Feto-Apo Aşk Tazeledi

Genel & Güncel Konular

Feto-Apo Aşk Tazeledi

İletigönderen bezgin » Sal Eyl 15, 2009 13:25

Cemaatin Diyarbakır Çıkarmasında Neler Oldu?

Geçen hafta cemaat Diyarbakır’a bir çıkarma yaptı.

Bu çıkarma kısa adı DİGİAD olan Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği’nin düzenlediği davet ile gerçekleşti.

DİGİAD’ın en önemli özelliği Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın işadamlarının oluşturduğu bir örgütlenme olması.

DİGİAD, cemaatin okullarını finanse eden işadamlarından oluşuyor.

Dernek üyeleri aynı zamanda cemaatin Kuzey Irak’a açılan ayaklarını oluşturuyor.

Peki cemaatin çıkarmasında işadamları dışında kimler vardı?

Sabah Gazetesi’nden yakın zamanda istifa eden Nevzat Çiçek, Zaman yazarları Ali Bulaç ve Hüseyin Gülerce, Star Gazetesi’nden Nasuhi Güngör ve Salih Yaylacı...

Yazarlar DTP’nin ileri gelenleri ile buluştu ve Kürt açılımını konuştu.

Ziyaret kapsamında Diyarbakır Emniyet Müdürü, Diyarbakır Valisi ve DTP’li belediye başkanları ziyaret edildi.

Burada kuşkusuz en dikkat çeken isim Nevzat Çiçek idi…

Biraz Nevzat Çiçek’den bahsedersek;

Çiçek, Taraf gazetesinin kuruluşunda görev aldı. Gazetede yurt haberleri müdürlüğü ve istihbarat sorumluluğunda bulundu.

Taraf Gazetesi’nden 2008’in sonunda ayrılan Çiçek, Sabah Gazetesi’ne transfer olmuştu. Ancak Çiçek bundan sadece birkaç gün önce Sabah’tan da ayrıldı. Çiçek’in Sabah’tan ayrılmasında cemaatten pek hoşlanmayan Şaban Arslan ile olan tartışmasının etkili olduğu iddia edilmişti. Sabah’tan ayrılmasının Diyarbakır dönüşü olması ise dikkat çeken ayrı bir konuydu.

Nevzat Çiçek Taraf’taki tartışmalı pek çok Ergenekon haberi dışında Nokta Dergisi’nde de benzer bir gazetecilik yaptı. Taraf Yazarı Alper Görmüş ile Nokta’dan beri beraber çalışan Çiçek, Nokta Dergisi’nin ordunun tepkisine neden olan haberlerini yapan kişi olması ile de tanınıyor. Çiçek, Beşir Atalay’ın İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Kürt Açılımı üzerine konuştuğu 13 gazeteciden biriydi.

Pek çok yazısına “PKK’ya yakın kaynaklar ile yaptığım görüşmeye göre” diye başlayan Çiçek’in cemaatin Kürtler ile görüşmesinde aracılık ettiği konuşuluyor.

Diyarbakır’da gazeteciler ile DTP’liler arasında sık sık konuşulan konulardan biri ise Abdullah Öcalan’ın Fethullah Gülen’e ilişkin olumlu açıklamalarıydı.

Öcalan’ın açıklamalarının hem Kürtler hem de cemaat üzerinde yaptığı etki gözlerden kaçmadı.

Cemaate yakın gazeteciler ve işadamları, DTP hakkında dikkatli bir dil kullanırken; DTP’de cemaat hakkında olumsuz sözler kullanmaktan kaçındı.

Hatta daha önce soğuk rüzgarlar esen DİGİAD ile DTP arasında da bu sefer daha olumlu bir hava vardı. DİGİAD’ın düzenlediği iftara DTP İl Başkanı Fırat Anlı, Diyarbakır Belediye Başkanvekili Ali Şimşek, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş katıldı. İftarda samimi görüntüler yaşandı.

Bakalım cemaatin Diyarbakır çıkarması, cemaate karşı oldukça soğuk bakan DTP’nin tavrının değişmesine neden olacak mı? Öcalan’ın yaptığı açıklama sonrası gerçekleşen ziyaret ve yapılan konuşmalar iki kesimin de birbirine bakışını değiştireceği yönünde.


