2 Temmuz 1993 Yılının Gör Dediği
1993 Türkiye'nin hem ulusal ve bölgesel hem de uluslararası dinamikler
açısından belki de en çok operasyona maruz kaldığı yıllardan biridir.Her
olayı,önceki etkenleriyle birlikte,yani o olayı ortaya çıkaran koşullarıyla
değerlendirmek çok zamanımızı alır.Ancak konu başlıklarıyla süreci
değerlendirdiğimizde tablonun bütününü görmekte zorlanmayacağız.
Sivas Katliamı'nı ABD ve genel olarak Batı emperyalizminin
operasyonlarının bir halkası,önemli bir halkası,olarak görüp
değerlendirmezsek doğru tespitlere ulaşamaz,doğru tanımlama getiremez
dolayısıyla doğru bir çözüm yolu da bulamayız.
1) 1990 yılı, ABD'nin Irak üzerinden Ortadoğu'ya müdahale ettiği
yıldır.Amacı Irak'ın kuzeyinde bir istikrarsız bölge(Gri sınır,sınırları belirsiz
alan)oluşturmak ve Kukla Kürt Devletinin ilk adımını atarak,Ortadoğu'ya
çöreklenmek için bir "giriş" yapmaktır.Çekiç Güç üzerinden hem Türk
toprakları bir uçak gemisi gibi kullanılmak istenmiş hem de ABD'nin
Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek üzere gerçekleştireceği saldırılara
Türkiye ve Türk Ordusu da ortak edilmek istenmişti.Turgut Özal'ın da açık
çağrısı ile ABD Irak'a ilk saldırısını gerçekleştirmiş ve Çekiç Güç doğrudan
Türkiye'yi bir uçak gemisi gibi kullanmaya başlamıştı.O dönem, 1987 yılından itibarenGenelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Org.Necip Torumtay, ABD'nin çıkarları doğrultusunda Türk Ordusu'nun koç başı gibi kullanılmasına karşı çıkarak 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile istifa edecektir.
Bu ,Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Batı ekseninde şekillenmesine ilk tepki olarak
okunmalıdır.İlerleyen yıllarda daha net bir duruş sergilenecek ancak bu
ABD'ye mesafeli duruş süresi 8 yıl sürecektir.
2)1989-1991 yılları 12 Eylül karanlığını yaran işçi sınıfı hareketinin de
ileriye çıktığı bir dönemdir.Maden işçilerinin başlattığı hareket,bölgedeki
yoksul köylülükten,esnaftan,öğrenci hareketinden destek bulacak işçi sınıfı
hareketi on binlerin desteğini alacaktı.
3)Aynı dönem Bahriye Üçok,Uğur Mumcu gibi Atatürkçü,anti-
emperyalist laik aydınlar, emperyalizmin örgütlediği Ulus Devlet
karşıtı,gerici-bölücü tehlikeye işaret ediyor,ısrarla "stratejik müttefik" olarak
yansıtılan ABD ve Batı'nın ,PKK ile olan bağlantısını ortaya koyuyorlardı.
4)Geniş bir aydın-sanatçı kitlesi Atatürkçülük,laiklik,bağımsızlık gibi
temel esaslarda uyarıları öne sürüyor; irticai tehditle birlikte bölücülüğün
emperyalizm tarafından operasyonal "öncü birlik" olduğu gerçeğini tespit
ediyorlardı.
5)Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki ABD'ye mesafeli duruş çizgisi derin
ayrım noktasına o yıllarda ulaştı.J.Gn.Komutanı Org.Eşref Bitlis de ABD-PKK
ilişkisini ortaya koyan tavırlar sergiliyor ve defalarca içinde bulunduğu
helikopter ABD Hava Kuvvetleri'nce tacize uğruyordu.
6)Aynı dönem 1984'te başlayan bölücü terör eylemleri kent
merkezlerine yayılmış,bölücü terör örgütü kent ayaklanmaları ve terörist
unsurlarca ilan edilen "kurtarılmış bölgelerle" Türk devletine meydan
okuyordu.Bu yıllar Turgut Özal'ın ağzından "Federasyon"un propagandasının
yapıldığı yıllardır da aynı zamanda.
Emperyalizm ve işbirlikçileri "tehlike"yi görmüştü.ABD ve Batı emperyalizmine göre:
-Türk Silahlı Kuvvetleri "hizadan çıkmaya" başlamıştı.Genelkurmay Başkanı'nın istifası ve J.Gn.Komutanı'nın tavrı aslında kendisine(yani ABD'ye karşı)bir tavırdı.
-İşçi sınıfı hareketi emperyalizm için korkulu rüyaların başlangıcı idi.Hele hele maden işçileri ayağa tamamen kalkarsa,emperyalizm nasıl yer altı kaynaklarını yağmalardı sonra.
-Bu Atatürkçü-devrimci aydınlar da çok olmaya başlamıştı.Emperyalizm için kurulacak "yeni düzende!!!"Atatürkçü-milliyetçi aydınlar büyük bir engel teşkil ediyordu.
