BİR TAŞLA KAÇ KUŞ

BİR TAŞLA KAÇ KUŞ

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzr Oca 16, 2022 16:42

BİR TAŞLA KAÇ KUŞ

“Bir dolaşık iş ki ucu bulunmaz.”

Nasıl ortaya çıktığına, bu işle neler yapıldığına, işin kime yaradığına bakmalı bir işi yorumlamadan önce.

Örnek mi istiyorsunuz? İşte o çok konuşulan son Anıtkabir haberi.

Anıt, Kemal Demiray sözlüğüne göre (1970 basımı), büyük ve önemli bir olayı veya şerefli bir kimseyi geleceklere tarih boyunca hatırlatmak için meydana getirilmiş göze çarpacak büyüklükte yapı.” diye açıklanıyor. Diğer küçük sözlüklerde buradaki “geleceklere” sözü çıkarılmış, gelecek kuşaklara tanıtmak, hatırlatmak için… denilmiş.

Anıtkabir, Atatürk için yapılan anıtsal eser. Ankara Rasattepe’de.

Demek ki neymiş, Anıtkabir sıradan bilindik bir gömüt yeri, dua edilen türbe benzeri bir yer değilmiş. Ülkemizin kurucusu, Cumhuriyetin yapıcısı, Türk devrimlerinin mimarı, Kurtuluş Savaşı önderi yüce Atatürk’ün ülkemizin kalbi Ankara’ya dikilen anıtıymış. Gömüt kısmı zaten anıta girilince gözüken, çelenk bırakılan dikdörtgen kabartılı mermer döşeli yerden uzak, buranın metrelerce altındaymış… Aşağıda, toprakta, yurdun her köşesinden, sınır boylarından ve savaş meydanlarından getirilen topraklarla doldurulmuş, özel yaptırılmış ayrı bir yerdeymiş, orayı görmemize de imkan yokmuş…

Daha sonraları kimler kimler büyük Atatürk’e özenmiş onu kıskanmışlar, kendilerine anıt mezar yaptırmışlar ama bunların hiçbiri anıt mezar sayılmamış. Kimse demeden kendiliğinden toplanılarak anıt mezarlarına gidilmemiş, ziyaret için kuyruklar oluşturulmamış… Menderes, Özal en son Demirel için yaptırılan anıt mezarlar buna örnektir… Kabir; Arapça, büyük, ulu demek. Anıtkabir; Ulu anıt, Büyük anıt. Kabr ise Arapçada mezar anlamına gelir. Çoğulu kubur. Kabristan; mezarlık.

Anıtkabir’in yerinin seçilmesinin de birden bire olmadığını, 1938 Aralık ayından başlanarak planlı toplantılarla karar alındığını biliyoruz. Bu da Atatürk’ün dileğiymiş, Afet İnan’ın yazdıklarından öğrendik:

“Beni milletim nereye isterse oraya gömsün. Fakat hatıralarımın yaşayacağı yer, Çankaya’dır.”

Anıtkabir’deki kulelerden, hepsi on kuledir, Milli Misak kulesinde üç özlü sözü yazılıdır Atatürk’ün. Bunlardan biri şudur:

“Milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin şikârıdır. (avıdır)1923.

Zafer kulesindeki üç özlü sözden biri: “Zaferlerin payidar neticeler vermesi ancak irfan ordusu ile kaimdir." 1923.

Barış kulesinden de bir söz alırsak:

“Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir." 1935.

Ya 23 Nisan kulesinde yazılanlar? İşte onlardan biri:

“Türkiye devletinin yegâne ve hakiki mümessili yalnız ve ancak Büyük Millet Meclisi’dir. “1922.

Anıtkabir’in duvar kabartmaları, duvarlara işlenmiş yazıları, heykel grupları hepsi hepsi bir okul gibidir. Oradaki heykel ve kabartmalar Türk tarihinden, Atatürk’ün hayatından kesitlerdir. Anıtkabir’i gezdikçe, çevresinde, içinde dolaştıkça, bu yazıları okudukça, müzesini gezip inceledikçe Kurtuluş Savaşı’nın canlandırılmış tarihini, Cumhuriyetimizin kuruluş temellerini görürüz…

Orayı ziyaret bir türbe ziyareti değildir. Anıtkabir’e gitmek, yüce önderimizin manevi huzuruna çıkmak, ulusumuz için yaptıkları için O’na minnetini göstermek, gönül borcunu dile getirmek, anısına saygılar sunmaktır. Yakın tarihimizi yeniden yaşamak, geçmişi unutmamak, unutturmamaktır…

Durum böyleyken, bayram değil seyran değilken, Türk tarihinin bir tarihi günü değilken, yüce önderimizin sonsuzluğa göçmesinin yıldönümü değilken… Anıtkabir birdenbire gündeme düşüverdi.

