



Şimdi Sıra Onlarda imiş
İran'a Yaptırıma "Hayır"

AMERİKALILAŞMIŞLAR
ABD, 7 yıldır süren en büyük casusluk operasyonlarından birini tamamlayıp 10 Rus ajanını eşzamanlı baskınla yakaladı. KGB kökenli Rusya Başbakanı Putin’in görevlendirdiği öne sürülen SVR ajanları, yıllar önce ABD’ye yerleşip “aile hayatı” yaşar gibi görünerek Amerikan siyasi çevrelerinden bilgi sızdırmaya çalışmış.
11. ZANLI KIBRIS’TA
Görünmez mürekkeplerden son teknoloji ürünü kablosuz iletişim araçlarına dek her detay bir Soğuk Savaş romanını andırıyor. Son dönemde düzelen Washington-Moskova ilişkilerini gerecek davanın kilit ismi olan 11. sanık ise Kıbrıs Rum Kesimi’nde yakalanıp, şaşırtıcı biçimde kefaletle salıverildi.
AMERİKAN Federal Soruşturma Dairesi (FBI), yaklaşık 7 yıldır süren ülke tarihinin en büyük casusluk operasyonlarından birine noktayı koyarak, pazar günü 10 kişiyi, New Jersey, Yonkers, Boston ve Virginia şehirlerinde aynı anda gözaltına aldı.
Dışarıdan bakıldığında kendi hallerinde bir yaşam sürüyor gözüken 4 çift ve 2 kişi, iddiaya göre Sovyet dönemi gizli servisi KGB’nin yerine kurulan Rus dış istihbarat servisi SVR adına ABD’de casus olarak çalışıyordu. Ajanların, “casusluk” suçundan değil, “bir yabancı devlet adına çalışarak komplo kurmak” gibi daha hafif bir suçtan yargılanacak olmaları, “Ruslar önemli bir bilgi sızdıramadı” diye yorumlandı. Buna karşın ajanlar kara para aklama suçlamasından hüküm giyerlerse 20 yıl hapis yatabilirler.
UZUN SÜRELİ GÖREV
Ajanlar, yıllar önce ABD’ye yerleştirildiler. Moskova’dan bir mesajda şöyle yazıyordu: “ABD’de uzun süreli görev için bulunuyorsunuz. Eğitim, banka hesaplarınız, arabanız, eviniz, hepsinin tek amacı var: Görevinizi yerine getirmek. Politika yapıcı çevrelerde araştırma yapmak ve ilişkinizi geliştirmek için yeterince Amerikanlaşın.” Ajanlar ABD Dışişleri Bakanlığı, akademik çevreler ve düşünce örgütlerinde kurdukları ilişkilerle devlet sırlarına ulaşmaya çalıştı. Bir nükleer silah uzmanı ve ulusal güvenlikle ilgili bir yetkiliyle temasa geçmişlerdi.
ŞİFRELİ HABERLEŞME
Aralarındaki iletişim çok gizliydi. Manhattan’da bir kitapçıda buluşuyorlardı. Bir ajan dışarıda dizüstü bilgisayarı yardımıyla bir kablosuz ağ oluşturuyordu. İçerideki diğer ajanla yüzyüze görüşmeden bilgileri naklediyordu. İnternette şifreli fotoğraflar koyuyorlardı. Görünmez mürekkep ve kısa dalga telsiz gibi yöntemlere de başvuruyorlardı.
NASIL YAKALANDILAR
Rus ajanlar, aldıkları tüm önlemlere rağmen Manhattan’ın güneyinde bir kitapçıda, Central Park girişinde bir bankta ve Sunnyside’da bir restorantta FBI dinlemesine takıldı. Evlerine kameralar, böcekler yerleştirildi. FBI, kaçacaklarından şüphelenince ajanları yakaladı. Gözaltına alınanlar şöyle: 40’lı yaşlarındaki Bostonlu Donald Heathfield ve Tracey Foley çifti. New Jersey’li Richard Murphy ve Cynthia Murphy çifti. Washington’dan Michael Zottoli ve Patricia Mills. Yonkers’dan Peru doğumlu gazeteci Vicky Pelaez ve Juan Lazaro. Arlington’dan 20’li yaşlarındaki turizmci Mikhail Semenko ve New Yorklu güzel ajan Anna Chapman.