ABD ve Batı'nın gizli servisleri bu süreçten sonra sıralı operasyonlarına başladı:
6 Ekim 1990:Bahriye Üçok gönderilen bir kargoda bombanın patlaması sonucu katledildi.Terör eyleminin sorumlusu olarak 19 mayıs'ta Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde gözaltında bulunan "Tekin" kod adlı Ferhan Özmen'in parmak izi Üçok'un öldürülmesi olayında kullanılan pakette tespit edilen parmak iziyle örtüştü."Tekin" kod adlı şahsın PKK ile organik bağı olan bir örgüte üye olduğu açıklandı daha sonra.Aynı dönemde Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun’dan sonra gericiliğe karşı tavrı ve laikliği savunmasıyla bilinen Üçok,emperyalizmin öne sürdüğü irtica tehlikesine işaret etmiş ancak emperyalizmin başka bir taşeronu olan bölücü örgüt tarafından katledilmişti.
24 Ocak 1993:ABD-PKK ilişkilerini ele alan ve MOSSAD'ın bölgedeki rolünu belgeleriyle ortaya koyan Uğur Mumcu aracına koyulan bombanın patlaması sonucu katledildi.Atatürkçü,milliyetçi,devrimci özellikleriyle tanınan Mumcu'nun esas failleri hala bulunamadı.Mumcu bölücü örgütle ABD arasındaki ilişkiyi ele almış ancak Üçok'un tersine işaret ettiği tehdit tarafından değil, "dinci" bir terör örgütüne ihale edilen bir saldırı ile katledilmişti.Ancak saldırının şekli bir çok uzman tarafından MOSSAD'ı işaret ediyordu.
17 Şubat 1993:J.Gn.K.nı Org.Eşref Bitlis sözüm ona "uçak motorundaki buzlanma"dan dolayı uçağının düşmesi sonucu şehit oldu.Dönemim Gn.Kurmay Başkanı Güreş, henüz uçak enkazı yerdeyken "buzlanma" açıklamasını yaptı.Eşref Bitlis ABD Çekiç Güç-PKK arasındaki ilişkileri belgeleyen dosya ile Diyarbakır'a hareket ederken yine ABD'nin operasyonu sonucu şehit oldu.
2 Temmuz 1993:PiR Sultan'ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas'ta bulunan 39 aydın Madımak Oteli'nde diri diri yakıldı.Orada bulunan Ordu-Polis güçleri ve Belediye'nin itfaiye ekipleri yalnızca olayı izlemekle yetindi.Sivas Büyükşehir Belediye Başkanı'nın "Gazamız Mübarek olsun"işareti ile başlayan kalkışma günlerce sürdü.Madımak'ta insanlar diri diri yakılırken orada bulunan gerici güruhun bir sloganı gözden kaçmıştı:"Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak."Hedef belliydi.Türkiye Cumhuriyeti!
5 Temmuz 1993:Sivas Katliamı'ndan çok değil 3 gün sonra ,sözde Sivas'ın öcünü almak için Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Başbağlar Köyü'nde katliamla ilgisi olmayan,ezan okunduğu sırada camide bulunan 29 kişi bölücü örgüt tarafından katledildi.Daha sonra köy ateşe verildi ve burada da 4 kişi yanarak can verdi.Amaçlanan şey Türk halkının Sivas Katliamında ölenlere sahip çıkmasının önünü kesmek,Sivas'ta katledilen insanları bölücü terör örgütü ile ilişkilendirmek,mezhep savaşlarının önünü açmaktı.Bu yılda başarılamayan iç savaş senaryosu ,12 Mart 1995'te İstanbul Gazi Mahallesi'nde denenmiş ,üç gün süren olaylarda 17 kişi hayatını kaybetmişti.
1992-1993 Mart:Bölücü terör örgütü işçi sınıfı hareketini boğmak,maniple etmek,meşru zeminden koparmak ve esası itibariyle Güneydoğuda "istikrarsız" alanlar oluşturup kontrolü ele geçirerek,uluslararası müdahalenin önünü açmak için ayaklanmalar örgütledi.
. . .
Operasyon hala devam ediyor.Balyoz,Ergenekon tertipleriyle Türkiye'deki dinamik kuvvetler(milliyetçi,Atatürkçü,milli solcu,milli kurtuluşçu kuvvetler)Türk Ordusu içerisinde tehlikeyi görüp düşmanı teşhir eden Subaylar bu operasyona maruz kalıyor.Aslında bu opersyon ABD'nin başlattığı BOP'nin uygulamlarıdır.BOP ikinci Sevr demektir.ABD Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmeye çalışırken önündeki engelleri de tek tek ortadan kaldırma peşinde.
Amaç yer altındaki zenginliklere el koymak.Yer altındaki zenginliklere el koyarken,yer üstündekiler ortadan kaldırılmalı.Emperyalizmin planı dün de aynıydı bu gün de aynı.Bizim çözümümüz de dün ne ise bu gün de odur.Bu çözüm..Ya İstiklal Ya Ölüm!parolasında belirlenmiştir.