ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Sal Mar 23, 2021 13:57

ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü
‘Demokrasi’nin oy oranıyla ölçülemeyeceğini söylemiştik.
Ne de ‘çok partili’ olup olmamakla ilgisi var.
Bu iki ‘ölçüt’, ancak ve sadece kabaca bir ‘görünüm’ verebilirler.
Peki ama ‘kanıtlayıcı’ ya da ‘bilimsel’ ölçüt nedir diye sorulacak olursa; ‘bilinçli’ ve dolayısıyla ‘özgüvenli’ yurttaşlara dayanıp dayanmadığıdır diyeceğiz.
Sözde ‘siyaset bilimci’lerinin ‘özgürlük’ kavramından ‘ne’ anladıklarıylarıyla ilgili bir ‘konu’dur bu.
Gerçekte ise, ‘Özgürlük’, batı dillerindeki ‘liberté’ kavramından çok, ‘être emacipé’ filiyle ilgili bir durumdur.
Arapçasıyla ‘rüştünü kazanmış olmak’la ilgili bir durum yani.
Yoksa, ‘liberalizm’in anladığı biçimiyle ‘yularını koparmak’ anlamında değildir.
O arada ‘iyi niyetli’ olmak, genel olarak ‘talim terbiye’ almış olmak ve giderek ‘Devlet terbiyesi’ almış olmakla da ilgisi yoktur.
Sözü dolandırıp, ‘Şahsım Devleti’nin ‘Devlet adamları’na getirebiliriz.
Son Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başkanlığından (ki, Batı dillerindeki karşılığı gouverneur’dür), yerleşik kurallara aykırı bir biçimde alınmasının ardından, ‘Şahsım Devleti’nin ‘Başkan’ına ‘şükranlarını sunmak’; ne ‘özgür’ olmak, ne ‘terbiye’ almış olmak ve ne de ‘devlet terbiyesi’ almış olmakla bağdaşabilir.
Oysa, Naci Ağbal’la ilgili olarak, iyi bir ‘bürokrat’, devlet kademelerini ‘bilgi ve yetenek’leri sayesinde tırmanmış bir ‘kişi’ olarak niteleyenler de var.
Ne yazık ki, ‘özgür’ yani ‘rüştünü kanıtlamış’ bir ‘yurttaş’ olamadığı da son sözleriyle ortaya çıkmış bulunmaktadır.
‘Kişilik’ kazanmadığı bile söylenebilir.
Burada, daha önce sözünü ettiğimiz ve Proudhon’un, ‘toplumsal düzen’in, kendi deyimiyle criterium’u olarak gördüğü ‘bireysellik’ (individualité) ile ‘liberalizm’in savunduğu ‘bireycilik’ (individualisme) arasındaki ayırımı anımsatmak gerekebilir.
Ve yine ‘liberalizm’in savunduğu ‘bencil’likle (égoist) ‘Şahsım Devleti’ndeki ‘benben’cilik (égotist) arasındaki ayırıma da dikkat çekmek gerekir.
Buradan hareketle ‘Şahsım Devleti’nin, yandaşlarını, ‘Ulusal çıkar’, ‘Toplumsal yarar’, ‘Ülke’, ‘Devlet’, ‘Bağımsızlık’ anlayışıyla değil ama ‘Davamız’ denilen, bir ‘sahte ilke’ (faux principe) peşinden sürüklediğini söyleyebiliriz.
‘Dava’nın ‘ne’ olduğunu ise, ‘ilke’yi önerenler dahil ‘savunanlar’ın hiçbiri bilmezler.
Bu ilke, kimi zaman kökenleri tarihin derinliklerinden getirilen bir ‘kin’e dayandırıldığı gibi, ‘dava’ya inanmayanlara duyulan bir ‘öfke’ye de dayanabilir.
Ancak ‘toplumsal gönenç’, ‘özgürlük’, ‘eşitlik’, ‘adalet’ ve ‘kardeşlik’ vb kavramlarla kesinlikle ilgisi bulunmamaktadır.
“Bir Ben vardır, Ben’de Ben’den içeri” !
Şu koşulla ki, bu formülün ‘téolojik’ değil ama ‘téléolojik’ yorumuna dayanan bir ‘Benben’cilik.
Örneğin, Kantçı anlamda ereksellik (finalisme) yani ‘téléologie’de, ‘kavram’ların bilme/tanıma yetisiyle (Erkenntnisvermögen) ile arzulama yetisi (Begehrungsvermögen) arasında bir ‘aracılık’ rolü vardır.
Birinci yeti ‘yüce’liğe ikincisi ise ‘ahlakî yasa’ya açılmaktadır.
‘Şahsım Devleti’nde ise, ‘Şahıs’ yüce, ‘Dava’ya sadakat da ahlakî bir ‘zorunluluk’ olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşte burada ‘kişilik’e yer yoktur.
Tıpkı Naci Ağbal ve o arada, gelmiş/geçmiş tüm AKP ‘yöneticileri’nin gerçek bir ‘kişilik’ sorunlarının olduğu gibi.
Hâlâ ‘onlar’ın içinden, ‘iyi insan’, ‘terbiyeli’, ‘güvenilir’, ‘Devlet yönetimi’ne lâyık insanların olduğunu düşünenlere, sadece acınabilir.
‘Onlar’, o boş ‘dava’ları için, önce hasımlarını, sonra ‘Devlet’i ve ‘Ülke’yi ve sonra da ‘biribirleri’ni ‘bertaraf’ edeceklerdir.
Aralarında kimi ‘Kalın’ ya da ‘Boynukalın’ların ‘teolojik’ amaç ve hedefleri olsa da, onlar ‘Şahsım Devleti’ni sadece kendi ‘erek’leri için bir ‘araç’ olarak kullanmaktadırlar.
Şöyle de söylenebilir, ‘Şahsım Devleti’nde ‘tarikat’lar yoktur, ‘Şahsım Devleti Tarikatı’ vardır.
‘Tarikat’ların gerçek ‘kişilik’leri ancak ‘Şahsım Devleti’ yıkıldıktan sonra ortaya çıkacaktır.
Böyle bir yerde ‘Demokrasi’den sözetmek ise olsa olsa abesle iştigal olacaktır.
İsterse oy oranları yüzde bilmem kaç olsun.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1179
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Re: ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Prş Mar 25, 2021 19:43