Daha önceleri, açılımda,” Anıtkabir’in tarihi yol döşeme taşlarını birden bire yeni taşlarla değiştirmeye kalkıştıklarında her yer oyuk oyuk oyulduğunda Anıtkabir’de neler oluyor denmişti. Belki de üç beş yıpranmış, değiştirilmesi, düzeltilmesi gereken taş için meydandaki tüm taşlar çıkarılmış, atılmış, kollanan birileri bundan belli ki çıkar sağlamıştı. Yazık edilmişti tarihin yol izlerine, eski tarihi mermerlere… Yeniye merak eskiyi yok etmişti…

Amerika’dan, Nobel kimya ödüllü Aziz Sancar 2015’te üç ayrı bilimciyle bölüşerek aldığı ödülünü Anıtkabir’e bırakacağını söylemiş, Anıtkabir’de epeyce tantana koparılmıştı, tüm yönetim erkânı ile hem de 19 Mayıs’ta ödülle Anıtkabir’e gitmişlerdi. Sonra saraya… İsveç’in, yayılmacı anlayışın tartışmalı, kirli ödülünü Atatürk yaşasaydı elinin tersiyle itmezmiş gibi… Daha önce böyle bir şey yapılmış, böyle bir ödül Anıtkabir’e yakışırmış gibi…

Sonra Anıtkabir’de balonlu gösteriler yapıldıydı, tuhaf giyimli kişiler surlarında dolaştırılmıştı… Nöbetçi askerlerin giyimleri de değiştirildi bu arada. Yine yakın dönemde yiyecek – içecek dükkânı, kaydıraçlı çocuk oyun bahçesi bile açılmıştı da şikayet üzerine kapatıldı dendiydi.

Bu arada, bir kesim, sistemli şekilde Anıtkabir’in mimarisine, 24 Türk boyunu temsil eden Arslanlı yoldaki heykellerine, anıtın çevresine, arazisine bile saldırmışlardı aynı yıllarda… “Yıkacağız” sözünü ağzına alanlar bile olabilmişti… Kulaklar buna alıştırılmıştı. Sonra suskun bir döneme girildi. Ta, düne kadar…

Tüm manşetleri şu haber kaplayıverdi birden:

“Anıtkabir'de Bülent Ersoy'a şemsiye tutan subay görevden alındı” Haber 7, güncel.

“Kendisine şemsiye tutan asker nedeniyle tepki gösteren bir kesim üzerine Milli Savunma Bakanlığı (MSB), konuya ilişkin soruşturma başlatıldığını…”

“Anıtkabir'de şemsiye tutan Komutan görevden alındı! Bülent...” Mynet magazin.

“Milli Savunma Bakanlığı tarafından Anıtkabir ziyareti sırasında ... Son dakika: Bülent Ersoy'a şemsiye tutan subayla ilgili flaş gelişme!”

“Anıtkabir'de şemsiye tutma tartışması,” Aydınlık

“Bülent Ersoy'a şemsiye tutan subay görevden alındı” - Habertürk

“Son dakika haberi: Sanatçı Bülent Ersoy'un Anıtkabir ziyareti sırasında şemsiye tutan Albay Hakan Osman Sert görevden alındı.” Haberturk.

Bu da Diken’den, aynen kopyaladım:

“Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrinin bulunduğu Anıtkabir'de bir askerin sanatçı Bülent Ersoy'a şemsiye tutan subay görevden alındı.”

*
Devrim karşıtı her açılımın amacına ulaştığı, olaya ikinci dönüşlerinde kesinlikle istenilenin yapıldığı ülkemizde, Anıtkabir açılımının üzerinden de yedi sekiz yıl geçmiş…

İki gün günce aniden patlatılan Anıtkabir balonu pek hayra alâmet değil:

“Geliyor geliyorum diyen…”

“Alan olmasa hiç hırsız olmazdı!”

“Uyku uykuyu getirir,” uyanalım.

“Hava fitili aldı…”

Bir taşla kaç kuş vuruldu…

Bu iş, zamanında cinsiyet değiştiren, skandallarıyla, genç erkek sevgilileriyle ünlü, iktidarın açılımlarının destekçisi, yaş yaşamış bir koca kişiye, bir ünlü şarkıcıya şemsiye tutulması olayı değildir. Çok çok derinidir…

Ünlü bir Sözcü yazarı, olaydan sonra hemen bilgisayardan bu şahsın yaşam öyküsünü derlemiş, askerlik yaşından başlamış, yirmili yaşlarda 20 gün Bahriyeli askerlik yaptığından, sonra askerliğe uygunsuz raporuyla terhis edildiğinden… çıkmış. Cinsiyet değiştirme ameliyatından, fuarda göğsünü açmasına, pembe nüfus cüzdanı mücadelesine, bu arada Kenan Evren’den başlatarak parti başkanları, siyasetçilerle ilişkisine kadar her şeyi ortaya dökmüş, şu anda iktidarla arasının bayağı iyi olduğundan da dem vurmuş… Dalga geçilerek yazılan bir yazı. Gelen tehlikeden söz edilmeden, aynanın ardı gösterilmeden…

Olayın bir düzenleme olduğu bu kadar belliyken.

