Hanefi Avcı tutuklandı / Önder Aytaç hedef gösterdi

Genel & Güncel Konular

Hanefi Avcı tutuklandı / Önder Aytaç hedef gösterdi

İletigönderen Başkomutan » Sal Eyl 28, 2010 20:13

[img]http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/280920102102107647815.jpg[/img]

Hanefi Avcı tutuklandı

"Devrimci Karargah Örgütü" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hanefi Avcı, İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık'a ifade veren Avcı, tutuklanma istemiyle mahkemeye sevkedildi. Avcı çıkarıldığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak ceza evine gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Devrimci Karargah Örgütü" soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı çıkartılan Hanefi Avcı,
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Ankara’da gözaltına alındı.İstanbul’a götürülen Hanefi Avcı’nın savcı tarafından ifadesinin alınacağı bildirildi.

Bu arada, Hanefi Avcı’nın Eskişehir’de bulunan evinde de arama yapıldığı öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının geçen hafta ifadeye çağırdığı Avcı,izinde olduğu gerekçesiyle savcılığa gitmemişti. Bunun üzerine savcılığın,
"yakalama kararı" çıkarttığı bildirildi.

ZORLA GÖTÜRÜLÜYORUM

Hanefi Avcı, bugün Ankara'da gözaltına alınmadan önce bazı basın mensuplarını yazılı açıklama gönderdi. Hanefi Avcı, açıklamada, alnının açık olduğunu ve adalete veremeyeceği hiçbir hesabının bulunmadığını söyledi. Hiç kimse ile suç içerecek, davranış, konuşma ve ilişkisinin olamayacağını ifade eden Hanefi Avcı, kitabını yazarken “Bana her şeyi yapmayı deneyeceklerdir dediğini ama bu kadarını da beklemediğini ifade etti.

Hakkındaki iddiaların bir cemaat operasyonu olduğunu öne süren Hanefi Avcı, "Zorla götürürüler ama asla kendi gönlümle gitmeyeceğim, cemaatin plan ve programı doğrultusunda hareket eden hiçbir kimse ve makamın önünde eğilmem, bu devletin yasalarına göre davrandığına inanmadığım adalet makamının hiçbir sorusuna da cevap vermem" dedi.

HANEFİ AVCI'NIN EŞİ ŞENAY AVCI: "EŞİMİ SUSTURAMAYACAKLAR"

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü'ne ait lojmanda kalan Hanefi Avcı'nın eşi Şenay Avcı, mahkeme kararı ile polislerin eve geldiğini ve arama yaptığını söyleyerek, “Bir şey yok evi arıyorlar. Arasınlar bir şey yok. Burası polis evidir. Ben polis eşiyim." dedi.

Eşinin Ankara'da gözaltına alınarak İstanbul'a götürüldüğünü söyleyen Şenay Avcı, “Ben dağ gibi bir adamın eşiyim.Benim eşim devletine çalışmaktan başka bir şey yapmadı. Benim eşim yüzünün akı ile duruyor. Yine kitabını yazacak kimse susturamayacak. Kimse susturamaz. Aile olarak kale gibi arkasındayız"diye konuştu.

BAKAN ATALAY: YARGI İSTEDİ

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Avcı'nın gözaltına alınmasıyla ilgili yargının talebi oldu' diye konuştu.

TELEFONU KULLANMIŞTI

İstanbul'da “Devrimci Karagah” örgütü üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 17 kişiden 13’ü tutuklanmıştı.

Hanefi Avcı'nın, tutuklananlar arasında yer alan Necdet Kılıç’a ait telefonlardan birini kullandığı ortaya çıkmıştı.

Avcı'nın Necdet Kılıç'ı Mersin'de görev yaptığı 1980'li yıllardan beri tanıdığı belirtiliyor.

Bu arada, Hanefi Avcı'nın, sözkonusu operasyonla ilgili olarak bu hafta bir basın toplantısı yapması bekleniyordu.

SUSMA HAKKINI KULLANDI

Hanefi Avcı savcılıkta avukat kabul etmedi, ifade vermedi ve tutanağı imzalamadı. Avcı tutuklama istemiyle mahkemeye sevkedildi.

VATAN






Hanefi Avcı’yı avlamak!

Hanefi Avcı bir kitap yazdı ve ortalık karıştı. Avcı devlet içindeki cemaat yapılanmasını gayet açık şekilde ortaya koyuyor ve diyor ki, “Bunlar devletin emniyetinde, yargısında örgütsel bir yapı oluşturdular, bu yapı devlet için çok tehlikelidir, derhal temizlenmelidir.” Bu konuda bilgilerini, tecrübelerini, duyumlarını, delillerini anlatıyor.

Sonuç tam da beklenildiği gibi oluyor: Hemen merkeze alınıyor, hakkında yasadışı bir örgütle irtibatı olduğu iddiası atılıyor ve bir kadınla aşk yaşadığı söyleniyor.

Avcı “Zaten bu saldırıyı bekliyordum” diyor.

“Cemaat, kendisi ile uğraşan herkese bu tavrı gösterecektir” diyor.

Avcı’nın ortaya attığı dehşet verici iddialar yerine bir anda hangi kadınla gönül ilişkisi olduğunu konuşmaya başladık. Vakit gazetesi Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’yı buldu, ondan kocası aleyhine beyanat almaya çalıştı. Avcı’nın sevgilisi olduğu iddia edilen Kezban Kerman’a ulaştı, onun ağzından kararlayıcı mesajlar almaya çalıştı.

Yani “Hanefi Avcı’yı nasıl rezil ederiz” gayesi söz konusu olunca Vakit ve onun çizgisinden gidenler tam bir gazetecilik yapıyor!

Ama Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar” kitabında ortaya attığı iddiaları araştırmak, cemaat gerçekten emniyette, yargıda böylesine örgütlendi mi sorusuna cevap aramak” gibi konularda gazetecilik yapmak pek işlerine gelmiyor.

Onların çabaları “Avcı’yı nasıl karalarız, kadından kızdan yola çıkarak nasıl mahvederiz” noktasında yoğunlaşıyor.

Türkiye’de ‘kadınla’ insan harcamak modası son yıllarda oldukça popüler haline geldi.

Siyasetçi de olsanız, emniyetçi de olsanız, gazeteci de olsanız fark etmiyor, aynı mengenede kesiliyorsunuz.

En son CHP eski genel başkanı Deniz Baykal’ı bir kasetle harcadılar.

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen hakkında dava açmaya kalkınca anında onu hakkında da ‘malum kasetler’ servis edildi.

Keçiören eski Belediye Başkanı Turgut Altınok da AKP içinden bazı isimleri rahatsız edince ‘kaseti piyasaya sürülen’ siyasetçiler arasında yer aldı.
Kamer Genç aynı suçlamayla direkten döndü.

