"BİLMEYEN ANLASIN ÖĞRENSİN SORAN"

"BİLMEYEN ANLASIN ÖĞRENSİN SORAN"

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzt Eki 31, 2022 16:54

"BİLMEYEN ANLASIN ÖĞRENSİN SORAN"

Bir bayram daha geçti…

Cumhuriyetimizin kuruluşunun doksan dokuzuncu yılını kutladık.

Hem günün sevincine katıldık, hem de törenlerde günü kutladık, geçmişimizle, yurdumuzdan düşmanları kovan kahraman ordumuzla onurlandık... 29 Ekim 1938’de Atatürk’ün “Orduya Son Seslenişi”ni andık: “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!” diye seslendiği son söylevini, bir öğretmen olarak içimizden yeniden yeniden okuduk… Yüce Atatürk’ün anısı önünde eğildik, gönül borcumuzu dillendirdik, Cumhuriyeti korumaya bir kez daha ant içtik.

Kimimizin de günden haberi bile olmadı… Kimi de haberi olsa bile aldırmadı…

Gazeteler yazdı: “Yurtta 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusu.”

O ünlü Hızır masalındaki gibi herkes “kendine göre” bayram kutladı. Hızır’ı görmek isteyen padişahı kandıran adama, padişahın bu adama ne ceza vereyim sorusuna vezirlerinin verdiği yanıtlar gibi. Herkes kendisi gibiydi. Kimi kırıcı, bölücü, kimi yapıcı, tarihine bağlı, Cumhuriyeti’nin değerini bilir, atalarına saygılı…

Bayramlar bitti artık desek de, okullarda tüm öğrencilerin katılımıyla eskinin görkemli, askeri geçitli, yeri göğü inleten bayram törenleri yapılmasa da uzun yıllardan beri; İstanbul’da, Ankara’da, tüm yurda TRT’den canlı yayınlanan, o geleneksel bayram törenleri artık yaşatılmasa da, bayramı çoğu belediye genç popçu konserleriyle, yozlaşmış sözlü aşk –meşk şarkılarıyla kutlar gibi görünse de, kopmayan bir damarımız var, bizi yaşatan, umudumuzu yeşerten… Öldük dediğimiz an bizi dirilten…

Bu 29 Ekim’de bunu bir kez daha anladık…

Bize en yakın ilçe olan Demre’de bayram töreni yapılacak mı, sabah alışıldık saatte alanda toplanılacak mı, okullar bayramı kutlayacak mı sorularına akşam yanıt bulamamıştık. Bilgi ağında duyurusu yoktu.

Sabah öylesine çıktık, belli mi olur dedik…

İlçeye girerken sanayi bölgesinin yol ayrımında, yol kıyısında arka arkaya durmuş araçları, oradaki kalabalığı, elleri bayraklı çocukları, gençleri görünce sevinçten ölecektik!

Tören saat onda başladı.

Öyle sessiz beklendi, yeşil çim sahada öğrenciler toplandı, sıraya sokuldular, bayrak taşıyan grup, bando takımı bir yana alındı. Öğrenciler önlerinde okul adlarının yazılı olduğu afişleri tutuyorlardı. Son ana kadar protokol (ağırlar)bölümü boştu, bir anda hepsi birlikte geldiler. Adlarının yazılı olduğu yerlere oturuldu… Halk beyaz sert plastikten oturma yerlerine, protokol koltuk benzeri yerlere, üstü beyaz çarşaflı plastik oturma yerlerineyse protokol üyelerinin aileleri, çocukları oturdular…

Kaymakamın gelişi duyurularak tören başlatıldı. Bir öğretmenimiz şu dizelerle kürsüden seslendi:

“Selam olsun bizden;/ Dağlara, taşlara, ovalara, kırlara,/Selam, bereketli yağmurlara/Gökyüzündeki Ay’a, yıldızlara/ /Selam olsun bizden,/ Köylere, kentlere,/Fabrikalara, kışlalara, okullara,/Her karış toprağı kutsal,/Her karış toprağı şehit kanlarıyla yıkanmış,/
Edirne’den Ardahan’a/Tarihlere sığmaz yurduma.”

Reşat Karabağ’ın şu sözlerle biten bu güzel şiiri, selamı alan herkese bir canlılık, bir sevinç verdi:

“Selam olsun bize Cumhuriyeti hediye edenlere,/ Binlerce selam olsun Mustafa Kemal’e!”

Ardından, gelenlere seslenildi, bayram başlatıldı:
*
“Bugün, Türk Milleti’nin, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirdiği devrimlerin başında gelen, "Cumhuriyetimiz”in ilanının 99. yılına ulaşmanın gururu, coşkusu ve kıvancı içerisindeyiz.”

Orada hiçbir gösteri yapılmasa, bayram kutlanmasaydı bile açılıştaki bu sözleri duymak yeterdi.

Sözlerin devamı daha da güzeldi:

“Bugün, Cumhuriyetin en büyük kazanımları olan çağdaşlığın, bağımsızlığın ve özgürlüğün mutluluğu, yüzlerimize bir başka yansımış. Cumhuriyet Bayramının sevinci gözlerimizden okunuyor.

Bu sevinç ve mutluluğumuz hiç eksik olmasın. Bayramımız kutlu olsun!”

Kutlama programı açıklandı daha sonra.

