Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

Genel & Güncel Konular

Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen İlteriş Kağan » Prş Eki 29, 2020 9:44

Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor” diyen Cübbeli Ahmet Hoca gibi din adamları, komedyen Cem Yılmaz’dan bile komik oluyor!
Resim
Bir çelişkiye dikkat ettiniz mi? Müslümanlar; Gazze, Mısır, Libya, Fas, İran, Irak, Yemen, Afganistan, Pakistan, Suriye, Lübnan ve Türkiye’de mutlu değilken, Avustralya, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, İsveç, ABD, Norveç, Hollanda ve Danimarka’da mutlu…

Bugün maalesef Müslümanlar diktatör rejimlerden Avrupa ülkelerine göç etmektedirler. Peki, bu ülkelerden kaçan Müslümanlar neden başka Müslüman ülkelere değil de çoğu Hristiyan nüfuslu Batı ülkelerine yerleşmek istiyor? bu orada daha iyi yaşam imkânı bulduğu içindir.

Bugün maalesef Müslümanlar diktatör rejimlerden Avrupa ülkelerine göç etmektedirler. Onlar İslam’dan küfre yönelmiyor, zulümden adalete sığınıyorlar.

Gerçekten merak ediyorum?
Yani, Müslüman olmayan ülkelerde mutlu, Müslüman olan ülkelerde ise mutsuzlar. Peki, Müslümanlar bu durum karşısında kimi suçluyorlar; İslam’ı değil; kendilerini değil, kendi idari Yönetimide değil… Mutlu yaşadıkları ülkeleri suçluyor, geldikleri ve mutsuz oldukları ülkelere benzetmek istiyorlar.

Komedyen Cem Yılmaz’dan bile komik laflar eden din adamlarımız var.

Bunlar “Hristiyanlar, gâvurlar, Müslümanları kıskanıyor” diyorlar.

Cübbeli Ahmet Hoca gibi din adamlarımız böyle deyip güya Hristiyanları aşağılıyor.

Oysa Müslüman ülkeler o kadar sefil, rezil haldeki, Müslümanlar kendi ülkelerinden kaçıp Hristiyan ülkelere sığınabilmek için ölümü göze alıyor.

Müslümanlar için Hristiyan ülkelere sığınmak, cehennemden kaçıp cennete girmek demek oluyor!

Nitekim bakın Müslümanlar kendi ülkelerinden kaçıp Hristiyan ülkelere sığınmak için, Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmek isterlerken Akdeniz’in sularında boğuluyor.

Peki, niye Müslümanlar kendi ülkelerinden kaçıp Hristiyan ülkelere sığınmak istiyor?

Bu uğurda neden çoluk çocuk, aç susuz, çölleri, dağları, mayın tarlalarını, denizleri aşmayı göze alıyor?

Boğulacaklarını bile bile kırık dökük teknelere çoluk çocuk balık istifi doluşarak, Akdeniz’i geçip Hristiyan ülkelere sığınmak için niçin ölümü göze alıyor?

Bugün Avrupa ülkeleri ve de Amerika Birleşik Devletleri, Müslümanlara kapılarını açıp “Gelin, yerleşin” dese, Müslüman ülkelerde kim kalır?

Evet, niçin Hristiyan ülkelere sığınabilmek için ölümü bile göze alıyor, canlarından bile vazgeçebiliyor Müslümanlar?

Çünkü kendi ülkelerinde bulamadıklarını Hristiyan ülkelerde bulacaklarına inanıyor Müslümanlar.

Müslüman ülkelerde iş, aş yok.

Müslüman ülkelerde insanın değeri de insani değerler de yok.

Müslüman ülkelerde gelecek endişesi var.

Müslüman ülkelerde iç savaş var.

Müslüman ülkelerde diktatörlük var.

Müslüman ülkeler sivil ya da askeri diktatörlüklerle yönetiliyorlar.

