Ergenekon'da tahliye! Mustafa ÖZBEK Sonunda Özgür!

Genel & Güncel Konular

Ergenekon'da tahliye! Mustafa ÖZBEK Sonunda Özgür!

İletigönderen Başkomutan » Prş Eki 07, 2010 21:04


ERGENEKON DAVASI'NDA MUSTAFA ÖZBEK, FAHRİ KEPEK, AYHAN ATABEK TAHLİYE EDİLDİ

2 . ERGENEKON DAVASI'NDA 3 TAHLİYE

Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek, Fahri Kepek, Emniyet Müdürü Ayhan Atabek tahliye oldu.


'2. Ergenekon Davası'nın 88. duruşması sona erdi. Mahkeme Heyeti, tutuklu sanıklar Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek, Fahri Kepek, Emniyet Müdürü Ayhan Atabek'in tahliyesine karar verdi. Sanıklar "dosya kapsamı, delil durumu ve tutuklu kaldıkları süre" dikkate alınarak tahliye edildi. Sanıklara ayrıca, yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek 25 Ocak 2009 tarihinden beri "terör örgütüne üye olmak" suçuyla Silivri Cezaevi'nde bulunuyordu.

Ayrıca, davanın tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğan'ın tedavi gördüğü hastaneden mahkeme gelen yazıya göre, Doğan'ın oksijen tüpüne bağlı şekilde ve bir kardioloji uzmanı nezaretinde ifadesinin alınabileceği belirtildi. Bu arada Anayasa Mahkemesi, Ak Parti'nin kapatılmasına ilişkin dava dosyasının bir örneğini mahkemeye gönderdi. Tedavisi devam eden tutuklu sanıklardan Fatih Hilmioğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılarak, duruşma günü mahkemede hazır blundurulması istendi. Diğer tutuklu 30 sanığın, tutukluluk halinin devamına karar veren Mahkeme Heyeti, duruşmayı 1 Kasım Pazartesi gününe erteledi.


İm (Kod): Tümünü seç
http://www.dha.com.tr/n.php?n=d4b90705-2010_10_07




'Bu dava sizin üzerinize çökecek!'

'Bu dava sizin üzerinize çökecek!'

Balbay: 'Silivri Hapishanesinin kapıları demirse biz de çeliğiz, yıkılmayacağız. Çabalarınız boşa çıkacak. Bizler bu acılarla yoğrulup daha da güçlü çıkacağız. Burada başımız dik, adalet istiyoruz.'



'Bu dava sizin üzerinize çökecek!'İkinci "Ergenekon" davasında sanık ve
avukatlarının talepleri alınıyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanık Hamza
Demir’in avukatı Celal Ülgen’in savunmasını tamamlamasının ardından sanıkların
taleplerinin alınmasına geçildi.

Burada konuşan tutuklu sanık emekli Albay Hasan Atilla Uğur, terör örgütü
elebaşı Abdullah Öcalan’ı sorgulayan ekipte yer aldığını hatırlatarak, İmralı’da
yapılan duruşmalara da bizzat katıldığını söyledi.

Oradaki yargılamalarda, usul ve esas hakkında tek bir ihmal bile
yapılmadığını belirten Uğur, mahkeme tarafından sorulan sorulardan bazı örnekler
vererek, soruların somut ve yasal delillere dayandırıldığını anlattı.

Uğur, İmralı’da yargılama yapan heyet ile kalmalarına rağmen bir gün bile
birlikte yemek yemediklerini ifade ederek, devletin terörle mücadele konusunda
verdiği resmi görev dolayısıyla uzman olduğu için Öcalan’ı sorgulayan ekipte yer
aldığını kaydetti.

Bugün Öcalan ile görüşmeler yapıldığını dile getiren Uğur, "Doğu ve
Güneydoğudaki Kürt kardeşlerimizin temsilcisi PKK ve Öcalan değildir. Ülke
bölünmek üzere. Bugün yapılan, Güneydoğu ve Doğudaki Kürt kökenli
vatandaşlarımızı PKK terör örgütünün kucağına atmaktır. Bugün yapılanlar ihanet
ile eş değerdir. AK Parti, CHP, MHP içindeki vatansever vicdan sahibi insanlara
sesleniyorum. Bu oyunu, bu tezgahı bozunuz" dedi.

