GÜLME KOMŞUNA GELİR BAŞINA!
VE ASLAN BU KEZ DE LİBYA’YA HÜCUM ETTİ!
Vedat Aslay yazdı:
Yazımın içeriğine girmeden önce şunu okurlarıma belirteyim ki Amerika günlerdir bu hücuma tüm gücü ile hazırlanıyordu.
ABD ilk olarak kendi halkını alıştırır, ondan sonra bir ülkenin içine kendi ajanlarını sokar. Ve yöre halkından kendine yardakçı bulur.
İkinci adım artık o ülkenin askeri gücünün çökertilmesidir. Bunu eğer o ülkeyi idare edenlere yaptırabilirse...kendi işi çok kolaylaşmış olur...
Üçüncü safha bizzat kendi gücü ile o ülkeyi çökertmektir.
Bu gün şu saatlerde ABD, Akdeniz’deki deniz kuvvetlerinde mevcut gemilerden Libya’daki 20 küsur uçaksavar ve kumanda kontrol merkezlerine 110 tane „Tomahawk füzeleri“ ile saldırıyor, haberlere bakılırsa... Bu roketler önceden bilgisayarlar ile kitlenen hedeflere tam isabet sağlıyorlar...
ABD bu hareket için Ortadoğu’da kendi itibarını kayıp etmemek için Birleşmiş Milletler’den onay aldı ve işi Fransa ile İngiltere’ye yükledi. Bu arada Arap Ülkeleri Birliği ve Birleşik Arap Emirliği’nden de fiili yardım aldığını belirtiyor.
Bu gün Pentagon sözcüsü „çakı“ gibi bir amiral "bu günkü harekât, çoğul hareket planının ilk safhasıdır!" dedi.
Ve gözlerim yaşardı. Vakti ile bizde de çakı gibi amirallerin olduğunu düşündüm. Bu gün onların çoğu Silivri’deler!..
Kaddafi’nin sonu geldi ve akibeti kimbilir belki de Saddam Hüseyin gibi olacak!
Evet, yazımın başlığında, „Gülme komşuna, gelir başına!“ dedim.
Bu gün Libya!
Yarın Suriye!
Ve öbür gün gun büyük bir ihtimalle:
Türkiye!
Şimdi biliyorum, „hadi canım sende...“diyenleriniz çoğunlukta olacaktır.
Fakat, acaba yüzde kaçımız 1 Mart tezkeresini imzalamadığımız gün treni kaçırdığımızı(!) ve ABD’yi kayıp ettiğimizi (!)görebiliyor?
Amerika kendine „kazık atan“ ülkeyi kat'iyyen unutmaz ve af etmez!
Irak harbi Amerika’ya 2 trilyon dolar ve 3000 kayıp ve 20 küsur bin yaralıya mal oldu...
Uzmanlar, eğer Türkiye ABD'ye kazık atmasa(!) ve birlikte hareket etse idi bu kaybın en az yüzde altmış – yüzde yetmiş beş arası, daha az olacağını belirtiyorlar.
Amerika’nın Afganistan’daki durumu buna iki kat daha maliyet ekledi.
Türkiye’nin AB’ye girmesine mani olan ülkenin ABD olduğunu acaba kaçımız düşünüyoruz?..
Clinton sayesinde AB, bizim üyeliğe girme isteğimizi kabul etmişti.
Fakat 8 senedir bu günkü iktidarın tüm çabalarına(?) rağmen neden AB’de bir ilerleme göremedik?
AB’ ye girmiş bir Türkiye’ye karşı ABD’nin bir harekete girmesi ne kadar makul olabilirdi?
Halbuki bu gün elinde „KÜRT“ kozu yar ve ilk fırsatta bu kozunu kullanıp Güneydoğudaki Kürt kökenli vatandaşlarımızı ayağa kaldıracaktır!
Bu kalkışmaya Kuzey Irak’taki (kukla) özerk Kürt devleti askeri yardımda bulunacaktır. ABD Irak’taki silahlarının çoğunu Barzani’ye verdi. Bu gün Kuzey Irak’ta 400 adet birinci sınıf ABD tankında kuzey Iraklılar eğitim görmekte...
Güneydoğudaki halk ayaklanınca ülkede bir dahilî harp olduğunu söyleyip, uçuşa yasak bölge kararı „NO-FLY zone“ koymaları mümkün mü?
Varsayalım ki mümkün! Arkasından, TÜRK kumanda kontrol merkezlerinin bombalanması ve uçaksavar sistemlerinin çökertilmesi işini yapacaklar ve işin gerisini Fransız, Ingiliz hatta „Yunan“ hava gücüne teslim edeceklerdir!
Başbakanımız geçenlerde Karadeniz' den Akdeniz' e boru hattı projesini neden ilân etti? Bu hattın Türkiye’nin
bölünme hattı olduğunu, acaba ABD’den başka, kaç kişi biliyor?
Türk Ordusu Kumandan Heyeti’nin neden çökertildiğini hiç düşündünüz mü?
Eminim şimdi içinizden bana, “Hadi canım sende! diyenleriniz var...
Biz zaten hep“ hadi canım sende“ diyerek bu gunlere geldik, farkında mıyız?
İran'dan ziyade, Türkiye’nin güneydoğu kısmını bölmek ABD için çok kolay bir girişim olur...
Libya’dan Suriye’ye sıra gelir, arkasından Türkiye’nin bölünmesi gelecektir!
Ordumuzun bir dış güce karşı gücünün ne olduğunu bilen var mı?
Yok canım diyenlere bir hatırlatma:
ABD hala SEVR antlaşmasını tanıyor ve LOZAN’ı imza etmedi!
Selamlar...
Vedat Aslay
Ekleme: Vedat Aslay Türk –Amerikan Derneği Federasyonu(TADF) üyesi, ABD’de yaşayan bir vatandaşımızdır. Günlük olarak, neredeyse hiç aksatmadan her gün,Türkiye hakkında yazı yazar,Türk basınını takip eder, çoğu kez iktidara muhalefet eden yazıları kopyalar, onlara yorum yapar, tartışılsın diye bunu üyelerine ve Türkiye'deki ulusal gazetelerin köşe yazarlarına gönderir...
Orada yaşayan biri olarak yazdığı bu yazısını da, parti başkanlarına ve tüm gazete köşe yazarlarına göndermiş. Bu düşündürücü yazıyı düzenleyerek ve Türkçe yazı karakterine geçirerek sizlerle paylaşmasını sağlamak istedim...Feza Tiryaki