“Devlet de benim, kanun da benim, bu ülkede her şey benim” diyen diktatörler, şeyhler tarafından yönetiliyorlar.

Bir adam, bir aile, bir zümre tarafından yönetiliyorlar.

Haliyle de Müslümanlar kendi ülkelerinde demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını, özgürlüğü çölde su arar gibi arıyorlar.

Müslümanlar kendi ülkelerinde işi, aşı çölde su arar gibi arıyorlar.

Müslümanlar kendi ülkelerinde endişe duymayacakları bir geleceği çölde su arar gibi arıyorlar.

Bu aradıklarını da Hristiyan ülkelerde bulacaklarını biliyorlar.

İstemedikleri şeyler Müslüman ülkelerde, istedikleri şeyler Hristiyan ülkelerde bulunuyor.

Hristiyan ülkelerde Müslüman ülkelerde olmayan daha başka şeyler de bulunuyor.

Mesela Hristiyan ülkelerde bilimsel, teknolojik üretimler var.

Baş ağrısı ilacı gibi en hafif ilaçlardan kanser ilacı gibi en ağır ilaçlara kadar, hastalıklara derman olan ilaçları onlar bulup insanlığın hizmetine sunuyorlar.

İlaçların yanı sıra hastalıkları teşhis ve tedavi eden tıbbi araç gereçleri de onlar bulup insanlığın hizmetine sunuyorlar.

Elektrikten telefona, otomobilden uçağa, televizyondan bilgisayara, robottan yapay zekâya kadar, onlar buluşlar yapıp insanlığın hizmetine sunuyorlar.

Kısacası, insanlığa hizmet eden, insanların hayatını kolaylaştıran her türlü buluşu Hristiyanlar ülkeler, çoğu din adamımızın “gâvur” dediği ülkeler yapıyorlar.

Hristiyan ülkelerde bilimsel, teknolojik üretimlerin yanı sıra dünya çapında sanatsal üretimler var.

Bütün bu üretimleri yapabilmek için sorgulayan, araştıran zihinleri, yaratıcı zekâları besleyen bir ortam var.

Sorgulayan, araştıran zihinlerin, yaratıcı zekâların önüne yasaklardan, günahlardan, korkulardan oluşan barikatların konulmadığı bir ortam var.

İşte Hristiyan ülkelerde olup da Müslüman ülkelerde olmayan bunlar.

Müslüman ülkelerde cahillik, miskinlik kol geziyor.

Bırakın bilimsel, teknolojik üretimi, ekonomik üretimde de Müslüman ülkeler içler acısı halde bulunuyor.

Düşünün ki 1 milyar 700 milyona yakın nüfustan ve 63 ülkeden oluşan Müslüman aleminin toplam üretimi, 80 milyonluk Almanya’nın üretimini bile bulmuyor.

Kısacası, bu gibi nedenlerle Müslümanlar kendi ülkelerinden kaçıp Hristiyan ülkelere sığınmak uğruna ölümü dahi göze alıyor.

Ama keşke Müslüman ülkeler, “Hristiyanlar, gâvurlar bizi kıskanıyor” denilecek durumda olsa.

Keşke Müslümanlar, Hristiyan ülkelere sığınmak uğruna ölümü dahi göze alacak durumda olmasa.

Ne yazık ki Müslüman ülkeler, Müslümanlar, kıskanılacak, gıpta edilecek bir durumda bulunmuyor.

Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor” diyen Cübbeli Ahmet Hoca gibi din adamları, komedyen Cem Yılmaz’dan bile komik oluyor!
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Prş Eki 29, 2020 10:49

MUHTEŞEM bir saptama, teşhir ve kınama. Kalbine ve kalemine sağlık sevgili İlteriş. Şahsen SANA ve sevgili GÜNCEL MEYDAN'ın hepsi de aynen senin gibi çok değerli tüm yöneticilerine, çalışanlarına ve yazarlarına mutlu bayramlar, içten sevgiler, derin saygılar, en iyi dilekler ve yeni başarılar.
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1038
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Re: Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen İlteriş Kağan » Prş Eki 29, 2020 16:29