Eminim şu anda pek çok ‘muhalif isim’ bu gibi kaset tehditlerine maruz bırakılıyor ve ‘susmaları’ öneriliyor.

Hanefi Avcı’nın fikirlerini ve ortaya attığı iddiaları tartışmak yerine ‘bel altından’ vurmaya çalışmak, olayı kadınlı kızlı magazin haberciliğine taşımak tam da cemaat medyasına uygun bir savaş taktiği.

Bugüne kadar dört dörtlük bir emniyet mensubu olarak alkışlanan, birçok yasadışı örgütü çökerten, PKK’ya darbe üstüne darbe vuran Hanefi Avcı, cemaat hakkında konuşunca oldu tu kaka!

Bir anda DHKP C ile irtibatından bir öğretmenle ilişkisine kadar bir sürü haber servise konuldu.

Yahu bu adam madem bu kadar şaibeli bir isimdi, bu devlet onu neden bir ilin emniyet müdürlüğünde tuttu?

Hedef haline getirdikleri kişiler hakkında anında kaset üretim merkezi gibi çalışan çetenin deşifre edilmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.


Muharrem BAYRAKTAR
Yenimesaj / 28.09.10
En son Başkomutan tarafından Pzt Eki 11, 2010 18:21 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hanefi Avcı tutuklandı

İletigönderen Comte » Sal Eyl 28, 2010 20:32

Almislarmi? Iyi; nerede kaldilar diye merak etmeye baslamistik zaten.
Resim
Kullanıcı küçük betizi
Comte
Dilmaç
Dilmaç
 
İletiler: 195
Kayıt: Prş Ara 10, 2009 17:21

Re: Hanefi Avcı tutuklandı

İletigönderen SeMMiH » Sal Eyl 28, 2010 21:01

Comte yazdı:Almislarmi? Iyi; nerede kaldilar diye merak etmeye baslamistik zaten.

:D

"neden tutuklamışlar?" diye sorsam bana da takacak bir kulp bulurlar... :x
Kullanıcı küçük betizi
SeMMiH
Üye
Üye
 
İletiler: 2
Kayıt: Prş Eyl 16, 2010 13:28

Re: Hanefi Avcı tutuklandı

İletigönderen murat8 » Çrş Eyl 29, 2010 8:56

Amerikan operasyonlari!

Hem olduklari gibi görünüyorlar, hem de göründükleri gibiler. Türkiye'de son 4 senedir GERCEKLERI konusanlarin tutuklandigi ve susturulmaya calisildiklari, dügmesine okyanus ötesinden basilmis operasyonlari gerceklestirenlerin görünüsleri hic dikkatinizi cekti mi?

TEM... Terörle mücadele; kiyafetleri dikkatinizi cekti mi? Renk, dizayn... "TEM" yerine "FBI" yazin, gerisi ayni.

Hatta arama yaptiklari evlerin önünde biraktiklari ayakkabilari dahi FBI markali!

Dün Hanefi Avci'yi ucakla Istanbul'a getiren ekipteki tip dikkatinizi cekti mi? Sanirim özel yetkili fethullah savcisi olsa gerek!

Dar takim elbise, dar koyu kravat. FBI seflerinin klasik kiyafeti. Hatta Hollwood'da dahi kli$e FBI takim elbisesidir bu.

Peki suratlar? Tipik cemaat talebesi suratlari. Benim cemaat tarafindan beyni yikanan onlarca arkadasim oldu orta okul ve lise yillarinda, hepsinin ortak bir yüz ifadesi vardir. Hanefi Avci'nin yanindaki ve arkasindakilere dikkatli bakin, iste o tayfa.

Senaryosunun ABD tarafindan yazilip, okyanus ötesi FBI'cilarina oynattigi bir oyun bu.

Amerikan operasyonlari bu yasadiklarimiz.

$irk batagina burnuna kadar saplanmis olan kafirlerin "ileri demokrasidir bu! Üstünlerin hukukundan hukukun üstünlügüne geciyoruz!" naralari esliginde.

Amerika, ali menfaatlerinin ve hayati planlarinin önünde kim engel teskil ediyorsa ezip geciyor. Bunu da Fethullah isimli bir seytanin müsrik talebeleri ile kotariyor. Bunlardan bir-ikisi hedefteki isim icin bir iddianame aliyor kaleme, digerleri de alip cemaat hakimlerinin önüne cikariyor. Sonra da zindana.

"Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler."

Ve Türkiye hala susmakta!

Bu kadar susmak, bu kadar korkaklik, bu kadar sözde kaderine riza...

Türkiye isgal altinda ve direnis yok denecek kadar. Cok cok birey bazinda. Toplumsal, topyekün bir tepki yok.

"Sira hepimize gelecek" demiyorum, zira coktan geldi. Bugün iceriye atilan Türkiye'dir zaten. Aydinliktir, gerceklerdir, haktir, vicdandir, gelecegimizdir, onurumuzdur.
Kullanıcı küçük betizi
murat8
Üye
Üye
 
İletiler: 36
Kayıt: Cum Mar 19, 2010 23:47

Re: Hanefi Avcı tutuklandı

İletigönderen İrfan Tuna » Çrş Eyl 29, 2010 13:13

Evet dostlar.

ABD güdümündeki Abdülhamitçiler, hilafetçiler, saltanatçılar tarafından 'demokratikleştirilen ve özgürleştirilen' bu güzel ülkede, ulusal kurtuluş savaşımızın önderi, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e sövmek, saymak serbest; Pensilvanya'daki çiftliğinde ABD koruması altında ABD projelerine hizmet etmekte olan Fethullah Gülen Hocaefendi hazretlerine değil dokunmak, yan gözle bile bakmak yasaktır artık...

Yıllarca Fethullah Gülen tarikatına sempatiyle bakan Hanefi Avcı ne yapmış?

Bakmış iş çığrından çıkıyor, olacak gibi değil, insanları uyarmak için bir kitap yazmış...

Kitabında, Fethullah Gülen tarikatının devleti ele geçirdiğini, ''emniyetçilerin, hakimlerin, savcıların emirleri, kurum içindeki amirlerinden değil, Fethullah Gülen'in imam olarak atadıklarından aldıklarını'' anlatmış...

Sen misin bunu yazan?

Adamı böyle yaparlar işte...

Suçlamaya bakın, ne zekice...

Hanefi Avcı ve Devrimci Karargah Evleri???

Dostlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin T.C. olan ünvanını pek yakın bir zamanda F.C. (Fethullah Cumhuriyeti) olarak değiştirirlerse hiç şaşırmayın...

