En yakıcı gerçek: İşsizlik
Dicle Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun olduğu 2006 yılından bugüne kadar işsiz olan Duygu Kılınç, işsiz kaldığı 4 yıllık süreyi Almanca, bilgisayar ve ahşap boyama kurslarını tamamlayarak değerlendirmiş. Kılınç, son 6 aydır Almanya'ya vize almak için uğraşıyor.
Murat Kışlalı/ Abidin Yağmur
Cumhuriyet- Hükümet tarafından “rekabet getirici ve verimlilik arttırıcı” vurgularıyla uygulamaya sokulan tarımın küçültülmesi gibi liberal politikaların işsizlik yaratacağını, hükümet bürokrasisi ve liberal sivil toplum örgütleri de kabul ediyor. Zaten AKP iktidarında Türkiye’deki toplam çalışan sayısının artmak bir yana, 77 bin kişi azalarak 21 milyon 274 bin kişiye inmesi, bu durumu kanıtlıyor. Öte yandan teşvik sistemine ilişkin rakamların, “Türkiye’deki resmi işsizliğin uzun vadede yüzde 8 seviyesine inebilmesi için 375 milyar TL’lik sabit yatırım yapılması gerektiğini” göstermesi de, liberal politikanın ana politika aracı olan “özel yatırımların devlet eliyle teşvik edilmesi” yönteminin, işsizliği çözmede işe yaramadığını gösteriyor.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) devlet örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenleri bir araya getirerek oluşturduğu 2006 yılı itibarıyla tamamlanan “Dokuzuncu Kalkınma Planı 2007-2013-İşgücü Piyasası Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda, işsizliğin nedeni olarak “Ekonomik istikrarın sağlanması için uygulanan programlar, yatırımların düşük düzeyde seyretmesi, tarımdan ayrılan işgücünün kente göçü sonucu yeterli iş imkânlarının olmayışı, 2001 yılında yaşanan derin ekonomik kriz ve sonrasında artan verimlilik ile kapasite kullanım oranları istihdam artışını sınırlayan ve işsizliği arttıran faktörler olmuştur” gösteriliyor.
Devletten DPT, Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı, İş-Kur, TÜİK, AB Genel Sekreterliği, Merkez Bankası; özel sektörden TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD, TESK; sendikalardan DİSK, KESK, Büro-Memur Sen, Türk-İş, Kamu-Sen, Memur-Sen, Kamu-İş, Hak-İş, TİSK’in temsilcileri ile ODTÜ, Ankara, Anadolu, Koç, Marmara üniversitelerinden akademisyenlerin hazırladığı raporda “tarım sektörünün daraltılmasının, 2023 vizyonu içinde Türkiye’deki işgücü piyasasını şekillendirecek en önemli unsurların başında geldiği” şu ifadelerle anlatılıyor: “İşsizlik oranı kentsel yerlerde kırsal yerlerdekilerin iki katından fazladır. Türkiye’nin uzun vadeli stratejisinde 2023 yılında tarım sektörünün istihdam içerisindeki payının yüzde 10’a düşürülmesi hedefinin konduğu ve tarım sektöründe rekabet şartlarının tesis edilmeye çalışıldığı göz önüne alınırsa, tarımdan kopacak niteliksiz işgücünün kente göç sonucu sanayi ve hizmetler sektöründe istihdam edilememesi zaten yüksek olan işsizlik oranını çok önemli ölçüde arttıracaktır. Bu durum gelecekte işgücü piyasasını şekillendirecek en önemli unsurların başında geldiğinden tarım sektöründen çıkması beklenen işgücüne yönelik acil bir planlamanın yapılmasını zorunlu kılmaktadır.”
Kadın ve genç işsizliği de artıyor
Raporda “En yüksek işsizlik oranlarının kentlerde yaşanan kadınlar arasında görüldüğü, yaş gruplarına göre işsizlik oranlarına bakıldığında 15-24 yaş grubunun işsizlik oranının diğer yaş gruplarına göre hayli yüksek olduğu” dikkat çeken saptamaların başında geliyor.
Raporda genç nüfus işsizliğinin önemi, “AB ve Türkiye’de genç işsizliğin, zaten yüksek olan işsizlik oranlarından iki-üç kat daha fazla olduğu görülmektedir. Genç işsizlerin toplam işsizler içindeki payı Türkiye’de yüzde 38 ile oldukça yüksektir. Bu durum AB ülkeleri için de yüksek boyutlara ulaşan genç işsizliğin Türkiye için çok daha önem taşıdığını göstermektedir. Türkiye’de 15-24 yaş grubunun 2004 yılında işgücüne katılma oranı yüzde 39.3’tür. Gençlerin işgücüne katılma oranı Türkiye ortalaması olan yüzde 48.7’nin altındadır. Düşük katılıma rağmen bu yaş grubunda işsizliğinin yüksek olması, genç işsizliğinin önemini bir kat daha arttırmaktadır” şeklindeki ifadelerle vurgulanıyor. Buna karşın, bu yaş grubundaki işsizlik oranının Kasım 2009 itibarıyla yüzde 24.4’e yükseldiği dikkat çekiyor.
Teşvik çözüm olmuyor
“İşgücü Piyasası”na yönelik raporda, çözüme ilişkin en önemli çıkış noktalarından birisi, özel sektör yatırımlarının yaratacağı istihdamın işsizlerden karşılanması ve bu yatırımlar için gerekli devlet teşviklerinin kullandırılması olarak ortaya konuyor. ÖİK raporunun “Sonuç ve Genel Değerlendirme” bölümünde bu çözüm, “İstihdamın arttırılması Türkiye için öncelikli problemlerden biridir. İstihdamın arttırılıp işsizliğin düşürülmesi için özellikle girişimcilik desteklenmeli, yatırım kabiliyetini arttırıcı düzenlemelere gidilmelidir. Teşviklerin çoğunlukla yerini bulmadığı ülkemizde bu konuda esaslı düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Teşvik mekanizmaları her şeyden önce istihdam odaklı olmalıdır” ifadeleriyle yer buluyor.
