Gerçeğin Peşinde

Gerçeğin Peşinde

İletigönderen Feza Tiryaki » Çrş Haz 16, 2021 22:29

Gerçeğin Peşinde

Üstün Dökmen “Yaşama Yerleşmek” kitabında, insanı dört şey yerine koyabilirsiniz der. Kimler insandır sorusunun yanıtıdır bu dedikleri aynı zamanda. İnsanı dört şey yerine koyabilirsiniz der ve açıklar. Bunlar; “Eşya (nesne), rakam (sayı), hayvan ve insan yerine konmaktır.”

İnsanı eşya yerine koymak onu görmezden gelmekmiş, iletişim kurmamakmış.

İnsanı rakam yerine koymak, insandan sayıymış gibi söz etmek. Şu kadar kişi öldü, zayiat şu kadar… diye insanı sayıya indirgemek.

İnsanı hayvan yerine koymak, insanı gerçekten dövmek, sözle dövmek, hayvan yerine, robot yerine koyarak ondan öyle söz etmek, ona öyle hayvanca davranmak.

İnsanı insan yerine koymak da, İnsan hakları Evrensel Bildirisi’ni yaşama geçirmek imiş.

Bugünlerde en çok sorduğumuz sorulardan biri değil mi bu? Gördüklerimiz, yaşadıklarımız karşısında “Kim bunlar!” diye şaşırmak. İnsan sayılmamayı, ayrımcılığı aklımızın almaması, günümüz insanına karşı güvenimizi yitirmek.

Daha önceleri, bu son yıllara (salgın tiyatrosuna) gelene kadar, insanı insan sayıyorlar, sanıyorduk dünyayı yönetenlerin, insanın bir değeri vardır diye düşünürdük. Yokmuş. İnsan, sayı yerine konabilirmiş, haberi böyle verilebilirmiş. Eşya yerine konabilirmiş. Hayvan yerine sayılabilirmiş. Çok az bir bölümü insanlığın insan sayılıyormuş, onlar da bal tutan parmak yalayanlarmış, üst tabakaymış, şanlı şöhretlilermiş… Bazı insanlar, kendilerine benzemeyenleri insan saymazlarmış. Bunlar, büyük oyuncular, büyük yalancılarmış…

Bir televizyon kanalı, böyle iddialı bir adla gerçeğin peşindeyiz ayağına insanlığı ipe diziyor. İnsana eşya mı yoksa hayvan muamelesi mi yapıyorlar haberi okuyunca siz karar verin.

Sonra bir kadın, kadınlık onurunu bu kadar mı yitirir, bu sırtından para kazanacak yayıncılara kendisiyle oynama hakkını niye verir? Para, insanın insanlığını satın alır mı?

Hayvan hakları diye yırtınanlar konu insan olunca neden böyle sessizler, yok mu bu gibilere yardım edecek dernek, kuruluş?

Sonuç, kadın intihar ediyor, dün sabaha karşı, kendini evde merdiven demirine asmadan önce de iki küçük çocuğunu bıçaklıyor, polise telefon ederek gelin bakın diyor, ben çocuklarımı öldürdüm.

İki hafta önce Star televizyonunun “Gerçeğin Peşinde” adlı yayınında yayının sunucusu tarafından kullanılan bir cahil, başı oyalı tülbentli, üç çocuklu zavallı kadına (Hatice), canlı yayında 18 yaşındaki kayıp kızının, kadının beş yıldır birlikte yaşadığı adamla anlaşıp kaçtığını duyuruyorlar. ”Sana bir haberimiz var. Hazır mısın duymağa?” diye, “Uğur’la (kadının birlikte yaşadığı adam, ondan bir buçuk yaşında çocuğu var), Gülbahar (kadının kızı) bugün evlenmişler. Hatice Kadın başlıyor ağlamaya. Aynı anlarda kadına yardımcı olacaklarına yayındakiler ileri geri konuşuyorlar, durumu ayıplıyorlar. Tam bir soytarılık. İnsanı hayvan yerine koyma, insandan yararlanma, insanı kullanma, insanı insan yapan değerleri ayaklar altına alma, aldırma! Böyle uç örneklere toplumu alıştırma, ahlaksızlığı kanıksatma! Toplumun, anasıyla da, kızıyla da ilişki yaşayan en aşağılık erkek türünü tanıtıyorlar pek bir iştahla… Amaçları neyse?

“Bunu da mı göreceğiz? Korkunç bir şey değil mi?” Sunucu bunu, oltalarındaki balıklara yani seyircilerine soruyor.

