Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek

Genel & Güncel Konular

Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Kas 30, 2022 4:30

Celâl Şengör, 14 Eylül 2012 tarihli köşe yazısında, öğrencilerin bilim bölümlerini tercih etmemesinden duyduğu bıkkınlığı anlatmış.

- Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek
Gazete haberlerine göz atarken, üniversiteye giren öğrencilerin fizik, kimya, jeoloji, biyoloji gibi temel bilimleri hemen hiç tercih etmediklerini okudum. Bu, şu demektir: Toplumumuzdaki gençler, parazit olarak yaşamayı tercih etmekteler, zira tüm diğer üniversite branşlarının temsil ettiği meslekler bu tercih edilmeyenlerin ürettikleri bilgilere dayanır. Elinden cep telefonunu düşürmeyen zat, fizik olmadan bunu yapabilir miydi? Hastalandığında ilaç isteyen, güzelliğinin derdine düştüğü zaman makyaj malzemesi arayan, bulaşığını yıkarken deterjan kullanan, kimya olmadan bunları nasıl yapacak?

Almanya bizden giden üzümlerin içindeki kimyasalları görünce ödü patlamış. Doğaya bu tür müdahalelerde doğru yolu bize biyolog olmadan kim gösterecek? Tarımda bir hastalık bazan bir ürünü öyle bir yok eder ki, o ürüne tekrar kavuşabilmek için tohumlarını veya fidanlarını başka yerlerden gidip almak gerekir. Bu tür işlerin ülkemizdeki diğer bitkilere zarar vermeden, hayvan dengesini bozmadan yapılmasına biyologsuz mu karar vereceğiz?

Ya jeoloji? Su ararken jeoloji lazım, petrol veya gaz ararken jeoloji lâzım, yapı malzemesi ararken ve işletirken jeoloji lazım, baraj yaparken, maden çıkarırken, iklim değişmelerini izlerken, sele, heyelâna karşı tedbir alırken jeoloji lazım. Ya deprem???

Bir ülke düşünün ki, yukarıda saydıklarımın hepsi konusunda kafa yormak zorunda ama gençleri jeolog olmak istemiyor. Onun yerine diyor ki, ben rahat rahat işyerimdeki masamda oturayım, birileri bunları benim için yapsın. Tabiî birileri bunları yapar. Ama bir gün gelir sizi de o koltuğunuzdan sepetler ve birden kendinizi onun hizmetkârı olarak buluverirsiniz.

Muhterem hocam ve sevgili dostum Prof. Doğan Kuban yazılarında sürekli, cahiller ülkelerinin sömürge ülkeleri olduğunu işliyor ve bilhassa Müslüman dünyasındaki cehaletin altını çiziyor. Altı çizilen cehaletin en büyük kısmı işte bu fizik, kimya, biyoloji ve jeoloji cehaletidir. Buna içinde oturulan evi tanımama cehaleti de diyebiliriz, zira bu bilim dalları bize içinde yaşadığımız dünyayı tanıtan bilimlerdir.

Bu cehalet, 1950 yılından beri körüklenen ve AKP iktidarıyla da artık şahlanan doğa bilimi düşmanlığının, onun yerine hayal âlemi olan dini ikame etme çabalarının neticesidir. Okulların tamamının imam hatip okulu yapılmasını isteyen milletvekillerimiz var. Yani bu zat milletimizi yedinci yüzyılda yaşamaya davet etmektedir!

Sevgili okuyucularım, bilimle din bağdaşamaz. Zira bilim hakikatı sürekli arayan, din ise bunu bulduğunu iddia eden iki düşünce sistemidir. Tarih boyunca bilimle din hep çatışmış, hep sonunda dinin dediklerinin doğru olmadığı görülmüştür. Avrupa bunu ilk fark eden toplumu barındırdığı için yüzyıllarca dünyaya hükmetmiştir.

Bilim gerçeği bulduğunu değil, yanlışı teşhis edip onu elediğini iddia eder.

Evrim kuramını ele alalım: Bilim kutsal kitaplarda yazılan ve kökleri Sümer mitolojisine dayanan yaradılış efsanesinin doğru olmadığını ispat etmiştir. Sırf insanı ele alsak bile, en az üç akıllı insan türünün birbiriyle eskiden aynı anda var olduğunu biliyoruz. Bunlardan ikisinin soyu tükenmiştir.