-MUSTAFA BALBAY-

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay da tutuklu sanık Hamza Demir’e,
çapraz sorgusu sırasında üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami
Haşıloğlu’nun yönelttiği soruların yargılamanın niteliğini ortaya koyduğunu
söyledi.

"Bu mahkeme salonunda delil aranıyor. Prof. Dr. Faruk Erem’in ’Suçluyu
kazıyın altından insan çıkar’ diyor. Siz ’İnsanı kazıyın altından suç çıkar’
diyorsunuz. Bu anlayış Orta Çağ yargıçlarına yakışır" diyen Balbay, mahkeme
heyetinin yargılamada "Acaba yeni bir delil çıkar mı?" diye araştırma yaptığını
kaydetti.

Balbay, "Bu dava çökmüştür. Bunu kabul edip gereğini yapmazsanız bu dava
sizin üzerinize çökecek. Artık bizler değil, kamuoyunda sizler
yargılanıyorsunuz" diye konuştu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Senatosu Başkanı Nail Güreli’nin özel
yetkili mahkemelere ilişkin açıklamasına değinen Balbay, artık mahkemenin
tartışma konusu olduğunu ifade etti.
Mahkemenin var gücüyle yaratmaya çalıştığı örgütün olmadığını ifade eden
Balbay, "Sayın Özese aradığınız gerçek yok" dedi.

-GAZETECİ, MESLEĞİ NEDENİYLE HAPSE GİRMEMELİ-

Varlığı kanıtlanamamış bir örgütün tutuklusu olarak yargılandığını dile
getiren Mustafa Balbay, "Hani 2000’li yıllar felaketti. Olmadı, 90’lı yıllar
aranıyor. Yakında arkeologlar isteyeceksiniz, antik kazı yaptıracaksınız,
Hamurabi’nin atladığı bir yasa var mı diye" şeklinde konuştu.

Tarihin, bu tür zorlama davalarda yargılayanları mahkum ettiğini belirten
Balbay, 2. Abdülhamit dönemindeki Yıldız Mahkemeleri hakkında yazar Adnan
Adıvar’ın "Yıldız davası, bir cinayet davası değildir, cinayeti işleyen Yıldız
mahkemesidir" diye yazdığını anlatarak, "Bu mahkeme de böyle konuşulacak. İddia
makamı sürekli dosyalar katarak davayı içinden çıkılmaz hale getiriyor. Aranan
bir gerçek varsa, onun da kaybolmasına neden olmaktadır" dedi.

Bugünlerde gazetecilerin yaptıkları haberlerden dolayı yargılanmalarına
ilişkin bir tartışma başladığını dile getiren Balbay, hiçbir gazetecinin mesleği
nedeniyle hapse girmemesi gerektiğini söyledi.

Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklu olarak yargılandığını
belirten Balbay, "Aziz Nesin’lik bir tablo. Biz Ergenekon davasından tutukluyuz.
Ergenekon haberleri yapan gazeteciler de tutuklanma tehdidiyle yargılanıyorlar.
Ben de ’Gazeteciler hapse girmesin’ diyorum, ama hapiste olan da orada kalsın
diye düşünülmemeli. Adalet zemini kaymış, bu zemini oturtacak olan sizlersiniz"
şeklinde konuştu.

-7 MEVSİMİ DOLDURDUK-

Bursa’da bir trafik kazasında 5 kişinin ölümüne neden olan sürücünün, 10
ayda tahliye olduğuna dikkat çeken Balbay, "5 kişinin ölümüne neden olan o
kişinin cezaevinden çıkınca suç işleme tehlikesi yok mu? Biz ondan daha mı
tehlikeliyiz?" dedi.
"Burada 7 mevsimi doldurduk" diyen Balbay, mahkeme heyetine hitaben,
"Silivri Hapishanesinin kapıları demirse biz de çeliğiz, yıkılmayacağız.
Çabalarınız boşa çıkacak. Bizler bu acılarla yoğrulup daha da güçlü çıkacağız.
Burada başımız dik, adalet istiyoruz. Sayın Başkan, sizin atacağınız adımlar bizi
değil, sizi, yargıyı kurtaracak" dedi.