Buna karşın, AKP hükümeti döneminde uygulamaya sokulan son teşvik sisteminin, istihdam yaratmada ve işsizliği çözmede çare olmadığı ve “yerini bulmadığı”nı rakamlar ortaya koyuyor. Hükümetin, 5 milyon 196 bin kişiye iş bulabilmesi için, her 3 kişiye 1 milyon TL’lik yatırım üzerinden, özel sektöre 1 trilyon 531 milyar TL’lik yatırım yapacak kadar teşvik vermesi gerekiyor.
Rakamlar sadece son dönemdeki teşviklerin değil, AKP iktidarı süresinde uygulanan politikaların da istihdam yaratmadığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda Türkiye’deki toplam istihdam 21 milyon 354 bin kişiydi. 2009 sonu itibarıyla ise Türkiye’deki toplam istihdam 21 milyon 277 bin kişiye düştü. Buna göre AKP, iktidarındaki 7 yılda istihdamı arttırmak bir yana, çalışan sayısını 77 bin kişi azalttı.
300 TL’yi kabul etmedim ama..
Türkiye’de iş bulma umutlarını yitiren üniversite mezunu işsizler başta Almanya olmak üzere yurtdışında eğitim ya da iş olanaklarını değerlendirmeye çalışıyorlar ama işsizler için Avrupa ülkelerine vize almak da kolay değil.
Dicle Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduğu 2006 yılından bugüne kadar işsiz olan Duygu Kılınç (28) işsizlik sarmalını şöyle anlatıyor:
“Ben 2001 yılında Dicle Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kazandığımda 4 yıllık okul bitiren birinin işsiz kalmayacağına inanılıyordu. Gerçekten de öyleydi, fakülte mezunları, bölümleri ne olursa iş bulabilirlerdi. Ama 2001’den sonra her şey değişti. Benim alanım olan felsefe öğretmenliği için eğitim fakültesi mezuniyeti şartı getirildi, sonra KPSS çıktı. KPSS’ye girdim ama benim bölümümle ilgili atama yapılmadı. Ben de normal devlet memuru olmak için KPSS’ye girdim ama o da olmadı.”
KPSS’den umudunu kesince özel dershanelere başvurduğunu söyleyen Kılınç, bu kez de ucuz işgücü olarak görülmekten yakındı. Kılınç, “Sadece felsefe dersine değil psikoloji, sosyoloji derslerine girmemi, ayrıca rehberlik yapmamı isteyen dershaneler bana 300 lira maaş önerdiler. Üstelik sadece bir özel dershane değil, bütün özel dershaneler aynı maaşı, aynı şartları önerdiler. Bu şartları kabul etmedim ama kabul etmek zorunda kalanları gördüm” diye konuşuyor.
Ne kamu sektöründe ne de özel sektörde umduğunu bulabilen Duygu Kılınç, işsiz kaldığı 4 yıllık süreyi Almanca, bilgisayar ve ahşap boyama kurslarını tamamlayarak değerlendirmiş. Bir yandan da İş-Kur’a başvurup yanıt beklediğini belirten Kılınç o süreci de şöyle dile getiriyor:
“İş-Kur’a kaydımı yaptırdığımda görevli memur ‘Daha önce bir felsefe mezununu işe yerleştirmiştik’ deyince ben de umutlandım. Ama 2 yıla yakın zaman geçti İş-Kur’dan beni arayan olmadı. Meslek kursları veriyorlarmış, onlardan birine gideyim dedim. 20 kişi alacakları kurs için kapının önündeki sırada 4 saat bekledim. Oradan da sonuç çıkmadı. Şimdi İş-Kur’dan hiç ümidim yok. KPSS’de çok az şansım var.”
Son 6 aydır, Almanya’ya vize almak için vakit harcayan Kılınç, “Türkiye’de iş bulabileceğime dair umudum kalmadı. Onun için Almanya’ya gitmek istedim. Orada hem çalışıp hem felsefe üzerine eğitimime devam edebilirim diye umuyordum. Ama istedikleri her belgeyi tamamlamama rağmen Almanya vizesi alamadım. Şimdi tekrar denesem mi bilmiyorum” diyor.
Yurtdışında iş ve yaşam umudu
İş ve yaşam umudunu yurtdışında arayan üniversite mezunu işsizlerden biri de 28 yaşındaki Rahmetullah Kabişen. 2003 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde turizm ön lisans programından mezun olan Kabişen, bir yandan sektörde iş ararken bir yandan da Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) işletme programını tamamlamış. 2007 yılında AÖF’yi tamamlayan Kabişen iş bulamayınca Almanya’ya gitmeyi denemiş. Vize alamamış ama tekrar başvuracağını söylüyor. Eğer yine reddedilirse “Başka bir ülkeye gitmeye çalışacağım” diyor. İlle de yurtdışına çıkmak isteyen Kabişen bunun gerekçesini ise “Türkiye’de gerekli yaşam koşulları, iş ve sosyal olanaklar benim için mevcut değil. İlerde olacağına da inanmıyorum. Onun için mutlaka yurtdışına çıkacağım” diye açıklıyor.
