Bir kaç gündür gündemde ısrarla yer almak isteyen bir haber var; “Türk tabipler birliğinin Güneydoğu’da bulduğu toplu mezarlar”... Haberin yer almasına karşı çıkmıyoruz fakat hemen Asker, Balyoz, Ergenekon… deyip mezardakilerin faillerini teşhis etme girişiminde bulunan günce(gazete) ve yazarların köşesindeki yorumları dikkat çekici. Bir de bazı sivil toplum kuruluşları ve barolarda bu koroya eklenince, bir an çocukluğumda dinlediğim TRT çocuk korosu geldi aklıma. Haliyle TRT’nin o günden bugüne uğradığı evrim sonucu ancak böyle bir koro çıkardı! Bu ne haldir bilinmez ama şu ümraniye ve balyoz meselesi olmasaydı herhalde iktidar kalemleri odasında sinek avlayacaktı.
Güneydoğu’da bulunan bu toplu mezarlar neticesinde bazı yazarlar tarafından milletin hafızasına kazınmak istenen; güneydoğu’da bulunan toplu mezarlar demek, askerin faili olduğu toplu katliamlar, suçsuz yere öldürülen masum insanlar demektir anlamına gelen yazılar vurgulanıyor. Türk silahlı kuvvetlerini topla, tüfekle etkisiz hale getiremeyeceğini bilen dış güçler, Türk basınında bazı kalemleri dolaylı ya da direkt olarak satın alarak TSK’yı kalbinden vurmaya çalışıyor, haysiyetini, gururunu ayaklar altına almaya çalışarak, iftiralar ile etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Bunun somut örneklerinide bilhassa 2007 yılından beri görmekteyiz. Asıl amaç ise; etkisiz, güçsüz bir Türkiye!
Geçtiğimiz günlerde Mutki’deki toplu mezarlar ile ilgili Jandarma genel komutanlığının bir açıklaması olmuştu; “Mutki ilçesi Çaygeçit köyünde, 8-9 Eylül 1999 tarihinde meydana gelen çatışmada ölü olarak ele geçirilen 15 teröristten, 13'ünün otopsilerinin Mutki Cumhuriyet Başsavcılığınca yapıldığı ve Cumhuriyet Başsavcılığınca defin ruhsatı düzenlenerek, Mutki Belediyesince 9 Eylül 1999'da Bitlis-Mutki ilçesi Kavakbaşı yolu Ziyaret mevkinde defnedildiklerinin belirlendiği kaydedildi.” diye beyan edilmesine karşın bu açıklama basınımızı tatmin etmemiş olmalı ki, haber niteliğinde dahi bir çok günce (gazete) yer vermedi! Yani ortada belge var, bilgi belediye başkanına dahi verilmiş.
Jandarma genel komutanlığının verdiği bilgi dışında şahsi düşüncelerime göre bu toplu mezarların kime ait olduğu ve kimler tarafından gömüldüğü şuan için net olarak bilinmez fakat ihtimaller arasında bir süredir basın başta olmak üzere meşrulaştırmaya çalıştıkları terör örgütü PKK’nın olmadığı anlamına da gelmiyor. Bilindiği gibi çatışma sonrası zayiat bilgisini gizlemek için PKK cesetlerini ortada bırakmadığını yıllarca aynı basın haber olarak sundu. Bu noktada akla gelen; “PKK cesetlerini nereye gömüyor?” sorusudur. Bir ceset ortalama 75-80 kilo olsa, kaç kilometre boyunca taşınabilir? Bulunan cesetlerin 90’lı yıllarda gömüldüğü vurgulanıyor ki, bu da PKK’nın en çok zayiat verdiği dönemlerdir. İşin özü; ortalama 10-15 kişilik kayıtsız mezarların PKK’nın kendi gömüleri olması ihtimali üzerinde de durulması, fikir yürütülmesi ve soruşturlması gerekiyor! Herşeyi TSK’ya yüklemek, TSK ile husumetleri olanlar bu konuyu sorgusuz, sualsiz öne sürmesi doğru değildir.
Şayet, illa bir toplu mezar aranıyorsa, Silivri’ye bakılmasını öneririm; suçsuz yere tutukluluk, ölüm anlamına geliyorsa, “Ergenekon, Balyoz” davası ile suçlarını dahi bilmeyen on’larca kişi öldürülmüş ve Silivri’de kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere gömülmüş demektir. Ölünün arkasından konuşulmaz, böyle biliriz fakat bizim basın ölüyü de rahat bırakmıyor; savcı bazı sanıkların suçlarını hala açıklamamasına karşın, basın çoktan kalemi kırmış, hükmü vermiş bile. Artık zulüm niteliğinde olan bu duruma karşılık en azından bu insanların ne ile suçlandıkları belirtilmelidir. Mağduriyet haberi aranıyorsa buraya da bakılsın, toplu mezar aranıyorsa Silivri’ye de bakılsın!
TÜRK'ÇE
http://turkcutoplumcu.org/content/view/1323/

