Buna çekilmek denir mi? Milyonlarca ölü,Yağmalanmış kaynaklar

Genel & Güncel Konular

Buna çekilmek denir mi? Milyonlarca ölü,Yağmalanmış kaynaklar

İletigönderen Başkomutan » Prş Ara 15, 2011 11:36

Buna çekilmek denir mi?

ABD Irak'tan 'çekilirken' geride 16 bin kişilik bir ordu, 1 milyonu aşkın ölü, 3 milyonu aşkın mülteci, yıkılmış kentler, tekellerce yağmalanmış doğal kaynaklar ve birbirlerine düşman edilmiş etnik ve dinsel topluluklar bırakıyor. Dahası yeni savaşlar için Türkiye'ye ve birçok Arap ülkesinde üsleniyor.

ABD Başkanı Barack Obama'nın 21 Ekim 2011 tarihli, "ABD'nin Irak'taki askeri varlığının 2012'nin Ocak ayına kadar sona erdirileceği" açıklamasındaki sürenin sonuna yaklaşılırken, uluslararası medyada da iyimser bir hava yayılmaya çalışılıyor. Her gün bir üssün daha Irak'a törenle teslim edildiği, ABD askerlerinin "eve dönmek üzere" uçağa bindikleri görüntüler ana akım medyada yer alıyor. Fakat bu umut simsarlığı, aslında bölgenin tümünü ilgilendiren gelişmeleri ve Suriye ile İran'ın ABD saldırganlığının yeni hedefi olduğu gerçeğini unutturmuyor.

ABD ordusunun Irak'tan çekilmesi gündemi, özel olarak Türkiye'yi ilgilendiren yönleri nedeniyle iç basında da fazlasıyla "heyecan uyandırıyor".

Irak’tan çekilen ABD'nin İran ve Suriye ile ilgili saldırı planlarında en önemli kozunun, ABD basını tarafından parlatılan AKP hükümeti olduğu gerçeğini
kimse inkar edemiyor.


ABD Ordusu çekilince işgal sona ermiş mi oluyor?

ABD'nin askeri varlığını sonlandırmasına ilişkin uluslararası PR çalışmasının bir ayağında da doğal olarak "özgürleşmiş" Irak'ın yönetimi bulunuyor. İlan edilen sürenin bitimine üç hafta kala Vaşington'a bir ziyarette bulunan Irak Başbaşkanı Nuri el Maliki, Barack Obama ve üst düzey yöneticilerle bir araya geldi. Açıklamasında, "Bağdat’ın geleceğini generallerin değil işadamları ve şirketlerin belirlediğini" vurgulayan ve Irak’taki Amerikan şirketlerini sayısını yeterli bulmadıklarını, daha çoğunu istediklerini belirten Maliki'nin bu açıklamaları, her ne kadar ABD askeri çekiliyor dense de, Irak'ın işgalinin devam etmekte olduğuna işaret etti.

Irak artık 505 ABD üssünün çöplüğü!

20 Mart 2003 tarihinde, "kitle imha silahları bulunduğu" yalanıyla işgal edilen Irak'taki askeri varlığını yaklaşık 9 yıl sonra "tamamiyle" sona erdirdiği söylenen ABD, Irak'tan çekilirken gerisinde büyük bir çöplük de bırakıyor.

Amerikan ordusu geçtiğimiz hafta, Ürdün ile Suudi Arabistan sınırı yakınlarındaki el Anbar bölgesinde bulunan el Esad hava üssünü Irak makamlarına teslim etti. Irak Hükümeti adına üssün teslim alınmasında imza atan Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin temsilcisi Hüseyun El Esadi, ülkenin en önemli üslerinden el Anbar bölgesindeki el Esad hava üssü ile birlikte şimdiye kadar 501 üssün kontrolünün kendilerine geçtiğini kaydetti. Iraklı yetkili, ABD'lilerin elinde Hille, Divaniye, Basra ve Nasiriye bölgelerindeki 4 üssün kaldığını, Nasiriye'dekinin çok önemli bir üs olduğunun altını çizdi.

Bu boyuttaki askeri yığınağın ve işgalin sonucunun, işgal yılları boyunca 250 bini asker 750 bini sivil olmak üzere toplam 1 milyondan fazla Iraklı'nın yaşamını yitirmesi ve 3 milyondan fazlasının ise mülteci konumuna düşmesi olduğu biliniyor.

ABD'nin en büyük üssü Irak'ın kalbinde

505 ABD üssünün hepsinin Irak yönetimine teslim edileceği yönünde propaganda haberleri yazılan ana akım medyada, bir gerçek ise uzun süre saklandı. En son geçtiğimiz gün NBC News'den Ted Koppel, ABD'nin Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey ile yaptığı konuyla ilgili röportajda, ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesine rağmen geride 16 bin personeli ile ABD'nin dünya üzerindeki en büyük misyonu olan Bağdat Büyükelçiliği'nin kalacağına işaret etti.

Fakat daha önemlisi, görevlerinin sadece "Irak'taki ABD kurumlarını ve görevlilerini korumak" olduğu iddia edilmekle birlikte, sayısız Iraklı sivili öldüren resmi istihbarat kurumları ve özel güvenlik şirketi çalışanı katil sürüsünün Büyükelçiliğin diplomatik koruması altında faaliyetlerine devam edeceği bilgisi idi. Ted Koppel, neredeyse Vatikan büyüklüğünde bir arazide kurulu bulunan ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği'ndeki bu durumu James Jeffrey'ye sordu. Büyükelçiliğin 16 bin çalışanından çoğunun CIA, FBI, DEA ve JSOC (Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı) görevlileri olduğunu tahmin ettiğini söyleyerek, Jeffrey'nin bunların ne kadarını kontrol edebildiğini soran Koppel'a Jeffrey'in yanıtı, bunların sadece bir bölümünden "bahsetme"ye yetkili olduğu şeklindeydi. Büyükelçilik yerleşkesinde bulunduğu halde Büyükelçinin komuta etme bir yana, haklarında açıklama yapma yetkisine dahi sahip olmadığı binlerce CIA, FBI, DEA ve JSOC (Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı) çalışanı...

