BİLİM ve BİLİMSELLİK (30)

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

BİLİM ve BİLİMSELLİK (30)

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzt Eki 05, 2020 12:35

BİLİM ve BİLİMSELLİK (30)
‘Alman İdeolojisi’ başlıklı yazı dizimizde XIXncu yüzyıl ‘Alman Felsefesi’nden sözetmiştik.
Bu ‘felsefe’nin önemli kişiliklerinden biri kuşkusuz Johann Gottlieb Fichte (1760-1814) dir.
Fichte, Bilim Öğretisi (Doctrine de la science-1794) başlıklı çalışmasında, ünlü ‘Mutlak Ben’ (Moi absolu ou souveraineté du Moi) kavramını öne sürmüştü.
Ancak Prusya’nın Fransa karşısında yenilgisinin ardından (Iéna-1806) ‘Ulusal Ben’ (Moi national) kavramını geliştirecektir.
İşte bu ‘Ulusal Ben’ kavramıyla, artık ilkçağdan buyana gelen Halk (Dèmos), yani birlikte oluşturulan egemenlik kavramı, yerini Dil ve Etnisite birliğini oluşturan (Etnos) kavramına bırakacaktır.
Öyle bir ‘Dil’ ki, “başta Fransızca olmak üzere Latince’den türemiş ve artık dejenere olmuş bir dil değil, ama ‘pür’ ve ‘şiirsel’ Almanca’dır”.
Oysa 250 yıl önce, yani [1547 yılında Habsburg soyundan İmparator Charles Quint (1500-1556), “Ben tüccarlarla İngilizce, kadınlarla İtalyanca, erkeklerle Fransızca, Tanrı’yla İspanyolca, atımla da Almanca konuşurum” diyordu.] (*)
Yani böylece, Almanca gibi ancak atbakıcılarının kendi aralarında konuştukları bir dil, 250 yıl içinde, dönemin ve günümüzün en şiirsel dillerinden biri olan Fransızca’ya kafa tutacak bir konuma yükselmiş olacaktır.
Fichte’ye göre, evet Almanya parçalı ve bölünmüş görülebilir, aman ‘Dil’ ve ‘Etnisité’ bakımından bir bütündür.
Gerçekten de, Almanya Otto von Bismarck (1815-1898)’la birlikte, 1868’den itibaren, 21 ‘Devlet’i birleştirmiş (Bund) olmaktadır.
Burada Fichte’nin görüşlerini özetlemekten çok, ondan birkaç on yıl sonra, sosyalist Ferdinand Lassalle (1825-1864)’ın, onun yüzüncü doğumgünü dolayısıyla yayımladığı ‘Politik mirasın güncelliği’nin ilginçliğine değinmemiz gerekiyor.
Yani ‘Alman İdealizmi’nin babası yüzyıl bile olmadan ‘Alman Sosyalizmi’nin de esin kaynağı olacaktır.
Dahası Lassalle’a göre, Fichete’nin ‘düşüncesi’ ‘zamanın ruhu’nu (esprit du peuple) yansıtmaktadır. [Zeitgeist (esprit du temps) ile Wolksgeist (esprit du peuple) arasındaki ilişkiye daha önce değinmiştik]
Nitekim Fransa’da Jean Jaurès, Lassalle’ı ‘Fichte’nin ardılı’ olmasına karşın bir ‘kaba sosyalist’ (vulgarisateur du socialisme) olarak eleştirecektir.
Çünkü Jaurès’e göre de, Hollandalı Spinoza da dahil olmak üzere Fichte, Hegel ve Feuerbach ‘Alman Felsefesi’nin derin filozoflarıdırlar.
Bununla birlikte ‘Alman sosyalizmi’, daha doğrusu ‘Alman Sosyal-Demokrasi’si bu büyük düşünürleri, denilebilirse eğer, çarpıtmaktadırlar.
Ve yine Jaurès’e göre, Bismarck’çı ‘Devlet Sosyalizmi’ Hegelci ‘Hukuk Felsefesi’nin uygulanmasından başka bir şey değildir.
Bütün bu isimler ve değerlendirmeler okuyucuya sıkıcı gelebilir. Ancak Alman Ulusallığı ve ‘Alman Sosyalizmi’ ile Fransız ulusallığı ve ‘Fransız Sosyalizmi’ arasındaki ilişkilerden, genel olarak ‘ulusallık’ ile ‘cumhuriyet’ ve ‘sosyalizm’ kavramlarının oluşturulması konusunda ‘ders’ler çıkarılamaz mı?
Ve o arada, sözgelimi kendi ‘ulusallık’ ve ‘cumhuriyet’imizin ‘yeri’ni kavramamız daha kolay olmaz mı?
Çok daha önemlisi, ‘ulusallık’ , ‘demokrasi’, ‘cumhuriyet’ veya ‘sosyalizm’ öyle sanıldığı gibi birbaşına ‘inşa edilen’ şeyler olmaktan öte, bu tür uluslar-arası tartışmalardan beslenen ‘oluşum’lar değil midirler?
O halde bu konuyu ayrıntılamayı sürdürmekte yarar vardır diyeceğiz.
(Sürecek)
(*) Habip Hamza Erdem, ‘Dillerin Dili’ yazı dizisi, 28 Şubat 2016
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1155
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x