GÜNDEMMUSTAFA BALBAY
Kılıça Düşen...
Yazı aramızda, konu Anayasa Mahkemesi olunca, ister istemez Aman mahkemenin yüceliğine gölge düşürecek bir yorumda bulunmayalım kaygısına giriyoruz. Anayasa Mahkemesi, parlamenter sistemin denge taşı... Daha üstte bir kurum yok. Hem demokratik ortamın en sağlıklı biçimde sürmesini sağlama işlevi var hem de iktidarların çıkardığı yasaların anayasaya uygunluğunu denetleme görevi var. Mahkemenin kararları sık sık tartışma konusu oluyor. Bunu da yadırgamamak gerekir. Çünkü verdiği karar bağlayıcı!
Bunca çok yönlü davaya karşın, Anayasa Mahkemesinin kararları evrensel hukuk anlayışına uygun oldu. Türbandan parti kapatmaya kadar, Türkiyenin hem içinde hem dışında etkiler yaratan kararlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da kabul gördü.
Geçmişte de mahkeme üyelerinin birbirleriyle ya da üyelerin başkanla farklı düşündüğü durumlar oldu. Bunlar gerekçe yazımlarına yansıdı. Ancak hiçbir zaman kamuoyu önünde mahkemenin güvenilirliğini sarsacak bir gerilim ortaya çıkmadı.
Ta ki Haşim Kılıçın başkanlığına dek...*****************
Kılıç, yerel seçimler öncesinde nüfusu iki binin altında olan belediyelerin kapatılmasına ilişkin çıkışlarıyla sadece kendisine olan güvenin sarsılmasına neden olmadı, mahkemenin yüceliğini de tartışma konusu yaptı.
Kılıçın başkanlığında dikkamizi çeken noktaları maddeleyelim:
1- Mahkemenin gündemini belirleme yetkisi başkanda. Kılıçla birlikte öncelik kriterleri belirsiz hale geldi. Örneğin, 1 Ekimde yürürlüğe giren, sağlıkta ciddi değişiklikler getiren yasa, aylardır mahkeme gündemine alınmıyor. Aynı yasa daha önce mahkeme önüne gelmiş iptal edilmişti. Mahkeme kararları geriye işlemediği için bu aşamadan sonra iptal etse de uygulamada önemi kalmayacak.2- AKP davası 4 ayda sonuçlanırken, DTP davası bir yılı aşkın süredir devam ediyor. Yerel seçime giderken DTP kararının çok kritik bir anda alınması halinde doğacak sonuçlar Türkiyeyi nasıl bir ortama sürükleyecek, belli değil.
3- AKP davasında 10a 1 kalan Kılıç, dava sonucunu açıklarken uzun uzun siyasi yorum yapma gereği duydu. 4- 10 Kasım 2008de Bilkent Üniversitesindeki sempozyumda, anayasanın devletin temellerini tanımlayan değiştirilemez maddelerinin de değiştirilebileceğine ilişkin tavır koydu.
****************
Kılıçın son çıkışına yukarıdaki maddeler ışığında baktığımızda ortada çok da şaşılacak bir durum yok!
Kılıçın geçen haftaki görünümü de özetleyelim:
1- Mahkeme üyelerinden habersiz yazılı açıklama yaptı. Mahkeme tarihinde ilk kez üyeler başkana tavır koydu.
2- Anayasa Mahkemesi gibi yüksek yargı statüsündeki Danıştayı, anayasayı ihlal etmekte itham etti. Danıştay buna sert bir yanıt verme gereği duydu.3- Yüksek Seçim Kurulunu fiilen yönlendirmeye girişmiş oldu; geri tepti.
4- Gösterdiği tepki Erdoğanın tepkisiyle örtüşmüş oldu.
5- Danıştay, bir anlamda hak genişletmesi yaptı. Daha önce mahkemeye gitmemiş belediyelere de bu hakkı tanıdı. Kılıç, apar topar açıklama yaparken tavrını özgürlüklerden yana değil, hak kısıtlamasından yana koymuş oldu.
Tablo ortada... Anayasa Mahkemesinde ikili bir güvensizlik sorunu oluştu:
1- Mahkeme üyeleriyle başkan arasında.2- Mahkeme ile öteki yargı kurumları arasında.
Kılıça düşen, mahkemenin saygınlığını yeniden sağlamak için istifa etmektir!
ankcum@cumhuriyet.com.tr