Psikiyatrlar, işsiz olan ya da işini kaybeden bireyin depresyona girebileceği uyarısında bulunarak "İşsiz insanda arkadaş çevresinin kaybı, aile içi çatışmalar, umutsuzluk, çaresizlik, alkol ve sigara kullanımının artması, negatif düşüncelerin artması gibi çok sayıda olumsuz davranışlar da ortaya çıkmaktadır" dedi.
Sibel Bahçetepe/ Barış Yaman/ Deniz Tatarer Temur
İşsizlik= Depresyon
Psikiyatr Muzaffer Uyar, işsizlik oranlarının kriz ile birlikte oldukça yükseldiğini anımsatarak “Birçok kişi kendisi ve yakınları için derin iş kaybı endişesi yaşamaktadır” dedi. Psikiyatrların işsiz ve işini kaybetmiş insanların sevilen birinin ölümü ve boşanmadan sonra üçüncü sırada gelen psikiyatrik problem etkeni olarak kabul edildiğini vurgulayan Uyar, “İşsizliğin en çok neden olduğu psikiyatrik hastalık depresyondur” diye konuştu. İşsizliğin ve iş kaybının bireyde umutsuzluk, çaresizlik, yetersizlik, utanç, özsaygı kaybı gibi derin negatif duygu ve düşüncelere yol açacağına dikkat çeken Uyar, “Bu duyguların sonucu içe çekilme, arkadaş çevresinin kaybı, aile içi çatışmalar, alkol ve sigara kullanımında artma, iş bulma umudunun yitirilmesi sonucu iş arama davranışının terk edilmesi gibi davranışsal sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalara göre bir yıldan uzun süre iş bulamayanların yüzde 85’i tekrar iş bulabileceği inancını yitirmekte, bu grubun yüzde 25’i de depresyona girmektedir. Özellikle ekonomik krizin sürdüğü süreçlerde işsizlerde yeniden iş bulma umudu oranı yüzde 25’lere gerilemektedir” açıklamasını yaptı.
[img]
http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=39835[/img]
Devletin ve sosyal kurumların işsizlere yönelik rehabilitasyon ve aktivitasyon alanları, psikolojik destek üniteleri kurması gerektiğinin önemine değinen Uyar, ekonomik kriz dönemlerinde intiharların arttığı ancak bu olguların çok faktörlü olması nedeniyle yalnızca işsizliğe bağlanmasının yanlış olduğunu kaydetti. Uyar, işsizlerin ailelerinin ve yakınlarının da psikolojik olarak olumsuz etkilenebildiğini ifade etti.
Patronluktan amele pazarına
AKP iktidarı yöneticileri 2010 yılı ile birlikte “istikrarın yeniden yakalandığını” söylese de esnaf, işletme sahipleri ve özellikle de iş arayanlar zor günler yaşamaya devam ediyor.
Küresel krizin baş gösterdiği 2008 yılında Kolcu İnşaat ve Taşeron Şirketi’nin sahibi olan 35 yaşındaki Üzeyir Kolcu, şimdi ise işçi pazarında iş arar oldu. 18 yıldır inşaat ile taşeronluk işleri yaptığını ve şirketinde 80’in üzerinde işçinin çalıştığını belirten Kolcu, “2008 yılında alacaklarımı toplayamadığım ve borçlarımı ödemekte zorlandığım için iflas ettim. İşletmemde 80 işçi çalışıyordu ve 15 tane minibüs ile kamyonetim bulunuyordu” ifadelerini kullandı.
İşçilerinin parasını ödeyemediğini ve krizin de etkisiyle borç batağına saplandığı ifade eden Kolcu, tüm araçlarını sattığını ancak bunun da yarar getirmediğini söyledi. 3 çocuğu olduğunu anlatan Kolcu, “İkisi okula gidiyor. Bir zamanlar işlerim gayet düzenli giderken, iflas çukuruna düştüm, o günlerde yanımda bulunan iyi gün dostlarımmış. Şimdi tek başıma kaldım ve amele pazarında ırgatlık bekliyorum” diye konuştu. Şirket araçlarının bulunduğu kapalı alan dışında 100 metrekarelik büro ve belirli merkezlerde irtibat noktalarının bulunduğunu vurgulayan Kolcu şöyle devam etti: “Şirketim altyapı düzenlemeleri, inşaat işleri ve çevre düzenlemeleri üzerine çalışıyordu. 18 senedir bu meslekle uğraşıyorum. 2008 krizinden sonra şirketim iflas etti, şimdi sıfıra düştüm. Artık iş arıyorum dediğimde kimse bana inanmıyor. Çünkü durumum gerçekten çok iyiydi ve işçilerime bile 3 bin TL para ödediğim zamanları hatırlarım. Emeğin karşılığını veren bir işverendim, fakat şimdi içinde bulunduğum durum deyim yerindeyse içler acısı. Şeker Fabrikası’nın karşısında yer alan amele pazarına her sabah 07.00’de geliyorum, fakat günlerdir iş yok. Evime ekmek almak için mücadele ediyorum ama haftalardır para kazanamadım, ne yapacağımı ben de bilmiyorum.”
Boynum bükük
Özel bir şirkette işçi olarak çalışan ve 2 yıl önce işten çıkarılan Harun Demir de 2005 yılında durumunun çok iyi olduğunu ancak daha sonra her geçen gün zorluklarla karşı karşıya kaldığını anlattı. Hükümetin krizin bittiğini ve teğet geçtiğini söylediğini fakat kendisinin iyiye giden bir şey olmadığını yaşayarak anladığını belirten Demir, “1, 2 ve 3 yaşlarında üç çocuğum var. 2005 yılına kadar iyi kazanıyordum, fakat 2005’ten sonra ayda 300 TL bile kazanamaz oldum. Evimi zar zor geçindiriyorum. Her gün iş aramak için çıkıyorum fakat boynu bükük bir halde eve geliyorum. Allah’tan çocuklarımın yaşları küçük henüz durumumuzun fakrında değiller. Yine de umudumu korumaya çalışıyorum” dedi.