Güney Kıbrıs’ta para mı akladılar
İDDİAYA göre Moskova, ABD’deki ajanlarının “Amerikalı” gibi görünmesi için büyük paralar harcadı. Finansmanda ise üç ajan görev yapıyordu. Latin Amerika kökenli Vicky Pelaez ve Juan Lazaro Peru’da paraları aklayıp ABD’ye getiriyordu. Diğer kurye ise Kanada vatandaşı Christopher Robert Metsos’du. 54 yaşındaki Metsos, sık sık Güney Kıbrıs’a gidiyordu. Metsos dün sabah Larnaka’dan Budapeşte’ye gitmeye çalışırken Rum polisi tarafından yakalandı, ancak 20 bin euro kefaletle serbest bırakıldı. Rum polisinin, 29 Temmuz’da sınırdışı davası görülecek olan Metsos’u sürpriz biçimde salıvermesi “kaçma izni” diye yorumlandı.
Ajan Anna’nın ikameti ‘Sahte Sokak, No. 99’
Cumartesi günü New York’ta bir restoranda Amerikalı bir sivil polis ile buluşurken yakalanan Anna Chapman, ajanlık yaparken “Irina Kutsov” sahte ismini kullanıyordu. Bir defasında cep telefonu satın alırken bu ismi vermiş, adresinin ise “Fake Street (Sahte Sokak), No. 99” olduğunu söylemişti. FBI, 28 yaşındaki Anna’yı, “kandırma ustası” olan eğitimli bir ajan olarak tanımlıyor. 1985’de İngiltere’ye iltica eden Londra’daki eski KGB başkanı Oleg Gordievski ise ABD içinde casusluk yapan yaklaşık 50 Rus çift olabileceğini söyledi.
Sizin polis coşmuş
RUSYA Başbakanı Vladimir Putin, konuyla ilgili sessizliğini bozarken ABD’nin eski başkanlarından Bill Clinton’u da kahkahaya boğdu. Bir yatırım konferansı için Rusya’da bulunan Clinton’la görüşen Putin “Sizin oralarda polisin coştuğunu duydum. Önlerine geleni hapse atıyorlarmış. Ama tabii anlayışlı olmak lazım, sonuçta işleri bu” yorumunu yapınca eski ABD başkanı o ünlü kahkahalarından birini attı.
Esprisinin ardından Vladimir Putin, “Umarım ilişkilerimizde kaydettiğimiz ilerlemeler darbe yemez” uyarısını yaptı. ABD cephesi ise casus krizinin ilişkileri etkilemeyeceği görüşünde. Öte yandan ABD Başkanı Barack Obama’nın, geçen hafta Rus mevkidaşı Dmitry Medvedev’i hamburgerciye götürdüğünde casus operasyonunu bildiği ancak bozuntuya vermediği öğrenildi.
Rusya’dan yalanlama
CASUS krizi Moskova’yı sarstı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı açıklamasında şöyle dendi: “Bize göre hiçbir dayanağı bulunmayan bu iddiaların altında kötü emellerin yattığı aşikardır. ABD Adalet Bakanlığı’nın anlam veremediğimiz şekilde Soğuk Savaş dönemine yakışır bir tarzda casus filmi oynatması bize o günleri hatırlattı. Skandalın ABD-Rusya ilişkilerinin en üst düzeyde yeniden yapılandırıldığı bir dönemde patlak vermesi de ayrıca üzücü.” ABD Başkanı Barack Obama ile Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, son dönemde iki ülke ilişkilerini ısıtan adımlar atmışlardı.
