TAKAS

TAKAS

İletigönderen Feza Tiryaki » Cmt Eki 15, 2022 16:47

TAKAS

Takas sayışma demek. Değiş tokuş etme. Aynı değerdeki iki malın el değiştirmesi. Hukukta, alacaklı, borçlu takası da var.

Şimdiye kadar evin, arsanın, arabanın birbirleriyle değiş tokuş edildiğini duymuştuk ama avuç içi kadar bir cep telefonuyla bir arabanın değiştirildiğini ilk kez duyduk. Biri kocaman bir araba, yürür durumda, pek de eski değil, yirmi bir yıllık, ayağını yerden kesecek bir araç, daha yıllarca kullanılabilecek, bozulsa tamir edilecek… Diğeri suya düşse bozulacak, yere düşse kırılacak, üstüne bardak devrilse artık işe yaramayacak bir minik aygıt. Haberleşme aracı. Sanal âleme takılabileceğin eğlenceli bir oyuncak. Ev telefonunun, sıradan bir cep telefonunun yaptığı işi yapan bir araç. Neymiş, markaya pek meraklıların ağızlarını büzerek dediği gibi “aypon”(IPhone)marka telefonun son sürümüymüş bu, değişilen, araba verilip alınan şey. Hava atmak için gerekli, ne kadar paralıyım bakın ne alabiliyorum demek için gerekli… Algısı tutsak edilen acınılası zavallılar için bu araç. Gazeteye şöyle geçmiş haberi:

“Malatya'da yaşayan bir kişi 55 bin TL değerindeki otomobilini, "hayallerini süsleyen" iPhone 14 Pro Max ile takas etti. İşte o ilginç takas hikâyesi…

Başka bir yerde haber şöyle:

“Bir araba eşittir bir cep telefonu. Malatya’da yaşayan…”

Bu hikâyenin özel olarak yazıldığı, reklam için oynandığı kesin de, tüm bunlara inananlara, gerçekten bir telefon için, markalar için kafayı yiyenlere ne demeli?

Ya aynı gün Meclis’te, “Ortaçağın sansür yasasını” protesto için kürsüde cep telefonunu kıran vekile ne diyeceksiniz? Eline almış çekici, sözüm ona vura vura telefonunu kırmış. Biri araba verir takas olarak, diğeri vurur kırar kameralar önünde o şeyi. Meclis Başkanı da kürsüye zarar verdin, “tahtasını incittin”, o zarar ödenecek, der.

Arada gazetelerde okuruz, dünyanın en zenginleri, bu tür araçları üreten şirketlerin sahipleri, yakınları bu gülünçlükleri kendileri yaşamazmış. Ellerinde eski model küçük telefonlar, onlarla haberleşirlermiş…

Bir tek cep telefonunda mı bu marka deliliği? Ne gezer… Giyim eşyalarında da aynı durum. Çocuğuna bilmem ne marka spor pabucunun bilmem ne serisini Avrupa’dan ısmarlayanını da duydum. Sıradan orta halli bir vatandaş yapıyor bunu. “Ayranı yok içmeye” misali… Acaba o çocuk o ayakkabıyı giyebilecek mi? Yoksa koynuna mı alacak geceleri? Markasını mı gösterecek parmağıyla, koşarken, gelene geçene?

Bir biz mi bu durumdayız, marka şaşkınıyız? Değil, eğitimli sandığımız Batı bizden de beter. İngiliz kraliyet ailesinin bir küçük çocuğu yağmurda bir yağmurluk giyer, bir elbise giyer, resimleri yayınlanır basında yayında. Sonra duyarız aynı markanın o ürünü bir saat içinde koca İngiltere’de tükenivermiştir. Halk dükkânlara saldırmış, aynı ürünün tüm mallarını satın almıştır. Amerika’nın ünlü mankenlerinden biri, bir kıytırık mayo giyer, anında o marka o renk mayo piyasada biter.

Dünyanın en zengini o garip kişi, uzaylı “Musk” bir parfüm çıkarır, insanlar anında koşar alır, yüz doları bayılırlar bir ufak şişe kokuya, zengini daha da zengin ederek, dünyanın başına bela ederler.

Bu sahte salgında, insanların korkuyla korkutulduğu iki yılı aşkın sürede insan beyninin oyuncak gibi kullanıldığına, algılarla kedi fareyle oynar gibi oynandığına tanık olmadık mı?

Ya siyasetçilerin algı oyunları?

Yenice kendi halinde yaşayan, tek iletişim aracı televizyon olan bir kişiden öyle bir iktidar övgüsü duydum ki, dilim tutuldu. Öbür iktidarlar Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir şey yapmamışlar. Tek bu iktidar boş durmamış, yol yapmış, İstanbul’a havaalanı yapmış. “Atatürk havaalanı en büyük en iyi havaalanlarından biriydi yenisi niye yapıldı diye hiç sormadınız mı kendinize?” dedim.”Orayı tek kendileri kullanıyorlar, Niçin o güzelim pistlerini bile yıktılar?” dedim. “Tabii yıkacaklar, yeni havaalanını yapan da para kazanacak, yıkmasalar herkes eskisini kullanırdı, ne var bunda!” deyince vatandaş, sustum. Zaten satılan savılan Cumhuriyet fabrikalarından, satılan, özele devredilen, devletten alınan kurumlardan, paramızın değerinin bu derece düşmesinden hiç söz ettirmiyor. Ne denilse, yoğun bir algı bombardımanına tutulan kişinin, ayınmayacağını anladım.

Ufukta bu durumu değiştirecek bir ışık da gözükmüyor.

Dertlerimiz dağ gibi yığılsa da konumuz başörtüsü, laiklik ilkesinin yasayla da ortadan kaldırılması, geri Arap ülkelerine dönüşmemiz…

Atatürk’ün partisinin, kurucu ayarlarından her gün daha da uzaklaşması… Bu durumu topluca seyretmemiz, kaç kez denenen kişiden, anlayıştan, tepeden partiye indirilen helalleşme uzmanı“Dersimli”den, yeniden yeniden medet umulması…

Siyasetçileri de takas etmenin bir yolu olsaydı keşke… Hiç olmazsa aynı kişiye kanmazdık, kendimize bir avuntu çıkarırdık işin sonunda, hayallerimizin bitiminde…

Ne güzel poz vermiş takascı iki genç gazetelere. Beyaz gömlekli, elinde yeni cebini tutuyor, siyah deri ceketlinin elinde aldığı araba anahtarı… Aynı yaşlarda, aynı tür saçlı sakallı, bıyıklı, son model iki genç…

Hay maşallah! Nazar değmesin!

Tüh tüh, “Elemtere fiş, kem gözlere şiş!”

Feza Tiryaki, 15 Ekim 2022
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 986
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x