Dün Milliyetçi Hareket Partisi’nin kuruluşunun 57. yıldönümüydü. MHP’liler, Ankara’da yaptıkları bir toplantıyla kuruluşu kutladı.
Erdoğan’ın 57 gülden yapılmış bir bayrak gönderdiği toplantının merkezini tabii ki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı konuşma oluşturdu. Bahçeli, her zamanki o garip üslubuyla kendilerini eleştirenlere çıkıştı, özellikle yeni ihanet sürecindeki tetikleyici rolüne gelen itirazlar dolayısıyla olacak, hâlâ Türkçü ve Turancı olduklarını altını çizerek ifade ve iddia etti.
Peki, gerçekte MHP hiç milliyetçi oldu mu?
Evet, sadece bu “kurucu lider Öcalan” söylemli son dönemi değil, tüm MHP tarihçesini dikkate alarak soruyoruz:
MHP, acaba herhangi bir döneminde gerçekten Türk milliyetçiliğinin önderi Atatürk’ün çizgisinde bir “milliyetçi hareket” oldu mu?
Bu soruya vereceğimiz kesin ve tereddütsüz cevap hayır olur.
MHP, ilk döneminde kendisini belki daha Türkçü, daha Turancı tanımlıyordu fakat asıl konumlanışı milliyetçilikte değil “antikomünizm” etiketi altında solun her rengine karşıtlıktaydı. Soğuk Savaş yıllarının gerginliği ve siyasi atmosferi bu çizgiyi aklamaya yetmeyecektir. MHP, o dönemde komünizmle mücadele adı altında Atatürkçü aydınları, hocaları da vurdu, Maraş, Çorum gibi sivil katliamlarına da imza attı.
MHP geçmişte iyiydi, sonradan kötü oldu diyecekler önce bu devrin bir özeleştirisine girişmeli derim.
Bunun yanında MHP’nin sola karşı açtığı savaşın tek kıblesi Amerika’dan ithal bir CIA imalatı ideoloji de değildi. Bu yetersizdi. Buna acilen İslamcılık aşısı yapılmalıydı.
Bu, Türk-İslam Sentezi görüntüsü altında devreye sokuldu fakat işin altında Nakşî Halidîlerin, Kürt şeyhlerinin, doğrudan Kürt İslamcı ideolojinin olduğu da bir gerçekti. Bunları çeşitli vesilelerle birçok yerde yazıp anlattığım için tekrarlamayacağım.
1980’den sonra PKK ortaya çıktı. Fakat bir önceki dönemin sokak gücü olan MHP ise tam da bu dönemde normalleşmeye (!) karar verdi. PKK her istediğini yaptı, MHP izledi. Bu arada zaman zaman üniversitelerde solcu dövmekten geri durmadılar tabii fakat bir kere bile PKK ile çatıştıkları görülmedi. Bahçeli ile birlikte bugün geldikleri noktadan bakılınca çok daha kolay anlam buluyor.
80’ler ve 90’lar böyle geçti. MHP, bazen koalisyonlara girdi. Bazen de dışarıda kalıp kadrolaştı.
O dönemin egemenleri MHP’den böyle olmasını istedi, o da oldu…
AKP dönemi ise MHP açısından tam bir faciadır. AKP’nin ilk dönemlerinden itibaren içine girdiği işbirlikçi, etnikçi, bölücü, açılımcı çizgi o kadar şiddetliydi ki bu, MHP ve Bahçeli’yi bile bir süre muhalefette kalmaya mecbur etti.
Ne de olsa onun da belli kitle ve oy kaygıları vardı. Fakat bunu yaparken de Abdullah Gül, türban gibi kritik anlarda AKP’ye kurtarıcı desteklerde bulunmaktan imtina etmedi.
2015 seçimlerinde AKP’nin gitmesi ihtimali gerçekten ortaya çıkınca MHP de özüne dönüp açık yandaşlığa geçti.
Artık Türkiye’nin asıl egemenleri AKP elitiydi ve MHP de yine egemenlere hizmeti seçmişti.
Son ihanet açılımı dönemini ve Bahçeli’nin kilit rolünü anlatmaya sanırım gerek yoktur…
MHP, 57 yılda sol düşmanlığı yaptı. Amerikancılık yaptı. Atatürk karşıtlığı yaptı. Rusçuluk yaptı. Hatta yeri geldi Doğu Türkistan davasına karşı Çincilik de yaptı, İslamcılık yaptı. Gün oldu kendileri içeri girdi ama fikirleriyle iktidarda olduklarını hissetti, yine 12 Eylül’cülük yaptı. Şimdi ise AKP’den daha çok AKP’lilik, Apo’dan daha çok Apoculuk yapıyor.
Her dönem egemen güç kimse onun hizmetinde yol alıyor.
MHP, 57 yılda her şeyi yaptı ama bir tek milliyetçilik yapmadı. Özet budur…
Kaya ATABERK

