Evet'in Sosyo-Psikolojisi / Mehmet YILMAZ

Genel & Güncel Konular

Evet'in Sosyo-Psikolojisi / Mehmet YILMAZ

İletigönderen TÜRKK » Cum Eyl 17, 2010 23:06

EVET’İN SOSYO-PSİKOLOJİSİ

Evet dediğinizde, başkalarının kendileri için dayattığı kuralları onaylayıp, onların dünyasının seyircisi olmaya devam edersiniz. Hayır, sihirli bir sözcüktür; isterseniz dünyayı değiştirebilirsiniz.

Mehmet Yılmaz, Psikolojik Danışman



“HAYIR sihirli bir sözcüktür; bütün dünya ona göre şekillenir.”

Doğu toplumları insan ilişkilerinde kolay kolay “Hayır” diyemezler. Çünkü ilişkiler, daha çok başkalarını reddedememe, grup tarafından kabul görmeme kaygısı; karşıdakini kırma, alınacağını düşünme anlayışı ya da kalabalıklar gibi düşünüp, davranarak kendini güvende hissetme algısı üzerine oturur.

Hayır diyemeyenler istenilmeyen durumlara, hoşa gitmeyen yaşantılara maruz kalırlar. Birey ya da toplum, bunun sonucu oluşan maddi ve manevi olumsuzlukları kendi içinde yaşamak zorundadır. İstemediği bir şeyi yapmış olmaktan mutsuz birey, bundan kaynaklanan olumsuz duygu enerjisini (kızgınlık, pişmanlık, öfke vs.) ya kendisine ya o kişiye ya da ilgisiz bir başkalarına yansıtır. Bu açıdan bakıldığında hayır, ilişkilerin samimiyetinin ve derinliğinin belirleyicisidir.

Evet, Yok Edicidir: Sosyal yaşam içerisinde bireyi somutlayan, ortaya koyan, ilişki biçimini ve sınırlarını belirleyen kişiliğidir. Kişiliği somut hale getiren, öne çıkartan ya da geri plana iten, iki önemli araç vardır: EVET ve HAYIR. EVET ne kadar kişiliksiz, pasif, silik, tutarsız, korkak, ‘yok edici’ ise, HAYIR bir o kadar kişilikli, etkin, belirgin, tutarlı, cesur ve ‘var edici’ bir sözcüktür. HAYIR sözcüğü kişiliği tanımlayıp, bizi var ederken; EVET sözcüğü bizi yok eder. HAYIR dediğinizde kişiliğinizi ve kişilik sınırlarınızı, dolayısıyla kendinizi ortaya koymuş olursunuz.

EVET esnektir, geçirgendir. Maddi ve manevi haklarınızın hoyratça kullanılmasına neden olur. Hayır’larınız kadar diğer insanlar sizinle olan ilişkilerine dikkat ederler.

Hikâye herkesçe malumdur: ünlü bir ressam yapmış olduğu resimleri sergiler. Oradan geçen bir vatandaş bir resmi uzun uzun inceledikten sonra “çizmeler olmamış” der. Ressam elinde boya paleti ve fırçalarıyla adamın yanına gelir. Adamın çizmede gösterdiği yerleri düzeltir. Ressam resme şöyle bir bakar, “gerçekten de şimdi oldu” der. Adama “siz de mi ressamsınız? diye sorar. Adam: “Hayır, ben ayakkabı ustasıyım” der. Adam bir süre sonra resimde “pantolonun burası olmamış, ceketin şurası olmamış” diye yorum yaparken, ressam: “Hayır, çizmeyi aşma!” der. Ressam bir hayır ile ayakkabı ustasının eleştiri sınırını belirlemiş, böylece inisiyatifi (önceliği) kendi eline almıştır. İnisiyatif (karar önceliği) Hayır ile sizin; Evet ile karşınızdakinin elindedir.