Rus ajanlar ne peşindeydi
Sığınak delen nükleer bombalarla ilgili askeri sırlar.
Washington’ın İran ve Afganistan politikasıyla ilgili istihbarat.
ABD ile Moskova arasındaki silahsızlanma anlaşmasıyla ilgili bilgiler.
CIA yönetimiyle ilgili gizli dosyalar.
Kaynak: Hurriyet
Sizin polis coşmuş
RUSYA Başbakanı Vladimir Putin, konuyla ilgili sessizliğini bozarken ABD’nin eski başkanlarından Bill Clinton’u da kahkahaya boğdu. Bir yatırım konferansı için Rusya’da bulunan Clinton’la görüşen Putin “Sizin oralarda polisin coştuğunu duydum. Önlerine geleni hapse atıyorlarmış. Ama tabii anlayışlı olmak lazım, sonuçta işleri bu” yorumunu yapınca eski ABD başkanı o ünlü kahkahalarından birini attı.
Esprisinin ardından Vladimir Putin, “Umarım ilişkilerimizde kaydettiğimiz ilerlemeler darbe yemez” uyarısını yaptı. ABD cephesi ise casus krizinin ilişkileri etkilemeyeceği görüşünde. Öte yandan ABD Başkanı Barack Obama’nın, geçen hafta Rus mevkidaşı Dmitry Medvedev’i hamburgerciye götürdüğünde casus operasyonunu bildiği ancak bozuntuya vermediği öğrenildi.
Rusya’dan yalanlama
CASUS krizi Moskova’yı sarstı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı açıklamasında şöyle dendi: “Bize göre hiçbir dayanağı bulunmayan bu iddiaların altında kötü emellerin yattığı aşikardır. ABD Adalet Bakanlığı’nın anlam veremediğimiz şekilde Soğuk Savaş dönemine yakışır bir tarzda casus filmi oynatması bize o günleri hatırlattı. Skandalın ABD-Rusya ilişkilerinin en üst düzeyde yeniden yapılandırıldığı bir dönemde patlak vermesi de ayrıca üzücü.” ABD Başkanı Barack Obama ile Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, son dönemde iki ülke ilişkilerini ısıtan adımlar atmışlardı.
Kaynak: Hurriyet

Explosion prevented in Moscow blaze
by Alyona Topolyanskaya at 30/06/2010 15:53
The prospect of a devastating explosion has been averted after a fire raging through a weapons factory was brought under control in Moscow.
Almaz, Russia’s leading air defence company, saw one of its buildings on Leningradsky Prospekt gutted by fire on Wednesday prompting an evacuation of the area around Sokol metro station in the north of the city.
But an emergency ministry spokesman told RIA Novosti the blaze was under control – and at 800 square metres was barely half the size of the initially reported conflagration.
“The fire in the attic of the seven-storey manufacturing building at 80 Leningradsky Prospekt has been localised. Thirty-five fire crews were involved in bringing the fire under control,” he said.
Two emergency helicopters had been deployed to control the blaze.
Moscow's northern district head Oleg Mitvol said that the fire may have been caused by construction work regulation violations.
“[Construction] work involving open fire was being carried out on the seventh floor,” he said.
No casualties have been reported.
Almaz-Antei is one of Russia's largest air defense manufacturers, specializing in production of small, medium and long-range air defense systems, including the S-300 Favorit and S-400 Triumf systems.
The Moscow News


...izni talep etti ancak Türkiye henüz resmi bir yanıt vermedi. Mullen, Koşaner’le yapacağı görüşmede bu talebi yineleyecek...















Marc Faber: Türkiye'den çiftlik alın(!!!)
Yatırım Uzmanı Marc Faber, "Cazip olan iki şey hisse senedi ve emtia. Ben hisse senedinden yanayım. Düzeltme döneminde piyasadan çıkıp emlak ya da emtiaya girmek lazım. Emlak, arsa alın. Hatta Türkiye'den çiftlik alın" tavsiyesinde bulundu.
