GÜL, GÜLLÜ, GÜLLER ve GÜNAHLAR
(Aile, Toplum, Ana)
“Gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz.”
Biliriz bilmesine de, gül adını kullananlara, gülden yola çıkıp “gül dalına bülbül konduranlara” neden tepki göstermiyoruz?
Gül, çiçek denilince ilk akla gelen. Şarkılarımızın, deyimlerimizin süsü, güzelliğin simgesi.
Gülü isteyen dikenini de istermiş. Başka bir deyişle, “Gülü seven dikenine katlanır.” derler.
Güzel, temiz insan gül gibidir. Güzelin, güldükçe yüzünde güller açarmış. Güllük, gülistan, gül bahçesi demek. Güzel yerlere güllük gülistanlık, denilir, bolluk içindeki yörelerin, yerlerin tanımıdır.
Gülgün, gül kokulu demek. Gülden, gül gibi güzel. “Allı güllü”, renkli, çiçekli, gül desenli demek. Gülkurusu, parlak olmayan, kirli soluk pembe renk. Güler, hep gülümseyenin adı. “Gülüp oynamak” iyi zaman geçirmek…
İyi geçim, “gül gibi geçinmek”; evine, ailesine iyi bakmak, “gül gibi bakmak” demek.
“Güle güle”, ayrılana, yolun açık olsun demek. “Güle güle kavuş, güle güle kullan, güle güle otur”, iyi dilekler… “Gül üstüne gül koklamamak”, ailesine, sevdiğine bağlı olan kişileri anlatır.
Şarkılarda da gül sözü çok geçer. Atatürk’ün sevdiği şarkılar arasında anılan “Fikrimin İnce Gülü” şarkısıyla da pek bir oynar bizim aydın geçinenlerimiz. Bu adla yazılan bir kitap yasaklanmıştı bir zamanlar, askeri, devleti küçük düşürdüğü gerekçesiyle. Günümüzde de aynı şarkıyı, biri erkek diğeri kadın iki popçu, birbirlerine göz süzerek, gerdan kırarak okumuşlar. 19 Mayıs’a özel, duygusal bir düet diyerek de tanıtılmış bilgi ağında. Erkek popçunun boynu gerdanlıklı, gömlek önü, beline kadar açık, geçenlerde uyuşturucudan suçüstü edilen kısacık etekli kadın popçuyla okumuş bu şarkıyı. Atatürk’ün sevdiği şarkı denerek, bayram şarkısı olarak . Aynı yolda devam edildiği, saygısızlığın günümüzde de pirim yaptığı topluma gösterilerek. Ulusal bayramlar bu tip şarkıcılarla kutlanıyor epeydir. Toplumla dalga geçer gibi. “Sebepsiz kuş bile uçmazmış”, öyle… Amaç, değerlerimizi yıkmak olunca…
Sözün girişine bu kadar gül döşemek yetişir.
Şimdi iki güllü konudan söz edeceğiz. Biri geçen Ekim’de başlayan bir dizi. Diğeri yine geçen Eylül’de gazetelere konu olan bir ölüm.
“Güller ve Günahlar” dizisi.
Gazino şarkıcısı bir eski ünlünün (Güllü takma adlı Gül Tut’un)evinde beşinci kattan düşerek ölümü.
İkisinin arasında ne ilgi var diyebilirsiniz. Aynanın arkasına bakarsak ilgi çok. Yapılmak istenen aynı:
“Toplumun değerlerine, genel ahlaka, ailenin korunmasına aykırılık ilkesi.” RTÜK adlı kurumun işine gelirse uyguladığı, gelmezse görmezden geldiği ilke.
Yine RTÜK’ten “Jasmine” adlı diziye inceleme yapılıyormuş. Denmiş ki ”RTÜK, “Aile kurumunu hedef alan ve toplumsal yapıyı zedeleyici nitelikteki yayınlara karşı gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir.
"Kör kör gözüm gözüne”, bu kadar açık, ahlaksız bir diziyi bile önleyemeyen bu kurum, gizli gizli yapılan diğer kötü niyetli yayınları nasıl önleyecek?
Adını Güller ve Günahlar” koymuşlar sözünü edeceğimiz dizinin. Oradaki güller, gül gibi temizlerin adı olmalı. Günahlar da aldatanların. Ahlaksızlıkta sınır tanımayanların. Maşallah oyuncuları pek ünlü. Ünsüzler de seyredile seyredile nasılsa ünlenecek.
