MERMER

MERMER

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzt Nis 03, 2017 11:08

MERMER


“Mermer bloklar arasında iki işçi sıkışarak öldü.” Güne başlarken ilk gözüme çarpan, okuyunca buz gibi olduğum haber. Haberi yazacağım, duyduğumu beynim kendiğinden değiştirmiş, dönüp bakıyorum ki okuduğumdan başka yazmışım:

“Mermer bloklar arasında iki işçi, sıkışarak öldü.”, gazetede ise “Mermer bloklar arasında sıkışan 2 işçi öldü.”yazıyordu.

Bu durum hep oluyor. Okuduğumuz başka, okurken kavradığımız başkadır çoğu kez. Belleğimiz gözümüzden kaçırılan, can alıcı yeri bulur, düzeltir söyler:

Bir ağırlığın, iki kütlenin arasında sıkışarak ölmek... Başın, gövdenin üst bölümü dışarda... Çıkmak isteyip çıkamamak... Ezilmek, göğüs kemiklerinin kırılması... Yamyassı olmak...

Büyük, ağır mermer kalıpları arasında sıkışarak ölen iki işçi. Ekmek parası uğruna.

Sıkışarak ölmek, ölümlerin en kötülerinden olmalı. Madende göçükte, ulaşımda giderken, depremde, selde, patlamada, yangında... ölmek. Kaza ve doğa kırımlarında can vermek... Bu ölümlerin hepsi de, önlenebilir, kaza, kırım (afet) olmadan önlemi alınabilir. Doğal yoldan, hastalanarak, yaşlanarak değil; geçirdiğin bir kazayla yani beklenmedik kötü bir olay nedeniyle ölmek... Böyle beklenmedik kötü olayların önlemini de toplumda devlet alır, aldırır çoğu ülkede. Duyarız, özel yaşamındaki güvenliğine, evine de karışırmış devlet. Bu benim evim, istediğimi yaparım diyemezsin, kiralarken bile bakarlarmış, üç kişilik evde beş kişi oturamazmışsın... Her yıl bir kez evlerin bacaları denetlenirmiş, tıkalı mı diye. Parasını kendi cebinden ödermişsin. Daha böyle neler anlatıyorlar...

Artık bu kadarını bilmeyen yoktur, kapını camını kapamak, o evde yaşayanların görevidir, hırsıza karşı, yağışa, olası olaylara karşı. Atalarımız ne demiş: “Kapını kilitli tut komşunu hırsız tutma." Yasalar, vatandaşı korumak içindir... İşyeri güvenlik önlemleri de böyledir. Yasa çıkartacaksın, yasalarına uyulmasını sağlayacaksın.

İşçiler mermer firmasında çalışıyorlar. Kamera kayıtta. İşçinin biri mermer kitlesini taşıyacak vinçi eliyle çekip getiriyor, sıralı duran mermer kalıplardan birine takıyor. Vinçi kim işletiyorsa kalıbı hafifçe yukarı kaldırıp çekiyor. Vinci takan işçi, taktığı kalıbın arkasından gidiyor, tam dizili mermer kalıpların önünden geçti geçecek, vinçteki kalıp, duran mermer dizinine çarpıyor, ikiye ayrılıyor. Aynı anda karşıdaki kalıbın biri geçmeye çalışanın üzerine devriliyor. Durumu gören diğer işçi, üstüne kalıp devrilen arkadaşının yardımına gidiyor. Nasıl? Vinçle, bir aletle, yardım isteyerek değil, kendi bedeniyle, gücüyle, bir an düşünmeden canını hiçe sayarak. Arkadaşına doğru devrilen mermer kalıbın arkasına geçip ağır taşı eliyle iterek kaldıracak. O an, bir kalıp daha, düşen kalıbın üstüne devriliyor. Bir kaç saniye sonra da biri daha. Tam üç kalıp sırtları arkadaki mermerlere dayalı, iki işçiyi göğsünden eziyor.

Gazetelerde gösterilen güvenlik kamerası kayıtları bu kadar. Ezilen işçiler öyle bekleşiyorlar... Asıl, sonra ne oluyor, bilmiyoruz.