Barış Terkoğlu - Odatv
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Feto-Apo Aşk Tazeledi

İletigönderen yigitler » Çrş Eyl 16, 2009 20:04

Ah, ah. Her mikropa care var ama bunlara yok.
Kullanıcı küçük betizi
yigitler
Üye
Üye
 
İletiler: 600
Kayıt: Pzr Ara 07, 2008 21:41

Re: Feto-Apo Aşk Tazeledi

İletigönderen bezgin » Prş Eyl 17, 2009 20:39

Kürtçe-Zazaca-Türkçe mevlit
Diyarbakır’da Kürt-İslam açılımı



Serpil Yılmaz - Sobe

Türkiye’nin gündemine tepeden iniş yapan “Kürt açılımı”, iktidar partisinin teşkilatlarında nasıl yorumlanıyor?
Bu sorunun yanıtını bulmak için, Ak Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’nun daveti üzerine, Diyarbakır milletvekili Abdurrahman Kurt ve il teşkilatı yöneticileriyle birlikte 30 kişilik bir heyetle “Diyarbakır”a gittik.
Belki de gezinin detay kalabilecek bir unsuruna vurgu yaparak konuya girmek istiyorum. Ak Parti İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erkan Kandemir, “Partinin vicdanı olduğumuzu düşünüyoruz. Biz daha radikal bir gezi yapacağız. Emniyet güçlerine taş attıkları için terörle mücadele yasası kapsamında mahkûmiyet alan 400 çocuğu, Diyarbakır Cezaevi’nde ziyaret edeceğiz” diyor.
İl Başkanlığı’nın Diyarbakır’daki eylemi ise, Sur Düğün Salonu’nda verilen iftar yemeğinde Kürtçe mevlit okutmaktan ibaretti.
Daha önceleri yalnızca cemaat evleri veya evlerde verilen iftarlarda okunan Kürtçe-Zazaca mevlidin, iktidar partisinin eliyle “resmi mekânlara” taşınması, “Kürt açılımının” bölge halkına ilk yansımasıydı.
TRT 6 da canlı olarak Diyarbakır Ulu Cami’nde okunan Kürtçe-Zazaca-Türkçe mevlidi canlı olarak yayınladı. Kanal 6, Beraat Kandili’nde de aynı camiden canlı olarak Kürtçe mevlit yayını yapmıştı.

Teşkilat açılımı tartışıyor
Diyarbakır’daki gezi sırasında Ak Parti teşkilatının, “Kürt açılımı” veya “demokratik açılım” kavramlarını tartıştığını da gözlemledik.
Kürt sorunu ve bölgesel çözüm talepleri üzerinden yola çıkarsak, iktidarı “Kürt açılımı” kavramından pek de rahatsız olmadığı bir alanda buluyoruz. Partililer, “acil” koduyla başta türban olmak üzere, genişletilmiş demokratik hak ve özgürlükler sorunlarına el attıklarında ise, açılımın adı “demokrasi” oluyor.
Ankara’da ve Diyarbakır’da öne çıkan öncelikli demokratik talepleri bir arada çözebilmek için ise, bölgede “Kürt-İslam” reel politiği devreye giriyor.
Yalnızca üzerinden bir kuşak geçmiş olan “Molla ve Kürt“ bileşkesi, ulusal siyasetin tek argümanı haline geliyor. Nedeni açık: 1970’lerde CHP’nini kalesi olan Diyarbakır’da ulusal siyaset aktörü olarak yalnızca Ak Parti kalmış.
Hem Diyarbakır Cezaevi direnişine katılıp, hem de Kuran-ı Kerim’i rehber edinenler aynı cemaat!
Şunu da kaydetmekte yarar görüyorum: Başbakan Erdoğan’ın “Kürt sorunu” demesi ya da “demokratik açılım“ için öne düşmesi, siyasete taşıdığı “İslami” öğeler nedeniyle etnik vurguyu bertaraf ediyor görünüyorsa da “CHP’siz çözüm olmaz“ diyenlerin sayısı hiç de az değil.

Türkiye’nin seçimi
Diyarbakır’a ilk kez gelen Babuşçu ile iftardan sonra gittiğimiz Atatürk Evi’nde, bir yandan acı yüklü öyküler dinledik, bir yandan da Kürtçe ve Türkçe türküler eşliğinde çekilen halayları izledik.
Partinin Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı eczacı Serpil Bakır, bir ev ziyaretinden geliyordu.
Bakır, gözyaşları içinde bir annenin dağdaki oğluna duyduğu özlemi anlattı.
Babuşçu’nun da acısı tazeydi. En yakın arkadaşı ve eski ortağı Hüsnü Birinci’yi Halkalı’daki sel aldı. Babuşçu ile CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in ekranda başlattıkları “dere güreşi”, tam da bu atmosferde yaşandı.
Sel felaketinin nedeni alarak gördüğü “derelerin ıslahı” konusunda kararlı olduklarını söyleyen Babuşçu, “Plan tadilatı ve emsal artışı gibi imar değişikliklerine izin vermiyoruz” diyor.
Babuşçu, yeni akaryakıt istasyonu arazisi için imar izni vermeyeceklerini, gerekli olduğu durumlarda belediye tarafından bu amaçla imarlı arazi üretileceğini vurguluyor.
Diyarbakır’dan gelirken Türkiye’nin önümüzdeki seçimlere hazırlandığı ortamı düşünüyorum: Çok sıkı!