“Saygı Duruşu ve İstiklal Marşımızın söylenmesi. Ardından “Kaymakamın, Belediye Başkanının birlikte alana çıkarak öğrencilerin, halkın bayramını kutlamaları.” Burada gözlerimiz geleneksel üçlüyü boşuna aradı; atanmış, seçilmiş ve asker. Asker yoktu aralarında.

Aralarda gürül gürül okunan sözler, dizeler çok etkileyiciydi:

“Vur ayağını aslanım vur! Vur Mehmet’im,/Vur Ahmet’im,/ Vur Türk’üm /Vur ayağını yerler sarsılsın/Kaldır başını gökler kasılsın,
Ger göğsünü engeller sökülsün./Bu ayaklar bir vurdukça/Bu başlar bir kalktıkça Bu yumruklar bir sıkıldıkça /Yürü! Engel dayanmaz sana./Yürü! Karşı koyulmaz sana.”

İlçe kaymakamının, yazılı bir metne bakmadan, doğaçtan konuşması, açık, kısa ve özdü:

Atatürk’ün Cumhuriyetimiz için söylediği bir sözle başladı konuşmasına:

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır:”

Değerli gençler diye seslendi öğrencilere: “Biz Cumhuriyeti devraldık, bu günlere getirdik. Onu devam ettirecek sizlersiniz.”

Atatürk’ün; “Ne mutlu Türk’üm Diyene!” sözüyle de konuşmasını bitirdi.

Karabucak Ortaokulu öğrencilerinin müzik öğretmenleri eşliğinde oynadıkları “Atabarı” halk oyunu gösterileri çok güzeldi. “Bahçesi var, bağı var/Ayvası var, narı var/Atamızdan yadigâr/Bizde atabarı var.”

Gösteriyi seyrederken çocuklarımızla onurlandık. Gelecekten umutlandık…

Aralarda okunan dizeler çok özenle seçilmişti. Tarihimizden, Türklükten söz eden ünlü dizeler…

İşte, Enis Behiç Koryürek’ten bir dörtlük: “Biz kimleriz? Biz Altay'dan gelen erleriz./ Çamlıbel'de uğuldarız; coşar, gürleriz.” diye başlayan…

Demre Anadolu Lisesi’nden Mustafa, Vatan Destanı’nı çok güzel bir tonlamayla, duygulanarak okudu.

Halit Fahri Ozansoy’dan:

“O kadar dolu ki toprağın şanla,/Bir değil, sanki bin vatan gibisin.

Yüce dağlarına çöken dumanla/Göklerde yazılı destan gibisin.”

Özel Demre Bil Okulunun küçük öğrencilerinden, Beden Eğitimi öğretmenlerinin hazırladığı el ele tutuşmalı, sözlü “ront” gösterisi vardı sırada. Kırmızı beyaz giyinmiş çocuklar “Kutlu Olsun Cumhuriyet” diye başlayıp Cumhuriyetimizin bayramlarını sırayla saydılar.

“Akdeniz’e Doğru” şiiri buralarda okunmasın da nerede okunsun?

Mehmet Emin Yurdakul’un dizelerini Karabucak Ortaokulu öğrencilerinden Enes okudu:

“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,/Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti...

Sakarya’dan su içtik o çelik süngülerle,/Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle.

"Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk.../Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk...”

“Vatan” adlı müzikal dinletinin müziklerini müzisyenleri alanda çaldılar. Demre Anadolu Lisesi öğrencilerinin müzik öğretmenleriyle hazırlandıkları bir gösteriydi bu. Bir kız bir erkek, bayrağa sarılmış iki genç okudu bu müzikli dinletiyi.

Yine Demre Anadolu Lisesinden Dilek, “Atatürk ve Cumhuriyet” şiirini okudu. Cemal Oğuz Öcal’dan, Kurtuluş savaşımızı anlatan bu şiirin son dizeleri bayramın özüydü:

“Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,/Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..

Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,/Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..”

Son sözleri sunucunun, bayram boyunca ara ara okuduğu Atatürk’ün özlü sözlerinden biriydi:

“Atatürk Diyor ki;”

“Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en elim ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliği kazanan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir.”

“Var olsun Türk Milleti! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” denilerek tören sona erdirildi. Yarışma birincilerine ödüllerinin verilmesine geldi sıra.

Bayram boyunca okunan en etkileyici sözlerden biri de;

“Bilmeyen anlasın, öğrensin soran” diye başlayan şu dizelerdi:

“Tarihin başından gelen milletiz/Bir biri ardına devletler kuran/Tarihten devletler silen milletiz.”
*
Bayramlar, tarihten alınacak derslerin öğretildiği, tarihin yaşatıldığı günlerdir. Bilmeyenlere anlatılan, soranlara öğretilen günler…

Yeter ki bayramlarımız bayram gibi kutlansın.

Bilmeyen, anlamayan kalmasın…

Tüm okullar, çocuklarımız törenlere katılsın. Yalnızca görevli öğrencilerin değil tüm çocuklarımızın katıldığı, görev aldıkları, halkın akın akın geldiği, asker gösterileriyle gözlerimizin yaşardığı, marşlarla coştuğumuz, ulusça sevinç duyduğumuz eski bayramlara özlemle...

Bayramda emeği geçenlere, değerli öğretmenlerimize sevgi ve saygıyla…

Feza Tiryaki, 30 Ekim 2022
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 987
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x