EVET, ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞTIR

Özgürlük, bireyin kendi yaşam sorumluluğunu üstlenmesi ve seçimlerinin sonuçlarına katlanabilmesidir. Bunun için gücün (çemberin) dışına çıkmak, yani “özgürlük; mutlak bir güvensizlik, kuşku, yalnızlık, kaygı ve korku duygusuna yol açar (Fromm, 1988).” Yaşam sorumluluğunu üstlenemeyerek, “korkuya kapılan birey, özgürlüğünü teslim edeceği bir güç arar; kendi bireysel özüne katlanamaz. Özgürlüğün yükünü sırtından atarak güvenlik aramaya çalışır (Fromm, 1988).”

Fromm (1988)’a göre, “kendini ortaya koyamayan, talepte bulunamayanlar, bunun yerine başkalarının gerçek ya da gerçek dışı buyruklarına boyun eğme eğilimi gösterirler. Bunlar çoğu zaman güç karşısında “ben istiyorum, ben buyum” duygusunu yaşama yetisinden yoksundurlar. Yaşamı, yaşadıklarını kendi denetimlerinin dışında değiştiremeyecekleri bir güç olarak algılarlar.” Oysa denetim tamamen sizin elinizdedir. Hayır dediğiniz andan itibaren her şey size göre şekillenir. Bütün mesele bunun farkında olup olmadığınızla ilgilidir.

Çünkü, “İnsan, bir ‘birey’ durumuna geçerek insan olma doğrultusunda ya ilk adımı atar ya da özgürlükten kaçıp, belirsizlikten kurtulmayı vadeden boyun eğmeye yönelir (Fromm, 1988).” Yani ya “hayır” der kendinizi ve size ait dünyayı var edersiniz ya da boyun eğip, “evet” ile özgürlüğünüzden kaçarsınız.


EVET, BASKICIDIR


Bir talep, itaat etme beklentisini de beraberinde getirir. Diğer seçenek bertaraf (yok) edilir. İnsanlar ve kurumlar taraf ya da bertaraf(!) olmaya zorlanır. Bu nedenle birileri bizden “sıra dışı” bir isteği yerine getirmemizi isterken, bu istek “evet” dememiz yönündedir. Bireyi bu istek yönünde itaat etmeye yönelten baskıyı ya karşımızdakinin ısrarı ve gücü ya da iç dünyamızdan kaynaklanan güçsüzlüğümüz oluşturur. Baskıcı rejimler ara renkleri (uzlaşmaları) ortadan kaldırarak, halkı ve kurumları siyah ya da beyaz, evet ya da hayır karşısında konumlanmak zorunda bırakırlar. Onlara demokratik(!) bir şekilde bertaraf (yok) olmamaları için taraf (bizim taraf) olmalarını salık verirler.

Sonuç olarak gücün “evet” talebi bireyde, toplumda ve kurumlarda stres, gerginlik ve huzursuzluk yaratır. Bu durumda “evet” gücün; “hayır” benim seçimimdir.


EVET, GÜVENLİKLİDİR

Bu, sahte bir güvenliktir. Evet’in sahte güvenliği köleleştirir, kişiliksizleştirir, kendinize ve topluma yabancılaştırır. İtaat ederek elde ettikleriniz, gittikçe artan bir yüke dönüşür. Kalabalıkta kendinizi ararsınız; huzursuz olursunuz, içiniz sızlar. Kişiliğinizle, korkularınızla göz göze gelemezsiniz. Aynalardan kaçarsınız. Kendinizden kaçtıkça küçülürsünüz. Küçüldükçe gücün kanatları altına daha fazla girersiniz.

Fromm (1988), “kendi özünden vazgeçen ve çevresindeki öteki milyonlarca robotla özdeş bir robota dönüşen kişinin artık yalnızlık, kaygı ve korku duymasına gerek kalmaz. Yaşamlarının anlamı ve kimlikleri büyük güç tarafından belirlenir” diyor. Ve ekliyor, “Ne var ki bu sahte güvenlik için ödediğiniz bedel çok ağırdır. Bu bedelle, kendi özünüzü yitirdiniz.”


Kaynak: Fromm, E. (1988) Özgürlükten Kaçış. İstanbul: Payel Yayıncılık.


MEHMET YILMAZ, Cumhuriyet - Bilim ve Teknoloji, 17 Eylül 2010
Kullanıcı küçük betizi
TÜRKK
Üye
Üye
 
İletiler: 152
Kayıt: Sal Mar 09, 2010 20:44

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x