Ne de olsa ''çoğu gitmiş, azı kalmış''...
Uyanacağız, uyandıracağız... Bilinçleneceğiz, bilinçlendireceğiz... Ne ülkemizin , ne de bölgemizin zenginliklerini küresel haramilere ve onların uşaklarına yağmalatmayacağız, soydurtmayacağız... ENİNDE SONUNDA ALİ KEMALLER DEĞİL, MUSTAFA KEMALLER KAZANACAK...
Kullanıcı küçük betizi
İrfan Tuna
Üye
Üye
 
İletiler: 1059
Kayıt: Pzt Nis 06, 2009 12:23

Cemaat yakını kimler var?

İletigönderen Erkan Güçiz » Prş Eyl 30, 2010 13:52

Hoşgörü Ödülleri ve Hoşgörü Yılının Taç Gecesi


Sevgi ve hoşgörü toplumu oluşturma yolunda büyük atılımlar yapan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı önceki gece büyük bir organizasyona daha imza attı. İstanbul Çırağan Sarayı'nda düzenlenen törenle "hoşgörü 1995 Ödülleri" sahiplerini buldu. Samanyolu Televizyonu töreni canlı olarak yayınlayarak salonda esen kardeşlik havasını milyonlara teneffüs ettirdi

Hoşgörünün Davetine İcabet

Çırağan Sarayı'nın büyük salonu, hoşgörünün davetine icabet eden değişik kesimlerden çok sayıda seçkin simayla dolup taştı. Bilim adamları, siyasetçiler, mülki ve idari erkan temsilcileri, sanatçılar, sporcular, medya mensupları, işadamları, sivil kuruluş önderleri ve temsilcileriyle toplumsal mozaiğin bütün tasları örnek bir uyum ve dostluk içinde bir araya gelmişti

Örnek Kardeşlik Platformu

Yıllar yılı suni ayrımlarla birbirine düşman olan, konuşarak halledilebilecek meselelerin üzerine hiddet ve şiddetle giden, milli ve manevi köklerimizden gelen sevgi ve hoşgörü kültürüne yabancı kalan toplumumuz, önceki gece adeta bir inkılap gerçekleştirerek, bütün insanlığa örnek olabilecek bir kardeşlik platformu oluşturdu Latif Erdoğan (Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı): hoşgörü adına söylenecek her şeyi, gördüğümüz bu tablo söylüyor. Hz. Mevlana "Öfkelenme" diyor senin güzelliklerin hiçbir şeyle saklanacak gibi değil. İnsandaki bu mahiyeti gördükten sonra her halde her insani sevmek bir vecibe bir vazifedir. Hoşgörüde dengeyi de Efendimiz söylüyor: "Sevdiğini bir dereceye kadar sev. Belki bir gün düşmanın olur; düşmanına da bir dereceye kadar düşmanlık yap. Belki bir gün sevgilin ve dostun olur." Bu denge içinde hoşgörüyü dengeleyip topluma taşıyabilmek bütün emelimiz arzumuz.

Rıza Akçalı (Çevre eski Bakanı):hoşgörü toplumumuzun, dünyanın arzuladığı, istediği ve ulaşmaya çalıştığı bir kavram. Sevgi ve aşk kainatın yaratılısının en önemli sebebi. Sevginin, aşkın olduğu yerde mutlaka hoşgörüyü de görmemiz, onu yanına koymamız, paylaşmayı uzlaşmayı onunla beraber düşünmemiz halinde bir anlam taşıyor. Dolayısıyla kainatın esas yaratılış gayesine ulaşmada hoşgörü önemli bir vasıta. "Yaratılanı severiz Yaratan'dan ötürü" özdeyişi de benzer bir anlayışı, o insan denen harika mahlukun her türlü yaşantısında ibret alınacak taraflarının olduğunu ortaya koyan bir unsur. Artık sınırların kalktığı, dünyanın tek olmaya doğru adim attığı bir dönemde hoşgörünün barisin ve uzlaşmanın başlangıcı olduğu noktasından hareket edersek çok anlamlı bulduğumuzu ifade ediyorum. Bu çerçeve içerisinde bu ödül töreninin Türkiye'den başlayarak bütün dünyaya bu hoşgörüyü taşıyan halkanın başlangıcı olmasını Allah'tan diliyorum.

Hamdi Üçpınarlar (Çevre Bakanı): Dünya üzerinde yasayan insanların bana göre iki şeye dikkat etmesi gerekiyor. Birincisi başka bir dünya olmadığına göre bu dünya üzerinde yasayan insanların birbirine hoşgörülü davranması. İkincisi de bu dünyayı tertemiz tutabilmek için çevre konusunda o derece hassas olunmalı.

Mehmet Nuri Yılmaz (Diyanet İsleri Başkanı): Bu alemde herkes olacaktır. Bu Cenabı Hakkın iradesinin bir tecellisidir. Bu alem zıtlıklar alemidir. Bu dünyada iyilikler de vardır, kötülükler de vardır. Bu alemde bütün bu zıtlıklar içerisinde bir vahdet vardır, birlik vardır. Çokluk zehiri ile vahdet şekeri karıştırılarak macun haline getirilmeli ve o şekilde yemeli. İste hoşgörü bu demektir. Çokluk zehirine vahdet sekerini katip yemek.

Abdullah Gül (RP Milletvekili): Hoşgörüye en iyi örnek kendi tarihimizde vardır. İslam ve Osmanlı toplumlarında vardır. Türkiye'nin su anda böyle bir ortama ihtiyacı vardır.

Muhsin Yazıcıoğlu (Sivas Milletvekili): Kinin ve nefretin geliştiği dönemde bütün insanların Hoşgörüye muhtaç olduğuna inanıyorum. Bütün insanlık Mevlana'yı, Yunus'u keşfetmeye çalışıyor. Mevlana'yı ve Yunus'u çıkaran asil kaynağı keşfetmek gerekiyor. Bu toplantının o kaynağa vesile olmasını ümit ediyorum.

Namık Kemal Zeybek (DYP İstanbul Milletvekili ):hoşgörü en güzel ifadesini bizim kültürümüzde buluyor. UNESCO'ya 1992 yılının Mevlana hoşgörü yılı olması için müracaat ettik. Ama bu 1996'da hoşgörü yılı olarak gerçekleşti.

Ertuğrul Günay (Eski Milletvekili): UNESCO 1995'i hoşgörü yılı olarak ilan ederken, BM kendi ezikliğinin itirafını yapıyordu. Bunu kamufle etmeye çalışarak 1995'i hoşgörü yılı olarak ilan etti.