Bu konuda hangi dinde tek satır bilgi vardır? Bunlar, insan soyunun ataları oldukları en azından üç büyük din tarafından kabul edilen Âdem ile Havva’dan olmuş olamazlar. Olurlarsa, o zaman Âdem ile Havvâ bizden olmuş olamazlar ki bu kutsal kitaplarda anlatılan efsane ile çelişir.

Düşününüz ki bugün tüm bilim dünyası tarafından istisnasız kabul görmekte olan evrim teorisinin “bilim tarafından niçin kabul görmediği” gibi düpedüz bir yalanı temel alan bir sözde bilimsel toplantı bir üniversitemizde yapılabilmektedir.

Tüm bunlar toplumu cahilleştirme veya cahil tutma politikasının Türkiye’de başarı kazandığını gösteren emarelerdir ki son üniversite tercihleri bunu doğrulamıştır. Bu durumda derdi imam hatip okullarını yaygınlaştırmak olan bir iktidarı yönetimde ısrarla tutan bir halk, bilim insanlarına açıkça “Bu ülkeden gidin, sizi istemiyoruz” demiştir. Eh bize de bu karara (isteyerek olmasa da) boyun eğmekten başka çare kalmamıştır.

Bazı gazeteci dostlar benim Türkiye’yi terk etmeyi düşündüğümü söylemem üzerine “aman sakın” yazıları yazdı. Sağolsunlar, ama hangisinin gazetesinin bilim ekleri, hatta sadece bir bilim sayfası var? Hangisi bir bilim muhabiri veya bilim yazarı istihdam etmekte? Bunlar için hangisi kaç yazı yazdı, kaç televizyon programı yaptı, kaç röportaj yayımladı?

Bilim “aman olsun” demekle olmaz, onu gerçekten istemek lazımdır. İstenmediği yerde bilim durmaz ve beraberinde içinden kaçtığı toplumun yaşam kavgasında ayakta durabilme gücünü de alıp gider.

Bilim, mühendislik ve matematikten kaçış aslında dünya çapında bir problem. Benzer dertler ABD’de uzun zamandır var; belki Avrupa’da da vardır. Yine de gelişmiş ülkeler hem bilimsel araştırmayı paraya tahvil edebilmeleri, hem de dünyanın başka ülkelerinden zeki insanları çekebilmeleri sayesinde bu açığı kapatabiliyorlar. Bizde ikisi de olmadığından fena halde yere çakılacağız.

Ek (16.9.2012): Bilimle ilgili haberlere ve bilim politikasına ilgi duyan nadir gazetecilerden İsmet Berkan bugünkü köşe yazısında aynı sorundan bahsetmiş.

… Ya başka ülkelerin, şirketlerin taşeronu olacağız, onların geliştirdiği ürünleri daha ucuza üreterek, yani kendi işçimize daha düşük ücret ödeyerek bir rekabet gücü yakalayacağız ve bugünkü kadar gelir elde edeceğiz ya da kendi ürünlerimizi geliştiren kendi şirketlerimiz olacak.
Dünyada bilime sahip olmadan gelişmiş, refahı yakalamış tek bir ülke yok. Demek biz de, gelişmek, zenginleşmek istiyorsak bilime ihtiyacımız var.
O bilim de, temel bilim. Ve ülkemizde temel bilimlere olan ilgi azalıyor.

Devamında bir çözüm teklif ediyor:
Üniversitelerimizin fizik bölümleri öğrencisizlik yüzünden tek tek kapanıyor. Bu yeterince vahim bir durum.
Ancak meseleye bir de şöyle bakmak lazım: Acaba Niğde’de, Kayseri’de, Sinop’ta veya Kahramanmaraş’taki üniversitenin fizik bölümü olması şart mı?
Buralara ayırdığımız bilim insanı kaynağını daha merkezi yerlerdeki temel bilimler üniversitelerinde kullansak, öğrencilerin çoğunu da oraya çekmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?
Onlarca küçük küçük ve eğitim/bilim kalitesi sorgulanabilir bölüm yaratmak yerine on-onbeş tane gerçekten iyi fizik bölümü, matematik bölümü, kimya bölümü kursak, buralarda daha fazla öğrenci eğitsek daha iyi olmaz mı?