Tutuklu sanık Tuncay Özkan da 1980 yılından sonraki bütün
cumhurbaşkanları, kuvvet komutanları ve bakanları tanıdığını belirterek, bunun
CHP’yi ele geçirmeye çalışmak olarak algılanamayacağını ifade etti. Özkan, son
nefesine kadar adına sürülmüş lekeyi temizlemeye çalışacağını dile getirdi.

Hükümet tarafından karşıt düşünen kişilerin ortadan kaldırılmaya
çalışıldığını ileri süren Özkan, "Benim gibi bir karşıtı ortadan kaldırırsanız,
karşınıza nasıl bir karşıt çıkacağını bilemezsiniz" dedi.

Kendisine yakışan suçlamanın Susurluk belgesini açıklamak olduğunu, ancak
haberinin üzerinden kitap yazanların ise suçsuz olduğunu kaydetti.

Duruşma, taleplerin alınmasıyla devam ediyor.

Bu arada, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Senatosu Başkanı Nail Güreli
ve eski CHP Genel Başkanı gazeteci yazar Altan Öymen, basın mensuplarının
bulunduğu bölümde oturarak, duruşmayı izledi. CHP milletvekilleri Şahin Mengü ve
Hulusi Güven de avukatların bulunduğu yerden duruşmayı takip etti.

VATAN


Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Ergenekon'da tahliye! Mustafa ÖZBEK Sonunda Özgür!

İletigönderen Başkomutan » Pzr Eki 10, 2010 5:00


3 gün su vermediler

2. Ergenekon davasından Silivri Cezaevi'nde 22 ay tutuklu yattıktan sonra tahliye olan Mustafa Özbek Hürriyet gazetesinden Saygı Öztürk'e konuştu

Eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek, “Tahliye beklentim yoktu. Mahkeme Başkanı kararları okuyordu. Tahliyeme karar verildiğini Mustafa Balbay’ın ‘Arkadaşlar başkanın tahliyesini hep birlikte alkışlayalım’ demesiyle öğrendim” dedi.


Özbek cezaevi günlerini şöyle anlattı:

- Oda inanılmaz soğuktu. Musluktan su da akmıyordu. Bana 3 gün su verilmedi. Soğuktan başımı kaldıramıyordum. İçimden ‘Kaderinde bu da varmış. Boyun eğme, dayan’ dedim. Battaniyeyi kafama çekip yattım. Daha sonra cezaevi doktoruna söyledim. Zaten o günlerde beni Metris’den Silivri’ye naklettiler.

Namaz kaçırmadım

- Birikmiş kaza namazlarımı kıldım, vakit namazlarını hiç kaçırmadım. Oda arkadaşlarımı da sabah namazına ben uyandırıyordum. Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli olmuş üç madalyalı subay Mustafa Levent Göktaş da namazını hiç kaçırmadı. Kuran-ı Kerim’i hatmettim, bol bol dini ve siyasi kitaplar okudum. Arkadaşlarım, en yaşlıları olduğum için çok ısrarcı olmama rağmen bulaşık yıkatmadılar. İnanın, bulaşık yıkamayı özlemiştim.

Suçum ne bilmiyorum

- Cezaevine bağırarak girdim. Çünkü suçsuzluğuma inanıyordum. 22 ay tutuklu kaldım ama suçumun ne olduğunu da öğrenemedim. Çünkü, basında benim Ergenekon isimli örgütün finansörü olduğum yazıldı. Sendikamızda incelemeler yapıldı, yetinilmedi şubeler tek tek denetlendi. Ancak, hesaplarımızda bir hata olmadığı anlaşıldı.

Tahliyeleri tartıştık

- Niçin tutuklandığımı bilmediğim için tahliyemizin de ne zaman olacağını da hiç birimiz bilmiyorduk. Seçimlerden önce tahliyelerin olacağı konusunda yorumlar yapıyorduk. Son dönemde mahkemede benim sert çıkışlarım da olmuştu. Bana ‘sen tahliye olmak değil, tutuklu kalmayı istiyorsun’ diyenler vardı.