Necla Akben (Sanatçı) : Bundan birkaç yıl evvel dünya dostluk yılı ilan edilmişti. Yunus Emre, böyle bir dostluğu dünyaya kabul ettirdi. Onun deyimiyle: Gelin birlik olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz. hoşgörü ve sevgi şairi Hüdai ise bir şiirinde: Faydası olmayan bahardan yazdan, Yüce dağ başının kişi makbuldür, Cahilin yaptığı sohbetten sözden, Alimin hayali düşü makbuldür, Lokma yeme muhanetin elinden, kurtulamazsın sonra acı dilinden, Namertlerin kaymağından balından, Merdin kuru yavan asi makbuldür, Hüdai söyler incecikten, Hal ehli olmayan ne bilir halden, Bilgisiz görgüsüz ,duygusuz hoşgörüsüz kuldan, Ölülerin mezar taşı makbuldür.

Recep Tayyip Erdoğan (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı):Bu hoşgörü yılında beş tane ilke söylüyorum: Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz; zorlaştırmayınız kolaylaştırınız; korkutucu olmayınız, müjdeleyici olunuz; yargılayıcı olmayınız, bağışlayıcı olunuz; selamı yaygınlaştırınız, onda rahmet vardır.

Nail Güreli (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): hoşgörünün çeşitli düşüncelerle farklı inançlarda ortak nokta olması mutluluk veriyor. 1996'da hoşgörü bütün insanların yüreğine yerleşmeli.

Mehmet Altan (Gazeteci): Herkesi saygıyla selamlıyorum. Hoşgörü bu salonda olduğu için, Hoşgörü adına bir şey söylemiyorum.

Hasan Cemal (Gazeteci): Rahat konuşan biri değilim. Beni hoş görmenizi diliyorum.

Zeynep Göğüs (Gazeteci): Hoşgörüyü sadece kendimiz için istemeyelim.

Mazlum Aslan (Tunceli Belediye Başkanı): Ülkemiz 96'ya girerken hoşgörüye ihtiyacı vardır. Hoşgörü içerisinde kardeşçe yaşayalım.

Cemil Çiçek: (ANAP Ankara Milletvekili): Bizim kültürümüzün, inancımızın temelinde Hoşgörü var. Dünyada hosgörünün en güzel örneklerini biz vermişizdir. Geçtiğimiz pazartesi Mekke'nin Fethi'nin yıldönümüydü. Doğduğu yerden zorla çıkartılan, Peygamber Efendimiz, Mekke'yi fethederken göstermiş olduğu Hoşgörü, hoşgörülerin en güzelidir. Bugün Çırağan Sarayı'ndaki bu tablo hosgörünün en güzel örneğidir. Bu Hoşgörü ortamında aziz milletimizin birer evladı olan liderlerimiz ve siyasetçiler bu Hoşgörü ile bir uzlaşma yapıp bu meseleyi aşacaklardır.

Abdulkadir Aksu (İçişleri eski Bakanı): hoşgörüye sürekli ihtiyacımız vardır. Bugünkü bu tablo bunun en iyi örneğidir.

İsmail Kahraman (RP İstanbul Milletvekili): Her senenin Hoşgörü yılı olarak geçmesini istiyoruz.

Necati Çetin Kaya (DYP Konya Milletvekili): Bu güzel tablo hakikaten 21. asra yaklaşırken, büyük milletimizin dünyaya fevkalade bir mesajıdır. Yıllarca hasretini çektiğimiz su tablonun 21. asrin doğum sancıların çeken büyük Türkiye'nin idealini gerçekleşmesine vesile olacaktır. Türkiye tüm dünyaya göstermiş olduğu bu tavırla örnek olacaktır.

Orhan Gencebay (Sanatçı): Simdi ise yeni bir beste yaptım: Gelin birlik olalım, yarin çok geç olmadan / Gelin birlik bulalım vazgeçin öç almadan / Nefreti yok edelim, gel sen de katil bize / İntikam eşkıyası sevgiyle gelir dize / Yedi döven önünden kim kurtardı bu yurdu / Mehmetçik değil miydi Lazı, Çerkezi, Kürdü / Hangimizin ecdadı feda olmadı yurda / Hangi bahçede bir gül solmadı bu uğurda / Asırlardır dinmedi bir bölücüğün ninnisi / Ayni dinden değil mi Alevisi, Sünnisi / Bin kere lanet olsun Yezid denen deliye / Muhabbet ile bağlıyız Muhammed'e, Ali'ye / Geçin o sınıfları geçin / Barışta buluşalım mutlu Türkiye için / Düşmanı sevindirmenin ne alemi var simdi / Milletçe kenetlenip, sarılmamız kar simdi.

Melih Gökçek : Basta Fethullah Gülen Hocaefendi olmak üzere Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yöneticilerini böyle bir organizeyi gerçekleştirdiklerinden dolayı tebrik ediyorum. Ayrıca Parlamentomuzdan hoşgörülü bir yıl bekliyoruz.

Vitali Hakko (İşadamı): Bu tablo karşısında söyleyecek başka bir şey bulamıyorum. Beni buraya çağırdığınız için teşekkür ediyorum. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın, "1995 Hoşgörü Ödülleri" Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen muhteşem bir ödül töreni ile sahiplerini buldu.

Davetlilere Zeytin Dalı

Önceki gece yapılan ödül töreninde Hoşgörü rüzgarları esti. Tören, saat 19.00'da kokteylle başladı. Davetlilere, vakıf görevlilerince girişte Hoşgörüyü temsilen zeytin dalı verildi.

STV Canlı Yayın Yaptı

Sponsorluğunu Bayındır Holding, Aydınlı Pier Cardin, Pen Ajans ve İhlas Finansman, koordinatörlüğünü Prof. Dr. Mim Kemal Öke, sunuculuğunu ise Mustafa Çalışan'ın yaptığı ödül töreni Samanyolu TV tarafından canlı olarak yayınlandı.

10 Ayrı Dalda 14 Ödül

Dr. Agah Oktay Güner, Ali Coşkun, Hülya Koçyiğit, Kamran İnan, Latif Erdoğan, Mustafa Çalışan, Prof. Dr. Nilüfer Göle, Togay Bayatlı ve Zülfü Livaneli gibi toplumun her kesiminden mozaik şahsiyetlerin oluşturduğu jüri, uzun süren çalışmaları neticesinde 10 ayrı dalda, 14 kişiyi ödüle layık gördü.

Ödül sahiplerinin hayatinin barkovizyondan kısaca aktarıldığı gecede ilk ödül, jüri üyesi Spor yazarı Togay Bayatlı tarafından, spor dalında başarıya layık görülen Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'e verildi.

Diplomasi dalında ödül alan trafik kazasında hayatini kaybeden Bati Trakya eski milletvekili Dr. Sadık Ahmet'in esi Işık Sadık Ahmet'e ödülü, Dr. Agah Oktay Güner tarafından verildi.

Doğa ve Çevre dalında ödüllendirilen TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca, ödülünü ANAP İstanbul Milletvekili Ali Coşkun'dan aldı.

