Başbuğ'un Amerika'ya karşı tutumu olumludur ama...

Başbuğ'un Amerika'ya karşı tutumu olumludur ama...

İletigönderen Erkan Güçiz » Çrş Eki 07, 2015 18:38



6 Ocak 2012’da Atlantic Council adlı enstitünün yayın organında, Amerika’nın 2005 ile 2008 yılları arasında Ankara Büyükelçiliğini yapmış olan Ross Wilson’un bir yazısı yayınlandı. Başlığı “Erdoğan Türkiye’de sivil otoriteyi pekiştiriyor” 1 .

Yazıda, Erdoğan’ın Türkiye’ye Demokrasi getirmek için nasıl cesaretle davrandığını şöyle anlatıyor.

    “Eski Genelkurmay Başkanı emekli general İlker Başbuğ’un 6 Ocak’ta tutuklanması, Türk Ordusuna karşı yaptırımlarda yeni bir adımı işaretlediği gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin ülkenin geçmişini karartan sivil yönetim karşıtlarının üstüne ne kadar korkusuzca yürüdüğünü de gösterdi.”
Askerlerin artık tam olarak sivil otoritenin kontrolü altına girdiğini belirtiyor Ross Wilson ve ekliyor:

    “Saatler süren sorgulamadan sonra, savcı Başbuğ’u “terörist bir organizasyonun başı” olmak ve hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçladı. Başbuğ, son iki yıl içinde birçok komplo iddiaları ile suçlanarak tutuklanan yüzden fazla yüksek rütbeli subayların sonuncusu oldu. Daha beş yıl önce, bu kişilerden birinin sözde veya hakiki davranışlarının hesabını vermelerinin sivil otorite tarafından istenmesi düşünülemeyecek birşey idi. Artık değil.
Eski Büyükelçi, askerlerin sivil otorite tarafından kontrolünün yalnız ileriye dönük değil, geçmişi de kapsayacağını hatırlatarak, “Daha önemli olan ise, 3 Ocak’ta başka bir savcının, Türkiye’nin 1980’deki son hakiki askeri darbesinin hayatta olan iki lideri hakkında mahkemeye başvurusudur” diyor.

    “Türk muhakeme usullerine göre mahkeme onbeş gün içinde iddaanameyi ya kabûl edecek veya reddedecek. Kabûlüne şimdiden olmuş gözüyle bakılıyor. İhtilâlin arkasından cuntanın başında olan ve daha sonra asker tarafından zorla kabul ettirilen anayasa yolu ile cumhurbaşkanı seçilen 94 yaşında emekli general Kenan Evren’e de sıra geliyor olmalı. Bu, askerin hesap vermesinin, yeni ve çok daha çarpıcı bir görüntüsü olacak.”
'Anayasa değişikliği için faydalı olur!'

Bu ‘yeni ve çarpıcı’ gelişmenin sebeplerini analiz eden Wilson, uygulanan stratejinin Atlantik ötesinden verildiğini de satır aralarına yerleştiriyor..

    “Hukuki olarak tutarlıkları ne olursa olsun Başbuğ ve Evren hakkındaki davalar hem politika arenasında ülkenin tartışmalı yeni anayasası ile ilgili olarak, hem de hakiki bir hesaplaşma olarak önemli. Toplumun dikkatini bunlar ve diğer yüksek rütbeli subayların sözde veya gerçek yasadışı davranışlarına odaklaştırmak son zamanlarda sönmeye yüz tutmuş anayasa değişikliğine yeniden şevk ve ivme katmaya yardım edecek; ordu içinde, yargıda, ve her konumda bu değişimi kısıtlamak ve AKP’nin boyunu aşan işlerini engellemek isteyenleri atacakları adımları hesaplamaya ve kendilerini ne şekilde savunacaklarını düşünmeye zorlayacak.
    ...
    “Hükümet karşıtı davranışların uzun uzun düşünüldüğü, baskı uygulandığı, belki de bazı planların var olduğunun , herkesçe bilinen bir sır olduğu 2000’li yıllarda, Başbuğ orduda yüksek komuta seviyesinde görevli idi. Fakat yine de, yarattığı imaj, ülkenin ordusunun başı olarak sivil otoriteye saygılı şerefli bir general idi. PKK terörizmiyle mücadelede yalnız güç kullanmak değil, politik, ekonomik ve toplumsal sorunların da ele alınması gerektiği konusunda açıkça beyanlarda bulundu. Türk ordusunun modernleştirilmesi gerektiğini biliyordu ancak iki yıllık döneminin sonuna doğru çok az katkısı olmuştu. Orduda pek çok kişinin düşüncesine göre Başbuğ’un kendinden öncekilerin AKP hükümetine açıktan düşman davranışlarından daha yumuşak davranması halk gözünde ordunun prestijini düşürdü, ve Erdoğan ve müttefiklerinin emellerini oyun dışı bırakmak ve kısıtlamak elde kalan son imkanları boşa harcadı. Ordunun başından ayrılışı ordu saflarında bir üzüntü sebebi olmamıştı. Ordu kademeleri ve genelde toplum davalara büyük önem atfetmiyor ve münferit talihsiz olaylar olarak görüyor.”
Aynı Ross Wilson Ankara’da görevli olduğu günlerde Washington’a amirlerine gönderdiği 4 Ağustos 2008 tarihli bilgi notunda 2 , çok iyi tanıdığı yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u yere göğe sığdıramamıştı.

