HAYATTA HER ŞEY

HAYATTA HER ŞEY

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzr Tem 18, 2021 21:04

HAYATTA HER ŞEY

Her koldan sarılmışız. Temiz bir soluk alınmasına izin yok.

Çağdaş yaşamdan koparılıyoruz. Çok eşlilik geldi geliyor…

Değerlerimizle oynanıyor, kötülüğe, ahlaksızlığa toplum alıştırılıyor. Aileyi koruyan eski yasa, zinanın suç sayılması yasası kaldırılmasaydı, bugünkü gazetelere konu olan bu çağdışılık yaşanır mıydı, on altı yaşında bir kıza otuz yedi yaşındaki yedi çocuklu adam kumalık teklif edebilir miydi? Teklifi reddedilince de kızı silahla vurabilir miydi? Önceleri, yalnızca filmlerde gördüğümüz, romanlarda okuduğumuz bu tür yasak ilişki, çok eşlilik artık olağan sayılıyor, üstelik yasalarca korunuyor.

O iç bulandıran, utanç verici, bunu duyarlarsa ne deriz diye çocuklarımızdan utandığımız, insanlığın hayvanlıkla karıştığı, insana ait duyguların, sevginin, bağlılığın, aile kavramının yok olduğu, “İlişki sırası cinayeti”nde, hem de başkent Ankara’da, bir “kuma” kadın, hakkım yendi diyerek aynı evde yaşadığı diğer kadının gözü önünde adamı bıçaklayıp öldürüyor. Aralık ayında işlenen cinayette katil kadın jet hızıyla da yargılanıp cezada haksız tahrik indirimi alıyor. Bu haber bile toplum yapımızın değiştirildiğinin, yasaların dönüştürüldüğünün bir kanıtı değil midir? Haksız tahrik; haksız bir eylem karşısında öfkeye, üzüntüye kapılarak işlenen suçta indirim sağlayan durum. Burada kumalık ve olaya konu olan iğrenç durum olağan kabul ediliyor, evli bir adamın çoluk çocuğuyla yaşadığı eve yerleşen kırk yaşındaki bu koca kadının hakkının yendiği kabul ediliyor, yani adam haksızlık etmiş, sırayı aksatmamalıymış… Kumalı yaşamda sorun yok, yasalara uygun, sorun sırayı bozmada…

Aynı gün, geçen yıl işlenen iki arkadaş cinayetinde, tartıştığı arkadaşını bıçaklayarak öldüren kişi, müebbet (ömür boyu hapis) cezası alıyor. Katil kumanın aldığı ceza ise indirimle 15 yıl.

Ne bu duruma şaşıran ne tutup iki laf ederek eleştiren var.

Yine bu sabah bir kadın cinayetini şu sözlerle vermekten çekinmedi basın yayınımız:

“ 17 yaşındaki çocuk, 16 yaşındaki iki aylık hamile dini nikâhlı eşini öldürdü.”

Biri on yedi, diğeri on altı yaşında iki genç çocuk. Eğitim öğretim yaşındalar. Ailelerinin sorumluluğunda olmalılar. Bunlara bir de dini nikâhlı sözü eklenerek birlikte yaşamaları, kızın o yaşta hamile olması normal gösteriliyor. Daha haberin verilişi bu zihniyeti, ne yapılmak istenildiğini ele veriyor.

Bir televizyon kanalında hem de kendine muhafazakar denilen kesimin, yandaş TV kanalından bir yayın: “Hayatta her şey var.”

Eskinin “Güzin Abla” köşesinin bir benzeri bu yayın. Bir farkla, buraya mektup yazılmıyor, telefonla katılınıyor, canlı yayında, sorulan sorunun, anlatılan derdin yanıtı veriliyor. Tabii bu yayının “Güzin Abla”yla benzerliği yalnızca tarzında. Burada içerik çoğu kez belden aşağı, yüz kızartacak durumlar, sapıklıklar, akla hayale gelmeyecek ahlaksız durumlar konuşuluyor. Sonuçta, bu tür durumlara toplum alıştırılıyor, utanma ne kalkıyor, yüzlerdeki perde iniyor.