Medya dalında köse yazarı Cengiz Çandar'ın ödülünü Bosna-Hersek İstanbul Başkonsolosu Talat Süleymani verirken, ayni dalda ödüllendirilen Taha Akyol'un ödülünü ise jüri üyesi Hülya Koçyiğit verdi.

Bilim dalında ödüllendirilen Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aydın'ın ödülünü, Devlet eski Bakanı Cemil Çiçek verdi.

Medya TV programcısı dalında ödüllendirilen Prof. Dr. Toktamış Ateş- Abdurrahman Dilipak ikilisinden Ateş'e ödülünü YÖK eski Başkanı, Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam verdi. Gazeteci-Yazar Dilipak ise ödülünü, Danıştay üyesi Sabri Tandoğan'dan aldı.

Medya dalında gazeteci olarak ödüle layık görülen gazeteci Münire Acım'a ödülünü Hak-İş Başkanı Saim Uslu verdi.

Sanat dalında ise Mevlana filmiyle ödüllendirilen Kutsi Ergüner ve Fehmi Gerçeker ise ödüllerini Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'dan aldılar.

Aile dalında sinema oyuncusu Perihan Savaş da ödülünü Engin-Esin Noyan çiftinden aldı.

Özürlülerle ilgili çalışmalarından dolayı bu dalda sanatçı Müjdat Gezen'in ödülünü Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş verdi. Ayni dalda ödüllendirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Koordinasyon Merkezi adına da ödülü Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İsleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'dan aldı.

Sanat dalında ödül almaya hak kazanan Barış Manço'ya ödülünü ise Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Latif Erdoğan verdi.

Hocaefendi Gülle Ödüllendirildi

Tören sonunda hoşgörü ortamının oluşmasına yaptığı katkılardan dolayı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Şeref Başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi bir buket gül ile ödüllendirildi. Katılımcıların ısrarı üzerine bir konuşma yapan Gülen Hocaefendi, "Hoşgörü bizim yamaçlarımızın gülü, çiçeğidir. Onu gerçek derinlikleriyle, buutlarıyla başka yerde aramak beyhudedir zannediyorum. Karakterimiz olarak, o bizim. Mevlana'nın düşüncesi, Yunus Emre'nin düşüncesi... Eğer biz İslam dininde Habibullah sözcüğündeki espriyi kavrayabilirsek, seven ve sevilen olma sözcüğündeki espriyi kavrayabilsek dinimizin temelinin neden ibaret olduğunu anlayacağız. Öyle inanıyorum ki zıvanadan çıkmış dünya başını sağa sola vurduktan sonra tokmağına dokunması gerekli olan kapının tokmağına dokunacak hale geldi. Önümüzdeki yılların kin, nefret, hiddet ve şiddet üzerine değil; sevgi üzerine bina edilmesi ümidini Allah'tan niyaz ediyorum" dedi.

Kimler yoktu ki?



Siyaset dünyası: Rıza Akçalı, Bülent Akarcalı, Cemil Çiçek, Hamdi Üçpınarlar, Namık Kemal Zeybek, İsmail Kahraman, Abdullah Gül, Abdulkadir Aksu, Muhsin Yazıcıoğlu, Vehbi Dinçerler, Necati Çetinkaya, Ali Coşkun, Ertuğrul Günay, Tayyar Altıkulaç, Mehmet Sağlam, Hasan Denizkurdu.

İş dünyası: Mehmet Hasırcılar, İhsan Kalkavan, Hüseyin Yaman, Erol Yarar, Selim Uslu, Vitali Hakko, Alaaddin Kaya, Sefa Selgeçen, Teoman Baygan.

Bilim dünyası: Mehmet Aydın, M. Nuri Yılmaz, Suat Yıldırım, Tuna Taner, Namık Çevik.

Vali ve Belediye Başkanları: İstanbul Valisi Rıdvan Yenişen, R. Tayyip Erdoğan, Melih Gökçek, Burhan Özfatura, Galip Öztürk, Adnan Yüksel, Kemal Baysak, Gürbüz Çapan, Mazlum Arslan, Ahmet Çetinsaya, Ahmet Genç, Nusret Bayraktar.

Sanat dünyası: Orhan Gencebay, Barış Manço, Hülya Koçyiğit, Burhan Çaçan, Mustafa Keser, Ahu Tuğba, Neslihan Yargıcı, Esin Avşar, Faruk Tınaz, Enver Demirkan, Eser Engin Noyan, Necla Akben, Mustafa Topaloğlu, Gökhan Güney, Aysel Gürel.

Basın dünyası: Nail Güreli, Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Mehmet Kutlular, Cengiz Çandar, Taha Akyol, Zeynep Göğüş, Hasan Cemal, Cemil Tokpınar, Meriç Köyatası, Mehmet Ocaktan, Ayşe Önal, Yasar Kaplan, M. Ali Bulut, Ahmet Şişman, İlnur Çevik, Beşir Ayvazoğlu, Zekeriya Kahraman, Murat Birsel, Aytunç Altındal, Osman Demirci, Ahmet Şahin, Süleyman Ünal.

Spor dünyası: Togay Bayatlı, Fatih Terim, Rıza Çalımbay, Emir Turam, Şadan Kalkavan, Rıdvan Dilmen. Ve daha birçok ünlü isim Çırağan Sarayı'nın muhteşem atmosferinde Hoşgörü salonunda buluşmuştu.

06.01.1996

© 2005 - 2009 Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı +90 (212) 232 17 10
Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

Erkan Güçiz

Facebook - TC ERKAN GÜÇİZ
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 421
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18

Re: Hanefi Avcı tutuklandı

İletigönderen Başkomutan » Prş Eyl 30, 2010 15:19

Sen misin ifşa eden!


Hanefi Avcı'nın tutuklanması hiçbir doğrunun cezasız kalmadığını gösterdi

Hanefi Avcı kurdukları düzene itiraz etmiştir. Onun için de şu anda hapishanededir. Eğer uslu dursaydı, gördüklerini, şahit olduklarını unutsaydı, şu anda Eskişehir Emniyet Müdürü olmaya devam ederdi. Hatta belki daha üst görevlere ulaşırdı. Avcı'ya yapılan sadece itiraz edeni, karşı çıkanı, doğru söyleyeni cezalandırmak değildir. Kurdukları düzene çomak sokana, menfaatlerine zarar verene veya böyle bir düşüncesi olanlara da gözdağı veriyorlar.

