SONGÜL ÖĞRETMEN
Bu Mart başında "Songül Öğretmeni" yitirdik.
Tek Almanya’daki değil, yurt dışındaki Türklerin çoğunun tanıdığı biriydi, Frankfurt Türk toplumu denilince ilk akla gelendi. Atatürkçü Düşünce Derneği denilince, orada bu derneği kuran, yerini gençlere bırakana kadar da, uzun yıllar derneğin başkanlığını yapan eşi Mahmut Telli ile birlikte anımsanan, Türk kültürünün neferlerinden, deyim yerindeyse, Türkçenin gönüllü büyükelçilerinden biriydi Songül Telli.
Kendisini tanıyanlar şunları dediler acı haberi duyunca:
“Songül Telli bir öğretmenden çok daha fazlasıydı. Geride, saygıyla anılacak bir hayat, minnetle hatırlanacak bir emek bıraktı. Dilimizin, kültürümüzün ve değerlerimizin yeni nesillere aktarılması için büyük bir özveriyle çalıştı.”
Eski bir öğrencisi, Nebile; “Canım öğretmenim, iyi ki sizinle tanıştım, Türkçe derslerinize katıldım. Benim için Tarih dersinin ayrı bir özelliği oldu çünkü Atatürk’ü sevdirdin bizlere. Toprak incitmesin sizi, ışıklar içinde yatın. Evladınıza kavuştunuz...” yazmış, bilgisayarda, ölüm duyurusunun altına.
Nurçin; “ Ah öğretmenim, unutulmayacak dersler verdin bize. Her dersten verdin! Atatürk’ümüzü senden öğrendik ama en önemlisi, bizlere hayat dersi verdin.” yazmış.
Asiye Asar, “Frankfurt ve Atatürkçü Düşünce Derneği için büyük bir kayıp.” demiş.
“Cumhuriyetimizin saygıdeğer öğretmeni, çok iyi bir öğretmendi!” yazan da var, "Frankfurt bölgesinin sevilen, sayılan Türkçe öğretmeniydi" diye sevgisini, saygısını bildiren de var duyurunun altında.
Songül Öğretmen en son Cumhuriyetimizin 100’üncü yıl kutlamasında konuşmuş, oradaki Türkçe dersleri üzerine. Dernek duyurusunda o gün, şöyle anlatılmış:
“Konuşmasında; Songül Telli, “haftanın her günü, hep farklı okulda, farklı müdür, farklı öğretmenlerle çalıştım" diye söze başlayarak, Alman öğretmenlere Türk öğrencilerin neler yapabileceğini kanıtladığını söyledi. Telli, konuşmasında “Türk öğrencilere böyle duracaksınız, böyle soru soracaksınız” diye eğitim veriyordum. İlk yıllar liseden on öğrenciden biri, ikisi mezun olabiliyordu. Ama çabalarımızla durum normale döndü. Öğrencilerime verdiğim emeği, iki oğluma vermedim. Çocuklarımız, torunlarımız liseyi, üniversiteyi bitirdiğinde, bir de Türkçeyi iyi bildiklerinde biz mutlu oluyoruz. Bir lisan, bir insandır. Bu ABD‘de de, İngiltere‘de de böyle. Alman hükümetinin de özverisini görmek gerek. Okulları açık tuttu, bizlere maaş verdi. Size otuz yıl hizmet ettim. Türkçeyi okullarda ikinci dil yapın.”
“Genç meslektaşlara tavsiyem, “Her şeyin başı sevgi”, diyerek de, öğretmenlikte başarının sırrını vermiş.
Konuşmasındaki şu sözler gerçek bir öğretmenin özveri derecesini göstermiyor mu?
“Öğrencilerime verdiğim emeği iki oğluma vermedim.”