Sevgiler saygılar efendim Bu güzel yorumunuz için TŞK ederim - Elimden geldiği kadar okuduğum Güzel yazıları yazışmalıkta paylaşmaktayım İnsanlar bilgi sahibi olsun diye.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Ara 16, 2020 18:57

Müslüman ülkelerde dini siyasi malzeme olarak kullanan yöneticilere bakın, güzel ahlakın zerresini göremezsiniz.
Kul hakkı harammış, sinek vızıltısı.
Rüşvet, vurgun, soygun yetim hakkını çalmak harammış, sinek vızıltısı.

Siyasi mülakatlarda adam kayırmacılık, Kuran kurslarında, tarikatlarda çocuklara tecavüz, enflasyon rakamlarında, Korona ölümlerinde yalan söylemek, vatandaş iş ve aş diye kendini asarken "Açlık bitti"demeçleri vermek Müslümanların şiarı oldu.

Time Dergisi, Angele Merkel'i;“Şahsi menfaate ve zorbalığa taviz vermediği için, dünyada az bulunan ahlaki liderlik gösterdiği için” "Yılın Siyaset Lideri" seçti.
Almanya Merkez Bankası'nda 900 Milyar Euro fazla para var, Korona sürecinde esnafa, işsize kesenin ağzını açtı, faturaları, kiraları ödedi kimseyi aç ve açıkta bırakmadı.

Merkel'in özel uçağı yok, yazlık ve kışlık sarayları yok, tarifeli uçaklara biniyor, markette sıraya giriyor, kendi alış-verişini kendi yapıyor, 70 Euroluk ceketini üç sene giyiyor, aile yakınlarına asla devlet ihalesi vermiyor.

Müslüman ülke liderlerinin ne yaptığını da sizler daha iyi biliyorsunuz. Merkel gibi liderler inşallah Müslüman ülkelere de nasip olsun diyeceğim ama diyemiyorum. Yüce Allah Müslüman seçmenlerin de kalbini biliyor, Almanya seçmenlerinin de... Her millet layık olduğu kişiler tarafından yönetilir...

Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Çrş Ara 16, 2020 20:16

Çok derin anlamlı HARİKA bir karikatür ve MÜKEMMEL bir karşılaştırmalı tesbit. Kalbine ve kalemine sağlık sevgili İlteriş.
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1038
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Kedi uzanamadığı ciğere pis der, Müslümanlar da "Haçlı zihniyeti" yaftası ile kendilerini aklıyorlar.

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Ara 16, 2020 21:33

Kedi uzanamadığı ciğere pis der, Müslümanlar da "Haçlı zihniyeti" yaftası ile kendilerini aklıyorlar.
Gezegenimizde evrensel değerlerin, hukuk, demokrasi, ahlak, insan haklarının zirvesini Batı medeniyeti temsil ediyor. 16. yy.da Batılı milletler Hristiyanlığı eleştiri süzgecinden geçirerek etki sahasını sınırladılar. Ancak bundan sonradır ki bilim ve teknolojide hızla ilerlediler, sanayi devrimi ile de İslam dünyasına ezici bir üstünlük sağladılar.

Batı bu devrimleri yaparken İstanbul'a çöreklenmiş Arap uleması da fen bilimlerini medrese avlusundan dışarı atıyordu. Balkan Savaşları başladığında Arap alimlerinin oluşturduğu gelenek ile İstanbul'daki Medrese hocaları "Sivrisineğin abdest suyuna teması halinde o abdestin geçerli olup olmadığını" tartışıyorlardı.