Yürüyen biri, tekerlekli sandalyeye oturtulmuş, karalar giydirilmiş. O kadar koruması, hizmetçisi, yardımcısı olan bu şarkıcıya yağmayan yağmurda hem de, bir Türk subayına, Atatürk’ün askerine uşak muamelesi yaptırılıyor.

Bu görüntü çekiliyor, her yana aynı tek pozla dağıtılıyor.

Daha olay tartışılmazken yenice duyurulmuşken, pat diye, aynı anda şemsiye tutan askerin (denizci – bahriyeli- subay) görevden alındığı, Anıtkabir Takım Komutanının da görevden alındığı haberi, haberlere geçiyor.

Burada dikkat çekici bir de Bahriyeli olmak durumu var… Bahriyeli olamaz denilene bahriyeli bir subayın hizmeti, saygısı… Geçmişin Balyoz davası… Emekli Amirallerin bildirisi…

Bu tepkilere karşı ses çıkarmayan Bülent Ersoy’un, oraya ne için gittiğine dair dedikleri ayrı bir açılım konusu. Bunu, ilk Aziz Sancar başlatmıştı. Anıtkabir’de Atatürk’e dua ettim demişti. Duasını edecekse başka yerde edemezmiş gibi. Bülent Ersoy’da aynısını demiş: “Dua için gitmiştim.“ Sonra yazmış: “Yüce Allah mezarınız başında okumuş olduğum dualarımı inşallah dergah-ı izzetinde…”

Anıtkabir oldu mu bir anda mezar. Artık türbeliğe geçiş kolaylaşmıştır böylece. İsteyen çaput da bağlar (!). Her kesimden destek o biçim. Sabah yazarı centilmenlik diyor buna, üstelik subayı tebrik ediyor.

Yıkım sırası buraya gelmiş. Dini kullanmak işin en kolayı.

Anıtı türbe durumuna indirmek budur! Bunun yolunun açılmasıdır. Gerisi orayı türbeye benzetmekle, bugünkü konumunu değiştirmekle, en büyük Cumhuriyet anıtını yıkmakla gelecek…

Çevresi, Atatürk Orman Çiftliği örneği yapılaşmaya, yağmaya açılacak.

Askerimizin durumuna bakalım bir de. Günümüzün memurlarından farkları yok. Bir anda kapı dışına atılabiliyorlar. Geçen gün duyduğumuz, okulda öğrencisini döven öğretmen örneği gibi… Ekim ayında suçüstü edilen sarıklı, cübbeli tarikat subayına (tuğamiral) ise dokunulmamıştı… İşe nasıl geliyorsa öyle…

Askerin, subayın görevden alınması birdenbire alınan bir kararla. Hakkari Yüksekova’ya tayini (haber 7 yazdı), eğer doğruysa, işin en kötü yönü. Bölücülük sürüyor. Açılım sürüyor, sürdürülüyor. Akıllarla kurumlarla alay edilir gibi… Değerlerimiz yerle bir…

Bu iş, bir cinsiyet değiştiren şarkıcıya şemsiye tutulması olayını çoktan aştı…

Anıtkabir açılımı yeniden geliyor, altın vuruş var sırada…

Kimse kimseyi kandırmasın!

Besle arıyı, gözün görsün sarıyı…

Bir taşla vurulan kuşları sayın, kuşları…

Feza Tiryaki, 15 Ocak 2022
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 933
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: BİR TAŞLA KAÇ KUŞ

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Cmt Oca 22, 2022 13:37

DAHİ insan ve EBEDİ başkomutan, ULU kurtarıcı ve BÜYÜK kurucu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün en ulusal ve kutsal Anıt Kabri hakkında, üzerinde ve etrafında taslanan ve taşarlanan, planlanan ve uygulanan hatta uygulanması başlatılmış bulunan tüm açık ve gizli, özel ve tüzel, iç ve dış, meş'um ve mel'un senaryoları ve oyunları ve bunların doğrudan ve dolaylı yapımcılarını, aktörlerini, amirlerini, hamilerini, hizmetcilerini, köstebeklerini ve destekcilerini teşhis, teşhir, tel'in ve mahküm eden MUHTEŞEM bir yazı. Gerçek ve içten ATATÜRK'cü yazarı sevgili Feza TİRYAKİ'yi en yürekten tebrikler, sonsuz sağlık ve bağışıklık dilekleri, özel selamlar, derin saygılar sunarak kutlamak gerek.
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1197
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Re: BİR TAŞLA KAÇ KUŞ

İletigönderen Feza Tiryaki » Cmt Oca 22, 2022 18:37

Değerli Gönül Hanım, oyun büyük, dediğiniz gibi, gören görüyor, bilen biliyor, birlikte çevremize de göstermeye toplumu uyandırmaya çalışıyoruz… Yazıya katkınız, desteğiniz için sağ olunuz…
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 933
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12


Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x