*
Eşiyle birlikte yalnız yaşadıkları evinde düşmüş, hastaneye kaldırılmış… İki oğlu vardı. Biri uzun yıllar önce bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş. Hatırası, canlıymış gibi yaşatılan, hiç aklından çıkaramadığı, andıkça gözyaşı döktüğü oğul. Diğer oğlu ABD’de yaşıyor, oradan evlenmiş. Sağlık sigortası görevlileri, belli zamanlarda evlerine gidip bakımlarına yardımcı oluyorlarmış. Daha önce de yürüme sorunları olmuş, yine de yılmamış, topluma tekerlekli sandalyesi ile katılmış, toplantıları, bayram kutlamalarını hiç aksatmamış.
Evde düşmüş. Sonrası, sonsuzluğa göçüş, bir tarihin, bir dönemin yaşayan anıtının yaşamının son bulması… Bir bilinmeyene gidiş… "İnsan ömrü pek kısa" derler. Az da yaşasan, uzunca da yaşasan, ömürlü de olsan. Her ölüm erkendir de deriz buna.
Ömür, bir işe harcanan süre. Çalışma, üretme, dayanma, yaşam süresi…
*
Songül Hanım’ı nasıl anlatmalı? Nereden başlamalı?
Eşi Mahmut Telli, dört yıl önce yaşam öykülerini yazıp yayınlatmıştı “Her Şey Yeniden Başlasa” adıyla.
Bir imzalı kitabını da bana göndermişti. En iyisi oradan yola çıkmalı:
Kitabın ilk sayfasında “Kitabımı sevgili eşim Songül Telli’ye ithaf ediyorum…”yazılı. Kitap Songül Hanım’la yan yana, kol kola siyah beyaz bir fotoğraflarıyla başlıyor.
“Eski yıllara güle güle diyerek, yeni yıllara yeni beklentilerle girerek nüfus kâğıtlarımızı eskittik.” dedikten sonra, Mahmut Telli, gençlere öğüdünü de veriyor:
“Aslında geçen her günü iyi değerlendirmemiz ve hem kendimize, hem de çevremize yararlı işler yapmamız gerekir.”
Kitabın adı da çok anlamlı. Şöyle açıklanmış kitapta bu ad:
“Hani bazen bir hata yaparsınız, hatanızdan ders alıp yeni bir sayfa açarak “Her şey yeniden başlasa” dersiniz. Ya da çok güzel günler, yıllar geçirmiş olabilirsiniz, yavaş yavaş o geçen güzel günlerin özlemini duyar ve o güzel günlere dönebilmek için ”Her şey yeniden başlasa” der durursunuz.”
Kitaba Üstün Dökmen önsöz yazmış.
“ Mahmut Telli çağının en ileri mühendislik bilgilerine sahip, şiir sanatına aşina, mizah duygusu gelişmiş, yurt dışında ülkesi için sürekli çalışan sosyal bir insandı; eşi Songül Telli ise Türkiye’de ve Almanya’da Türk çocuklarına uzun yıllar anadillerini ve edebiyatlarını öğretmiş çok sevilen bir öğretmendi. “ Aynı önsözde, ailenin büyük oğullarının 1985’teki, 19 yaşındayken bir arkadaşının kullandığı arabayla geçirdiği kazayla ölümünü de anlatılmış. Bitmeyen yas sürecini…
Bir okul arkadaşı da (Halit Çelikbudak, Hürriyet Avrupa’nın eski yayın yönetmeni), nasıl aile dostu olduklarını, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ndeki Makine Mühendisliği okuma sürecini, mezuniyetlerini anlatıyor. Mahmut Telli’nin Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği ve Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanlığını yaptığı uzun yılları anımsatıyor. Cumhuriyetin kuruluş yıldönümlerinin Frankfurt’ta görkemli bir baloyla kutlanmasının mimarı odur, diyor.