Umut ocağı
Amele pazarının yanında bulunan ve iş bekleyenlerin umut kapısı haline gelen İnşaat Çay Ocağı’nın işletmecisi İsmail Aksoy, durumun vahimliğini borç defteriyle gözler önüne seriyor. Çay borçlarının yer aldığı defterleri gösteren Aksoy şunları söyledi: “15 yıldır çay ocağı işletiyorum. Bugüne kadar böyle zorlandığımı hatırlamıyorum. Bakkallarda borç defterleri olması normal ama çay ocağında da olması normal bir şey değil. 3 adet borç defteri bulunuyor. 30 kuruş olan çayı bile veresiye içiyorlar. Ama yapacak bir şey yok, hepimiz aynı durumdayız, zar zor geçiniyoruz. Birbirimize destek oluyoruz. İşsizler de buraya gelmezse çay ocağı zaten kapanır. Ben de kapatmamak için veresiyeye devam ediyorum.”
30 yaşındaki Yakup Alparslan da, Türkiye’de yaşanan gelişmelerin vatandaşları olumsuz etkilediğini söyledi. “Ne iş olsa yaparım” diyen Alparslan, “Yaklaşık 1 yıldır iş arıyorum, gündelik işlerle ekmek paramı kazanmaya çalışıyorum. Kahveye giriyorum, dertleniyorum ama içerde sigara içemiyorum. Yine dışarı çıkıyor, iş arıyorum. Artık eve giderken yüzüm kızarıyor, ne yapacağımı bilmez bir haldeyim. Biz bu genç yaşta iş bulamazken, diğer insanlar ne yapsın ne ile geçinsin” diye konuştu.
Kapısına kilit vuran vurana
Küresel ekonomik krizin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği 2009 yılında ülke genelinde 13 bin 459 şirket tasfiye edilirken 10 bin 429 şirketin de kapısına kilit vuruldu. Ülke genelinde kurulan şirket sayısında ise yüzde 9.9’luk düşüş yaşandı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) Aralık 2008 ile Ocak-Aralık 2009 döneminde açılan, tasfiye edilen ve kapanan şirket sayılarına ilişkin çalışmasına göre, Aralık 2009’da 4 bin 58 şirket kurulurken, 1679 şirket tasfiye oldu, 1538 şirket de kapandı. Tasfiye edilen ve kapanan şirket sayısında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28 civarında artış tespit edildi. Aynı dönemde 103 kooperatif kurulurken, 171 kooperatif tasfiye oldu, 229 kooperatifin ise kapısına kilit vuruldu. Gerçek kişilere ait 2 bin 130 işletme ise iş hayatına son verdi.
2008’de kurulan 48 bin 3 şirket sayısında yüzde 9.9’luk düşüş yaşanarak, rakam 2009’da 43 bin 250 seviyesine indi. 2009’da tasfiye olan şirket sayısı da bir önceki yıla göre 1801 adet artarak, 13 bin 459’lere ulaştı. 2008’de 9 bin 925 olan kapanan şirket sayısı da 2009’da 10 bin 429’a kadar çıktı. 2009’da kurulan kooperatif sayısı ise yüzde 11.92 oranında düştü. 2008’de 1309 kooperatifin kurulduğu Türkiye’de geçen yıl 1153 kooperatif faaliyete geçti. Bu dönemde tasfiye edilen kooperatif sayısı 2 bin 561’den 2 bin 444’e düştü, kapanan kooperatif sayısı ise 1815’ten 1842’ye çıktı. 2009’da yeni kurulan gerçek kişilere ait ticari işletme sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 6.72 oranında azalarak sayıları 44 bin 387’ye indi. Bu dönemde kapanan ticari işletme sayısı da 32 bin 289 civarına düştü.
Geçen yıl kasım-aralık ayında çalıştığı fabrikadan çıkarılan işçi Sezai Kesikbaş'ın 3 yaşındaki kızı Berra, alerjik bronşit. Aile küçük kızlarının tedavisini yaptıramıyor.
Ahmet Kurt/ İstanbul Haber Servisi
Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biri olan Kocaeli’de, krizin etkilerini her yerde görmek mümkün. İşten çıkarılan işçilerin büyük bölümü ise direnişlerini ve hukuk mücadelesini sürdürüyor.
Kartepe İlçesi Arslanbey Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Tezcan Galvaniz’de de geçen yıl kasım-aralık döneminde toplam 121 işçi işten çıkarıldı. İşçilerden 83’ü bir yandan hukuki yollara başvururken diğer yandan fabrikada direniş başlattı. Günlerce mücadelelerini sürdüren işçilere birçok sendika da destek verdi ama işveren geri adım atmadı. Ancak krizin faturası sadece işçilere değil, bu işçilerden biri olan Sezai Kesikbaş’ın 3 yaşındaki alerjik bronşit olan kızı Berra’ya da ödetildi.
5 yıl önce hükümlü kontenjanından işe başlayan Kesikbaş, sendikalı olduktan sonra işten çıkarılan 121 işçiden biri oldu. Fabrikada kendisine verilen her işi yaptığını anlatan Kesikbaş, şöyle konuştu: “İşten çıkartıldığım zaman gidip tüm üstlerime ‘Beni neden çıkarttınız’ diye sordum. Çünkü çıkartılmam için ortada hiçbir neden yoktu. 250 TL kira veriyorum ve ayda 670 TL maaş alıyorum. Oturduğum evde çok rutubet var. Çatısı yok. Ama burada yaşamaya mecburum. Kızımın sağlığı için burada yaşamanın doğru olmadığını biliyorum ama yapacak bir şeyim yok.”
