OSMANLI DONANMASI HALİÇTE NİÇİN ÇÜRÜTÜLDÜ?

Tarih olan olayları burda paylaşabilir, yorumlayabilir ve öğrenebilirsiniz

OSMANLI DONANMASI HALİÇTE NİÇİN ÇÜRÜTÜLDÜ?

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Haz 14, 2022 21:23

Eğer Abdülhamit Osmanlı donanmasını Haliç'te zincirletip çürütmeseydi bugün Yunanistan'ın elinde olan Ege adalarının hepsi Türkiye'nin olacaktı.

Abdülaziz döneminde Osmanlı donanması yenilendi. 30'u zırhlı, 70'i ahşap olmak üzere toplam 106 gemi alındı. 1867'de Bahriye Nezareti kuruldu. Osmanlı donanması dünyanın en büyük 3. donanması haline geldi. II. Abdülhamit işte böyle büyük bir donanma devraldı.

Abdülhamit sarayda kurduğu diktasını sağlama almak için donanmayı Haliç’e demirletip çürümeye bıraktı. Çünkü gemilerin top namlularını saraya çevirmesinden korkuyordu. Meclisi Mebusan'ın 27 Mart 1909 günlü oturumunda okunan Bahriye Encümeni Mazbatasında Abdülhamit döneminde donanmanın nasıl çürüdüğü şöyle özetleniyor:

“Donanma Haliç'te hareketsiz bırakılmış, ateş talimi ve manevradan kaçınmakta, buna kalkışmak bile büyük suç sayılmaktaydı. Haliç'te donanmayı oluşturan gemilerin sayıları ve tipleri görülüyor, ancak personeli eğitim yapamıyor. Bakımları yapılmayan gemiler pastan çürüyorlardı.”

Abdülhamit döneminde Bahriye Nazırlığı yapan Hasan Rami Paşa “Hatırat”ında donanmanın perişanlığını şöyle anlatıyor:
“Tersane tesislerinin hiçbiri işlemiyordu. Bahriyece önemli olan havuz kapakları da haraptı, torpido istimbotları kıçtan karaya bağlanmıştı, alt tarafları pas tutmuştu, çürüyorlardı, bitiyorlardı. Bahriye Nezareti'ni borca boğulmuş buldum; ne para veriliyordu ne de itibar kalmıştı; ayrılan bütçenin ancak üçte birinin verilmesi adet haline gelmişti. Nihayet gemiler çürüdü, içlerinde asker barınamayacak hale geldi. Subaylar bile kamaralara şemsiyeleri açık olarak girer çıkar oldular.”

Sonra ne mi oldu? 1911'de İtalyanlar Trablusgarp'a saldırdıklarında çürümüş Osmanlı donanması İtalya'ya karşı koyamadı. İtalyanlar ellerini kollarını sallayarak 12 Ada'yı işgal ettiler. 1912'de de Yunan donanması Ege adalarını işgal etti. 1915'te İngiliz Fransız birleşik donanması hiçbir engelle karşılaşmadan gelip Çanakkale'yi zorladı. Osmanlı güçlü bir donanmaya sahip olsaydı ne adalar kaybedilir, ne de Çanakkale Savaşı olurdu. Çanakkale’de verdiğimiz şehitlerinin vebali Abdülhamit’in omuzlarındadır.

Başka bir vebal örneği: Sarıkamış Harekâtı öncesi Yemen’den yazlık giysilerle gelen Mehmetçiğe kışlık giysi gönderilmesi için Enver Paşa emir verdi. İstanbul’dan 3.000 asker ve giysi yükleriyle üç kuru yük gemisi Trabzon’a doğru hareket etti. Bu gemilere koruma yapacak savaş gemilerimizin hepsini Abdülhamit Haliç’te çürütmüştü. Başka seçenek yoktu, kuru yük gemileri korumasız yola çıktılar ama Sinop açıklarında Rus donanması tarafından batırıldılar. Mehmetçiklerimiz ve Sarıkamış’taki Yemen gazilerine giden kışlık giysiler sulara gömüldü, Abdülhamit yüzünden.

Tarihçi Enver Ziya Karal bu felaketler zincirini kısa ve öz olarak şöyle açıklıyor:
“Abdülhamit’in müptela olduğu ve tedavisi mümkün olmayan vehmi (korkusu) nedeniyle donanma Haliç'te çürütüldü.”

“Benim saltanatım sizin vatanınızdan, bayrağınızdan, donanmanızdan daha önemlidir” diyen devlet adamlarının şerrinden Allah Türk’ü korusun!..

Alper Aksoy
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1444
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Şu dizine dön: Türk Tarihi

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x