Bursa Nutku'nun Askeri

Genel & Güncel Konular

Bursa Nutku'nun Askeri

İletigönderen devimsel » Cum Oca 29, 2010 20:33

[img]http://www.empirepic.com/images/eypnstuxuor1vliiyuj9.jpg[/img]

İkinci Ergenekon Davası'nın 22 Ocak'taki duruşmasında, Askeri liseyi birincilikle, harp okulunu dördüncülükle bitiren Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi ders niteliğinde bir konuşma yaptı. İşte genç Teğmen'nin o savunmasının bir bölümü...


Komutanım Yarbay Tatar'ın İntiharı

Komutanım Deniz Yarbay Ali Tatar yalan ve iftiranın kıyımına, zulmüne son vermek, Türk milleti için işaret fişeği olmak istedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin varoluşu için kendi yokoluşunun karşısına dikildi. Bize korku salmaya çalışanları, büyük küçümsedi. Onların üzerine vatan sevgisiyle yürüdü ve son mektubunda dedi ki:

Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez . Ben bu hukuksuzlukla yaşıyamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmasına vesile olur. Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben, bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabiymek için hayatıma son veriyorum."


Subay Kimdir?

Ruhu şad olsun! İşte subay diye bedeninden önce şerefini, vatanını, milletini koruyan adama derler. Subayın tanımı budur. Subayı farklı tanımlama gayretinde olanların, onu ihbarcı, suikastçi, vatan haini yapmaya çalışanların çabaları boşunadır. Bunu görüyoruz göreceğiz.


Günümüzün Ali Kemal'leri

Sayın Başkan, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dolayısıyla Türk milletine açılan barutsuz ve dumansız sindirme savaşında düşman safında yer alanlar, görevlerinin gereğini yapmaya devam ediyorlar. Günümüz Mondros basınının Ali Kemalleri zehir saçıyor... hayasızlığın zirvesini çiziyorlar. Vicdan için insanlık için bundan daha aşağılayıcı bir iflas olabilir mi? Bu düşüncenin Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda dahi malum şahıslarca sahiplenilmesi şaşırtıcı değildir.


Bursa Nutku'nun Askeriyim

Bu düşünce sahiplerini; onlara utanma duygusunu hatırlatmak için savunmama davet ediyorum. Çok şey göstereceğim onlara. Tanık olmak istediğim için tutuklandığımı, Cumhuriyet'e 15 yıl ömür biçen mürtecilere Türkiye Cumhuriyeti'ne pusu kuranlara karşı vatani vazifemin icap ettirdiği müdafaayı yaptığım için, Bursa Nutku Gençliği'nden, Mustafa Kemal'in özde askerlerinden olduğum için, değerlerimizin ve geleceğimizin en kıskanç bekçilerimden olduğum için burada olduğumu göstereceğim. Rahat olsunlar onlara elle tutulabilir yalanlar, ispatlanmış iftiralar göstereceğim.


Kardak'a Türk Bayrağını Dikenler

Sayın Başkan ben burada olmayan diğer subayların da feryadıyım. Benim silah arkadaşlarımın da durumu benden farksız.

Denizci Teğmenlerimizin evine uyuşturucu koydular, patlayıcı koydular, kadın tüccarı olarak damgaladılar pırıl pırıl insanları.

Deniz Kuvvetleri'nin gözbebeği SAT komandolarını rehin aldılar.
Aralarında Kardak'a namusumuzu, Türk bayrağını diken komutanlarım da var.
Kafes denen uydurmacayla kendilerini liyakatle görevine adamış komutanlarıma çamur atıyorlar.

Sayın Başkan bunlar kabullenilemez. Kamuoyu ve yargı, kulağa çirkin, aşırı ve aşağı gelen hukukun ciddiliğine sarmalanmış palavralarla şüphe ve korkuyla düşünmeye ayartıldı. İnsanlar, herşey, köküne kadar yalana boğuldu.