İlk arayan isimler

- Tahliyemden sonra beni ilk arayanlardan birisi 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. MHP’den arayan olmadı. Mustafa Balbay’ın eşi Gülşah Balbay da ilk arayan ve tahliyeme en çok sevinenlerden birisiydi. Balbay, içerde kitap yazıyor.

Vatan göreviydi

- Cezaevinden çıktıktan sonra hacca gitmeyi çok arzuluyordum. Ancak, yurtdışına çıkış yasağım olduğu için bunu şimdilik yerine getiremeyeceğim. Cezaevine girerken de vatan, millet, bayrak diye bağırıyordum, çıktığımda da yine aynı şeyleri bağırıyorum. Cezaevinde yatmak da bir vatan göreviydi. (Hürriyet)


Hürriyet / Saygı ÖZTÜRK
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Ergenekon'da tahliye! Mustafa ÖZBEK Sonunda Özgür!

İletigönderen Başkomutan » Pzr Eki 10, 2010 5:01

İleri demokrasi "Konuşursan içeri girersin"
KONUŞURSAN İÇERİ GİRERSİN


Daha önce “demokrasi bir tramvaydır, istediğimiz durakta ineriz” diyen Başbakan Erdoğan, anayasa değişikliğinin kabul edildiği 12 Eylül akşamı, teorik bir açılım yapmış ve “ileri demokrasi”ye geçildiğini ilan etmişti.

Yapılan programlara ve yazılan makalelere bakılırsa, “ileri demokrasi”, demokrasinin zirvesiydi… Peki, “ileri demokrasi”nin sınırları neresiydi?

“İleri demokrasi”nin üst sınırını AKP’nin ilk iki numarası çizdi. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin açılış töreninde öğrenciler adına konuşan ve “youtube yasaklanmasın” diyen öğrencinin konuşmasını “cesaret dolu” diye değerlendirdiler!

İktidarın belirlediği muhalefet etme üst sınırı buydu! Halk ancak “youtube yasaklanmasın” diyecek kadar muhalefet edebilirdi; ki bu zaten cesaret isteyen bir muhalefetti!

“İleri demokrasi”nin alt sınırını ise AKP’nin üç numarası, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç çizdi. Arınç, tahliye olan Ergenekon sanığı, eski Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek’in “22 ay yattım, savunma yapmadan çıktım, üç saat önce teröristtim, şimdi ne değişti” sözlerine “kabadayılık yapma” karşılığı verdi.

Ya yaparsa?

Onun karşılığını da Arınç şöyle veriyordu: “Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında 1.5 saat kadar televizyon önünde konuşan, sonra tekrar ‘içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var”. (NTV, 8 Ekim 2010)

Bülent Arınç, “konuşursan, tekrar içeri girersin” diyerek Mustafa Özbek’i açık açık tehdit etti. Demek “konuşmak” Ergenekon sanığı olmanın ve içeri girmenin gerekçesiydi! Demek, içerdekiler de “konuştukları” için Ergenekon sanığıydı!


Bakalım Arınç’ın bu sözleri, “gak guk, ille de hukuk” diyen liberallerin zihnini aydınlatabilecek mi? “Hukuksuzluk içinde hukuk bekleyenlerin” iradesizliğini çözebilecek mi?

9 Ekim 2010
Mehmet Ali GÜLLER




Okuyan'dan Arınç'a

Yaşar Okuyan, Bülent Arınç'ın Mustafa Özbek hakkındaki yorumlarına tepki gösterdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski bakanlarından Yaşar Okuyan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ‘Ergenekon Davası’nda tahliye edilen Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek için söylediği, “Keyfini çıkarsın, içerideki arkadaşları için dua etsin. Tahliye edip çıktığında bir buçuk saat kadar TV önünde konuşan, sonra tekrar ‘İçeri buyurun’ dendiği zaman sesi çıkmayan insanlar var' sözlerine tepki gösterdi.

Okuyan, bu sözlerin açıkça bir “Konuşma, yeniden içeri alırız” tehdidi olduğunu ileri sürerek, “Arınç, zaten tartışmalı olan demokrasinin, hukuk devletinin ırzına geçmiştir” dedi.