İSTANBUL - CNBC-e'nin 10. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen ''Geleceği Görmek: Ekonomide 1000 günde neler olacak?'' konulu konferansa, video konferans bağlantısı ile katılan Yatırım Uzmanı Marc Faber, bir gün Amerikan ekonomisinin iflas edeceğine inandığını ifade ederek, ''Ama iflas etmeden önce de para basıyorlar'' dedi. FED'in kurulumundan bugüne ABD Dolarının satınalma gücünün azaldığını belirten Faber, şu andaki Amerikan ekonomisinde dolar ve tahvilin cazip olmadığını dile getirerek, ABD Doları ve tahvili cazip değilse, enflasyondan faydalanacak yatırım kalemlerinin seçilmesi gerektiğini söyledi.
Faber, önümüzdeki dönemde altın, platin gibi değerli metallerin değer kazanacağına işaret ederek, şöyle devam etti:
''Çünkü para basar gibi altın basılamıyor. Çin, bence Bernanke'ye teşekkür mektubu göndermeli; 'Sayenizde ABD çöktü, Çin zengin oldu' diye.
Çünkü, kaynak üreten ülkeler zenginleştikçe daha çok ithal ediyorlar. Bu da, küresel bir balon yaratıyor.
Çin ekonomisi büyümeye devam ettikçe petrol fiyatları da artacak.''
Gelişmekte olan ekonomilerin hızlı büyüdüğüne ve bu ülkelerin bir araya geldiğinde, küresel ekonominin neredeyse yarısını oluşturduğuna değinen Faber, ''Yatırımcılar, bence parasının en az yarısını gelişmekte olan ekonomilere yatırmalı. Yatırımcı olarak veya özel sektör olarak odaklanmamız gereken yer gelişmekte olan ülkeler olmalı'' diye konuştu.
Faber, belli bir dönem emtia fiyatlarının yukarı çıkacağının altını çizerek, Ortadoğu'daki borsalarda ilginç yatırım fırsatları gördüğünü söyledi ve ''Devlet tahvillerinden kaçının, devlet tahviline yatırım yapmayın. Cazip olan iki şey hisse senedi ve emtia. Ben hisse senedinden yanayım. Düzeltme döneminde piyasadan çıkıp emlak ya da emtiaya girmek lazım. Altın ve gümüşü tutmak önemli. Emlak, arsa alın. Hatta Türkiye'den çiftlik alın'' dedi.
Kaynak: Cnbc-e
Whitney: ABD'de 2 milyon kişi işsiz kalacak
Wall Street’in ünlü analisti Meredith Whitney, "ABD'de 2 milyon kişinin işsiz kalacağını tahmin ediyorum. Önceden işsiz kalan 3 milyon kişi ise işe geri alınmayacak." diye konuştu. İSTANBUL - Wall Street’in ünlü analisti, yaptığı isabetli tahminlerle tüm dünyada finans sektörünün takip ettiği nam-ı diğer 'Tatlı Cadı' Meredith Whitney, CNBC-e'nin 10. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen ''Geleceği Görmek: Ekonomide 1000 günde neler olacak?'' konulu konferansta konuştu.
Whitney yaptığı konuşmada, ABD'de önümüzdeki 6 ay ve ötesinin kritik bir dönem olacağına işaret ederek, geçmişte federal düzeyde destek alan eyaletlerde bu dönemde sıkı kemer sıkma politikalarının hayata geçirileceğini söyledi.
Zenginlerin ağır vergiler getirilen eyaletlerden ayrılarak başka eyaletlere taşınacağını, bu kapsamda göç hareketleri gözleneceğini ifade eden Whitney, halihazırda toplam istihdamın yüzde 15'ini oluşturan 19 milyondan fazla kişinin devlet ya da yerel yönetimler için çalıştığını, burada yaşanacak işten çıkarmaların bütün istihdamı etkileyeceğini anlattı.