Eğer suçlamalar doğruysa bu bir felakettir. 15 yaşında alıp yetiştirdiğiniz, en hayati görevlere getirdiğiniz bir insan, meslek hayatının sonlarında böyle bir işe kalkışmışsa vay bu memleketin haline. Bu bir derin çürümüşlüktür. Yok eğer böyle bir şey olmadığı halde bu suçlamalar yapılıyorsa o zaman tartışacak bir şey bile kalmamıştır. Türk milleti de bu yapıyı hukuken de kalıcı hale getirecek düzenlemeye yüzde 58 onay verdikten sonra, artık oturup yeniden düşünmemiz lazımdır.



Türkiye tarihe kazınacak çok önemli gelişmeleri baş döndürücü bir hızla yaşıyor. Yıkım projesinin geldiği aşama herkesin malumudur. Nelere cüret edildiğini içimiz sızlayarak izliyoruz. Ülke ve millet düşmanları sadece bir cepheden saldırmıyor. Amansız bir kuşatma ile nefes aldırmıyorlar. Hepsi birbirini tamamlayarak, birbirinden cesaret alarak ilerliyor. Bölücü katilleri Ermeni iftiraları, onları Rum dayatmaları takip ediyor. İçerideki hainler için tam bir bayram havası var. Bu imkanları bulacaklarını rüyalarında görseler inanmazlardı.

Hırsız var demek suç

Bugün Türkiye'de suç olan ve mutlaka cezalandırılanlar, doğruları söyleyenler, haklıyı savunanlar ve ülkenin birliğine sahip çıkanlardır. Hırsızlık yapmak demokrasinin, özgürlüklerin gereğidir ama "hırsız var" diye bağırmak, ağır hakarettir ve mutlaka ceza alırsınız. Ermeni iftiralarına haklılık kazandırmak için devlet seferber edilir. Millet parası ile Kiliselerin tadilatı yapılır. Akdamar örneğinde olduğu gibi asırlık kinler yeniden canlandırılıp, cesaretler arttırılır. Rum hayalleri Sümela ayinleri ile gerçeğe dönüştürülür. Ama siz MHP'nin Anı ziyareti gibi kendi ülkenizde, kendi topraklarınızda Türk tarihinin en görkemli fetihlerini anmaya ve hatırlatmaya kalkışırsanız önünüze binbir türlü engeller çıkarılır. Ermeniye, Ruma kol kanat geren, sonsuz bir hoşgörü ile gafletin zirvelerinde dolaşan ülkenin Kültür Bakanı birden bire şahin kesilir ve devletin bütün imkanları ile sizi tehdit eder. Sümela'da ki binlerin, Akdamar'daki kıtaların ihanet fotoğraflarına methiye dizilirken, sizin kendi caminizdeki ibadetiniz toplu gösteri sayılarak cezalandırılmaya kalkışılır. Aynı şekilde dağdaki katillerin terörist kıyafetleriyle şehre inmeleri "liderimizin talimatıyla geldik ve pişman değiliz" demeleri ümit verici gelişme sayılır; ama eğer o canilerin katlettiği şehitlere sahip çıkar, "şehitler ölmez vatan bölünmez derseniz" başınıza gelmeyen kalmaz. Hiç bir şey yapamasalar bile ağır şekilde hakaret eder, aşağılarlar. Bu vahim tablonun, bu hayasız istilanın çok ağır yeni örneklerini yaşıyoruz.

Deve kervanını ürküttü

Hanefi Avcı'nın başına gelenler ülkenin nasıl kuşatıldığının, haklının ve doğrunun nasıl susturulduğunun son versiyonudur. Böylesi ancak hikayelere, filmlere, hatta Nasrettin Hoca fıkralarında görülebilir:

Hoca öteki dünyayı çok merak ediyormuş. Gidip görmeye karar vermiş. Issız bir yerde bir mezar kazmış ve içine yatmış. Ne olacak diye beklerken, uzaktan şangur şungur sesler gelmeye başlamış. Hoca biraz korku, biraz merak beklemiş. Sesler iyice yaklaşınca dayanamayıp kafayı mezardan dışarı uzatmış. Bu ani hareket çok yakından geçmekte olan deve kervanını ürkütmüş. Yükler, devler darmadağın olmuş. Kervan sahipleri hocayı yakalayıp bir güzel dövmüşler. Hoca perişan halde evin yolunu tutmuş. Köyün girişinde komşuları hocayı görünce ne olduğunu, öteki tarafın nasıl olduğunu sormuşlar. Hoca cevap vermiş: Öteki tarafta herşey çok güzel, hiçbir sorun yok. Yeter ki deve kervanlarını ürkütmeyin.

Uslu dursaydı terfi ederdi

Türkiye tam bu fıkrayı yaşıyor. Bu ülkede sorunsuz, dertsiz yaşamak istiyorsanız deve kervanlarını ürkütmeyeceksiniz. Hırsızı görseniz bile, "hırsız var" diye bağırmayacaksınız. Eğer o hırsızlıktan pay almayı vicdanınıza yediremiyorsanız susacak, hiç bir şey olmamış gibi davranacaksınız. Aksi halde başınıza gelmeyen kalmaz. Hanefi Avcı deve kervanlarını ürkütmüştür. Onun için de şu anda hapishanededir. Eğer uslu dursaydı, eğer gördüklerini, şahit olduklarını unutsaydı, şu anda Eskişehir Emniyet Müdürü olmaya devam ederdi. Hatta belki terfi eder, daha üst görevlere ulaşırdı.

Gözdağı veriyorlar

Yaptıkları sadece itiraz edeni, karşı çıkanı, doğru söyleyeni cezalandırmak değildir. Kurdukları düzene çomak sokana, menfaatlerine zarar verene veya böyle bir düşüncesi olanlara da gözdağı veriyorlar. "Bizimle uğraşırsanız, bize itiraz ederseniz başınıza gelecekleri görün" diyorlar. Ve bunu öyle bir yerden dalarak yapıyorlar ki, karşı tarafa nefes alma fırsatı bırakmıyorlar. En haklı, en doğru oldukları yere hücum ediyorlar. Ömrünü terörle mücadeleyle geçirmiş olanları, terörist ve terör örgütü işbirlikçisi olarak, ömrünü hırsızlıkla mücadele ederek geçirenleri hırsızlıkla veya namussuzlukla suçluyorlar. Planı buna göre kuruyor, darbeyi bu hesaba göre indiriyorlar.