Yeni Parti İzmir yeni İl Örgütü'nün tanıtımı için Kodan La Sera Cafe'de basın toplantısı düzenledi. Yeni Parti İl Başkanı Ayhan Ödemiş ve yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Yaşar Okuyan da katıldı. Okuyan, gündemle ilgili yaptığı konuşmada, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı eleştirdi. ‘Ergenekon Davası’ sanıklarından, Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek'in tahliyesinin ardından söylediği, “22 ay yattım. Savunma yapmadan çıktım, 3 saat önce teröristtim, şimdi ne değişti” sözlerinin Arınç tarafından eleştirildiğini belirten Okuyan, Arınç'ın bir televizyon programında, “Bence bu işin keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için de dua etsin, onlar da bir an evvel özgürlüklerine kavuşsunlar. Ama kabadayılık olmaz. Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edip çıktığında 1 buçuk saat kadar televizyon önünde konuşan, sonra tekrar ‘İçeri buyrun' dendiği zaman da sesi çıkmayan insanlar var” yorumunu yaptığını söyledi.

    Bu sözlerin dehşet verici olduğunu ifade eden Yaşar Okuyan, Bülent Arınç'ın geçmişte tahliye olanların televizyonlarda konuştuktan sonra yenide içeri alındığını belirterek aba altında sopa gösterdiğini ileri sürdü. Arınç'ın sözlerinin ‘Ergenekon Davası’nın Hükümet tarafından organize edildiğini, Ak Parti iktidarın eleştirenlerin cezaevine toplandığını, tahliye olanları yeniden içeri alırız tehditi içerdiğini öne süren Okuyan, “Hani yargı bağımsızdı. Tabii herkes biliyor ki Başbakan Erdoğan, Ergenekon Davası'nın savcısı olduğunu beyan etmişti.

    Cemil Çiçek de daha önce ellerindeki dosya için cesur yürekli savcı aradıklarını açıklamıştı. İşte Arınç'ın bu açıklaması gelinen son noktayı gösteriyor. Açıkca bir tehdit var. Herkesin haline şükretmesini, yoksa yine içeri alacakları tehditinde bulunuyor. Utanç vericidir. Arınç, zaten tartışmalı olan demokrasinin ırzına geçmiştir. Hukuk devletinin ırzına geçmiştir. Böyle bir tehdit olur mu? Konuşmayacaksınız. Konuşursanız içeri alırız. Hani referandumla özgürlük geliyordu” dedi.

KILIÇDAROĞLU'NU DA ELEŞTİRDİ

Muhalefet partilerini de eleştiren Yaşar Okuyan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun referandum sürecindeki ‘genel af’ konuşmasından sonra ‘Hayır’ oyu verecek kişilerin yüzde 7 ile 9'unun ‘Evet’ oyu verdiğini söyledi. MHP kanadındaki kayışın nedenin de bu olduğunu belirten Okuyan, “Halbuki AKP- PKK diyaloğunu herkes biliyordu. Başbakan Erdoğan imzalı, Abdullah Öcalan ve PKK yöneticileri için af öngören yasa teklifi 2006'da verilmişti. Ancak Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından Başbakan Erdoğan, şehitlerin ailelerinin ızdırapları üzerine konuşmalar yaptı. Ben bunları duydukça çıldırdım. Ancak, ana muhalefet partisi lideri çıldırmadı” dedi.

Yaşar Okuyan, Kılıçdaroğlu'nun şimdi de türbanı çözeceğini söylediğini, ancak bunu fırsat bilen YÖK'ün çözdüğünü ileri sürdü. Anayasa değişiklerini 1 haftada yapabileceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu'nun ya espri yeteneğinin yüksek ya da bilinmeyen hünerleri olduğunu kaydeden Okuyan, CHP'nin bırakın 1 haftayı 1 yılda tüzük değişikliğini yapamadığını ifade etti.