Whitney, "2 milyon kişinin işsiz kalacağını tahmin ediyorum. Önceden işsiz kalan 3 milyon kişi ise işe geri alınmayacak. Bankacılık sektöründe ise 1,5 yılda 5000, 2015'e kadar 10 bin banka şubesi kapanır. Önümüzdeki 2 yılda ABD finans piyasasının yüzde 42'si borcunu çevirmekte daha da zorlanacak. Emlak sektöründe ise arz yönünde kalıcı tahribat var. Önümüzdeki 18 ayda emlak fiyatlarının yüzde 7-8 gerilemesini bekliyoruz" diye konuştu.
Whitney, Türkiye'nin ekonomik büyüme potansiyeli açısından önemli konumda bulunduğuna, ekonominin çeşitlilik arz ettiğine işaret ederek, ekonomideki çeşitliliğin işsizlikle mücadelede önemli bir unsur olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ticaret ortaklığı açısından iyi bir bölümlendirme yaptığını belirten Whitney, ''Bu, Türkiye'yi Avrupa'daki diğer ülkelere göre öne çıkarıyor. İhracat, ticaret hacmi için aynı şey geçerli'' dedi.
Whitney, ABD'deki vergi indiriminin uzatılmasına ilişkin bir soru üzerine, şunları kaydetti:
''Bu kadar kırılgan bir ortamda vergiyi artırmayı kimse istemez. Yani vergiyi artırmanın getireceği ilave bir fayda yok. Beni asıl endişelendiren, işsizlik maaşının süresinin 3 yıla yükseltilmesi. ABD'de 5 milyon iş ilanı, 10 milyon da işsiz var. İnsanlar, işsizlik maaşını kaybetmemek için iş başvurusu yapmıyor. Fed bu şekilde para basmaya devam ederse, bu ciddi bir şekilde enflasyona yansır, bu da fiyatlara, borsaya, her şeye yansır. Orta sınıf Fed'in politikalarından fayda sağlamıyor. Bence hükümet sorumluluk almak istemiyor, bütün sorunları Fed'in çözmesini bekliyor. Fed, siyasi bir kurum haline geldi.'
Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com
SORU: ABD yönetiminin planı ne size göre?
CEVAP: Evet. Obama yönetiminin Afganistan, Pakistan, Çin ve İran ile ilgili bir senaryo hazırlığı içindeler.
Ekonomideki çöküşü siyasal olarak destekleyerek, ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyorlar. ABD'yi bu krizden ülkenin askeri teknolojik üretimi çıkarır. Bunun için de, tekrar Çin'den Türkiye'ye kadar olan coğrafyada çok sayıda sıcak ortam oluşturmak için düğmeye bastılar.
...
SORU: Peki, daha kötüsü ne olabilir?
CEVAP: Daha kötüsü; bütün bunların sonucu savaş demektir. ABD, ekonomiyi düzeltmek için savaşın kaçınılmaz hale geldiği noktadadır.
SORU: Afganistan, Pakistan, Çin'deki gelişmelerin ekonomik krizle bağlantısı mı var yani?
CEVAP: Hem de çok ciddi. Çok net bir şekilde ABD bu coğrafyayı dizayn etmek istiyor. Çünkü enerji kaynakları, Çin ile Türkiye arasında. Ve bu bölgeye, merkez diyor. Dizayn ederken bizim gibi ülkelere de rol biçiyor.
Bir kere Pakistan'da Pencap yönetimi Taliban'a geçti. Obama, Afganistan'da saldırı başlattı.
Obama, seçimlere kadar İran'la ilgili yumuşak bir politika izledi. Ama seçimden sonra 15 gündür çok sert bir şekilde İran'ın aleyhine döndüler. Çünkü İran'da yapmaya çalıştıkları turuncu devrim başarısız oldu. Şimdi geriye İran'ı aynen Irak gibi silah zoruyla yıkmak kaldı. Eğer İran'a bir müdahale olursa bu coğrafya yanar. Yine Pakistan darbenin eşiğinde. Niye? Çünkü Pakistan'daki nükleer silahların; güçlenen Talibanın eline geçmesi tehlikesini önlemek istiyor.