Hepsi de ilgiyle okunan ve çok özlü ve anlamlı, önemli ve değerli bir bütün oluşturan ŞAHSIM DEVLETİ başlıklı bu 17 bölümlük özgün metodolojik ve teorik, derin tanımsal ve bilimsel, tam demokrat ve gerçek yurtsever irdeleme ve genelleme için seçkin ve saygın araştırmacı ve yazar sayın ERDEM'e en içten tebrikler, derin saygılar, yeni başarılar, en iyi dilekler ve konuyla ilgili özel ve benzer bir ithaf :

BU NARSİST, NEPOTİST VE NEO-FAŞİST OTOKRASİ

Ne bir hak, ne hukuk,ne de demokrasi
Kaldı bu en güzeller güzeli Türkiye’de.
Erkin özü narsist ve nepotist otokrasi
Oldu bütün illerde, ilçeler ve köylerde.

Bilim,fen,sanat,şiir,edebiyat ve kültür emperyal mandaya atıldı.
Etik,estetik,adalet, ahlak ve fazilet ise iç ve dış mafyaya satıldı.
Bu,ülke ve dünya tarihinde ilk kez görülen en derin bir ihanettir,
İnsana,ulusa,vatana,bekaya,barışıa yönelik büyük bir melanettir.

Bu ihaneti ve melaneti yenmek ve tarihin çöplüğüne gömmek için
Tek ve en grniş bir Hak,Vatan Ve Halk Cephesi’nde el ele verelim.
Ve seferber olup mücadele edelim. Utkunun başka bir yolu yoktur.
Milyonlarca melek ve erkek yalnızca bu yolda buluşup özgür olur.

Yaşasın bu ulusal tek ve en geniş cephe
Ve melekler ve erkekler ülkesi Türkiye.
Kahrolsun bu neofaşist otokrasi sistemi
Ve bütün örtülü ve örtüsüz hizmetcileri.

Gönül Pınar Atacı, 23-25.Mart.2021
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1026
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02


Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x