Gazetede (Hürriyet) olay şöyle anlatılmış: “... Fatih Demir ve Sinan Almacı, iddiaya göre taşıyıcı kasnağın kırılması sonucu büyük boyutlardaki mermer blokların arasında sıkıştı. Diğer işçilerin durumu fark etmesi üzerine bulundukları yerden çıkarılan yaralılardan...”

Niye iddiaya göre? Sen büyük bir haber ajansının görevlisisin. Haberin yanına kamera kayıtlarını koymuşsunuz, neden izlemiyorsun? Görünenler hiç iddialara uyuyor mu?

Burada başlıyor ülkemize has durumlar:

Kaza sabahın erken saatlerinde oldu deniyor. Olay, Cumartesi günü, tatil gününde. Hem ne o, saatlere kıran mı girdi? Kaza saat kaçta oldu bilen yok mu?

Olayın yaşandığı mermer firmasının adı özenle saklanıyor: “Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren bir mermer firması.” Güvenlik kamerası bile varmış buranın, öyleyse güvenlik gözetleme odası da var, demek ki büyük bir işyeri, kamera takılması zorunlu. Peki neden adı yok? Vermeye korkuyor musunuz?

Yaralı işçilerden biri, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, diğeri Numune hastanesine kaldırılıyor. Neden iki ayrı hastaneye? Acil servislerinde iki kişiye yer mi yoktu yoksa? Acil servis ne için var hastanelerde, süs için mi? Bu durumdan daha acil ne gibi bir durum olabilir ki?

Bu korkunç kaza, şu başlıkla çıkmış, Hüsnü Avcı bildirmiş, DHA adıyla.

Haberin üst başlığı:

“Sivas'ta çalıştıkları mermer fabrikasında, mermer bloklar arasında sıkışan 34 yaşındaki Fatih Demir ile 25 yaşındaki Sinan Almacı yaşamını yitirdi.”

Bu kadar kolayca yazılmış. Fatih ile Sinan, yaşamlarının baharında, iki genç adam, mermerler arasına sıkışarak ölmüşler. Gazeteye bir tümcelik haber olmuşlar.

Açıklamaların sonu her zaman yazılan şu sözlerle bitirilmiş:

“Yapılan müdahalelere rağmen...” “ Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.”

“Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren” bir mermer firmasıymış bu. “Bir mermer firması...” Bazı yerde mermer fabrikası demişler. Herhangi bir firma, adı önemli değil... Şimdi firmanın adını yazıp firmayı karalasınlar mı, adını mı çıkarsınlar. Hiç olur mu? Habercilere kuş uçurulmuştur, aman firmanın adı yazılmayacak. Dünden beri arıyorum, adını öğrenemedim bu işyerinin. Sahibi kim? Sahibinin mermer ocağı da var mı? Ruhsatlı mı? Nerede? Sivas’ın neresindeki doğayı bozuyor, suyu kirletiyor, nereyi toza boğuyor? Malını hangi ülkeye satıyor, işçileri kimlerin keyfi için can veriyor? Soruşturma patrona uzayacak mı?

Mermer, değişime uğramış bir kireçtaşıdır, damarlı, sert. Yontuculukta (heykel), yapılarda kullanılır. Su geçirmez özelliği vardır.

Mermer ocakları da bir tür taş ocağıdır, çevreyi kirletir. Yollara dökülen tozu, biriken artığı, yeraltı yerüstü sularını kirletmesi, kurutması...

Varsıl ülkeler, nasıl kömür çıkarmayı bıraktılar, ülkelerinde altın aramazlar, kendi derelerine HES kurmazlar, taş ocağı açma yerine de, az gelişmiş ülkelerden, onların “mermerini taşını” alırlar. Geçen yaz dedilerdi de inanamamıştım. Amerika’nın San Fransisko kentinin, her yanı taşlık bir bölgenin hem de, mermer ve taş gereksinimini Demre karşılıyormuş. Akdeniz’in en güzel yerlerinden birindeki Demre’de, doğasını öldürme, çevresini kirletme, yöre halkının ciğerlerini zehirleme karşılığında üç beş firma para kazansın diye taş ocağı, mermer ocağı açılıyor, çıkan ürünler de dünyanın bir ucundaki Amerika’ya satılıyor, şu işe bakınız. Oranın halkı parayı bastırıp, cici cici yaşayıp, bu güzel taşlarla evlerini, yapılarını döşüyorlar. Bize de bu işin köleliği, yurdunun dağını, deresini, taşını pazarlayanları zengin etmek düşüyor.