Milliyet
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Benim düşüncem

İletigönderen snipertoledo » Prş Eyl 17, 2009 23:40

Ben inanmıyorum Fethullah gülen ile Apoun birlikte aynı kefeye konmasına.
Tabi bu benm düşüncem.
Kullanıcı küçük betizi
snipertoledo
Üye
Üye
 
İletiler: 2
Kayıt: Prş Eyl 17, 2009 23:26

Re: Benim düşüncem

İletigönderen Ram » Cum Eyl 18, 2009 0:31

snipertoledo yazdı:Ben inanmıyorum Fethullah gülen ile Apoun birlikte aynı kefeye konmasına.
Tabi bu benm düşüncem.


"Fetullah'ın eşkıya başı ile aynı kefeye konmasına karşı çıkıyorum" demek mi istiyorsun, yoksa "Fetullah ile eşkıya başının aynı çizgide hareket ettiğine inanmıyorum" demek mi istiyorsun¿? Birinin bir kefeye konulmasına inanmak ya da inanmamak gibi bir durum olmaz. Ancak kabûl eder ve doğrularsın ya da karşı çıkar ve yalanlarsın.

Bunun dışında; neye neden inanmıyorsun veya neye neden karşı çıkıyorsun¿?
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: Benim düşüncem

İletigönderen bezgin » Cum Eyl 18, 2009 10:10

snipertoledo yazdı:Ben inanmıyorum Fethullah gülen ile Apoun birlikte aynı kefeye konmasına.
Tabi bu benm düşüncem.



Haklisin, Feto büyük ihtimalle daha soysuz bir yaratik. Ama ortak özellikleri de cok:

Ikisi de Bati'nin ölüm makinalarina iman etmis.
Ikisi de insanlari sömürüyor, insanlarin sirtindan geciniyor, ikisi de parazit.
Ikisi de emperyalizmin ajanlariyla icli disli.
Ikisi de duygu sömürüsü ve yalancilik konusunda yetenekli.
Ikisi de gayri mesru yollardan elde edilmis servetleri yönetiyor.
Ikisi de münafik.
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Feto-Apo Aşk Tazeledi

İletigönderen bezgin » Cum Ara 17, 2010 16:12

RUH İKİZLERİ

25 Aralık 2009’da yani bir yıl önce, “İkimiz Bir Fidanın Zehir Saçan Dalıyız” diye bir yazı yazmıştım. Yazıda Apo-Feto işbirliğini ve bunların hedeflerini anlatmıştım. Bu işbirliği iddiamı reddeden Gülen cemaatinin avukatları yargı yoluna gitmişlerdi, davalarımız hala devam etmektedir.

Bizim geçen sene söylediğimiz ve pazarlıkları bizzat bazı devlet görevlileri tarafından bir yıldır sürdürülen kirli ittifakın “çıban başı” geçen hafta patladı. İttifak, iki ortak ve has adamları tarafından da doğrulandı. Ruh ikizi olan,
Apo-Feto biraderlerin emirleriyle, “Sınırlı Sorumlu, Cumhuriyeti Yıkım Kooperatifi” kurulmuş oldu. Kooperatif Merkezi, rahat çalışabilmek için, büyük olasılıkla Erbil’ deki Kürtçe Eğitim veren, cemaatin Üniversitesi olacaktır!..

Kim ne derse desin, kim saklamaya çalışırsa çalışsın, bu kirli ittifak zehir saçacak bir ittifaktır ve bu işten Türkiye Cumhuriyeti hayrına bir iş çıkmaz. Neden mi?

*Büyük Ortadoğu Projesi ABD tarafından hazırlanıp, uygulamaya konmuş bir projedir.

*Bize bir görev verildi. Biz Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlarından biriyiz.(R.T.E –Başbakan)

*Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde 22 Ülkenin sınırları değişecektir. Türkiye sınırları değişecek ülkeler içindedir.(C:Rise)

* “Ilımlı İslam-Yeni Osmanlı Projesi- Osmanlı Milletler Topluluğu Projesi”, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, federatif sisteme geçirerek, üniter yapısının parçalanmasını sağlayacak projenin çeşitli adlarıdır.
Bu proje, tarihçi Bernard Lewis tarafından hazırlanmış ilk kez, Edelman tarafından dillendirilmiştir.