İddialar doğru ise bu çürümüşlüktür

Hanefi Avcı'yla hiçbir tanışıklığımız yok. Ancak bu ülkede yaşıyoruz. Ne yaptığını, hangi görevlerde bulunduğunu, neleri ortaya çıkardığını biliyoruz. Kafa yapısını, hayata bakışını takip ediyoruz. 15 yaşında bu teşkilatın içine girmiş ve çok kritik görevler almış. Sol ve bölücü örgütlerle mücadelesi öne çıkmış. Böyle bir adamı "devrimci karargah örgütü" ilintisiyle suçluyor, gözaltına alıyor, sonra da tutukluyorlar. Eğer suçlamalar doğruysa bu bir felakettir. 15 yaşında alıp yetiştirdiğiniz, en hayati görevlere getirdiğiniz bir insan, hem de meslek hayatının sonlarında böyle bir işe kalkışmışsa vay bu memleketin haline. Bu bir derin çürümüşlüktür. Hanefi Avcı'yı cezalandırmadan önce nasıl bu duruma geldiğimizi tartışmamız, niçin doğru adam yetiştiremediğimiz, yetiştirdiklerimizin nasıl bu kadar kolay yoldan çıktıklarını düşünmemiz ve konuşmamız lazım. Yok eğer böyle bir şey olmadığı halde bu suçlamalar yapılıyorsa o zaman tartışacak bir şey bile kalmamıştır. Hele Türk milleti de bu yapıya ve bu yapıyı hukuken de kalıcı hale getirecek düzenlemeye yüzde 58 onay verdikten sonra artık oturup yeniden düşünmemiz lazımdır.

Geldiğimiz nokta

Referandum öncesindeki yazılarımızda bu ihtimallere dikkat çekmiş ve "eğer bu kadar açık bir yanlışa, bu kadar kesin bir tehlikeye de bu millet onay verirse, bu ülkede herşey kontrolden çıkar. Artık hak-hukuk kalmaz. Tek ve değişmez yetki iktidar sahiplerinde olur. O durumda oturup her şeyi baştan düşünmemiz gerekecektir" demiştik. Aradan henüz 2 hafta kadar zaman geçti. Geldiğimiz nokta ne yazık ki budur.


Orhan KARATAŞ
Ortadoğu Gzt.







Kafa kopartma devri!


“DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye güzel bir atasözümüz vardır. Bunu günümüzde “Doğru söyleyeni hapse atarlar” şeklinde değiştirmek gerekecek!

“İleri demokrasi” nutuklarının atıldığı Türkiye’de geldiğimiz nokta bu...

Sesini yükseltenin kafası koparılıyor!

Hanefi Avcı’dan bahsediyoruz.

Meslek hayatı başarılarla dolu bir polis müdürüydü. Teröristleri yakalamış, terör çetelerini çökertmişti. Terörist avcısı şimdi, terörist diye hapse atıldı! Neden?

Hanefi Avcı’nın “Devrimci Karargâh” adındaki bir sol terör örgütüyle ilişkisi olduğu ileri sürülüyor. Tutuklanma sebebi bu!

Onun tipinde bir insan, hayatı terör örgütleriyle mücadele etmekle geçen bir polis şefi, terör örgütüne destek olur mu? Bu iddia inandırıcı mı sizce?

Gerçek neden Hanefi Avcı’nın yazdığı “Haliç’te Yaşayan Simonlar Dün Devlet, Bugün Cemaat” adlı kitap olmasın?

* * *

Kısa bir süre önce piyasaya çıkan kitap büyük bir yankı yaratarak baskı üstüne baskı yapmıştı. Kitapta ilginç ifşaatlar vardı ve özetle şöyle deniliyordu:

- Emniyetin içini cemaatçiler sarmış durumda... Bunlar yasadışı yollardan herkesi dinliyor, komplolar hazırlıyor.
- Bir grup polis, kritik noktaları ele geçirmiş, cemaati rahatsız eden kişilere ve gruplara iftiralar düzenliyor.
- Biz polisiz ama karşımızda meslektaşlarımız yok, örgüt mensupları var!
- Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), yargı ve vekiller içinde cemaat mensubu var!
- Ergenekon örgütünün gerçekten var olduğu konusunda ciddi emareler, inandırıcı deliller yok!

* * *

Hanefi Avcı, büyük ilgi gören “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını yayınladıktan sonra “Savunmamı şimdiden hazırladım. Başıma bir şey gelebilir, her şey olabilir!” demişti.

Nitekim oldu da... Kitabıyla cemaati kızdıran polis müdürü Hanefi Avcı, başka bir konudan hapse atıldı. Polis, suçluyu aramak yerine, kurbanın peşine düşmüş görünüyor!

Hanefi Avcı, başına gelecekleri biliyordu. Hapse götürülürken bile “Susmayacağım! Bu bir cemaat operasyonudur” diye bağırdı.

* * *

İktidar mensupları “Basın ve ifade özgürlüğü” deyip duruyorlar. Referandum kampanyasında “Türkiye’nin daha demokratik, daha çağdaş, daha özgürlükçü” bir ülke olacağını iddia ediyorlardı.

Bu mu ileri demokrasi, bu mu daha özgürlükçü ülke?

Avrupa Birliği ülkelerinin hangisinde böyle bir demokrasi anlayışı var?

Bugün başı derde giden insanlarımızın önemli bir bölümünün suçu, doğruları söyleyerek milletin uyanmasını, halkın bilinçlenmesini istemek!

Türkiye’yi yönetenler, fikir ve düşünce özgürlüğünden dem vuruyor, kendilerinin büyük demokrat (!) olduklarını iddia ediyorlar, sonra da demokratik yasalar çıkartmadan, ülkemizin antidemokratik yasalarla idare edilmesine göz yumuyorlar!

Sözün özü; günümüz Türkiye’sinde biat etmeyenler “Bertaraf” ediliyorlar!

* * *

Ergenekon’dan yargılanan Mustafa Balbay son duruşmada:

“Küresel ısınmadan da Ergenekon’u sorumlu tutacaklar!” deyince, Mahkeme Başkanı başını eğerek şöyle cevap vermişti: “Mümkündür!”
Bu diyalog, her şeyi özetliyor! Başka söze gerek yok!


Rahni TURAN
30.09.10 / Hürriyet
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hanefi Avcı tutuklandı / Önder Aytaç hedef gösterdi

İletigönderen Başkomutan » Pzt Eki 11, 2010 19:01

Önder Aytaç açıkça hedef gösteriyor!

Yeni bir Ergenekon dalgasının haberini veren Aytaç, "Operasyonda Avcı'ya destek veren gazeteciler alınacak. Avcı'yı destekleyen ve kamuoyu oluşturan isimler alınacak. Kim oldukları belli" diye yazdı.

Hanefi Avcı'nın yazdığı ''Haliç'te yaşayan Simon'lar'' kitabından çok ciddi rahatsızlık duyan bazı kesimler harekete geçti.


Akşam Gazetesi Yazarı Serdar Akinan, bu rahatsızlığın boyutlarını "O kadar ki... Vicdanı kusan birileri; onu tanıyan bazı gazeteciler, 'Yahu bu kadar da olmaz kardeşim... Hanefi Avcı'yı tutuklamanız olacak iş değil... Bırakın kamuoyunu biz bile ikna olamıyoruz...' demeye başlayınca dananın kuyruğu acımaya başladı" sözleriyle kaleme aldı.

