BİLİM ve BİLİMSELLİK (24)

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

BİLİM ve BİLİMSELLİK (24)

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzr Eyl 27, 2020 5:58

BİLİM ve BİLİMSELLİK (24)
‘Anayasal Yurttaşlık’ denilince, son yıllarda ilk akla gelen ad Alman filozof ve toplumbilimci Jurgen Habermas oluyor.
Oysa Habermas, salt ‘anayasal yurttaşlık’tan değil ama ‘ulusal yurtseverlik’ ile ‘anayasal yurtseverlik’i birleştirerek ulusötesi bir yurttaşlıktan sözetmektedir : (citoyenneté postnational) [L’intégration républicaine (trad.), Paris, Fayard, 1998 (1996)]
Marx’tan esinlenen Habermas’ın ‘ulusötesi’ni düşünmesinden doğal bir şey olamaz.
Ancak O’na göre, gerçekte ‘yurttaşlık’tan çok ‘Anayasal Yurtseverlik’ sözkonusudur ve belirleyici olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilke ve değerleridir.
Böylece, belki de bir ‘Avrupa Yurttaşlığı’ ya da ‘Avrupaî Yurttaşlık’ kurulmuş olacaktır.
Benzer bir tanımlamayı geçen yüzyılın başında, Fransa için Jean Jaurès tasarlamıştı.
O da Büyük Fransız Devrimi ilkeleri ve (Fransız) İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi’ne gönderme yapıyor, bir bakıma ‘Cumhuriyetçiliği’ öne çıkarıyordu.
Böylece görülüyor ki, gerek ‘yurttaşlık’, gerek ‘ulusalcılık’ ve gerekse ‘yurtseverlik’, Ülkesine ve‘Devletine göre olduğu kadar ‘dönem’ine göre de yeni ‘anlam’lar kazanabilmektedir.
Son tümceden olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş ilkeleri ve ‘yurttaşlık anlayışı’ da ‘kuruluş dönemi’ boyunca kimi değişiklikler göstermiş olmasına karşın, kimi yazarların temelsiz ısrarına karşın, kendi döneminin ‘Avrupa’sında geçerli olan ‘nazizm’ ya da ‘faşizm’den esinlenip etkilenmemiştir.
Eğer bir ‘esinlenme’ varsa, ki bu da çok doğaldır, Büyük Fransız Devrimi ve onun İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi’dir.
Ve Türkiye’de, benim gördüğüm kadarıyla diyeyim, bugüne değin hiç değinilmemiş olan Jean Jaurès’çi ‘düşünce’dir.
Bunun nedeni de, Jean Jaurès’in ‘ortodoks marksist’ olmamasına karşın, kendine özgü bir ‘sosyalist’ olmasıdır.
Değil mi ki, Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı sonrası, marksist ya da sosyalist düşünce ‘öcü’ ya da ‘tabu’ kabul edilmiştir; bunun doğal sonucu olarak da Jean Jaurès ‘es’ geçilmiştir.
Oysa ‘Kemalist’ ve giderek olgunlaşan ‘Atatürkçü’ düşüncenin esin kaynaklarından biri Büyük Fransız Devrimi ilkeleri olduğu kadar, bir diğeri de Jaurèsçi ‘Cumhuriyetçilik’ ve ‘Sosyalizm’ olmuştur.
Vurgulamak gerekirse hem Juarèsçi sosyalizm ve hem de XIXncu yüzyıl ‘sosyalizm’i olmuştur.
Ancak ve ne var ki, bizim Miladî yazarımız da dahil olmak üzere, Türkiye’de, ‘bilimsel’ denilebilecek hiçbir çalışma, Kemalizm’in bu yönünü ele almamıştır.
Kısmen değinenler içinde ise Jean Jaurès’i tanıyan ve o anlamda kavrayan olmamıştır.
İşte Türkiye’deki bu ‘düşün boşluğu’nu doldurmak olmasa da, önemine dikkat çekmek ve kimi ‘ön bilgi’ler vermek bakımından, Marksizmin ‘Yurt’, ‘Yurttaşlık’ ve ‘Yurtseverlik’ kavramlarına yer vermemiz gerekiyor.
Ne güzel bir rastlantıdır ki, Actuel Marx’ın son sayısı da (n° 68, 2020/2) da, ‘Ulus’ kavramını savunmanın bugün bir anlamı var mı ve Marx ile marksistlerin ‘Ulusal Sorun’ konusundaki görüşleri başlangıcından buyana nasıl evrilmiştir konusuna ayrılmış. (Faut-il défendre la nation? Marx, les marxistes et la question national des origines à nos jours)
Böylece bu ‘güncel’ konuya da değinerek yazı dizimizi sürdüreceğiz.
Ki, ‘bilimsel’ denilebilecek herahangi bir çalışmanın ‘sol ayağı’ da tamamlanmış ola.
Daha doğru bir ifade ile, herhangi bir çalışmanın ‘bilimsel’ bir nitelik kazanması, incelediği ‘konu’yu ancak en ‘genel’ biçimiyle ele almasıyla mümkündür denilebilir.
Bilimsel ‘yansızlık’ bu olsa gerektir.
(Sürecek)
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1155
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x