Yukarıda yazdıklarım tamamen gerçektir ve ABD yetkilileri tarafından her fırsatta ifade edilmektedir.
ABD’nin arzusunu ve projesini anladık. Peki; AKP Hükümetinin yıllardır görüşüp anlaştığı ve seçimden sonra uygulamaya söz verdiği, PKK Terör örgütünün Lideri Abdullah Öcalan’ın hesabı nedir?..
Apo’nun, AKP Hükümetine verdiği yol haritasında neler var?...

*Önce “Demokratik Özerklik” sonra “Federal Yapı” en sonunda da “Bağımsız Kürdistan”.
KCK denen kuruluş, PKK’nın çatı örgütüdür ve kurmayı hedefledikleri Bağımsız Kürdistan’ın çekirdeğidir. Anayasası- Yargısı-Yürütmesi, Vergi Sistemi ile, bağımsız bir devletin alt yapısını hazırlayacak bir şekilde örgütlenmiştir. Şimdi kendi “Öz Savunma Güçlerini” kuruyorlar. Bu yolun sonunun Amerika’nın kontrolünde bir Kürt Devletine gideceğini görmemek için ya kör olmak lazımdır ya da hain…

Fethullah Gülen’in hesabı nedir?..
*Bağ-Kur emeklisi olan bir T.C vatandaşı, Amerika’da 117 bin metrekare büyüklüğünde, içinde 7 villası bulunan bir çiftlikte 100 tane adamıyla nasıl yaşar, ne ile ve nasıl geçinir?
*Uydulardan tüm dünyayı takip eden ABD, hangi hizmetine karşılık Gülen ve adamlarının Amerika’da kalmalarına izin veriyor ve CIA ne karşılığında bu kişilerin korumalarını sağlıyor?
*Dini bütün bir Müslüman olduğunu iddia eden Gülen, niçin “Çan sesini” , “Ezan sesine” tercih edip Amerika da yaşamayı sürdürüyor?
*Kuzey Irak’ta, Barzani’den izinsiz bırakın okul açmayı, gazoz kapağını bile açamazsınız. Hangi güç Gülen cemaatine Erbil’de Kürtçe eğitim veren üniversite açma iznini verdirdi?..
*Gülen, eğer Türkiye Cumhuriyetinin, vatanını seven bir vatandaşı ise, nasıl ve hangi amaçla PKK ile işbirliği yapabiliyor?
*Gülen eğer Türkiye Cumhuriyetine bağlı bir vatandaş ise, niçin yıllardır, devletin belli birimlerinde gizlice örgütlenmek için çalışır? Bu gizliliğin sebebi nedir?
*Gülen hareketini çok iyi izleyen yazarların ve bir zamanlar Gülen’in en yakınında çalışıp sonradan ayrılanların ortak kanıları şudur;
F.Gülen “Kürtçü-Nakşibendi” köke dayanan bir “İslam Devleti” kurmanın özlemi içindedir.

Şimdi, çok basit birkaç sorunun cevaplarını beraberce bulmaya çalışalım;
*Başbakan Erdoğan, kendisinin Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı olduğunu söyledi. BOP’ un esas başkanı ABD Başkanı Obamadır. Doğru mu?
APO ve PKK, Amerika’nın emrinin dışında veya Amerika’nın menfaatine aykırı bir iş yapabilir mi?
Gülen; ABD’nin isteği dışında bir davranışta bulunsa, ABD 11 yıldır onu ve adamlarını Amerika’da misafir eder miydi?

ABD’nin piyonları olan PKK-FETO adlı iki örgüt, beraber hareket etme kararı aldılar ve kamuoyuna açıkladılar.
Her konuda konuşmayı seven Başbakan Erdoğan, böylesine önemli bir olayda, ülke bütünlüğünün parçalanması pazarlıklarının açık açık yapıldığı, tüm Kürtçü-Bölücü propaganda uzmanlarının her gece televizyonlarda üniter devlet yapımızı paramparça eden konuşmaları karşısında neden konuşmaz, konuşamaz
Başkanı mı kızar, yoksa o da bu ruh ikizleri gibi mi düşünüyor?...