Anneyi aileyi hedefe alan bir dizi bu. Anneliği yadsıyor, analık içgüdüsü falan yok, hepsi yalan. Ana doğurup doğurduğunu terk edebiliyor. Anaya nefret duygusu veriliyor devamlı. Başka bir kadın ise o çocuğa anneden öte anne oluyor. Buna inandırılıyor toplum. Analık falan hikâye deniyor izleyiciye. Dizide, zenginlik o biçim… Ayrımcılık o biçim… Toplumun değerleriyle oynamak o biçim…
Ana figürü, ahlaksız, eşini aldatan, evliyken başkasından çocuk doğuran, doğurduğunu neredeyse çöpe atan, ardına bakmayan… Bu kötülük simgesi ana devamlı öne çıkarılıyor, devamlı algılara yerleştiriliyor, kötü ana kavramı. “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” atasözümüz yalanmış meğer. Boşandığı eşinin, evliyken başkasından doğurduğu bir çocuk için, bu çocuğu benimseyen bakıcı kadınla evleniyor başrol oyuncusu, eğer inanırsanız, azıcık da aptalsanız. İler tutar bir yanı yok işledikleri aile konusunun. Boş rol oyuncusu erkeğin erkek kardeşleri de kötü, yine başrol oyuncusunun sosyetik anası aptal, kötü. Yoksullar iyi.
Konularının bu derece kötü olması yetmemiş ki dizide bir de geleneksel deyişlerimize dil uzatılmış. Dizide başrol oyuncusuna, “Hoş geldin deniyor. Yanıtı “Hoş buldum anne!” Ne ne? “Hoş buldum.”
Var mı dilimizde böyle bir söz, böyle bir karşılık? Kim oynuyor değerlerimizle, Türkçemizle?
Bu dizide de tıpkı “Milyoner” yarışmasında olduğu gibi “Hoş geldiniz, hoş geldin, sözlerinin karşılığı “Hoş bulduk!” sözüne saldırılıyor, hiç kullanılmayan, dilimize uymayan, geleneklerimize aykırı “hoş buldum” sözüne kulaklar alıştırılıyor deniliyordu da inanmıyorduk. “Milyoner”de uzun uzun alıştırma yaptırılıyormuş seçilen yarışmacılara, istenilse bu durum anında düzeltilirdi. Tam tersine bu yamukluk özendiriliyor orada. Bir de bu dizide. Artık gerisi çorap söküğü gibi gelir. Ne diyelim, “Kolay gelsin demekten başka. Yıkım sürecinde yerden gül (Gülbin) bitecek değil ya. Bu çirkin durum sürdükçe saç baş yolmaya devam…
Şarkıcı “Güllü” konusu başka bir âlem.
Adı sanı unutulan, eğlence yerlerinin şarkıcısı ölümüyle bir anda gündeme oturtuldu.
Eylül ayında, intihar etti, beşinci kattan düştü denmişti şarkıcı için. İtildi mi, düştü mü belirsizdi, araştırılıyordu. O günden bu güne, beş aydır araştırılıyor.
Ne araştırma ama… Tüm magazin gülleri bülbülleri işin peşinde.
Yandaş kanalların sabah yayınlarında her gün bu konu. Magazin sayfalarının baş konusu bu konu. Sesli yayınlarda bu konu. Mahkeme kayıtları videolarında bu konu. Bir kızı bir oğlu konuşuyor, bir o bir öbürü hapiste. Anayı öldürmekten, öldürmeye azmettirmekten…
“Annem ölsün, annemi öldürteceğim” sözleri her gün başlıklarda. Annesini itti mi, kendisi mi düştü, sorusu, milyonlara sorulup duruyor her Allah’ın günü. Eski nişanlısı, “Arap asıllı işadamı yayınımızda”… duyurusu. “Bu “nişanlı” evliymiş. Güllü sevmezmiş onu. “Annesi için öldürteceğim dedi mi kızı? Güllü parası için mi öldürüldü?”soruları…
Bu yayınlarda da başka tür bir anne kıyımı var. Anne öldürülebilir, anneden nefret edilebilir düşüncesi aylardır yerleştiriliyor algılara, bilinçli olarak.
Güllerden, şarkıcı Güllü’ye doğru inanılmaz bir kötülük akımı sürüyor.
Ülkemizin dertleri bitti, güllerle uğraşılıyor, tek yapıcı bir taş konmuyor dilimize, geleneklerimize, yaşamımıza…
*
Aşağıdaki söz, Beşir Göğüş’ün 1982 basımlı Türkçe 3 ders kitabından: “Yüce Önderimizden” bir aile uyarısı. Bir zamanlar böyle özlü sözler ders kitaplarına konurmuş:
“Uygarlığın temeli, ilerlemenin ve kuvvetli olmanın temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta kötülük, kesinlikle toplumsal hayatta, iktisatta ve siyasette güçsüz düşürür.” Atatürk
Feza Tiryaki, 28 Ocak 2026