Mahmut Telli eşi Songül Hanım’la Fizik Kimya derslerine girdiği Ankara Koleji’nde tanışmış. Songül Hanım orada Türkçe ve Edebiyat öğretmeniymiş. 1965 yılında evlenmişler. İlk yurtdışı çalışmaları Libya’da. Daha sonra Almanya’da Mahmut Telli’nin bir üniversitede öğretim üyeliği. Orada ABD üstlerinde mühendislik dersleri vermek, yılın mühendisi seçilmek... 1995’te de Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurmuş. Bir üniversitede mühendislik- mimarlık öğrencilerine teknik İngilizce dersleri vermiş. 1995’te de Türkiye Bon Büyükelçiliği’nde Almanya ve diğer ülkelerde yaşayan Türk işçilerinin sorunları için kurulan kurula seçilmiş.
Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği’nin bir amacı da yurdumuzdan yurt dışına beyin göçünün tersine çevrilmesiydi, diyor kitabında Mahmut Telli. O yıllardaki ülkemize yapılan haksız kampanyalar için de şunu diyor: “ Bizler Atatürk çocuklarıyız. Atatürk çocukları ülkesine, milletine dil uzattırmaz. Daha ilerideki sayfalarda da uluslararası bu tip toplantılarda Türkleri, ülkemizi nasıl koruduğunu, savunduğunu anlatıyor.
Başarı için dedikleri de ilginç: “Hedefi olmayan bir yere varamaz.” ”Hiçbir şey göründüğü kadar zor değildir." “Etrafa mutluluk, güven ve inanç saçın.” ”Pireyi deve yapmayın.” “Verici olmayı geliştirin.”
İnsan ilişkilerini geliştirmek için önerileri: “Hiç kimsenin değerini küçümsemeyin. İnsanlardan çıkar sağlamayın. Onlardan size öğüt vermelerini isteyin. Onların duygularını önemseyin. Güvenilir ve tutarlı olun… Hiddetlenmeyin, önce dinleyin.”
Kitabın son bölümü yurtdışında, Türkçe Anadilin önemi. Başka ülkelere göçüp 200- 250 yıl anadillerini koruyan ailelerden örnekler veriyor. Bunca yıl sadece anadil mi, örf, adet ve kültürlerini de muhafaza etmişler, diyor.
Yine kitabında Atatürk’ün 1928’de başlattığı Türk Dili çalışmalarına değiniyor. Günümüzdeki tehlikelere karşı toplumu uyarıyor: ”Bilgisayar kültürü ile dilimize İngilizce sözcükler doldu. Amerikan hayranlığıyla Amerikanca Türkçenin bir parçası oldu. Medrese kültürü ile yetişenler Arapçayı Türkçemize sokmaya başladı. Açıkçası dil elden gidiyor. Bunlar yetmiyormuş gibi Almanya’da yaşayan bizlere de, Alman hükümeti dilimizi unutmamız için her türlü zorluğu çıkartıyor.” diyor.
Mahmut Telli, Atatürkçü Düşünce Derneği’ni gençlere devrederken, ne rastlantı büyük oğlumuz Eren, Frankfut’ta, üniversiteyi bitirip çalışmaya başlamıştı. Mahmut Telli’nin yönetimini bıraktığı bu derneğin ondan sonraki ilk başkanı olmuştu.
Songül Hanım’la o yıllarda tanışmıştık. Yakınlığı, Türk gençlerini anneleri gibi bağrına basması unutulamaz. Bu kadar sevilmesinin nedeni de bu sıcakkanlılığı, eşiyle- sosyal çevresiyle uyumu, Türkçeye sevgisi, gönlündeki Türkiye sevgisi, yurt sevgisi, Atatürk sevgisi büyük rol oynamıştır sanırım…
Sevilen sayılan bir insanı, bir öğretmeni, ışığı sönmeyen bir Atatürkçü’yü yitirdik…
Mahmut Telli’nin acısını paylaşır, kendisine dayanma gücü dileriz…
Feza Tiryaki, 25 Mart 2026