Başbakan Erdoğan, “Men Dakka Dukka” dedi ve şöyle açıkladı; Vurursan sana da vururlar.
Bu yapılanlar tarihteki son bağımsız Türk Devletine, bölücü ve Cumhuriyet düşmanı hainlerin darbe vurmalarıdır. Türk Devletine darbe vurup yıkmaya çalışanlar, Türk Milletinin sabrının bir sınırı olduğunu, Türk Milletinin o muhteşem sillesini çok yakında enselerine yiyeceklerini acaba biliyorlar mı?

Sağlık ve başarı dileklerimle

RİFAT SERDAROĞLU - bagimsizgundem, 13 Aralık 2010
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Feto-Apo Aşk Tazeledi

İletigönderen bezgin » Cum Ara 17, 2010 21:24

Türkiye uzmanları kıyamet senaryoları



Medyada çok bilinen ama itirafı zor bir kural vardır: Kötü haber daha iyi satar... Anlaşılan müttefikimiz ABD'deki Türkiye uzmanlarının anlayışı da farklı değil.

Cumhuriyet'ten Fuat Kozluklu'nun haberine göre, ABD ordusunun en önemli strateji kuruluşlarından Ulusal Savunma Enstitüsü'nde geçen hafta sonu, çok kritik bir toplantı düzenlendi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama Dairesi'nde görevli, Lehigh Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Henri J. Barkey ile Graham Fueller'in önderliğinde toplanan Türkiye uzmanları yine kıyamet senaryoları tartıştı.

Fuat Kozluklu'nun haberinden yorumsuz aktarıyoruz:

‘‘Üzerinde durulan senaryolardan birine göre radikal İslamcı hareketler giderek büyüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasi dengeler üzerindeki etkinliği artıyor. Fazilet Partisi kapatılıyor.

Ardından radikal İslamcılar ayaklanıyor ve ülkede iç savaş patlak veriyor. Çıkan iç savaşta çok sayıda cami bombalanıyor. Radikal İslamcılarla ayrılıkçı Kürtler ittifak oluşturuyor. İç savaş Türk ordusunun içinde de bazı bölünmeleri beraberinde getiriyor.''

***

Süper güç ABD'nin bu kadar geniş imkânlarına rağmen dış politikada neden burnunu pislikten kurtaramadığı bu kılavuzlara bakınca daha iyi anlaşılıyor.

Çünkü hazretlerin varsayımları bir yana, muhtemel gördükleri iç savaşta işi cami bombalamaya kadar tırmandırmaları bilimsel yaklaşımdan çok ucuz roman cehaletine yakışıyor.

Oysa gerek Barkey gerekse Fueller, Türkiye'deki ABD çıkarlarını tehdit edecek eğilimleri önceden kestirebilmek için düzenlenen toplantılarda mutlaka rastlanan isimler arasında bulunuyor.

Barkey, Türkiye üzerine son yıllarda peş peşe eser veren bir akademisyen. ‘‘Türkiye'de Devlet ve Sanayileşme Krizi'', ‘‘İsteksiz Komşu'' başlıklı iki kitabı var. ‘‘1990'lı yıllarda Kürt Milliyetçi Hareketi'' başlığı altında toplanan 9 ayrı makalenin yer aldığı kitabın editörü.

Geçen yıl CIA kariyerine sahip Graham Fueller'le birlikte ‘‘Türkiye'nin Kürt sorunu; kökenleri ve geleceği'' isimli bir kitaba imza attı.

Gazete haberlerine göre Barkey'in Türkiye tezi gayet iddialı...

Profesöre göre Türkiye, Birinci Dünya Savaşı öncesi gücüne kavuşabilir. Ama önce Kürtler'le ve Müslümanlarla ilgili sorununu çözmeli.

***

Henri Barkey bu tezini görüşlerine sıkça başvuran ABD yönetimine de aktarıyor. Ve dünyanın süper gücünü yanlışa sürüklüyor...

Barkey ve entelektüel müttefikleri ABD yönetimine, ‘‘Erbakan'ın başbakan olması Türkiye'de demokrasiyi geliştirir'' diye akıl sattılar, halimiz ortada. ‘‘Türkiye'nin Kürt Sorunu'' kitabında, ‘‘PKK bugünkü koşullar değişmediği takdirde, Kürt sorununun çözümünde en önemli rolü oynayacak konuma gelmektedir'' diyerek PKK'yı siyasi muhatap saymak gerektiğini ima etti. Şemdin Sakık'a bile inandırıcı gelmedi. Tansu Çiller'i demokrasi kahramanı sayan yine aynı sözde ‘‘akıl tüccarı'' çevreler...

Enis BERBEROĞLU - hurriyet, 2 Haziran 1998
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x