'Her şey tamam...' "Yeni TSK" tedavüle konuldu

Genel & Güncel Konular

'Her şey tamam...' "Yeni TSK" tedavüle konuldu

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 30, 2011 16:43

'Her şey tamam...'

Devletin tüm kurumları AKP'lileştirildi. YÖK'ü değiştirmekle işe koyulan AKP hükümeti, Emniyet Teşkilatı ve Yüksek Yargı'dan sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni de istediği gibi dizayn etti.

GENELKURMAY Başkanı ve kuvvet konutanları, AKP'nin askeri dizayn planına tepki göstererek istifalarını topluca sunmasının ardından şimdi gözler Türk Silahlı kuvvetleri'nin yeni komuta kademenin nasıl şekilleneceğine çevrildi. Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna Orgeneral Necdet Özel'in oturması kesinleşti.Şimdi "Yeni kuvvet komutanları kim olacak" sorusunun cevabı aranıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kıdemli orgenerallerden biri atanacak.

KUVVET komutanlığına atama yapılabilmesi için ordu komutanlığından bir ismin gelmesi gerekiyor. Özel'den sonra kıdemlerine bakıldığında EDOK Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ardından da Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner ve 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu geliyor. Hükümetin orgeneraller Berk ve Güner'e sıcak bakmadığı bu nedenle komutanlığa en yakın isim olarak Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun adı ağır basıyor.

Özel'in yolu geçen yıl açılmıştı

ORGENERAL Necdet Özel, geçen yılki YAŞ'ta Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na önerilmişti. Ancak bu göreve atandığında Genelkurmay yolu kapanacağı gerekçesiyle bu öneri Gül tarafından reddedilmişti

Orgeneral Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu ile birlikte 20 Şubat'ta Hasdal Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan "Balyoz Darbe Planı" davası sanıklarına yaptığı ziyarette, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel'in bulunmaması dikkat çekmişti.


Koşaner'den çok ağır suçlamalar

GENELKURMAY Başkanlığı görevinden emekliliğini isteyen Orgeneral Işık Koşaner, veda mesajı yayınladı. Koşaner mesajında, "Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sürekli gündemde tutularak, kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır" dedi.


TSK'daki deprem dış basında

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin zirvesindeki deprem dış basında da son dakika olarak duyuruldu. İngiliz yayın kuruluşu BBC, "Türk ordu şefleri toplu şekilde istifa etti" başlığı attı. New York Times ise "Türk ordusunun en üst düzey komutanları ani bir kararla istifa mektuplarını sundu. Gelişme, silahlı kuvvetlerle İslamcı kökenli hükümet arasındaki derinleşen krizin yeni bir işareti olarak değerlendiriliyor" yorumunu yaptı.

Krizin baş aktörü AKP zihniyeti

MHP Lideri Bahçeli, "TSK'nın geleneksel hiyerarşik yapısını alt üst etmeye kararlı olan AKP zihniyetinin, bugünkü bunalımın baş aktörü olduğu açık ve nettir. Son gelişmelerden TSK'nın yeniden dizayn edilmek istendiği anlaşılmaktadır" dedi.

BAHÇELİ, Genelkurmay Başkanı ve üç Kuvvet Komutanı'nın emekliliklerini istemesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada "Bu olağan dışı gelişmenin ciddi bir devlet krizine kapı araladığı gün gibi ortadadır. Esasen siyasi iktidarın yargının AKP'lileştirilmesinden sonra gözünü Türk Silahlı Kuvvetleri'ne diktiği ve bundan kaynaklanan gerilimlerin önlenemez ve yönetilemez bir aşamaya geldiği anlaşılmaktadır" dedi.

Ortadoğu Gzt.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...'

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 30, 2011 16:45

Bu sefer hükümet orduya el koydu

Komutanların istifası ister istemez herkesi heyecanlandırdı. Ama açık söyleyeyim benim için hiç sürpriz olmadı.

Beklediğim gibi hatırlayan okurlar olacaktır, kısa bir süre önce “Bütün generaller istifa etmeli” diye yazmıştım.

Çünkü yüzde 50 ile iktidarını pekiştiren AKP uzun süredir Silahlı Kuvvetler’i kendi dilediği gibi dizayn etmeyi düşünüyor ve bunu planlıyordu. O halde generallerin de, bugünkü konjonktürde direnecek güçleri olmadığını da hesap edersek,hükümete bu yolu açması gerekiyordu.

Görünen o ki, hükümet Yüksek Askeri Şûra’ya iki gün kala düğmeye bastı ve Silahlı Kuvvetler’in tüm komuta kademesinin kenara çekilmesini sağladı.

Dün akşam üzeri yaşadığımız istifalar, Türkiye’de 30 yıl öncesine kadar alışılmış olan “Ordu yönetime el koydu” anlayışının tam tersidir. Yani bu kez hükümet orduya el koymuş durumda.

Hükümet bundan sonra Silahlı Kuvvetler’i yeniden oluşturma yönünde kesin güç kazanmıştır. Muhtemelen başta “or” rütbesinde olmak üzere bir dizi istifa daha olabilir. Hatta istifa etmemiş çok az general de kalabilir. Ama bu, iktidarın hızını kesmek bir yana, işini kolaylaştıracaktır.

İktidar bu operasyonu uzun süredir planlıyordu. “Darbe paranoyası” üzerine kurulan siyasetle “Bu ordunun en temel işi darbe yapmaktır” fikri halkın kafasına adeta nakşedildi.

Ardından PKK terörü ve sürekli şehit verilmesi bahane edilerek “Silahlı Kuvvetler’in çapsız ve beceriksiz olduğu gibi darbe yapmak uğruna teröristlerle işbirliğinden bile çekinmeyeceği hatta kendi askerinin öldürülmesine göz yumduğu” görüşü de yaygınlaştırıldı. Böylelikle halkın önemli bir bölümü kendi ordusuna karşı kuşku duyar hale getirildi.

Çeşitli davalarla “Orgeneralleri bile hapse atan, dokunulmazlara dokunan iktidar” imajı da yaratıldı.

Dünkü istifalarla (bana göre görevden almalarla) operasyonun sonuna gelindi. İktidar, her şeye rağmen endişe duyduğu, çalışmak istemediği, ülke güvenliğini teslim etmek istemediği tüm üst kadroyu bir hamlede tasfiye etmiş oldu.

Bundan sonrasında artık sürpriz yoktur. İktidara yakın olan görüşteki subaylar, hangi rütbede olurlarsa olsunlar istenilen makamlara getirileceklerdir. Türk Ordusu belli ki baştan aşağı yenilenecektir.

Avrupa Birliği bu gelişmeleri “demokrasi” olarak niteliyor. Bilemem artık.

Can Ataklı
30.07.2011 Vatan
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...'

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 30, 2011 16:46

Askeri deprem...

TSK komuta kademesi görevden çekildi mi, çekilmeye mecbur mu edildi? Herhalde ikincisi... TSK son dönemde öylesine itibar kırıcı davranışlarla karşı karşıya kaldı ki, komutanların makamlarında oturmaya devam etmesi onursuzluk sayılacaktı...

Örneğin 13 şehit verdiğimiz olaydan sonra bölgeye sivil müfettiş gönderilmesi TSK adına hayli onur kırıcı olmuştu.

En büyük başağrısı Balyoz davasıdır.. Balyoz ve Ergenekon davalarında 44 general ve amiral ile 60’ın üzerinde albay tutuklu. TSK mensubu bir gün dahi tutuklu kalsa terfi edemiyor. Bunu normal sayabilirsiniz. Ancak bu davadaki kanıtlar üzerinde büyük tartışma var. Generaller ve amiraller imzasız dijital belgelerle tutuklanmış durumda. Eğer mahkeme sonuçlanır subayın suçsuzluğu kanıtlanırsa yeniden terfi edebiliyor. Denebilir ki generaller albaylar beklesin, suçsuzluğu anlaşılırsa nasıl olsa terfi edecekler. Ne var ki mevcut davaların da görünür bir tarihte bitmesi mümkün değil. Bu durum Genelkurmay ile Başbakan arasında gerginliği artıran en önemli nedenlerden biri...

Bitmedi... Dün mahkemeden “Askeri internet siteleri” ne ilişkin iddianame ile Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler ve bir dizi generalin yakalanması kararı çıktı. Böylece onların terfisi de bir kalemde suya düştü. Bunların hepsi üstüste gelince komutanlara görevden çekilmek kaldı. AKP gidenlerin yerine dilediği komutanları atayacak, TSK’yı istediği gibi dizayn edecektir. Ancak bu olaylar TSK’nın gücünü, moralini, disiplinini, bütünlüğünü nasıl etkiliyor?

Bunlar hesaplanıyor mu?


Özerklik çalışması

DTK’nin Güneydoğu’da özerklik ilanının hemen ardından AKP, CHP ve BDP milletvekilleri ile gazetecilerden oluşan bir grup Britanya adasında özerklik konusunda saha çalışmasına girişti. Heyet İngiltere, İrlanda ve İskoçya’da “IRA, Güney Afrika ve İskoçya (kısmi yetki devri)” örneklerini yerinde inceledi. Heyette CHP’den Sezgin Tanrıkulu ve Levent Gök yer aldı... Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün düzenlediği 5 günlük programda CHP’lilerin de yer alması parti içinden tepki çekti... Eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen dün dedi ki:

“İngiltere ve İrlanda’ya anayasa konusunda incelemeler yapmak üzere bir heyet gönderilmesinin arkasında acaba IRA sorununun çözümü için İngiltere ve İrlanda arasında, 10 Nisan 1998 tarihinde imzalanan Belfast Antlaşması mı yatıyor?

Bu anlaşmanın 1. maddesi, Kuzey İrlanda halkının istediği takdirde bu bölgenin İngiltere’den ayrılıp, İrlanda Cumhuriyeti’ne katılabileceğini öngörüyor.
Türkiye gibi ülke bütünlüğüne Misak-ı Milli’den bu yana birinci önceliği veren bir ülkenin, anayasa hazırlık çalışmalarına girişirken böyle bir modeli dikkate alması ülkemizin temel değerlerine açıkça aykırıdır...”

CHP’li Şahin Mengü ise diyor ki:

“Anlaşılıyor ki CHP özerkliğe sıcak bakmaya başlamıştır. Ancak bizim anayasal sistemimizde özerklik yoktur.”

PKK’nın siyasi uzantısı olan DTK’nın demokratik özerklik ilanı bazı BDP’lilerden bile tepki görürken AKP ve CHP’nin bu modeli incelemeye başlaması anlaşılır gibi değil... DTK yarın bağımsızlık ilan ederse anlaşılan AKP ve CHP itiraz etmek yerine bağımsızlığın olabilirliğini incelemeye girişecekler...

Melih AŞIK
30.07.2011 Milliyet
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...'

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 30, 2011 16:47

Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi.. Sabır buraya kadar!

Nereye baksanız Genelkurmay Başkanı ile Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanları’nın toplu şekilde istifası için “Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi” diye veriliyordu haber...

Başbakan Erdoğan’ın “Yüksek Askeri Şura’da kriz beklemiyorum” tahmini doğru çıkmamış, tam aksine “krizlerin en büyüğü” ile karşılaşılmıştı. Türkiye’de daha önce hiç karşılaşılmamış bir durum bu...

İçişleri Bakanı’nın bile “Henüz yorum yapacak durumda değilim, Başbakan gerekeni söyleyecektir” dediği bir durumda doğrusu söyleyecek fazla bir şey yok. Olay tümüyle çok üzücü ama çok kötü bir zamana, tam terör konusunun en ciddi şekilde ele alınması ve TSK’nın en çok çalışması gereken zamana denk gelmesi daha da üzücü..

Saklı gizli değil, zaten TSK üzerinde uzun süredir “tutuklamalar ve terfiler konusundaki baskılar”ın dayanmaları güç bir hale geldiği görülüyordu. Terfi edecek generallere bir iddia bulunarak (ki bazılarının hiçbir dayanağı olmadığı ortaya çıkmasına rağmen) ya tutuklanmaları veya YAŞ toplantısında Hükümetin karşı çıkması besbelli ki bugüne kadar sınıra dayanmış olan sabırları taşırdı.

Her konudaki uzlaşısızlık, ülkenin en ağır şartlar altında olduğu bir dönemde bile değişmedi, terfiler konusunda çıkarılan sorunlar giderilmedi. Genelkurmay Başkanı’nın ve Kuvvet Komutanları’nın yerine kim getirilirse getirilsin bu olay TSK’yı ve ülkeyi ciddi şekilde etkileyecektir. Benim asıl anlamadığım, bugüne kadar terfiler konusunda hiçbir hükümet döneminde görülmeyen boyuttaki israrın, herşeyi göze almanın sebebi ne? Galiba asıl cevap aranması gereken soru bu!

Ruhat Mengi
30.07.2011 Vatan
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...'

İletigönderen Başkomutan » Pzt Ağu 01, 2011 21:34

BİZİ DAHA HANGİ "YENİ"LER BEKLİYOR

Yeni sözcüğü insan ruhunda, bir hoşluğu, iyiliği, umudu yansıtır. Sanki her "yeni", bize başka bir ruh hali, iyi bir şeymiş gibi gelir.

Yeninin kötüsü olmaz. Yeniler her zaman iyidir.

Siyasi tarihimizde ise, "yeni" sözcüğü hep dışarıdan gelmiştir.Tanzimat ile başlayan kendimize güvensizlik, Batıdan gelen her şeye "yeni" olarak bakmış olmamız, aşağılık duygumuzu derinleştirmiştir.

Siyasi hayatımızda, bir şeye "yeni" dendiğinde, biliniz ki, Büyük Ortadoğu projesi gereğince, Atlantik ötesinden gelmektedir.

Aslında Amerika'nın bize yapın, edin dedikleri, ülke halkına siyasi iktidarca, "yeni" sıfatı eklenerek yansıtılmaktadır.

Bu yeniler için eskiden Batının telkinleri ve tavsiyeleri olurdu. "Faşizmin yenisi" olur mu bilmiyorum. Yeni faşizmin oluşmasından sonra, neyin yenisini yapacağımız, Amerika tarafından talimatlandırılıyor.

"Yeni" bir yeni için talimatlar alındıktan sonra, çalışmalar başlatılıyor.


Önce sözler, yeni Türkiye ile başlamıştı. Türkiye yeni olunca, yeni CHP gerekti.Yeni CHP olması için, yeni (neo) Kemalizm gerekti.Yeni CHP'miz, yeni Türkiye için AKP politikalarına paralel, yeni politikalar izledi.

Türkiye yeni olurda, onun Ordusu yeni olmaz mı?

"Yeni TSK" tedavüle konuldu.

"Yeni bölünme Anayasası" zaten konuşuluyordu.


Hayatımıza bu yeni sıfatı girdiğinden bu yana, ülkede huzur kalmadı.

Siyasi iktidar %50 oy almış olmasına rağmen, karşısında muhalefet olmamasına rağmen, her gün yeni tutuklamalar yapabiliyor olmasına rağmen, ülkede gerginlik hiç son bulmuyor.

Ortada bir iradenin olduğu kesin. Bu iradenin Amerika'nın iradesi olması tüm yenilere bizi isyan ettiriyor.

Aslında ülkemizde yeni olan tek bir şey var. Oda Amerikan iradesinin Türkiye'nin tüm hücrelerine bu siyasi iktidar tarafından zerk ediliyor olmasıdır.

Yazının başında yeninin insan hayatına bir hoşluk, bir huzur duygusunu getirmesi gerektiğini yazmıştım.

Yenilerin bize pek de hoşluk getirmediği ortadadır.

Halkın bu huzursuzluğu, bu gerginliği nereye kadar sineye çeker bilinmez. Ama hayırlı bir gidişatımızın olmadığı da apaçık ortadadır.
İnanıyorum "gerçek yeninin" kurucusu halkımız olacaktır.

Bülent Esinoğlu
01.08.2011

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...' "Yeni TSK" tedavüle konuldu

İletigönderen Başkomutan » Cum Ağu 05, 2011 2:04

‘ABD Mehmetçiğin kanını istiyor’

AKP’nin TSK’ya yönelik ele geçirme operasyonunun asıl amacı Mehmetçiği bölgede ABD’nin jandarması yapmak.

Diğer bir deyişle ABD Mehmetçiğin kanını istiyor.YAŞ öncesinde yaşanan krizin asıl nedeni de bu…

Türk ordusunu bölgede etkisizleştirmeye çalışılan plan,AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana devam ediyor.2007 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan-ABD Başkanı George Bush görüşmesinde alınan karar,bu plan çerçevesinde devreye sokuldu.Ergenekon ve Balyoz tertipleri de bu planın bir parçası.

Bugüne kadar “Türkiye-İran kapışmasına,Irak’ta ABD’nin taşeronu olunmasına,Amerikan savaş gemilerinin Karadeniz’e geçerek Gürcistan-Rusya federasyonu çatışmasında Gürcistan’a destek vermesine” izin vermeyen Türk ordusu,kontrol altına alınmaya çalışılıyor.1995’te Irak’ta Amerikan bölgesine yönelik Çelik Harekatı’ndan itibaren “Türk generaller kontrolden çıktı” talili yapan,CIA Kürtlerinin Guam Adası’na taşınması ile sonuçlanan gelişmeleri “Vietnam’dan sonra ki en büyük yenilgi” olarak değerlendiren ABD,AKP iktidarıyla tekrar Türk ordusunun kontrolünü ele geçirme peşinde.Diğer bir deyişle,”Vietnam’dan sonra ki en büyük yenilginin intikamı” alınmak isteniyor.

AKP Türk ordusunu neden istiyor?

ABD,Türk ordusunu tekrar kontrolüne alıp BOP’da ve Asya’da jandarma yapmak istiyor.Bir başka anlatımla Mehmetçiğin kanını istiyor.Türk ordusunu terörle mücadeleden çekip sadece NATO operasyonlarının parçası yapmak istiyor.Bunun için orduyu “Mehmetçik” anlayışından çıkarıp “küçültülmüş,operasyonel bir profesyonel orduya” dönüştürmeyi amaçlıyor.Bunun için baskı yapıyor.Bu sayede ordunun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını değil NATO’yu savunan bir kuvvete dönüştürülmesi amaçlanıyor.

AKP, ”ABD’nin,Türkiye’yi yönetemeyen bir iktidarla değil,ordusu dahil tüm ülkeyi yöneten bir iktidarla” çalışacağını biliyor.Kendi iktidarının geleceği için Türk ordusunun kontrol edilmesi şart.Bu yüzden Türk ordusunun kontrol altına alınması için ABD ile ortak hareket ediyor.

Koşaner,ABD planlarına direndiği için hedef oldu

YAŞ öncesi yaşananlar basit bir AKP-Koşaner kavgası değil.AKP’nin dayatmalarına tepki göstererek istifa eden Işık Koşaner,ABD’nin planlarına geçit vermeyen bir komutan.Krizin asıl nedeni de bu.Sorun ABD ile Türkiye ordusu arasında.Bu kavgada AKP Türk ordusunun değil ABD’nin yanında.ABD’nin Koşaner’le ilgili rahatsızlığının nedenlerini görmek için şu görüşlerini bilmek bile yeterli…Koşaner,emperyalist devletlerin,’ulus devleti küreselleşmenin önünde en büyük engel’ olarak gördüğünü açık bir dille belirtiyor.

Koşaner,2008 yılında KKK’nı devralırken de şunları söylüyor:

“…Ülkemizin hayati önemdeki sorunlarının çözümü ve hayati çıkarlarının korunmasında dış kaynaklı siyasi ve ekonomik yaptırımlara bağımlı hale getirilmeye çalışılmakta,dayatılan yapısal reformlar yoluyla sürekli baskı ve tehdit altında yıpratılan ve sıkıştırılan bir ülke konumuna düşürülmektedir.

Aydınlık

Menderes Dönemi TSK'da Tasfiye
1957'de mi yaşıyoruz?



Türk askeri üzerindeki global hesaplar

Bir devletin olmazsa olmaz kurumlarından birisi ordusudur.

Özellikle de ülkeniz dünyanın en stratejik coğrafyasında yer alıyorsa bu daha da önem arz etmektedir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu gerçeği bildiği için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ayrıca önem vermiş ve birbirinden bağımsız çalışması gereken yasama, yürütme ve yargının yanında Türkiye’nin istiklal ve istikbali için orduya ayrıca vazife vermiştir.

Şu bir gerçektir ki, Türkiye kurulduğundan bu yana Cumhuriyet öncesi bir fiili işgale maruz kalmadıysa bunun en önemli sebeplerinden birisi Türk ordusunun caydırıcı bir unsur olarak bulunmasıdır.

Türk askerinin savaşma kabiliyetini Çanakkale’den, Dumlupınar’dan, Sakarya’dan bilen Batı bu gerçeği hiçbir zaman göz ardı etmemiş ve Cumhuriyetten sonraki dönemde sürekli bu noktaya odaklanmıştır.

Bundan birkaç yıl önceki AB ilerleme raporlarına baktığımızda Batılıların, komutanların iç ve dış politikada siyasilerin yaptıkları hatalarla ilgili yaptıkları açıklamalardan rahatsızlık duydukları ve susturulmaları konusunda siyasilere baskı uyguladıklarını görmekteyiz.

Türkiye üzerinde Sevr projeleri olan batılıların söylem boyutunda dahi olsa en ufak bir muhalefete tahammülleri yoktur.

Bu noktada bir AB süreci olarak Türk askerinin sürekli yıpratıldığını görmekteyiz.

Hedef hem askeri yıpratmak hem de Türk milleti nezdindeki var olan güvenini ortadan kaldırmak…
İstifa eden Orgeneral Işık Koşaner’in şu açıklamaları önemlidir:

“Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK‘nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır”

AB’nin bundan sonraki talepleri yenir yutulur cinsten olmayacaktır.

Yeni Anayasa, başkanlık sistemi, özerklik, federasyon, yeni azınlıklar ve daha nice bölücü talepler…

Bu tür adımların atılabilmesi bütün engellerin kalkmasıyla doğru orantılı…

Tabii bu tavizlerin yerine getirilmesi, Türkiye’nin fiili olarak bölünmesini ve ardından da bölünen parçaların birbiriyle çatışmasını gündeme getirecek.
İşte Türk askerinin de bu sürece hazırlanması ve bu süreci hazmedecek, müdahale etmeyecek bir yapıya kavuşması talep ediliyor.

Esasen Türkiye’de yaşanan süreci Mısır, Tunus, Libya ve Suriye’dekinden farklı görmemeliyiz. Mısır ve Tunus bölünme sürecine boyun büktü, Kaddafi ve Esad ise direniyor. Türkiye’de ise kendi elimizle bölünme sürecine çanak tutuyoruz.

Asker üzerinde farklı bir hesap daha var. ABD Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türk askerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor.
Ünlü spekülatör ve ABD tetikçisi George Soros’un şu açıklamalarını bu noktada asla unutmayalım: “Türkiye’nin en önemli ihraç unsuru askeridir”

Türk askeri bir taraftan Atatürk’ün çizdiği ulusal duruştan uzaklaştırılırken, diğer taraftan da Batının Ortadoğu tetikçiliğini yapacak “profesyonel” bir yapıya doğru hazırlanıyor.

Türk askeri için hedeflenen en önemli proje ise İran savaşı…

ABD’nin ve bölge üzerinde hesapları olan İsrail’in en büyük hedefi Türkiye ile İran’ın çatıştırılmasıdır. Bu gerçeği asla unutmayalım.

İşte bu global hesapları bilerek bugün yaşananları analiz etmeye çalışalım.


Murat Çabas 04.08.2011
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?h ... 2011-08-04
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: 'Her şey tamam...' "Yeni TSK" tedavüle konuldu

İletigönderen Başkomutan » Cum Ağu 05, 2011 2:05

YAŞ’a basmak

Son Yüksek Askeri Şura öncesinde 3 kuvvet komutanı ve Genelkurmay başkanı istifa etti.

Ağzı olan konuşuyor ya herkes kendisine göre olayları yorumladı.

Kimi istifa değil, emeklilik olduğunu söylerken, kimileri de bunun istifa olduğunu açıkladı.

Aslına bakarsanız istifa mı, emeklilik istemi mi bunun şu aşamada çok fazla bir önemi yok…


Önemli olan bunun kimin işine yaradığı ya da bu komutanların ayrılmasından kimlerin mutlu olduğudur.

Hem zaten olaylara…

Sadece bu konu açısından değil her konuya bu bakış açısıyla bakıldığında kanımca daha doğru bir sonuca varılabilecektir diye düşünüyorum.

Şimdi bir bakın bu olaylar sonucunda kimler seviniyor…

Kimler mutluluktan havalara uçuyor…

Kanımca üzerinde durulması gereken asıl konu budur, bunu yanıtladığımızda konular kendiliğinden çözülecektir.

Kim seviniyor?

Hükümeti saymazsak, başta neoliberallar…

Bilumum bölücüler…

AB ülkeleri ve ülkemizdeki yandaşları…

ABD ve tüm dinci kesim
, hemen hepsi bu olayların sonucunda neredeyse sevinç gözyaşlarına boğulmuşlardır…

Bir başka açıdan bakarsanız da bu saydıklarımın neredeyse tamamı herhangi bir önyargıyla falan söylemiyorum ulus devlet…

Üniter yapı,

Ulusal semboller ve

Atatürk ‘e de düşmandırlar.

Hani sık sık gündeme getirilen profesyonel ordu konusu da var ya iste tüm bu olup biteni bununla beraber değerlendirmek gerekiyor…


ABD ve AB emperyalizmi bunu özellikle vurguluyorum, çünkü bazıları AB’yi kendilerine karşılıksız hibe veren bir sivil toplum üst örgütü falan gibi görüyorlar ya onun için…

Tabi böyle bir şey asla yok…

İşte bu konu…

Yani ülkemizdeki askerin konumu, yıllarca AB’nin ülkemizle ilgili neredeyse tüm belgelerinde yer almış ve neredeyse her yıl yapısal değişiklik için reform yapılması gereken konuların başında gösterilmiştir.

En çok yakındıkları ve ülkemiz yönetimce atılmasını istedikleri adımların başında askerin siyaset yapmaması geliyordu…

En çok eleştiriyi bu konuda yapıyorlardı…

Sadece tüm ilerleme raporlarına bile birazcık göz atmak, bunun böyle olduğunu anlamaya yeterlidir…


Ne diyorlardı:

Bu öyle gizli belge falan değil, her yerde yayınlanıyor…

“Emasya 97 Protolü kaldırılmalı” (kaldırıldı)

“Asker çeşitli vesilelerle Kıbrıs, etnik köken, Güneydogu meselesi, laiklik gibi askeri olmayan konularda açıklamalar yapmakta…” Buraya dikkat! Bakın bu sayılanların tamamı ulus devlet yapımızı ilgilendirmektedir.

“Asker sivil otoritenin emrine girmeli.”

Bu AB’nin temsilcileri son olaylardan sonra ne diyorlar:

“Türkiye, daha demokratik bir ülke haline geliyor…”

Açıkçası, yıllardır ülkemizi etnik ve dini özgürlük cenderesinde boğmaya çalışanlardan başka şey beklenebilir mi?

Nusret KEBAPÇI 05 Ağustos 2011
http://www.anayurtgazetesi.com/default. ... r&id=13390
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x