül, bu durumda sen, ahlâksızın önde gidenisin.
Yıllardır bilmemize rağmen, defalarca tecrübe etmemize rağmen inanırız, etkileniriz, gaza geliriz, oyuna geliriz ve bu ülkeyi, kendi ülkemizi kendi ellerimizle mahvetmekten çekinmeyiz. Acaba Karagül, kendini tanımladığının farkında mıdır¿?