
Olan biteni hazmedemeyenlerden biri de PYD’nin eski lideri ve şu anda da başkanlık kurulu üyesi olan meşhur Salih Müslim. Dün yaptığı açıklamalarda kendilerini yalnız bırakanlara sitem ederken bir yandan da Selefi IŞİD ve/veya Şara’ya karşı laik Kürt masalını tekrarladı.
Salih Müslim’in yeni argümanı, Suriye’nin kendileri dışlandığı zaman bir “Orta Doğu Afganistanı” haline geleceği. Müslim, karşılarındaki gücün İbn Teymiyye’ye dayanan Selefiler olduğu vurgusunu yaparak Batılı laik yüreklere korku salmak ve kendilerini aklamak çabasında.
Gelgelelim PYD’nin laiklik karnesi hiç de Müslim’in bize yansıtmaya çalıştığı gibi olumlu değil. Her şeyden önce PYD de uzantısı olduğu PKK gibi referansını Nakşibendi Kürt İslam ayaklanmacısı Şeyh Sait’ten alıyor. PYD’nin üzerinde “Rojava” kurmaya niyetlendiği yapı da aynı etno-tarikat zemininden başka bir şey değil. Temel referansı Şeyh Sait olan Kürt etnik hareketinin üzerinde durduğu kimliğin tamamlayıcısı kaçınılmaz bir şekilde Şafii-Nakşi tarikat zemini. Kürt etnik kimliği ile birlikte kurgulanmış ve bağlanmış bir başka İslamcılık çeşidi…
Fakat PYD ve SDG’nin Kürt-İslamcılık, Nakşilik bağı sadece bu zeminden ve ideolojik referanstan da kaynaklanmıyor. Bunun da ötesinde, doğrudan sahada kurdukları bir organik ilişki var. Suriye’nin kuzeyinde etkili olan Nakşibendi Haznevi cemaati ve başındaki isim olan Şeyh Mürşid Haznevi ile aynı ailenin başka önde gelenleri, PYD’nin kurduğu “devlet” yapılanmasının çeşitli kademelerinde görev almıştı. O kadar ki iç içe geçmiş açık bir örgüt-tarikat yapısı ortaya çıktı. Son çatışmalarda da PYD’yi savunan, yine Nakşi kökenli Barzanilerden yardım isteyenler de Hazneviler oldu.
(Bu arada Haznevilerin Türkiye’de de önemli bir etkisinin olduğunu ve Menzil Cemaatinin köklerinin de Haznevilere ulaştığını belirtelim. Bu konulara kitaplarımda ayrıntılı olarak değindiğim için burada tekrar etmiyorum.)
Sonuç olarak şunu tespit etmeliyiz ki PYD, YPG, SDG ya da ismi her neyse Kürt etnikçisi yapılar, laiklikle yakından uzaktan ilişkisi olmayan etno-tarikat zeminli bir başka İslamcılık ve Orta Çağ düzeninin temsilcisidir. PYD’nin bize ve dünyaya söyleyebileceği tek şey “Arap Selefî İslamcılığı istemiyorsanız gelin size Kürt Nakşi İslamcılığı verelim” söylemi olabilir.
Selefîler yerine aşiret Nakşilerini neden tercih edelim? Selefî Şeriatı yerine Nakşi Şeriatı uygulasınlar, İbn Teymiyye yerine İmam Rabbani Orta Çağı kursunlar diye mi?
Sözde Kürt hareketinin gerçekte nasıl bir Şeyh Saitçi Orta Çağ hareketi olduğu, maskelerin düşmesiyle bu kez de Suriye’de ortaya çıkıyor.
Olanları bu gerçeklerin ışığında değerlendirelim…
Kaya ATABERK