Ah canım, zaten bunun için değil miydi bu tür pislikleri, tiksindirici örnekleri burada toplamanız, onları kullanmanız? Aile denilen, toplumun en önemli, en değerli birimini, yasadışı birlikte yaşamaya dönüştürmeniz, aileyi kolayca birbirini terk eden, böyle yalnızca çiftleşen, üreyen bazı hayvanların seviyesine indirmeniz… İnsanımızdan, seyredeni tiksindirmeniz. Acıma duygularını yok etmeniz, onlara eşya imişler gibi davranmanız!

Orada kanepede oturan bir adam lafa karışıyor kadın ağlarken:

“Kızın ondan çocuk doğurursa, çocuk, sana teyze mi diyecek, anneanne mi diyecek, var mı böyle bir şey?”

Anne ileniyor bu anda:

“İkisine de yazıklar olsun.” Sunucuyu ise kayırıyor, köle ile sahibi ilişkisi:

“Abla, Allah senden razı olsun!”

Sunucu, ekranına çıktığı televizyon, sanki devlet içinde devlet gibi şunları da diyebiliyor:

“Ekiplerimizi yollayacağız. Resmi kaynaklardan araştırma yapıyoruz.”

Kişisel verilerin gizliliği falan kalmamış, insanların oyuncak edildiği, insanın değerinin olmadığı bir çadır devletinden söz eder gibiler…

Aradan iki hafta bile geçmiyor bu pespayeliğin üstünden, dün ortalığı bu intihar haberi dolduruyor:

“Kız annesinin kocasıyla kaçtı, anne 2 çocuğunu yaralayarak intihar etti.”

“Gerçeğin Peşinde Stüdyosunda Kocasının Kızı İle Evlendiğini Öğrenen Kadın, İntihar Etti!”

“Mersin'de yaşayan Hatice Daver, kızının kocası ile kaçtığını öğrendi, çocuklarını bıçaklayıp intihar etti!”

“Uğur H.'nin de ortadan kaybolması üzerine Hatice Daver, 31 Mayıs'ta bir televizyon programına katılıp, kızının bulunmasını istedi.”

“Kızı üvey babasıyla kaçtı, bunalıma girdi.”

“Star TV'de yayınlanan Serap Ezgü'nün programına çıkan anne, kayıp kızı ile kendi dini nikâhlı eşinin kaçıp evlendiğini öğrendi. Yaşadıklarını kaldıramayan anne, 2 ve 9 yaşındaki çocuklarını bıçakla yaraladıktan sonra intihar etti.”

*
Bunu duyan, okuyan bir insan normal olarak ne düşünür?

“İnsanları böyle bozuk para gibi sorumsuzca kullanır mısınız, işte sonu böyle olur! Ölümlere sebep olursunuz, insan canının bedelini, yaptığınız insanlık dışı yayınların sebep olduğu intiharların, cinayetlerin maddi manevi yıkımların bedelini mahkemelerde sürünerek verirsiniz artık…” dersiniz değil mi?

Yok, öyle değilmiş. Bugün bu haber, başlıklardan çoktan kalkmış bile. Ne bir soruşturma, ne yayına ve yayıncılara açılan dava duyduk. Ne de yayına kilit vuruldu. Böyle bir şey duyacağımızı da sanmıyoruz.

Aklımızda yalnızca, toplumun alıştırıldığı, bu durumlara neden olan sözler, birlikte evlilik dışı yaşamanın, insanları sorumsuzluğa özendirmenin, evliliği, aileyi yok etmenin belge sözleri kaldı:

“Beş yıldır beraber yaşadığı hayat arkadaşı…”
“Beş yıl bir adamla ömür sürüyorsunuz… Bir de çocuğunuz oluyor. ” “Sizin hayat arkadaşınızla…” “Ve kızınızla evlendiği haberini alıyorsunuz.”
“ Yaklaşık bir buçuk ay önce dini nikâhlı eşi Uğur'un kendisini terk ettiğini dile getiren…”

*

Dini nikâh aldatmacasıyla, insanları sorumluluk almadan böyle birlikte yaşamaya özendirmeyle, aile yapısının kutsallığını hoyratça bozdurmayla, insanları böyle soysuzlaştırmaktan ne zaman vaz geçilecek? Ne zaman yasayla bu durumlara son verilecek, eski medeni yasaya zaman geçirmeden yeniden dönülecek?

Bu tür yayınlara ne zaman yasak gelecek?

Daha 38 yaşındayken, iki çocuğunu bıçaklayarak birini de bir soysuza kaptırarak kendini öldüren bu kadının ve onun gibilerin hesabını kimler verecek?

Gerçeğin peşine böyle mi düşülmeli? Gerçek nerede? Bu televizyon soytarılıklarının, insanı eşya, hayvan, sayı yerine koyanların gerçeğini ortaya kim dökecek?

Bu duruma kim dur diyecek?

Feza Tiryaki, 16 Haziran 2021
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 881
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x