'Başbuğ'un Amerika'ya karşı tutumu olumludur ama...'

    “Genelkurmay Başkan Yardımcısı olduğu 2003’den beri devamlı bağlantımız olan Başbuğ’un Amerika’ya karşı tutumu olumludur; 1 Mart 2003 tezkeresi ve 4 Temmuz 2003 “Çuval” olaylarından kaynaklanan Amerikan ve Türk orduları arasındaki gerginliğin yumuşatılmasında başı çeken kişi odur.”

    Daha sonra, ordu, bürokrasi ve hükümet beyanları ile tekrar yoluna giren Amerikan Türk ilişkileri, Başbuğ’un 26 Ocak 2005 basın toplantısında Türk Amerikan ilişkilerininin derinliğini ve önemini açıklaması ile başladı. Başbuğ’un İncirlik’deki kargo merkezinin kuruluşunda ve bir süredir ara verilmiş olan yıllık Yüksek Seviyede Savunma Grubu toplantılarının 2005’de yeniden düzene girmesinde emeği geçmiştir.”
Wikileaks bilgi notunda, Ross Wilson İlker Başbuğ’un AKP’ye ve ileride Amerika’ya zararlı olabilecek taraflarına da değinmişti..

    Başbuğ’un ,Türkiye’nin laik yapısının korunması konusunda sert konuşmaları var. 2006 Eylül’ünde Harp Akademisi’nde kurmay subaylara yaptığı konuşmada “Türk Silahlı kuvvetleri bugüne kadar laik, bölünmez, ulus devleti korumuştur, bundan sonra da korumaya devam edecektir” demiştir. Aynı konuşmada, laiklik karşıtı güçlerin artan etkilerine karşı da uyarıda bulunmuştur. Başbuğ’un, Anayasa Mahkemesi Hakimi Paksüt ile, Cumhuriyet Başsavcısının AKP’yi kapatma davasını açışından birkaç gün önce, 4 Mart tarihli “Gizli Görüşmesi” de konu hakkında önceden bilgilendirildiği ve en azından tasvibinin alındığının işaretidir.’
Ross Wilson, yazısında, Amerikan “dostu” olarak gördüğü ve “yardım”larından teşekkürle bahsettiği Başbuğ için adil yargılama diliyor ardından davanın bir an önce sonuçlandırılmasını öneriyor, sonra da bu beklentisinin boş olduğunu bildiğini de söylüyor (!).

    “Türkiye’nin önündeki görev, Başbuğ ve Evren yargılamalarıyla, geçmişle barışmak, adil, tarafsız, ve kısa zamanda yargı sürecini sonlandırmak..Benzer davalardaki ağır ilerleme beklentinin karşılanamayacağını gösteriyor. Bu durum, Erdoğan ve çevresi üzerinde bir leke ve ülkenin itibarını zedeliyor.”

Erkan GÜÇİZ, 8 Ocak 2012

http://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/erdogan-consolidates-civilian-rule-in-turkey
http://wikileaks.org/cable/2008/08/08ANKARA1392.html
Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

Erkan Güçiz

Facebook - TC ERKAN GÜÇİZ
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 421
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18

Şu dizine dön: Erkan GÜÇİZ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x