Versohaber, temmuz 2009



Amerikan siyasetine kan bulaştı
Çay Partisi hareketinin keskinleştirdiği Amerikan siyasetine sonunda kan bulaştı. 22 yaşında bir genç, Çay Partisi’nden tehditler alan Arizona Milletvekili Gabrielle Giffords’ı vurdu. Aralarında bir yargıcın da bulunduğu 5 kişi öldü.
DÜN sabah, Amerikan siyasetinde son dönem keskinleşen kutuplaşmaya şiddet de eklendi. Arizona Milletvekili, Demokrat Partili Gabrielle Giffords’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişiye silahlı saldırı düzenlendi. Ağır yaralanan Giffords ameliyata alınırken, aralarında Federal Yargıç John Roll’un da bulunduğu 5 kişi yaşamını yitirdi.
Olay, Giffords için Arizona Eyaleti Tucson şehrindeki seçim bölgesinde düzenlenen bir etkinlik sırasında yaşandı. Yerel saat ile 10.00 sularında Safeway süpermarketinin dışında gerçekleştirilen saldırıda, Giffords’ın başından vurulduğu öğrenilirken, 5 kişi öldü, 14 kişi yaralandı.
Olaydan kısa süre sonra yakalanan saldırganın, 1988 doğumlu Jared Lee Loughner adında Arizonalı beyaz bir erkek olduğu öğrenilirken, bu kişinin, aralarında Giffords’ın da bulunduğu kalabalığa 20-30 el gelişigüzel ateş ettiği ve sonra koşarak olay yerinden kaçtığı bildirildi. Ancak bu saldırıyı neden gerçekleştirdiği halen anlaşılamadı.
Palin’in “hedef haritası”nda
Özellikle muhafazakâr Çay Partisi hareketinin tetiklemesiyle, son dönem sertleşen Amerikan siyasetinde, Demokrat Partili milletvekillerine artık ölüm tehditleri başlamıştı. Obama’nın kabul edilmesi için bastırdığı, geçen yıl kabul edilen Sağlık Reformu ise, bölünmenin kilometre taşı oldu. Tasarıya destek veren Giffords, tehdit alan isimlerdendi. Çay Partisi lideri Sarah Palin üzerinde silah görseli kullanılan “hedef haritası” adını verdiği bir manifestoyla, aralarında Giffords’ın da bulunduğu 20 Demokrat Partili milletvekilini Çay Partisi taraftarlarına hedef gösterdi. Başkan Obama, olayla ilgili yaptığı açıklamada, tüm Amerikalılardan Giffords için dua etmelerini istedi.
Afganistan Gazisi
SALDIRGAN Jared Lee Loughner’ın, Afganistan’da savaşmış eski bir asker olduğu açıklandı. İnternete eklediği favori kitapları listesinde, Hitler’in Kavgam kitabı da var. Jared Lee Loughner’in, Abraham Lincoln, John Kennedy, Martin Luther King ve John Lennon’ı öldüren suikastçiler gibi üç isimli olması dikkat çekti.