Gerçeğin değeri, anlamı, doğruluğu harcandı; başka kılıklara sokuldu. Savcılık makamı subay paketlediğini gururla söyleyebilen bir psikolojik savaş merkezi haline geldi.


Tam Bağımsız Türkiye Günleri

Merak ediyorum sayın başkan, çok merak ediyorum. Dürüst insanların; ceza görmeden, hırpalanmadan ülkelerine hizmet edebilecekleri günler ne zaman gelecek?

Vatanseverliğin başının belaya uğramayacağı günler...
Tam bağımsız Türkiye diyenlerin takibata uğramayacağı, Türk milletine düşmanlık edenlerin Türk yargısından teşvik görmediği günler.

"Ülkemin adaletiyle gurur duyuyorum" diyebileceğim günler ne zaman gelecek?
Bu iddianameye yazılanlar Mustafa Kemal'in yenilmezliğine karşı duyulan kızgınlığın zavallıca gösterisinden başka bir şey değildir.


Kararsız, Korkak Değil Cesur Olunmalı

Tehlikeyi önlemek amacıyla bütün gücümüzle harekete geçmemek intihardır. Bu nedenle kararsız korkak değil cesur olunmalıdır. Pusuda bekleyen yokoluşa boyun eğmek istemeyenlerdenim. Çünkü "Türk Subayı için hak yok vazife vardır!"

Koşullar ne olursa olsun, Mustafa Kemal'in yolunu temiz, izini taze tutacağız. Bu uğurda ödeyeceğimiz her bedeli ve tazminatı şeref sayarız. Çünkü ben, Türk subayıyım. Savaşçıyım. Savaşçılar, yaralarının büyüklüğüyle gurur duyarlar. Çünkü bu, kazanacakları onurun bir parçasıdır. Bunun en canlı örneği, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun heykelleri, yaşarken üzerine atılan taşlardan yapılmıştır.

O, Türk milletinin önünde ilerleyen bir zafer bayrağıdır. Bu bayrak; bugün de, yarın da bütün güçlükler üzerinde yükselecek ve hep yenecektir. Biz dünkü yeneni ve yenileni okuyarak gördük. Yenen, kararlıkları yakan ebedi önderiyle Türk milletiydi. Yenilen onun yürüyüşüne karşı koymak isteyen bütün dünya oldu. Ben bugün de yenecek ve yenilecekleri şimdiden görüyorum. Yenecekler, dünkü yenenler; yenilecekler, yine büyük yürüyüşümüzün önüne çıkmak isteyen bahtsızlar olacaktır.



Mehmet Ali Çelebi
Tutuklu Kara Pilot Teğmen

Kaynak
"Tam bağımsızlık demek, kuşkusuz siyasal, maliye, ekonomi, adalet, askerlik,
kültür... gibi her alanda bağımsızlık ve tam özgürlük demektir.
Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin
gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir."

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
devimsel
Üye
Üye
 
İletiler: 291
Kayıt: Çrş Nis 08, 2009 0:07

Re: Bursa Nutku'nun askeri

İletigönderen Urunguj » Cmt Oca 30, 2010 2:30

Mehmet Ali Çelebi yazdı:Merak ediyorum sayın başkan, çok merak ediyorum. Dürüst insanların; ceza görmeden, hırpalanmadan ülkelerine hizmet edebilecekleri günler ne zaman gelecek?

Vatanseverliğin başının belaya uğramayacağı günler...

Tam bağımsız Türkiye diyenlerin takibata uğramayacağı, Türk milletine düşmanlık edenlerin Türk yargısından teşvik görmediği günler.

"Ülkemin adaletiyle gurur duyuyorum" diyebileceğim günler ne zaman gelecek?


Ekonomin bağımsız değilse, siyasetin de bağımsız değildir, devlet yönetimin de.