Sırada büyük bir operasyon olduğunu ileri süren Akinan, "Bu operasyonda ise Hanefi Avcı'ya destek veren gazeteciler alınacak. Yani Avcı'yı destekleyen ve kamuoyu oluşturan isimler alınacak. Kim oldukları belli" diyerek bunun işaret fişeğini ise bir zamanlar Taraf'ta yazan Önder Aytaç'ın attığını söyledi.


Akinan "Önder Aytaç hafife alınacak bir isim değil. Taraf gazetesi yazarı, polis akademisi öğretim üyesi ve Kültür Bakanımızın danışmanı.... Dün oldukça teferruatlı, öfke dolu bir yazıyla birilerinin kızgınlığına tercüman oldu. Dil bir gazeteci dili kesinlikle değil... Bu nedenle de bir kolektifin ürünü" diye yazdı.

Önder Aytaç'ın söz konusu yazısı Samanyoluhaber.com'da yayınlandı.

Önder Aytaç o yazısında şu ifadeleri kullanmıştı:

"Ben demedim mi size Hanefi Avcı'nın (ç)enesi ve para(digma)ları söz konusu diye. Adam her haliyle; '...küçük dağları ben yarattım, büyükleri amcaoğlu...' diyor. Ama kabahat sende değil. Bende ve benim gibi olanlarda. Çünkü senin g...tünü biz kaldırdık. Ama kalkan g...ünü indirmek de benim boynumun borcu-dur Hanefi Avcı... Ve sen kimsin ya!.. Böylesi saygısızca bütün adli sistemi karalamaya çalışıyorsun... 'Biz senin g...tünü kaldırdık... Ama kalkan g...ünü indirmek benim boynumun borcudur''... İfade bu...Cümle kendini ele veriyor. Birileri kaldırmış... Biri de indirecek..."

Önder Aytaç medyayı da şu sözlerle tehdit etti:

"Hatta medyatörlerin, DHA ve NTV'yi bile Hanefi Avcı'ya kullandırmalarından kaynaklanan, buralarda Ergenekonvari çalışma yapan bazı gazetecilerin bile sorgulanır duruma gelmeleri söz konusu olacaktır. ''

ORAY EĞİN'İ DE TEHDİT ETTİ

Aytaç, 8 Ekim tarihli yazısında ise "Belli ki kitap Cemaat'in dengesini epeyce sarstı. Hele tutuklanması işleri daha da karıştırdı; zira kamuoyunda bu olay tamamen kitapta yazılanların sağlaması olarak algılandı…" diye yazan Oray Eğin'e de şöyle cevap verdi:

"Sen kesin Avcı’nın kitabını bile okumadın daha. Çünkü zırvalıyorsun. Orada oynanılan oyuna göre, DHA ve NTV’in içine odaklanmış çok az sayıdaki çeteci kardeşlerin; toplumla, DHA ve NTV’nin bile arasını açmak pahasına, tezgâhlamak istedikleri çirkin bir oyun söz konusu mu acaba? Az biraz bekle gör bence. İnan bana, bu menfaat kardeşliği ve ortak düşman olarak cemaati görme birlikteliği içindeki çeteci yapılanma, az bir zaman içerisinde köşelerinden de, televizyon programlarından da, sifon çekilerek temizlenecek hale gelecekler."

İşte Önder Aytaç'ın o yazısından çarpıcı bir bölüm:

Hanefi Avcı’nın, yargı mensupları yerine, kendisini terminatörden bile daha fazla koruyan ve kollayan ‘medyatör’lerine sürekli açıklamalar yapması, onlarla sıklıkla telefonlarda görüşmesi, fakslar çekmesi, cep tel üzerinden mesajlar atması ile iletişim kurması söz konusu olmaktadır. Bununla da amaçlanan, geçmişten günümüze gazetecilerle olan ilişkisini kullanarak, kamuoyu desteğini sağlaması ve kamuoyunu kendi yanına çekmek düşüncesi ile masumu oynar bir şekilde hareket etmesidir.

Gerçekler ortaya bir bir çıktıkça / koyuldukça, Avcı’nın ‘medyatörler’i nasıl da kullanıldıklarını görerek üzülecekler ve kamuoyunun önüne bile çıkamaz duruma geleceklerdir. Hatta medyatörlerin, DHA ve NTV’yi bile Hanefi Avcı’ya kullandırmalarından kaynaklanan, buralarda Ergenekonvari çalışma yapan bazı gazetecilerin bile sorgulanır duruma gelmeleri söz konusu olacaktır. Kanımca, cemaat üzerinden kopartılan bir kaşık sudaki fırtına ile aslında amaçlanan, Ergenekon sürecini baltalamak ve Ergenekon ile mücadele eden Anadolu insanını; hakim – savcı – kolluk – polis gibi görevlilerinin, canla başla yaptıkları çalışmaları baltalamak ve bu yüz akı çalışmaları sonlandırmak için bu adımların atılması mı acaba söz konusudur?

Başarısız kalan ve daha sonra Anayasa oylaması ile de aksim ile halktan ‘evet’ çıkmasını sağlayan Dursun Çiçek’in ‘AKP ve Gülen’i bitirme planı’ her neyse, Hanefi Avcı ve medyatörlerinin (DHA ve NTV değil) durumu da anayasa oylaması sürecinden sonraki bir adım olarak ilkinin aynısının tıpkısıdır…"


gazete5.com
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hanefi Avcı tutuklandı / Önder Aytaç hedef gösterdi

İletigönderen murat8 » Pzt Eki 11, 2010 22:33

Tamami cöp kokan bu yazidaki su yalana dikkat etmek gerekir:

"Ergenekon sürecini baltalamak ve Ergenekon ile mücadele eden Anadolu insanını; hakim – savcı – kolluk – polis gibi görevlilerinin, canla başla yaptıkları çalışmaları baltalamak ve bu yüz akı çalışmaları sonlandırmak için..."

"Ergenekon ile mücadele eden Anadolu insani...!"

"UFO gören masum köylü" gibi birsey yani.

Hayali, kurgusal, senaryosunu kendilerinin yazdiklari bir örgüte karsi simdi de hayali bir HALK MÜCADELESI, ANADOLU DIRENISI uydurmaya kalkmislar.

Amerikan gizli servislerine,5 tane feto savcisina ve taraf'a yazdirdiklari senaryolarla bir halk hareketi baslatmislar da haberimiz yokmus meger...

Satilmisligin, haysiyetsizligin ve sahibinin sesi olmanin dayanilmaz hafifligi!
Kullanıcı küçük betizi
murat8
Üye
Üye
 
İletiler: 36
Kayıt: Cum Mar 19, 2010 23:47


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x