Mayıs 2013’te Kızıltepe’de yapılan Kürt Sorununda Demokratik Çözüm Paneli’nde Eliaçık şöyle diyordu:“Güvendiğim temel şey Kürt halkının sağduyusu ve Öcalan’ın İmralı’da yazdıklarıdır. Bir entelektüel olarak Öcalan’ın zihinsel mücadelesi önemlidir. Abdullah Öcalan’ın eserlerinde, sadece Kürdistan meselesi yok ki, bir uygarlık meselesini anlatıyor. Onun takip edilmesi gerekir…”
Bebek katilinin önerisiyle bir yıldır hazırlıkları yapılan Kürdistan Demokratik İslam Kongresi ise 10 Mayıs 2014’te yapıldı. Eliaçık 11 Mayıs’ta attığı tivitte “Kongrede A. Öcalan’ın mesajı Nevroz’dan daha önemliydi. Kapitalist moderniteye karşı adil, özgür, çoğulcu, demokratik İslam dedi” yazdı.
Kongre bebek katilinin “Mümin kardeşlerim” diyen mesajı ile başladı. Kongrede yapılan, terörizmi din ile aklamaya çalışmaktan, İslam ile terörizmi kucaklamaktan başka bir şey değildi. Sanmayın ki bu fikirde olan sadece İ. Eliaçık. Birkaç istisna dışında neredeyse tüm ilahiyat camiası sessiz kalarak bu zulme destek veriyor. Cehaletin ve zulmün asıl kaynağı bilginin dini ilimler ve dünyevi ilimler olarak ikiye ayrılmasından. En az 1000 yıldır bu böyle. Dini ilimler bataklığı kurutulmadan bilginin tabii ve sosyal bilgilerden ibaret olduğu topluma anlatılmadan bize huzur yok. Hukuk, toplumbilim, ekonomi, felsefe bilmeyen insanlar din adına Kur’an adına konuşuyor. Zannlarını dine ve Kur’an’a malediyor.Aşağıdaki ayetlere bakalım:
…TANIŞIP KAYNAŞASINIZ DİYE sizi gabaile ve şuubev/soylara ve milletlere ayırdık… (Hucurat, 13)
Dileyen iman etsin, dileyen iman etmesin. (Kehf, 29)
Parçalanmayın/hiziplere ayrılmayın. (Enam, 159)
1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri ile yukarıdaki ayetler birebir örtüşmektedir; bir uyuşmazlık veya çelişki söz konusu değildir.
Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının bize emanet ettiği bu ülkeyi aklın ve bilimin yolunda daha ilerilere taşımak bizim görevimizdir. Görevin ifasında canımız ve malımız bu yoldadır.
Vakit secde/itaat vakti değildir.
Şölen Can EVİN, 12 Mayıs 2014