Bundan faydalanan bedbahtların(Atatürk'ün gençliğe söylevi) finansını,lojistiğini ; Irak'ta 1.5 milyon müslümanı katleden
sömürgeciler sağlıyor.

En az senin kadar ben de üzgünüm teğmen.

Ama karanlığın en yoğun olduğu an, güneşin doğmasından az önceki saatlerdeymiş. :cry:
Kullanıcı küçük betizi
Urunguj
Üye
Üye
 
İletiler: 222
Kayıt: Cmt Ara 05, 2009 0:44

Re: Bursa Nutku'nun askeri

İletigönderen Deli Haydar » Cmt Oca 30, 2010 3:48

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez . Ben bu hukuksuzlukla yaşıyamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmasına vesile olur. Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben, bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Günümüz Mondros basınının Ali Kemalleri* zehir saçıyor...

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Bu düşünce sahiplerini; onlara utanma duygusunu hatırlatmak için savunmama davet ediyorum. Çok şey göstereceğim onlara. Tanık olmak istediğim için tutuklandığımı, Cumhuriyet'e 15 yıl ömür biçen mürtecilere Türkiye Cumhuriyeti'ne pusu kuranlara karşı vatani vazifemin icap ettirdiği müdafaayı yaptığım için, Bursa Nutku Gençliği'nden, Mustafa Kemal'in özde askerlerinden olduğum için, değerlerimizin ve geleceğimizin en kıskanç bekçilerinden olduğum için burada olduğumu göstereceğim. Rahat olsunlar onlara elle tutulabilir yalanlar, ispatlanmış iftiralar göstereceğim.

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Bu iddianameye yazılanlar Mustafa Kemal'in yenilmezliğine karşı duyulan kızgınlığın zavallıca gösterisinden başka bir şey değildir.

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Tehlikeyi önlemek amacıyla bütün gücümüzle harekete geçmemek intihardır.

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:Koşullar ne olursa olsun, Mustafa Kemal'in yolunu temiz, izini taze tutacağız. Bu uğurda ödeyeceğimiz her bedeli ve tazminatı şeref sayarız. Çünkü ben, Türk subayıyım. Savaşçıyım. Savaşçılar, yaralarının büyüklüğüyle gurur duyarlar. Çünkü bu, kazanacakları onurun bir parçasıdır. Bunun en canlı örneği, ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun heykelleri, yaşarken üzerine atılan taşlardan yapılmıştır.

Geleceğin Genelkurmay Başkanı yazdı:O, Türk milletinin önünde ilerleyen bir zafer bayrağıdır. Bu bayrak; bugün de, yarın da bütün güçlükler üzerinde yükselecek ve hep yenecektir. Biz dünkü yeneni ve yenileni okuyarak gördük. Yenen, kararlıkları yakan ebedi önderiyle Türk milletiydi. Yenilen onun yürüyüşüne karşı koymak isteyen bütün dünya oldu. Ben bugün de yenecek ve yenilecekleri şimdiden görüyorum. Yenecekler, dünkü yenenler; yenilecekler, yine büyük yürüyüşümüzün önüne çıkmak isteyen bahtsızlar olacaktır.


Sizi oraya tıkan, bırak insanlık özelliğini yitirmeyi, o özelliği hiçbir zaman edinememiş olan darbetörler bu işin bir de yarını olduğunu unutmamalıdır. Şeytanın kölesi olmuş bahtsızların Hakk'ın erleri karşısında tutunamayacakları dün gibi bugün de gün gibi açıktır.

* O şimdi bir günah keçisi!
Feragat-ı nefs.
İstihkar-ı hayat.
Kullanıcı küçük betizi
Deli Haydar
Meydan Delisi
Meydan Delisi
 
İletiler: 714
Kayıt: Çrş Eki 14, 2009 11:21

Re: Bursa Nutku'nun Askeri

İletigönderen Deli Haydar » Sal May 04, 2010 13:33


Teğmen Çelebi'nin Tek İsteği Ne?
Odatv / 1 Mayıs 2010

Hasdal’da, Ergenekon Davası çerçevesinde tutuklu olarak yargılanan Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin avukatı Feride Yılmaz, Odatv’ye bir mektup gönderdi.

Avukat Feride Yılmaz, Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin avukatlığını üstlenmek üzere gittiği cezaevinde yaptığı görüşmeyi ve izlenimlerini Odatv ile paylaşmak üzere gönderdi.

Artık soruşturmaların Hasdal kanadının bir simgesi haline gelen Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin Odatv’de yayınlanan savunmasının okunma rekoru kırdığını da biz haber verelim kendisine. Otuz binden fazla insan teğmenin savunmasını odatv sayfalarında okudu. Paylaşım sitelerine gönderilenlerin ve orada okunanların sayısını tahmin etmek bile güç.

Avukat Feride Yılmaz’ın Odatv’ye gönderdiği yazı şöyle:

Sn. Odatv yetkilileri,

Size Hasdal Askeri Cezaevi’nden sevgili teğmenim Mehmet Ali Çelebi’nin bizzat kaleme almış olduğu mektubu ulaştırmak isterdim. Ancak şu anda böyle bir mektup yok. Ancak size bu güzel Türk teğmeni ile yapmış olduğum görüşmeyi, onun isteklerini ve beklentilerini kendi ifadelerimle iletmeye ve gerekirse değerli odatv okurları ile bazı konularda yardımlaşmayı amaçlıyorum.

Değerli haberciliğinizle sürekli bilgilenme fırsatı bulduğum için bu güzel teğmenin hem de avukatı olmaksızın savunma yaptığını öğrenince yine sizin verdiğiniz telefon numarası ile cezaevine ulaştım. Bir gün sonra telefonda teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin babası vardı. Ve bana bir baba olarak çaresizliğini, oğlunun yanına ancak ayda bir kez ziyarete gidebildiğini söylerken “Söyleyin avukat hanım neler oluyor, benim oğlum terörist mi oldu şimdi. Size onun bütün okul notlarını getireyim, benim oğlum hayatta bir kez küfür dahi etmedi. Bunu anlayamıyorum. Benim oğlum daha 23 yaşındaydı.” derken aynı zamanda güvenecek bir insan arıyordu. Aslında tek isteği oğlunun bir an önce suçsuzluğunun kanıtlanması idi.

Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin daveti, babasının ise oğlunun en azından bir başka ziyaretçisi daha olsun da yalnızlık hissetmesin hisleri ancak bunu ifade etmekten çekinen gururlu tavrı karşısında yapmam gereken tek şey vardı.

Bu bir borçtu. Çünkü davet Türk Ordusunun mahkeme salonlarında dev açıklamalar yapan, kararlı, görev aldığında bunu göz kırpmadan yapacak cesarette olduğunu kanıtlamış bu gözüpek delikanlıdan ve onu gözünden bile sakınmak isterken demir parmaklıklar arkasında bırakmış olmanın acısını yaşayan bir babadan gelmişti.

Peki, onca yıl aldığım eğitim sonucu elde etmiş olduğum avukat kimliği ne işe yarıyordu?

İşte sevgili odatv okurları, şimdilik size onun elinden dilinden çıkmış bir mektup getiremedim ama size Hasdal Kışlası’nın tam ortasında kışın en soğuk , rüzgarın en acımasızca estiği ıssızlığın ortasındaki küçük cezaevinden anlatılmaz görgü tanıklıkları ile geldim.