Gizli suikast ordusu Büyükelçilik'te

Geçtiğimiz Mayıs ayında Usame Bin Ladin'i Pakistan'da öldüren birliğinin bağlı olduğu gizli suikast ordusu JSOC'un, CIA kadar tanınmasa da, suikastler, "zanlıların yakalanıp sorgulanması" ve istihbarat toplanması gibi gizli operasyonlar yürütme konusunda CIA'i 10'a katladığı söyleniyor.

Timler gizli merkezlerde insanlara işkence etmek, aç bırakmak ya da aranan kişileri teslim olmaya zorlamak için eş ve çocuklarını kaçırmak gibi taktiklere başvuruyor. JSOC, doğrudan ABD Başkanı ya da Savunma Bakanı'ndan emir alıyor ve istihbarat birimleri, sanal savaşçıları, insansız saldırı uçakları ile keşif uçakları bulunuyor.

Üniforma giymeyen JSOC timlerinin, sadece Afganistan'da 2008'de 550 hedefi vurup bin kişiyi öldürürken, Irak'ta 2005'de ayda 300 civarında baskın düzenlediği biliniyor. JSOC, Beyaz Saray'dan, "kara liste"deki kişilere doğrudan suikast yetkisi alabiliyor.

Irak'ta 2005'te ayda 300 civarında baskın düzenlendiği biliniyor. JSOC'tan bir yetkili, "karanlık bir meseleyiz. Evreni idare eden bir gücüz ama görünemeyiz. CIA'in bizim yaptığımız şeyleri yapmaya gücü ve yetkisi yok" diyor.

ABD Irak'tan çekiliyor ama Türkiye'ye doğru...

ABD Irak'tan askerini çekiyor ama, bir yandan da CIA ile bölgede etkinliğini devam ettirmek istiyor. Irak yönetimi ile bazı askerlerin ülkede kalması konusunda anlaşma sağlanamadığı görüntüsünün yaratılması, hem Bağdat Büyükelçiliği'ni üs haline getirmesine hem de bölgedeki ülkelere konuşlanmasına bahane oldu. CIA'in bölgedeki gizli faaliyetlerini devam ettirmesi konusunda ABD'nin "en güvendiği" ülkelerden biri ise Türkiye...

AKP hükümeti, ABD'nin insansız hava araçları ve hassas sensörlerini İncirlik üssüne yerleştirmesi konusunda izin verdi. AKP hükümeti, insansız hava uçaklarının İncirlik'e yerleştirilmesini, ABD'nin Türkiye ile PKK konusunda işbirliği ile ilgili bir anlaşma olarak yansıtmasına rağmen, insansız askeri araçlarının Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar gibi müttefik ülkelere de konuşlandırılması yönündeki çalışmalar, AKP hükümetinin ABD’nin Ortadoğu'yu kontrol etmesi sürecine büyük bir destek verdiğini gösterdi.

AKP hükümeti, askerini çeken ABD adına "garantör"...

Birliklerini Irak'tan çekme kararı alan ABD adına kritik roller üstlenen AKP hükümetinin, Türkiye'nin "garantörlüğü" yoluyla, Kuzey Irak'ta ABD ordusunun eksikliğini hissettirmeme gibi bir misyonu da bulunduğu kısa bir süre önce gündeme geldi. Fakat Türkiye'nin aslolarak Suriye'ye yönelik olası bir saldırı için Kuzey Irak topraklarında yerleşiklik kazanmaya çalıştığı anlaşılıyor.

Kasım ayının ilk haftasında Ankara'ya gelen Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'yle yapılan üst düzey görüşmelerin içeriğine dair birtakım iddialar Aksiyon dergisinde yayınlanmış ama ana akım medyada fazla yer bulamamıştı.

Haberde, Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüşen Barzani'yle, Türkiye'nin Kuzey Irak'a "garantörlük" yapmasından, olası bir Suriye müdahalesinde Kuzey Irak'ın kullanılmasına kadar uzanan bir pazarlık yürütüldüğü iddiası yer aldı. Daha önce de basında, Kandil'e yönelik sınır ötesi operasyon tartışmalarının hız kazandığı son aylarda Bölgesel Kürt Yönetimi temsilcileriyle çok sayıda görüşme yapıldığı ve Barzani yönetimine, PKK'ye karşı sınır ötesi operasyonlarına destek vermesinden, üs talebine kadar bir dizi öneride bulunulduğu yönünde haberler yer almıştı. Fakat, bu son ziyaretin kapsamı, daha önce çıkan haberlerin bir hayli eksik bilgi içerdiğini, görüşmelerin bölgedeki yeni uluslararası konjonktüre ilişkin olduğunu ortaya çıkardı. Aksiyon haberinde, Suriye'ye yönelik bir askeri müdahalede bulunması halinde Türkiye'nin de Kuzey Irak topraklarını kullanacağı, bu planın bizzat Barzani tarafından önerildiği, TSK'nın Kuzey Irak'ta üs kurmasına sıcak baktığı dile getirildi.

Sol Haber, 14.12.2011
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x