Olur elbet, ama temel bilim uzmanlığı talep eden bir ekonomi olmayınca bu okulların mezunları yine iş bulma derdine düşecekler.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1798
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek

İletigönderen MİLLİ KURT ATILIMI ! » Cum Ara 02, 2022 12:30

Kuran'da evrim terorisine karşı , bilime karşı birşey yok. İslam medeniyeti tarihte en ileri medeniyet de oldu. Evrim Teorisi konusunda Caner Taslamanın kitabı var, başka konularda da var.

Evrim DNA mekanizması üzerinden işliyor. Allah bu şekilde yaratmış insanoğlunu. Allah bir gün gemilerin denizlerde yüzeceğini de biliyordu, ona göre yarattı.
Kullanıcı küçük betizi
MİLLİ KURT ATILIMI !
Üye
Üye
 
İletiler: 79
Kayıt: Çrş Kas 03, 2021 12:10

Re: Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek

İletigönderen MİLLİ KURT ATILIMI ! » Cum Ara 02, 2022 12:45

Allah bencilliğin zıttı olduğu için yaratır. Bencilliğin zıttı olduğu için, kötülük bilgisi dahil, bunca bilgiyi insanoğlu ile paylaşır. İnsanoğlunu bu bilgiler ile eğitir, ve mükemmel adalet ve doğruluğa doğru, yani Allah'a doğru yükseltir ve yüceltir.

Hayatın amacı varolmayı haketmektir. İnsan bu dünyada yaptıkları ile varolmayı hakederse kendisine sonsuz varolma hakkı verilir. Adalete, iyiliğe, doğruluğa hizmet ederek, Allah'ın yeryüzündeki adalet askerleri olarak, varolmayı haketmeye doğru bir yolculuğa çıkar insanoğlu

Julıan Assange gibi, Edward Snowden gibi, Chelsey Manning gibi yeryüzünde adalet, iyilik, doğruluk yayılsın diye çalışırsan Allah seni sevebilir, varolmayı hakedebilirsin, seni cennetine kabul edebilir.

Obama'nın emri ile Suriye'de kafa kesen, üzerine de alevi sünni mezhepçilik sosu dökenler doğrudan cehenneme giderler. Bu yüzden sahte din aslında en büyük şeytanlıklardan ve kötülüklerdendir.

Bizlerin görevi yeryüzünde adaleti yaymaktır, Allah'ın mesajına sahip çıkmaktır, büyük ve adaletli bir medeniyet kurmaktır. Bunu da Allah'ın mesajına sahip çıkan, insanlığa örnek olan, adaletli, iyi, ve doğru bir Türk Birliği kurarak yapabiliriz.

Asya'da barışın teminatı olan, dünyada ve Asya'da dengelerin bir teminatı olan, dünyaya adalet yayan güçlü bir medeniyet kurarak başarabiliriz.

Suriye'de bozgunculuk yapan, BATI'nın kölesi şu andaki medeniyetimiz güçsüzdür ve ahlaksızdır.

Allah'ın bizden beklediği zengin-fakir diye birşey olmayan, adaletli, eşit, kardeş, ve asker bir medeniyet kurmamızdır. İnsanlığa hizmet etmemizdir.
Kullanıcı küçük betizi
MİLLİ KURT ATILIMI !
Üye
Üye
 
İletiler: 79
Kayıt: Çrş Kas 03, 2021 12:10

Re: Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek

İletigönderen MİLLİ KURT ATILIMI ! » Cum Ara 02, 2022 12:56

Bilimin bin bir alanında dahiler ve yetenekli insanlar çıkarabilmek için, bir an önce tarım, su, çimento kaynaklarının devlet tarafından halkın ve gençlerin hizmetine verilmesi gerekiyor. Aile kuran gençlere ev, yiyecek, çocuk bakım, ve eğitim gibi hizmetlerin verilmesi gerekiyor. Seferberlik ilan edilmesi ve nüfusun artırılması gerekiyor. Gençler baskı altında yaşatılmamalı, biyolojik yaşı gelenler yaşıtları ile aile kurabilmeli ve çocuk yapabilmeliler.
Kullanıcı küçük betizi
MİLLİ KURT ATILIMI !
Üye
Üye
 
İletiler: 79
Kayıt: Çrş Kas 03, 2021 12:10


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x