Yol boyunca mesleğim gereği onun nasıl bir savunma yapması gerektiği konusunda düşündüm durdum, kafamda tasarladığım hiçbir savunmayı beğenmeyerek beklediğim görüş odasına, sert bir askerin gireceği ve belki de öfkeli bir insanla karşılaşacağımı beklerken, askerin yanında çok genç, zayıf ama mağrur biraz ürkek bir de gülen gözleri ile genç bir delikanlı ile karşılaştığımdaki şaşkınlığı anlatamam.
Neden geldiğimi hiç sormadı, niçin geldiğimi de hiç sormadı. Sadece gelmemden çok memnun olmuştu. Bunu nasıl anlatması gerektiğini düşünüyordu. Düşünebiliyor musunuz ki, sözde koskoca bir örgütün üyesi olacaksınız, cezaevinde yanınıza aileniz dışında kimse alınmazken ortam dinlemelerinde bu ıssızlığı içinde konuşmalarınız kaydedilirken ve yalnızlaştırılmaya, korkutulmaya çalışılırken hiç tanımadığınız, referansı olmayan bir avukat sizi ziyaret edecek ve siz onun nasıl geldiğini öğrenmeye çalışmayacaksınız. Bu nasıl suçlu?

Savunmasının büyüklüğünün de farkında değildi anlaşılan. Bu savunmanın insanlarda yarattığı heyecanı da bilmiyordu. İşte sevgili oda tv okurları, Hasdal Askeri Cezaevi’nde böyle bir masumiyet resmi vardı. Ve suç ve suçlu kelimesi ile bu resmi yan yana koymak için gerçekten vicdandan yoksun olmak gerekiyordu.

Kendi ifadelerimi ne kadar az kullanmak istesem de elimde değil, sayın editörün bu yazıyı kısaltmasına itirazım olmaz ancak bana bu yazıya anlam katmak için lütfen yardım edin. Çünkü gördüklerimle kelimelerim arasında öyle bir uçurum var ki!

Hele dev savunmaları mahkeme salonlarından taşan, ancak yüzünde utangaç bir ifade ile karşımda oturan, gözlerinin içi gülen bu delikanlı, bu genç asker; ailesi tarafından 13 yaşında yatılı okula verilmiş, mezun olduğunda daha henüz 23 yaşında iken demir parmaklıkların arkasına konulması beni yanlış anlamayın ama burada büyümeye ve öğrenmeye çalışması.

Birçok kişinin daha bu yaştaki çocukları okuyor diye üzerlerine titrerken, o yaşıtlarının aksine bir yanda aldığı eğitim, bir yanda görev bilinci ve henüz hiç kirlenmemiş ruhu ile. Oradan ayrılırken nasıl da elini tutamadım ve onu da özgürce baharı yaşayacağı sokaklara götüremedim. Bende isyan onda ise en ufak öfke kırıntısı yok.

Güzel teğmenimizin benden tek isteği ise “Her gün bir kitap okuyorum. Ama kitap bulmakta zorluk çekiyorum. Bana kitap ismi söyler misiniz.” İşte sevgili odatv okurları onca yokluğun içinde, bu ıssızlıkta, damarlarınızdaki kanın alev alev aktığı, hiçbir bilginin daha pratiğe aktarılıp şekillenmediği bu güzel asker bir tek şey istiyordu, kitap. O belli etmiyor ama tüm kitapları kendi alamaz. Cezaevinin kütüphanesinde yeterli kitap yok. Dışarıdan kitap istese aylarca süren yazışmalar ve onu ziyaret edebilen bir tek ailesi iken ve bu ziyaretler aileyi maddi olarak sarsmışken.

İşte sizden dileğim bu, ister isim verin, isterseniz kitabınızı, isterseniz de araştırmalarınızı. Bu güzel ülkenin değerli yazarları, araştırmacıları, en güzel araştırmalarınız, biliyorum büyük güçlüklerle ulaştığınız, zorlukla bastırabildiğiniz eserlerinizin bir tanesini bu güzel asker nezdinde bu Askeri Kışlanın kütüphanesine göndermeye ne dersiniz? Çuvallarla taşırım. Tonlarla taşırım. Bu bilgi köprüsünün en altında göreve hazırım. Sizleri bekliyorum.