Kaynak: Hurriyet
...Çay Partisi Hareketi; 2009 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin birçok bölgesinde yapılan kitlesel protesto hareketleriyle kurulan ultra liberal (piyasacı), milliyetçi ve muhafazakar aşırı sağ siyasal harekete verilen isimdir. Hareket ismini Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı ve Amerikan Devrimi’ni tetikleyen en önemli olaylardan biri olan 1773 tarihli Boston Çay Partisi (Boston Tea Party) olayından almaktadır. 16 Aralık 1773 tarihinde Boston Limanı’ndaki İngiliz gemilerinde bulunan tonlarca çayı denize döken Kızılderili kılığına girmiş olan Amerikan milisleri, bu olayla birlikte İngiltere’nin Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki kolonyal güçleri ve yüksek vergi oranlarına meydan okuyordu. Günümüzde ise Çay Partisi Hareketi’nin temel hedefinin ABD Başkanı Barrack Obama döneminde hayata geçirilen sosyal devlet temelli reformlara, yüksek vergi oranlarına, sağlık reformuna ve yasadışı göçmenlere yönelik ılımlı yasalara tepki göstermek olduğu söylenebilir. Çay Partisi Hareketi aslına bakılırsa, büyük umutlarla başa gelen ancak gerek dış politika, gerekse iç politikada çözmeyi vaat ettiği sorunlar altında ezilmeye başlayan ABD başkanı Barrack Obama’ya duyulan tepkiler neticesinde oluşmuş bir radikal sağ akım gibi gözüküyor. 2 dönem üst üste başkan seçilen George W. Bush döneminde uygulanan neo-liberal ekonomik politikaların bir sonucu olan 2009 küresel ekonomik krizi, Çay Partisi’nin güçlü muhalefeti sayesinde bugün Amerikan halkının nezdinde artık başkan Obama ve onun daha sosyal demokrat politikalarının bir sonucu gibi algılanmaya başladı. Çay Partililer Obama’nın başkanlık kampanyasına benzer bir şekilde internet ve özellikle sosyal medyayı örgütlenmek ve propaganda yapmak amacıyla çok iyi kullanıyor ve krizin işsiz bıraktığı milyonlarca beyaz Amerikalıyı kendi bünyesine katmayı başarıyor. Partinin söyleminin merkezinde göçmenlere ve işsizliğe duyulan milliyetçi hatta ırkçı sağ bir tepkiyi görmek mümkün (South Park’a dahi konu olan “they took our jobs (işlerimizi elimizden aldılar)” söylemi). Bugün tüm Avrupa’da artan işsizlik ve sosyal sorunlarla birlikte büyüyen aşırı sağ düşünce Amerika’da da etkisini gösteriyor ve Çay Partisi hızla güçleniyor. Zaten solun yetersiz kalması durumunda kriz dönemlerinde aşırı sağın güçlendiği tarihsel olarak da bilinen bir gerçek...
Ozan Ormeci'nin blogundan - http://ydemokrat.blogspot.com/2010/10/c ... ement.html



Savaş Gemisi Kararı
Fars Haber Ajansı, İran'ın bir savaş gemisini uluslararası sulara göndererek, bölgesel bir güç olduğunu göstereceğini bildirdi.
İran, yakın gelecekte Kızıldeniz ve Akdeniz’e bir filo savaş gemisi göndereceğini açıkladı.
İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın haberine göre, İran Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğamiral Gulam Rıza Bikam, içinde yerli yapım bir destroyerin de bulunacağı filonun Kızıldeniz’den sonra Süveyş Kanalı’ndan geçerek Akdeniz’e çıkacağını duyurdu. Bikam, “istihbari ve operayonel” olarak nitelediği filonun Akdeniz’de bir yıl görev yapacağını kaydetti. İsrail istihbarat servisi Debka, Tahran’dan gelen açıklamanın, İstanbul’da başarısızlıkla sona eren nükleer görüşmelerin hemen arkasından yapıldığına dikkat çekti. İran, 1979 Devrimi’nden sonra ilk kez Süveyş ve Akdeniz’e savaş gemisi gönderiyor.
İran Deniz Kuvvetleri, 2008 yılından beri Somalili korsanlara karşı Aden Körfezi’nde görev yapıyor. İki İran savaş gemisi, İran kargo gemileriyle petrol tankerlerine körfezden geçişleri sırasında refakat ediyor. Fars Haber Ajansı, İran’ın bir savaş gemisini uluslararası sulara göndererek, bölgesel bir güç olduğunu göstereceğini bildirdi. Filonun ne zaman yola çıkacağı açıklanmadı.
Kaynak: DHA










Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular
Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk