HUDUD-U ALÂM

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

HUDUD-U ALÂM

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Çrş Ağu 18, 2021 12:04

HUDUD-U ALÂM
Hudud-u Alâm, Alem’in ucu demek.
Ve iki ‘alêm’ var: Doğu ve Batı.
İşte Doğu ile Batı’nın sınır bölgesi, bugün Afganistan denilen coğrafyanın ta kendisi olarak tanımlanmıştı.
Günümüzden bin yıl önce, bugün Afganistan dediğimiz bölgenin adı Hudud-u Alêm idi yani.
Ve bugün, denilebilirse eğer, iki alêmin sınırı yine Afganistan’dır.
Demek ki, hem coğrafî ve hem de zihinsel olarak, bin yıldır değişen bir şey yok.
Değil mi ki, sizinki, yani Hikmetyar’ın dizinin dibinde ‘feyiz’ alan her kim ise, bugün çıkıp biz Afganistansız olamayız diyebiliyor.
Taliban’ın lideri ile oturup konuşabiliriz diyebiliyor.
Aramızda ‘dünya görüşü’ bakımından bir ayırım sözkonusu değil diyebiliyor.
Yani ‘kafa’ tam bin yıl önceki ‘kafa’.
‘Kelle’ de debilebilir.
‘Allah büyüktür’ denilerek kesilip yere yıkılabilen ‘kelle’.
Ne var ki, burada değineceğim konu bu değil.
Bu konuda bir dizi ıvır-zıvır yorumları şuradan buradan duyabilirsiniz.
Benim değineceğim konu, ‘Hudud-u ilim’, yani ‘Bilimin sınırı’.
Hani şu çokbilmiş ‘sosyal bilimci’lerin, bir türlü kavrayamadıkları ‘Devlet-Ulus’ kavramı.
Dünya üzerinde ikiyüzden fazla ‘Ulus Devlet’ var deniyor ya, sözde bunlardan biri ‘Afganistan’ idi.
Ama şimdi şu yaşananlardan sonra, ‘Afganistan’da ne ‘Devlet’ varmış ve ne de ‘Ulus’ diyebiliyorlar.
Çünkü ne ‘Devlet’i ve ne de ‘ulus’ bir türlü kavrayamadılar.
Efendim orası ‘Afganistan’, bizimki başka diyebilirler.
Kuşkusuz bu da bir ‘remil atma’ eyleminin ötesine geçmez.
Oysa, yarın, yine sizinki, elinde para dolu valizler olarak ‘Devlet’ini terkedebilir.
Ki, ‘Ulus’unu çoktan terketmiş bulunmaktadır.
Demek ki, ‘Devlet’ de, ‘Ulus’ da öyle ‘somut’ olarak gözönünde bulunan ‘şey’ler değildirler.
Birer ‘zihinsel şey’lerdirler.
Önemli olan onun ‘bilinç’ine varabilmektir.
Uzatmadan yineleyeyim; ‘Devlet’ de, ‘Ulus’ da, ‘Vatan’ da, ‘somut’ gerçekliklerinin yanınısıra birer ‘soyut’ gerçekliklerdir, ki bunun ‘bilinç’ine varılamadıktan sonra, ‘boş’ bir sözcük olamanın ötesine geçemezler.
Üzerlerine söylenilen ‘hamaset nutukları’nın ‘bilimsel’ herhangi bir değeri yoktur.
Buna en dehşetli ‘Milliyetçi’ söylemler de dahildir.
Hele bir de, buna Afganistan’da ‘emperyalizm’e karşı direnildiği eklenirse, tam bir ‘hezeyan’a dönüşmüş olur.
Son olarak, ‘Büyük Millet’/‘Küçük Millet’ ayırımına değinmek isterim.
Örnek olsun, bugün ‘Avusturyalı’ denilen ‘millet’, ‘küçük’ bir ‘millet’tir.
Ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, ne kadar uyumlu bir toplum olurlarsa olsunlar ‘Küçük Millet’tirler.
Ancak örneğin ‘Iranlılar’ büyük millettirler.
‘Afgan’lılar ise minnacık birer ‘Millet’tirler.
Tıpkı Özbek’ler gibi, Tacik’ler gibi, Kırgız’lar gibi...
Bunlar da ne kadar ‘Devlet’ kurmuş olurlarsa olsunlar, birer ‘Devlet-Ulus’ olmanın ötesine geçemezler.
Bunlara ‘Ulus Devlet’ demek için ise, ‘Hudud-u Bilim’in hudutlarını bilmemek gerekir.
Nitekim günümüz ‘sosyal/siyasal bilimci’lerinin bilmedikleri de budur.
Öğrenip/kavrayamadıkları bu...
Kalkıp ‘Afganistan’ konusunda söyleyebilecekleri ise, benim için ‘laf-ı güzaf’tan öte bir anlam taşımamaktadır.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1209
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 3 konuk

x