İşini geri isteyen Kesikbaş, 3 yaşındaki Berra Nur ve 7 yaşındaki Zehra Nur adındakı kızları için mücadele ettiğini belirterek, “Kızımın tedavisi çok önemli. Eğer iş bulamazsam ayda 83 lira olan ilaç parasını ve tedavisini karşılayacak gücüm kalmayacak” dedi. Yeniden işe dönmek için gerekirse ailesiyle birlikte fabrika önünde yatacağını ifade eden Kesikbaş, “Haklarım için, daha iyi koşullarda çalışmak için, işyerimizde iş barışını ve kalitesini arttırmak için sendikalı olduk. İşveren bunu neden işten çıkartma gerekçesi yapıyor anlamıyorum. Aksine işlerin daha iyi ve kaliteli olması için sendikayı istemesi gerekiyordu. Ben asla bu mücadeleden vazgeçmeyeceğim” diye konuştu.
Üniversite mezunu da umutsuz
İstanbul Haber Servisi - Hükümetin özelleştirme politikaları, taşeronlaşma, istihdam daralması gibi sorunlara küresel ekonomik krizin de eklenmesiyle “beyaz yakalılar” da işsizlikten payına düşeni aldı. Özel sektörün kriz bahanesiyle daralmaya gitmesi nedeniyle bir anda işsiz kalan binlerce kalifiye eleman, yeni mezunlarla birlikte iş arıyor. Yeni mezun olmuş meslek sahibi gençlerin en büyük sorunu iş ararken “deneyim” istenmesi. İş bulabilen deneyimli beyaz yakalılar ise düşük ücretlere ve esnek çalışma saatleri koşullarına mahkûm ediliyor.
Televizyonun renkli dünyasının görünmeyen karanlık tarafında çok ağır koşullarda çalışırken işsiz kalan Nazife Yanık (29), Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu. İstanbul’a 2002 yılında geldi ve bazı televizyon kanallarında staj yaptıktan sonra bir yapım şirketinde iş buldu. Kurgu alanında uzmanlaştı. Birçok ünlü televizyon dizisinin kurgusunu yaptı. 2 yıl önce işsiz kalan Yanık, çalıştığı şirketten parasını alamadığı için de mahkemeye başvurdu. Birçok kişinin mağdur edildiği yerde davasına tanıklık yapacak kimseyi bulamadığını söyleyen Yanık, “Bir daha işe alınmamaktan korkuyorlar. Hepimiz aynı sektörün içerisindeyiz” diyor. Yanık, çalıştığı sürede de emeğinin karşılığını alamadığını dile getiriyor: “Gece gündüz, günlerce uyumadan bilgisayar ekranına bakıyorsunuz. Haftada bir gün bile izin yok. Montajını yaptığımız bölüm yayımlandıktan sonra paramızı alabiliyoruz. Kanal para vermezse de aylarca para almadan çalıştırıyorlar. Çalıştığımız bölüm hiç yayımlanmazsa biz de hiç para alamıyoruz. Bu şartlarda çalışmak çok zor olduğu için kurgu yapmayı bıraktım.”
Yanık, kurgu yapmayı bırakıp post production (yapım sonrası) alanında şansını denemeye karar verdi. Bu kez de ekonomik kriz bahanesi çıktı karşısına. Yapım şirketlerinin özellikle son iki yıldır yeni işçi almaya yanaşmadıklarını anlatan Yanık, “Yeni birini işe alsalar da sigorta yapmıyorlar. İşyerinde kaza bile geçirsen başının çaresine bakmak zorundasın. Düzenli para ödemedikleri için doktora bile gidemiyoruz. Ekonomik krizi bahane ediyorlar” diyor. Yanık uzun süre bilgisayar başında oturmanın sonucu olarak sağlık sorunları yaşamaya başladığını da anlatıyor.
İşsiz öğretmen klasiği
Formasyonu olmadığı için atanamayan, formasyonu olduğu halde KPSS nedeniyle atanamayan yaklaşık 200 bin işsiz öğretmen bulunuyor. Bu öğretmenlerden biri de Esin Eskicioğlu. Erciyes Üniversitesi Spor Öğretmenliği Bölümü’nü 2003 yılında bitiren Eskicioğlu, aradan geçen 7 yıl boyunca KPSS’de aldığı puanlar nedeniyle atanmadı. Mezun olduktan sonra mesleği ile ilgili bir iş bulamadığı için 2 yıl başka sektörlerde çalıştıktan sonra 2006 yılında ücretli öğretmenlik yapmaya başlayan Eskicioğlu 2010 yılına ise işsiz girdi. Ücretli öğretmenliğin koşullarının çok ağır olduğunu dile getiren Eskicioğlu, “Kadrolu öğretmenle aynı işi yapıyoruz ama onların ders başına aldığı ücretin üçte birini alıyoruz. Elime geçen para ayda 650 TL civarında oluyordu” diyor. İBB’ye bağlı Spor AŞ’de son bir yıldır spor eğitmenliği yapan Eskicioğlu, 1 Ocak 2010’da İstanbul’daki 130 spor salonunun Milli Eğitim’e devredilmesiyle de işsiz kaldı. Eskicioğlu, branşında açık olmasına karşın “kişisel ilişkilerin” devreye girmesi nedeniyle ücretli öğretmenlik işi de bulamadığını belirterek, “Yeni yıla işsiz girdim. O günden beri sayamayacağım kadar çok iş başvurusu yaptım. Hiçbir geri dönüş olmadı. Şimdi ailemden aldığım para ile KPSS hazırlık kursuna gitmeye başladım” diye konuşuyor. Ailesinin ekonomik durumunun da çok iyi olmadığını, ancak yaza kadar kendisine yardım edebileceklerini söyleyen Eskicioğlu, KPSS’yi kazanıp atanmaz ya da başka bir iş bulamazsa ailesinin yanına geri dönecek.