Taş ocağı açma izni çok kolaymış, nerdeyse her isteyene izin çıkıyormuş. Çünkü, belli boyuttan küçük araziler için çevre raporu gerekmiyormuş.

Sonra, bu mermer adlı taşı, nedenini bilen desin, dinciler pek bir seviyorlar. Tarikat yurtlarının kapı önleri bile mermer taş. Hiç yakışmayacak, olmayacak yerlere mermer döşetiyorlar. Pırıl pırıl mermer, bir adım ötesi toz toprak olan, dandik bir binanın, olmayacak yapının önünde sırıtıyor, yapılan işten görgüsüzlük akıyor... Nedense gösteriş, özenti dini kullananların iyileşmez bir hastalığı...

Mermer ocağı açıldığı yörenin tarımını zehirliyor, ekimini dikimini de kötüleştiriyor. Orman bozuluyor, yerin taban suyu azaldığı için asırlık ağaçlar, zeytin, çınar ağaçları zamanla kuruyor, doğadaki ürün çeşitliliği azalıyor, orman canlılarının yaşamı tehlikeyi giriyor, ocağın artığıyla kirlenen arazinin dokusu parçalanıyor, toprağın, yerin doğallığı gidiyor...

Son yıllarda dış ülkelere maden niyetine en çok taş satılıyormuş, önceki yıllara göre yüzlerce kat artmış satışlar. Mermer satıcılığı da bir tür memleketin içini boşaltmak demek olmalı. Madenci patronları da yorulmadan en kolay yoldan para kazanan açıkgözler...

İşte böyle gencecik işçiler, önlem alınmayan, yeterli iş eğitimi verilmeyen, kamerası çekim yapan ama anlaşıldığına göre içerisi gözlemlenmeyen, anında kazalara erişilmeyen iş yerlerinde pisipisine ölür giderler...

İki genç adam, Sinan, Fatih. Çalışırlarken, vinç mermer kalıba çarpıyor, karşıdaki mermer, Fatih'in mi Sinan'ın mı belirtilmemiş, birisinin üstüne geliyor, arkadaşı yardım edecek, bir kalıp, bir kalıp daha düşüyor üstlerine, sıkışarak mermerlerin arasında can veriyorlar.

Haberleri, yeni bir kaza haberine kadar kimsenin fazla bir ilgisini çekmeden, kimseyi harekete geçirtmeden, hiçbir yetkiliyi afra tafrayla telefonlara sarıltmadan, başsağlığı diletmeden, sorumlular açıklanmadan, aradan on iki saat bile geçmeden, diğer gündemdeki olayların içinde yitip gidiyor.

Bizde kafalar, böyle nato kafa nato mermer olduktan sonra...
Bu kadar kolay kandıktan, bizi aldatanların, ülkemizi böleceklerin peşinden koşmaya, “Terörü bedeli ne olursa olsun bitireceğiz!” demenin ülkeyi böleceğiz, terörislerin istediği olacak demek olduğunu anlayamadıktan, değil güçlenmek, varlığı tehlikeye girecek ülkemiz için, aymazcasına, güçlü Türkiye için “evet” reklam sloganlarına inanabildikten sonra... İşimiz gerçekten güçtür...

Akıllanmazsak, pek yakında, küresel çetenin planları uğruna, bölücü-dinciler eliyle kandırılanlara bakıp, mermer gibi donup kalmamız yakındır...

Feza Tiryaki, 2 Nisan 2017
Ek açıklama: Bu sabahki yayınlarda ölenlerin cenaze törenine yer verilmiş. Kaza anının, kamera kayıtlarına göre 05. 32 olduğunu belrtmişler. Ölen işçiler gece vardiyasından. Sabah vardiyasına gelen arkadaşları tarafından, olaydan nice sonra yaralı bulunmuşlar.

Ek:http://www.sondakika.com/…/haber-feci-kaza-kamerada-iscile…/
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 881
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x