Genç teğmenimizin sizlerle ilgili bilgisi yok. Çünkü o iki yıldır sadece televizyon izleyebiliyor ve gazete okuyabiliyor. Yani dışarıdan tek bir haber bile yok. Cezaevi yönetiminden oda tv yayınlarını metin olarak talep edecek. Ama bu yeterli mi? Ne kaynak varsa, kağıt parçası dahi içinde bilgi olsun gerçek, saf bu kirlenmemiş beynin öğrenme ihtiyacı için. Sizlerin duyarlılığınıza ve dikkatinize güvenerek bunları talep edebileceğimi biliyorum. Kalbine ve ruhuna hiçbir yasdışı örgütün giremeyeceği, Türk Ordusunun şerefli bir askeri olmaktan başka hiçbir amacı olamayan bu genç asker ve arkadaşları için.

Saygıdeğer hukukçu meslekdaşlarım;

Biliyorsunuz Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi ve arkadaşlarını savunan meslektaşımız tutuklu. Onlar binlerce sayfalık iddianamelere, türlü suçlamalara karşın savunmasız. Masumiyetin savunması nasıl olur. Evet, dünya tarihinde bu ilk değil. Belki son da olmayacak. Adı üstünde savunma. Ne savunulacak. Suçsuzluk mu?

Bu genç grup belki avukatsız yargılanıyor ama gençlikleri ve saflıkları ile diğer sanık avukatlarının tüm sevgi ve sempatilerini kazanmış durumdalar. Onları sevmeyen yok. Hatta kendi savunmalarını bırakıp onları savunanlar var. Ve bunu bana anlatan yüzdeki duruluk, içtenlik. Sevmek ve sevilmenin en ihtiyaç duyulduğu en güzel yıllar.

Asker arkadaşlarının aralarında para toplayarak tuttukları avukat da artık yok. Ve tam 2 yıl sıranın kendisine gelmesini beklemek. Yüzlerce sanık arasında oturup sabah 9’dan bazen gece saat 02’ye kadar süren duruşmalarda yerinde sabit oturup, ithamları dinleyip, konuşamamak. Sizlere oda tv aracılığı ile sunulan teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin savunması değil. Daha ilk söz hakkı, daha çapraz sorgu denen o acımasız, kafa karıştırıcı sorulara sıra gelmedi, daha yargılama nere ise başlamadı. Bu süreçte elinizde olan ve tüm kaynaklara da ihtiyaç var. Bilgiye, en sade anlatımlara. Anlaşılan gelecekte hukuk eğitimi almış birçok teğmenimiz daha olacak. Onlar kararlı.

Sizlere onun bu isteklerini bana yardımcı olmanız dileğiyle iletiyorum. Hepinize yürekli Teğmen Mehmet Ali Çelebi’den sevgiler ve selamlar.

...

Yazıma ekle, teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin iki yıl süren yargılamada daha yargı aşamasının başında olduğunu, bu yargılamanın onlarca yıl sürebileceğini ve bu nedenle teğmenin ve arkadaşlarının terfi ve özlük haklarının nerede ise durdurulacağı yönündeki gerçeği de hatırlatmak isterim. Tahliye olurolmaz askerlerinin başına geçecek ve bizleri ve onu inanılmaz suçlamalar itham edenleri korumak için göğsünü siper edecek bu genç teğmeni belki hain kurşunlardan koruyamayız ama bu evlatlarımızı bilgisizlikten ve savunmasızlıktan kurtarma görevi bize düşüyor. Onlar artık tutukluluklarına itiraz etmekten vazgeçseler de, biz onlardan asla vazgeçmemeliyiz.

Saygılarımla.

Avukat Feride Yılmaz
av.ferideyilmaz@hotmail.com
Feragat-ı nefs.
İstihkar-ı hayat.
Kullanıcı küçük betizi
Deli Haydar
Meydan Delisi
Meydan Delisi
 
İletiler: 714
Kayıt: Çrş Eki 14, 2009 11:21


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x