Tezgâh iyi kurulmuş. Çağdaş görünümlü, iki kadın yayını yürütüyor. Biri sunucu bayan, diğeri yorumcu, yani konunun uzmanı(!). Her ikisi de pek sempatik tavırlılar, haklarını yemeyelim, konuşulan konular iç ürpertmese, yozlaşmanın bu kadarına izin vermeseler…

Ekranda, yayın odalarına seyirci de almışlar. Seyirci neyi görmeye oraya toplanmışsa, hem de halkın “salgın” korkutmacasıyla canından bezdirildiği böyle günlerde hiç gereksiz yere yayın odası kadınlarla doldurulmuş. Her dakika, alkış, kıyamet… Açık saçık, ahlak bozucu olayların yorumlarını ev kadınlarının orada toplanıp onaylamaları müthiş…

Ortalıkta dolaştırılan, reklamı yapılan bunların bir iki yayınından örnek verirsem:

“Kocam bana ilgi göstermeyince, ben de başka bir adamla…”

Sonra toplumdaki asker – komutan algısı, askere saygı – güven duygusu, askerin dokunulmazlığı bir güzel yıkılıyor: “ Kocam asker, komutan.” diye başlanıp “asker” koca, kötülenip yerin dibine batırılıp duruyor… Asker koca, asker arkadaşının eşiyle, kendi eşini aldatıyor. Orada anlatılanlara göre. Gözümüzden, en saygın kurum böyle kurgu yayınlarla düşürülüyor… Buna, askerlik mesleğini küçültücü bu sözlere nasıl izin veriliyor?

Bir diğer yayında, şunlar deniyor:

“ Evli biriyle birlikteyim. İmam nikâhı kıydı. O da yirmi senedir evli. Bir çocuğum var. Kimden bilmiyorum.”

“Yirmi beş yıllık evliyim. Çocuklar büyüdü. Eşim işyerindeki bir bayandan söz etmeye başladı. Eşim, affedersiniz bir ay önce, bana o bayanın adını fısıldadı.”

Bu da genç birinden telefon. Yirmi dokuz yaşındaki bir genç adam, televizyona telefon açar da anne için söyle sözler edebilir mi?

“Benim annem elli yaşında, babamı aldattığını öğrendim.” Böyle başlayan konuşma, anneyi yerin dibine batırarak devam ediyor. Anneyi daha da kötülemek için oradaki sunucudan, seyirciden şaşırma sesleri, aaa sesleri az gelince telefondaki oğul, annesinin babasını aldattığı adam sayısını bir anda üçe çıkarıyor, üç adamla aldatıyor diyor.

Ayrıntılara da dikkat edilmiş, senaryoyu yazan, annelere iyi vurduruyor, araya din- iman da sıkıştırılmış:

“ Babam gece vardiyasında çalışıyor. Babam çok mazlum, namazında niyazında bir insan.”

Duyulan yalnızca bir ses. Bu işleri kim kotarır, kim işin tepesindedir bilemeyiz. Bilinen bu tür yayınlardan uzak durmak, gençliği onlardan korumak… Ama nasıl? Televizyonları toptan kapatmadan, bu nasıl mümkün olur?

Bu tür yayınların bilgisayar ortamında izleyici sayısı yarım milyonu geçiyor. Yarım milyon insanı etkilemek ne demek? Diğerleri de böyle… Milyonlarca insanımız bu aile düşmanı çetelere tutsak demek ki…

Son yayınlarının girişi aynen böyleydi:

“Hoş geldiniz! Dünyanın en güzel insanları!”

Sürü psikolojisini iyi biliyorlar. Seslenişe bakınız!

İlk telefon, bir adamdan, övgüyle söze başlıyor: “ Haftanın beş günü sendeyim!” Sunucu kadın dört köşe olmuş:

“Cansın!” diyor. Alkış kopuyor içerden. “ Sizi çok seviyorum!” İnsan, görmediğini, bilmediğini nasıl sever ki?

Ardından adam ortalığı pisliğe boğuyor; “ Açım, ben doymuyorum!”

İşin tuhafı ne yayın durduruluyor, ne denetleme kurulu harekete geçip yayını karartıyor. Yayının sunucusu denilenlerden utanmış numarası yapıp ahlaksız adamı konuşturmaya devam ediyor.

Ya yayının psikoloğu bayanın olayı yorumlaması. Burada suç işleniyor. Maddi manevi değerlerimize saldırılıyor. Tarihimize bile dil uzatma, Kurtuluş Savaşımızı alaya almak, her yol var yayıncılarda. Bu ahlaksızın karısına acıyor yayının süslü yorumcusu. Dedikleri:

“Eşin vatan millet Sakarya diyerek gözünü kapatacak!”

Kime kızmalı?

Bu yayınları izleyenlere mi? İzletenlere mi? Ortalığı böyle boş bırakanlara mı?

Geliyorum diyen felaketi, görmezden, duymazdan, bilmezden gelenlere mi?

Feza Tiryaki, 18 Temmuz 2021
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 881
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x