(Haber3.com)
haberiniz.com





Devletin kabadayısı!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Ergenekon” soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Türk Metal Sendikası’nın eski Genel Başkanı Mustafa Özbek’in tahliyesinin ardından yaptığı “22 ay savunma yapmadan çıktım, 3 saat önce teröristtim, şimdi ne değişti?” açıklamasının hatırlatılması ve “Hala içeride suçlu olup olmadığı kesinleşmeden duranlar olduğu” belirtilerek sürecin ne zaman sonuca varacağının sorulması üzerine, “Şimdi Mustafa Özbek savunma yaptı mı yapmadı mı... Ama sorgusu yapılmıştır. Sorgusundan sonra zaten susma hakkı diye bir şey var, ‘konuşmayacağım’ dediğinde zorla konuşturacak halleri yok. Dolayısıyla tahliye edildi. Bu işin keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için de dua etsin onlar da özgürlüklerine kavuşsunlar ama kabadayılık olmasın. Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında 1,5 saat kadar televizyon önünde konuşan sonra tekrar ’içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var. Tahliye edilenler sevinsin. İnşallah beraat edenler olacaktır. Onlar da mutlu olsunlar. İyi bir yargılama güzel bir adalet hepimiz için gerekli” dedi!

***

Özbek 40 yıl sendikacılık yapmış. 40 yıl içinde karakola bile düşmemiş! 70 yaşından sonra “Sen hükümeti yıkmaya çalışan bir terör örgütüne üyesin” diye tutuklanıyor, 22 ay yattıktan sonra bir hükme varılamadığı için ve “dosya kapsamı”na göre yani dosyadaki delil durumuna göre tahliye ediliyor, “Şimdi ben terörist miyim?” diye sormasın mı?

Kaldı ki Başbakan Yardımcısı mevkiinde bulunan bir kişi, ister tutuklama olsun, ister tahliye olsun, yargı kararlarının yanında, karşısında veya ortasında bir tavır alamaz. Böyle bir tavır, yürütme gücünü, baskı aracı olarak kullanmak anlamına gelir.

“Öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında 1,5 saat kadar televizyon önünde konuşan sonra tekrar ‘içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var” demek, bırakın Başbakan Yardımcılığını, devlet adamlığını bir kenara; sıradan bir insana bile yakışmaz...

Yani insanlar muhalif oldukları için tutuklansın, tutuklama mahkûmiyete dönüşsün, dosyada yeterli delil bulunmadığı için 11 ay veya 22 ay sonra serbest bırakılsın ama hiç sesleri çıkmasın! Sesleri çıkarsa, tekrar içeri alınsın veya “Konuşursan tekrar içeri atarım ha” diye tehdit edilsin! Başbakan Yardımcısı mevkiinde bulunan kişi de böyle bir uygulamanın suç olduğunu söyleyeceğine, “Bak kabadayılık yaparsan, hükümete yönelik eski eleştirilerine devam edersen tekrar içeri alırlar ha” mealinde konuşsun!

“Nasıl yani? Savcılar sizin emrinizde mi?” demezler mi?

***

İstanbul’da bir zamanlar gerçek kabadayılar vardı. Onların kabadayılığı yüreklerinden ve bileklerinden kaynaklanıyordu. Sonra devlet kabadayıları türedi!

Devletin çeşitli güvenlik birimlerinde bulunan bazı kişiler, gerçekten bileği ve yüreği sağlam gençleri devşirerek, kendi hukuk dışı emellerinde, organize suç örgütlerinde kullanmak için kadrolu devlet kabadayısı haline getirdi. Başlangıçta bu durum bilinmiyordu. Fakat zaman içinde olaylar yargı aşamasında aydınlatılınca, görüldü ki kabadayı bilinenlerin tamamı, devletin kabadayısı imiş!

Devletin gücünü kullanarak yapılan kabadayılık, zayıflığın işaretidir. Rahmetli Dudayev, kendisine Moskova’daki Çeçen mafyası sorulduğunda “Bir ülkede devlet varsa, mafya yoktur, mafya varsa devlet yoktur, yani mafya varsa, devlet mafyadır” demişti.

Bülent Arınç, duygulandığı zaman iki gözü iki çeşme olan bir kişidir. Dolayısıyla devletin gücünü elinde bulundururken, mağdur edilmiş insanlara karşı kabadayılık edebiyatı yapması hiç hoş olmuyor.

Hem burası Türkiye! Keser döner sap döner! Gün gelir hesap döner!

Kabadayı, güçlü olduğu zaman alicenap olmayı bilene denir.


Arslan BULUT
10.10.10 / YENİÇAĞ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x