Müslüman ülkelerde özeleştiri geleneği hiçbir zaman olmadı. O yüzden her başarısızlık dini bir kılıfla örtüldü, Batı'nın bilim ve teknoloji üstünlüğü de "Hristiyan Batı, Haçlı zihniyeti" nitelemeleri ile karalandı. AB tartışmalarında bile iki de bir "Biz Müslümanız, onlar Hristiyan, onlar Haçlı" gerekçelerine sığınıyoruz. Hiç kimse "Evrensel bilime, ahlaka, hukuka, insan haklarına katkımız nedir?" diye kendine sormuyor.

Çağımızda Müslümanlık ile yobazlık neredeyse eş anlamlı hale gelmiştir; bunun sorumlusu da Müslümanlardır.
"Çinliler bizi işgal ederken, camide Allah'ın adını 33'lük mü yoksa 99'luk tespihle mi çekelim diye tartışıyorduk."
İsa Yusuf Alptekin
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Müslüman aleminin hali böyleyken, “Hristiyanlar, gâvurlar Müslümanları kıskanıyor”

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzr Oca 03, 2021 22:36

EĞİTİM-ÖĞRETİM NE KADAR ÖNEMLİDİR?
İnsanlarınızı iyi eğitemezseniz (ve öğretemezseniz)
Yapamaz, üretemezsiniz.
Her şeyi -mış gibi yapar hiç bir şeyde gelişme ve ilerleme kaydedemezsiniz.
Sanki dünya film sahnesi siz de yaşamı taklid eden oyuncular gibisinizdir.
Yapamayınca yapabilen toplumlara hayran olursunuz.
Kendinize ve toplumunuza güveniniz kalmaz güveniniz olmaz.
Boş boş konuşur, kendinizi kandırmak için övünür, aslında ot gibi yaşarsınız.
Toplum olarak bir özelliğiniz kalmaz,
Başkalarına kul olursunuz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk ulusunun aleyhine sonuçlar verecektir.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzt Mar 15, 2021 21:26

Tedavi edilmesi gereken bir hastalık olan cehalet; utanılacak bir durum olmaktan çıkarsa, cahil kendini değiştirmek zorunda kalmaz. Bu, bir toplum için en büyük tehlikelerden biridir.

Bilimsel ve kültürel geriliği, cehaleti göklere çıkaran, sanatın içine tüküren ülkeler tehlikeli sulara kürek çekerler.
“Ben bu ülkede cahil ve okumamış, kesimin ferasetine güveniyorum, ülkeyi ayakta tutacak olan cahil halktır, profesörden başlayarak en tehlikeli olanlar üniversite mensuplarıdır, en güvenilir olanlar ilkokul bile okumamış tahsilsizlerdir, okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor.” diyen bir Prof. cahilliği kutsayan, cahillikten geçinen bir cehalet istismarcısıdır.. "Biz Müslümanız, icat yapamayız, ara eleman olabiliriz ancak" diyen eski bir bakan da,”Yolsuzluk yapana hırsız diyen İFTİRA atmış olur” diyen sözde şanlı bir ilahiyat profu H. Karaman’da, “Çalıyor ama çalışıyor” diyen lümpen takımı da öyledir. Ne acı değil mi?

Bir ülkede ya da toplumda gücü ele geçiren cehaletin haddini bilmez, şımarık bir hale gelmesi, saldırganlaşması toplumlar için büyük bir tehlikedir! Sonuçta bu cahil kafa, mağduriyet edebiyatı da yaparak kendinden üstün her şeye saldırır; hak hukuk tanımaz. Az sayıdaki entelektüel-aydınlar da tırsar geri çekilir, toplumda geri gidiş hızla ivme kazanır.

“İyi ki de okumamışım” diyen ve okumamış olmakla, diploma sahibi olmamakla övünen ve şimdilerde muktedirlerce el üstünde tutulan Cübbeli Ahmet de aslında cehaletiyle piyasadadır. Oysa Kur’aın ilk emri “OKU” demez mi? İşte cehalet böyle bir şey. Bu muhterem, cehaletinin cesur küstahlığı ile cehennemde yakmayan kefen, her türlü beladan koruyan okunmuş terlikler, her derde deva muskalar satıp entelektüellere de demediğini bırakmamaktadır. Ne acıdır ki bu güne kadar kalkınmışlığın ve hayatın olmazsa olmazı olan FEN bilimlerini dışlamayan, kabul eden bir tarikata da liderine de rastlayamadık.