Hikayeleri birbirine benziyor
• Taylan Özgür Aydoğan (29) : Uludağ Üniversitesi Resim Öğretmenliği mezunuyum. 2002 yılında şaşırtıcı bir şekilde yeni ve totodan çıkan iktidarın eğitim politikaları eğitimi zedeleyici bir siyasi tavırla biz öğretmenlerin ve yükseköğretimin mezunlarının karşısına beklenmedik bir engel olarak “KPSS duvarı” yükseltildi. Bu engeli aşmakta zorlandıkça anketörlükten tutun pazarlamacılığa kadar başka başka bir sürü işte çalıştım. Çoğu yerde uyduğumuz şartların da altına indirilmiş çalışma ortamları gördüm.
• Ceren Kaya (23) : Gazi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Birçok özel okula ve dershaneye iş başvurusunda bulundum. Birçoğundan ya cevap gelmedi ya da çok düşük ücretliydi. Atama bekliyorum şu an, yine olmazsa düşük ücretle bile olsa derhanede çalışacağım. Ama hak ettiğimiz bu değil...
• Nazan Demirdağ (22) : İstanbul Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Programcılığı Ön Lisans Programı mezunuyum, 2 yıldır işsizim. Sadece bu yıl 8 yere iş başvurusu yaptım, benden deneyim istediler ve gördüğüm dersleri sordular. İş için gittiğim yerlerde form doldurmakla yetindim. İşverenden biz sizi ararız cevabını aldım. İş bulma umudum yok.
• Tekin Yurtseven (26) : Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdim. Okuduğum alanla ilgili iş bulmak için Avusturalya’ya dil eğitimi için gittim. Diksiyon kursundan sertifika aldım, ileri seviyede İngilizcem var ve 3 yıllık deneyim sahibiyim ama yine de işsizim. En son çare araya akrabaları sokarak iş bulmaya çalıştım. İş başvurusu yaptığım yerlerde yazılı ve sözlü mülakatlardan geçtim. Sigortasız çalışma teklifini dahi kabul ettim. Okurken işsiz kalma durumuyla karşılaşmamak için staj da yaptım. Üniversite okumamın nedeni insan onuruna yakışır, rahat bir iş bulmaktı. Bu kadar emek verdim, iş bulma mücadelesine devam edeceğim.
• Yasin Uzun (25) : Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunuyum. 1 yıldır iş arıyorum. Özel sektörde herkes iş tecrübesi istiyor. Hiçbir yerde çalışmadan tecrübe nasıl kazanılacaksa... İş başvurusu için gittiğim her yerde “biz sizi ararız” taktiği uygulanıyor. Şu an Türkiye’de iş bulma ümidim kalmadı. Yurtdışında çalışmak için başvurular yapıyorum. Eğer yurtdışına çıkamazsam KPSS’ye gireceğim. KPSS sınavındaki puanlar çok yüksek ancak 90 puan alırsam istediğim yere yerleşme imkânım var. Bu puanı alabileceğimi sanmıyorum. Polis olmayı hiç istemesem de KPSS’den 70 puan alırsam polis olmak için başvuru yapacağım.
Adana’da kahvehaneler işsizlerle dolu. ‘Batak’ta kazanınca bataktan çıkmış gibi hissediyoruz diyorlar.
Yusuf Baştuğ/İstanbul Haber Servisi/Özlem Güvemli/ Tarkan Temur
Tarımsal üretimin bitirilmesi ve istihdam kapısı fabrikaların tek tek kapanmasının ardından Doğu ve Güneydoğu’dan aldığı yoğun göç sonucu işsizlik şampiyonu olan Adana’da işsizler kahvehaneleri ağzına kadar dolduruyor. Sabah erken saatlerden akşam geç vakitlere dek kahvehanelerde “zaman öldüren” işsizler, her ne kadar karamsar olsalar da iş bulabilmeyi, çalışıp ekmek parasını çıkarmayı istiyor.
AKP’ye tepki
Güneşin yeni yeni yükselmeye başladığı anlarda Saydam Caddesi üzerindeki küçük kahvehanede bir hareketlilik göze çarpıyor. Henüz saat 07.00 olmasına karşın ocakta taze kaçak çay hazır, konuklarını bekliyor. Havanın yağışlı olmaması kahvehane çalışanlarını sevindiriyor. Kapalı alanda sigara yasağı uygulanınca boş kalan kahvehanede masalar hızla kaldırım üzerine taşınıyor. Çok zaman geçmeden masalara birer ikişer insanlar gelip oturuyor. “Dörtlü” tamamlanır tamamlanmaz bazıları kâğıt, bazıları da taş oyunları oynamaya başlıyor. Günün ilk vakitleri olsa da insanların yüzündeki yorgunluk belirtisi dikkat çekiyor. Kaçak çaylar içildikten sonra masalarda oturanlarla konuşuyoruz. İşsizlik hakkında konuşmaya çalıştığımız yurttaşların hemen hemen hepsi AKP’ye olan tepkisini, “Bu hükümet anamızı ağlattı” diye gösteriyor. Evde daha fazla bunalıma girmemek için kahvehanelere gittiklerini belirten işsizler, “İş var da çalışmadık mı” diye soruyor.
‘Utansınlar’
Emekli olanların, işini kaybedenlerin ve özellikle gençlerin yoğun olarak bulunduğu kahvehanede kirli sakalıyla yanımıza yaklaşan Ali İşalan, “Soyadım İşalan ama işveren yok ne yazık ki. 4 çocuk babasıyım, eve ekmeği götüremez durumdayım” diyerek söze başlıyor.
Uzun süre değişik işlerde çalıştığını ama uzun süredir de işsiz olduğunu anlatan İşalan, “Sigortamı yapmadılar diye işten çıkmıştım. Açıkta kaldım. Şimdi ‘iş olsun da sigortası olmasa da olur’ diye düşünüyorum. Bizi ‘yek ekmeğe’ muhtaç edenler utansın” diyor.
5 yıl önce kolaylıkla iş bulduğunu, şimdi ise gittiği her kapının yüzüne kapandığını ifade eden İşalan, eliyle kahvehanede oturanları işaret ederek “Bu insanların hepsi işsiz. Burada oturmayı kimse istemez. İş olsa çalışır herkes. Gidişatımız iyi değil, Allah sonumuzu hayır etsin” deyip çıkıyor kahvehaneden.
10 yıldır nişanlıyım, evlenemiyorum
İleriki masanın etrafında toplanan ve ‘batak’ denilen oyunu oynayan gençler seslerini yükseltmeye başlıyor. Ayakkabı atölyelerinde çalışırken kriz nedeniyle işini kaybettiğini aktaran Veysi Dilekçi, elindeki kâğıtları masaya yaydıktan sonra, “Ağabey bunlar hayatlarını bir zaman yaşamışlar. Biz hiç çıkamadık. Hıncımızı ‘batak’tan çıkarıyoruz. Yenince sanki içine düştüğümüz işsizlik ve çaresizlik batağından kurtulmuş gibi oluyoruz” diyor. Dilekçi’nin anlatımı gülüşmelere yol açsa da 10 aylık nişanlı olduğunu belirten 27 yaşındaki Özer Hür, “Asgari ücretle çalışıyordum. Nişanlandım. Evleneceğim diye kredi kartlarından alışveriş yaptım. İnşaat malzemeleri satan bir dükkânda çalışırken ‘kriz var’ diye işsiz kaldım. Evlenemiyorum. Nişanlım ‘git çalış’ diye baskı yapıyor. İş olsa ben çalışmaz mıyım” diye konuşunca herkes yüzünü masaya doğru eğiyor. Oyun oynamayanların altılı ganyanda ‘baht’ aradığı kahvehanede, Adana’ya göçle gelenler memleketlerine geri döneceklerini söylüyor. Birbiri ardına yakılan sigaraların ardından kahvehaneye gelen herkes, “Acaba bir iş kapısı söyler mi?” diye baştan aşağı süzülerek karşılanıyor.
Mimar ve mühendislerin 90 bini işsiz
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odaların yaklaşık 350 bin üyesi bulunuyor. Bu üyelerin yüzde 25’i, yani yaklaşık 90 bini işsiz ya da meslek dışı alanlarda çalışıyor.
Her yıl mühendislik ve mimarlık fakültelerinden yaklaşık 35 bin kişi mezun oluyor. Ancak meslekte yeni iş yaratma hızı bu kadar yüksek değil. TMMOB’un 2005-2009 yılları arasında gerçekleştirdiği geniş kapsamlı “Türkiye’de Mühendis Mimar Şehir Plancısı Profil Araştırması” da aradaki bu farkın iş hayatına yansımasını gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre meslek odalarına üye olanların yüzde 2.8’i, üye olmayanların yüzde 4.2’si işsiz. İş arayan mimar ve mühendislerin yüzde 44.1’i ücretli-maaşlı çalışırken yüzde 43.7’si okuldan mezun olduktan sonra hiç iş bulamamış. İş arayan bu kesimin yüzde 28.3’ü bir yılı aşkın süredir iş aradığı belirtiyor. Mimar ve mühendislerin işsiz kalma nedenlerinin ilk sırasında olan elverişsiz çalışma koşulları geliyor. Bunu; düzensiz ücret ödenmesi, işverenle anlaşamama takip ediyor. İş arayan mühendislerin yarısı kendi mesleği ile ilgili iş ararken yüzde 37’si bu konuyu çok fazla önemsemediğini belirtiyor. Meslek dışında iş arayan yüzde 12’lik kesim kendi branşların iş bulma umudunu yitirmiş durumdalar. Bütün mühendis ve mimarların üçte biri okulu bitirdikten sonra en az 1 kez işsiz kalmış.
Yeni mezunlarla işsizlik artıyor
Mühendis ve mimarların yarısı işsizliğin meslektaşlarının sayısındaki artışa bağlıyor, yüzde 44’ü de yeni yatırımların azalmasından kaynaklandığını düşünüyor. Yüzde 30’luk bir kesim de işsizlik konusunda yatırım ve istihdam politikalarının önemli olduğunu ifade ediyor.
“Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu ve acilen çözülmesi gereken en önemli 3 sorunu nedir” sorusuna mimar ve mühendislerin yüzde 53.7’si “işsizlik” diye yanıt veriyor. Bu yanıtı yüzde 36.5 ile “hayat pahalılığı ve diğer ekonomik sorunlar”, yüzde 23.3 ile “gelir dağılımındaki eşitsizlik” takip ediyor. “Türkiye’de son 5 yılda en çok kötüye giden konular” sıralamasında işsizlik açık farkla birinci sırayı alıyor.
Mühendis, mimar ve şehir plancıları gelişmiş bölgelerde yoğunlaşıyor. İstanbul, mühendis ve mimarların yüzde 20’ye yakınını Marmara Bölgesi ise toplam sayının yaklaşık üçte birini barındırıyor. Araştırmaya göre mühendis ve mimarların yüzde 52.4’ü mesleği ile düş kırıklığı yaşıyor, genelde düş kırıklığının nedenlerinin başında ise yüzde 25.9 ile iş bulma olarakları geliyor. Mühendis ve mimarların yüzde 22.5’i para kazanma olanakları-sağladığı refah düzeyi, yüzde 18.1’i de mesleki uygulamaların tatmin edici olmama nedeniyle düş kırıklığı yaşıyor.
Elektrik mühendisleri çarpıldı
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) araştırmasına göre üyelerinin yüzde 10’u yani 3 bin 618’i işsiz. Ekonomik krizin teğet geçmediği elektrik mühendisleri, artık geleceğe güvenle bakamadıklarını, borçlarını ödeyemediklerini, iş kapasitelerinin daraldığını söylüyorlar.
EMO’ya üye olan elektrik, elektronik, elektronik haberleşme, bilgisayar, biyomedikal mühendisi 37 bin 359 oda üyesi arasında yapılan “Küresel Krizin Etkileri: EMO üyelerinin istihdam araştırması” çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. EMO üyelerinin yüzde 69.3’ü küresel ekonomik krizden çeşitli şekillerde etkilendiğini gösteren araştırmada, mühendislerin yüzde 31.3’ü artık geleceğe güvenle bakmadığını, yüzde 13.2’si borçlarını ödeyemediğini, yüzde 10.7’si sahip olduğu işyerinde kapasitesini daralttığını söylüyor. Araştırmaya göre krizden bu sektör içinde en çok yüzde 75 oranı ile elektrik mühendisleri, en az da yüzde 7.14 ile biyomedikal mühendisler etkilendi.
İşsiz olduğu tespit edilen 3 bin 618 mühendisin yüzde 44.3’ünün yani 1601’inin iş bulma ya da kurma umudunu kaybetmiş durumda. İşsiz mühendislerin yüzde 20’si 3-6 ay arasında, yüzde 14’ü 3 aydan kısa zaman içinde, yüzde 8’i 1-2 yıl içinde, yüzde 3’ü de 6 ay-1 yıl arasında iş bulmayı umut ediyor. İşsiz mühendislerin yüzde 28’inin 6 ay-1 yıldır, yüzde 27’sinin 1 yıldan uzun süredir, yüzde 23’ünün 3-6 aydır, yüzde 14’ünün 3 aydan daha az zamandır işsiz olduğu belirlendi. Araştırma, ekonomik krizin çalışmayan mühendisler üzerinde daha dramatik bir etki yaptığını da ortaya koydu. Çalışmayan EMO üyelerinin yüzde 76’sı, çalışan üyelerin yüzde 64’ü krizden olumsuz etkilendiğini dile getirdi. İşsiz üyeler içinde krizden en çok etkilenen yaş grubunu ise yüzde 88.24 ile 25 yaş ve altındaki mühendisler oluşturdu. Çalışan ve krizden en az etkilenen yaş grubu ise yüzde 51.4 ile yine 25 ve yaş ve altındakiler.
Çelebi: Kölelik düzeni
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi, açıklanan 3 milyon 471 bin kişilik işsizlik rakamının gerçeği yansıtmadığını, gerçek işsiz sayısının 6 buçuk milyon olduğunu söyledi. Çalışanların yüzde 50’sinin sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmadığını belirten Çelebi, “Kayıt dışı çalışan işçiler adeta ‘kölelik düzeninde’ çalışıyor” dedi. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de anayasanın asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifadesinin yer aldığını anımsatarak asgari ücretin iptali için Danıştay’da iptal davası açtığını söyledi.
DİSK Genel Başkanı Çelebi, Türkiye’deki işsizlik oranının artmasına neden olan AKP iktidarının ekonomi politikalarını değerlendirdi. TÜİK verilerinde yer alan işsizlik oranlarının gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu belirten Çelebi, gerçek işsizlik oranlarının yüzde 20’ye yaklaştığını, genç işsizlerin oranının ise yüzde 30 olduğunu söyledi.
Çözüm için en önemli unsurun kayıt dışılığın “kayıt altına” alınması olduğunu belirten Çelebi, çalışma saatlerinin bazı işyerlerinde 13-14 saate kadar çıktığına dikkat çekti. Kayıt dışı çalışan işçilerin adeta “kölelik düzeninde” bulunduğunu dile getiren Çelebi, Türkiye’nin çalışma yasalarında ciddi değişikliklere gidilmesi gerektiğini vurguladı. Çelebi, kayıt dışı çalışmaya karşı denetimlerin arttırılması gerekirken, iktidarın tam tersine “denetimlerin azaltılmasına” yönelik genelgeler çıkardığının altını çizdi.
Her sektörde gelecek kaygısı
Mühendis ve mimarların yüzde 32.5’i, kamu sektöründe çalışanların yüzde 24’ü, özel sektördekilerin yüzde 39.3’ü “işiyle ilgili gelecek kaygısı” taşıyor. Kaygının nedenlerinin başında özel sektörde çalışanlar açısından ilk sırada işten çıkarılma ve işyerinin kapatılması geliyor. Kamu sektöründe de “tatmin edici ücret alamama” ilk sırada yer alıyor. Bir işyerinde çalışan mühendis ve mimarların yüzde 16.2’si branşları dışında çalışıyorlar ve mesleklerini yapamama nedenlerinin başında iş bulamama geliyor.
Cumhuriyet, Mart 2010