Onlar batılın, karanlıkların, hurafelerin odağı durumundalar. İslâm’ın ışığından, aklın düşüncesinden çok uzaktalar. D. Erasmus der ki "Işık ver, karanlık kendiliğinden dağılır". Aslında bizim aklı başında, "aklınızı kullanın, aklını kullanmayanların başına pislik yağar" Kur’an emrine uyan birçok değerli, aydın İlahiyatçılarımız da bunu bağıra bağıra söylüyor. Ne yazık ki ayaktakımı, ayak takımını: Lümpen, lümpeni dinliyor ve onaylıyor.

Topluma ışığı verecek olanlar entelektüelleridir. Entelektüellerin sayısı her toplumda çok düşüktür. Yarım aydın lümpenliği ise toplumu karanlık koridorlara sokar. Lümpen -yarım aydınlar entelektüellere, "halktan koptular" suçlamasıyla saldırır. Onları takip eden lümpenler, lümpen küstahlığıyla saldırıya geçer. Bu da olağanüstü bir şeydir. Toplumu kalkındırma, iyi ve dürüst yönetme yeteneği olan, az sayıda insan; bir anda hedef haline getirilir.

Entelektüellerle akıl ve ilim tartışması yapamayan yarım aydınlar; cehaleti çok sevmişlerdir. Zira onlar, düşünmeden uygulayan, sorgulamadan biat eden geniş kitleleri hep kullanışlı yaratıklar olarak görmüşlerdir. Bir başka açmaz siyasiler de seçim meydanlarında cehaleti kutsamayı halka inme olarak görürler. Din ve siyasetin bir arada cahilce kullanılması ise cehaletin pirim yapmasına neden olur.

Bu güne kadar yakarışla, mesela bir tıbbi cihaz icat edilememiştir. Suyu da dua değil fen bulur. Modern tıppa ve tıp ilmine hakaret edercesine her hastalığa bir dua yazıp lümpenleri-ayaktakımlarını kandıranlar, hasta olduklarında hemen modern tıpbın kollarına kendilerini neden atarlar ki?

Oysa azıcık düşünseler: modern tıpta kullanılan her nesneyi icat edenler de aslında akl ve bilim kanunlarını kullanarak başarılı olmuşlardır. Dünya hayatı dünyevi bilimler dışlanarak planlanırsa "Batı bizi geri bırakıyor, Yahudi oyunudur" sızlanmaları hiç bitmez.

Bertrand Russel, "Niteliksiz insanlar, durumlarının farkında olmazlar ve özeleştiri nedir bilmezler. Kendilerini ve niteliklerini abartma eğilimi gösterirler. Nitelikli insanların değerini anlamaktan acizdirler. Niteliksiz insanlar, kendilerinden öylesine emindirler ki, ikna edilemezler. Günümüzde dünyadaki temel sorun, cahillerin kendilerinden son derece emin, akıllıların ise şüphe içinde olmalarıdır” der.

Özetle cehaletle ilgili şu sonuca varılmıştır:
- "Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır. Cahillerin, başkalarının kabiliyetlerini anlayabilme yetenekleri yoktur; Örneğin, bir kişinin üç-beş dil bilmesini, üniversite diploması olmasını, hatta profesör olmasını kötü bir şeymiş gibi gösterme eğiliminde olurlar, çevrelerindekileri de buna inandırmaya çalışırlar."

Bizim çok ama çok “Cahilin cesareti cehaletindendir” diye bir güzel sözümüz vardır. Asla ve asla cehalet kutsanmamalı, itibar edilmemeli aksine ötelenmelidir. Halka inmek değil halkı yukarı almaktır aslolan
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 776
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 4 konuk

x