„Haziran’daki seçimlerde bu süreç aynen devam ederse, bizler ulusal bir cephe oluşturup karşı çıkmazsak, ılımlı islâm, eyaletlere bölünme ve diktatörlük gelecek…“
(Ulusal Kanal ve Atatürkçü Düşünce Derneğnin işbirliğiyle, bundan böyle 81 ilde yapılacak „Cumhuriyet Toplantılarının“ ilki yapıldı bu gün Ümraniye’de. Bir kapalı spor salonunda yapılan toplantıda konuşmalardan birini, belkide en coşkulusunu Atatürkçü Düşünce derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan yaptı.)
Konuşmanın önemli yerlerini sizler için derledik.
Tansel Çölaşan: Bu Cumhuriyet Bizim!
Bağımsızlık temel, çağdaşlık ve demokrasi esastır!
Demokrasi birey olmak, verdiği oyun bilincinde olmak demektir.
Demokrasi toplum çağdaşsa olur. Hakkını aramayı bilen, oyunu vermeyi bilen insanlardan oluşur!
Türkiye’de şeklen demokrasi vardır. Gerçek demokrasi yoktur! Gerçek demokraside kişi hak ve hürriyetleri vardır, mahkemeler, adalet... vardır! Yöneticiler yargıdan korkmazlar, yargıdan ders alırlar!..
Demokrasi kafada bilinçtir! Başkalarının haklarını da bilmek demektir!
Halkın çaresizliğini bilerek iktidarda kaldıklarını, halk biliyor. Oyunun hakkını aramayı bilen çağdaş birey olsa sorar: Bana nasıl sadaka verirsin?
Politikacılar batılılaştılar ama batıya bağımlı hâle geldiler.
1980’den sonra oynanan oyun çok hızlı. 2000’den sonra ise başka bir mecraya girdi. Bütün Ortadoğu ülkelerinde uygulanan politikalar bunlardır: Özel televizyonlar, yeşil, mavi dizilerle halk umursamaz, apolitik şekle sokulur...
Ulusalcı partiler, ulusunu seven, tek tek bireylerini tanıyan partiler...
2002’ye kadar yine bir devlet yapımız vardı.
2002’den sonra dış güçlerin istediği dinî ve etnik ayrıştırma başlamıştı.
Basınımız basın olsa, anlatılanların hepsini halkımız bir günde anlar!
Bunları anlatmayanlar suçludur!
Kendi emeğiyle kurulan fabrikaların neden kapandığını bilse o halk direnir...O halk eşkiya da dense direnir...Çünkü ona bunu diyen ne basın var, ne de bir şey…
Ne yapabiliriz?
Kesinlikle bir ulusal yönetimi işbaşına getirmemiz lâzım. Ulusallığın özünün millet olduğunu unutmuş, cemaatlerin yerleştiği bir dönemi yaşadık...
Bağımsızlıktan, demokrasiden yana tüm partilerin güç birliği etmelerini istiyorum...Sizden istediğim:
Cumhuriyeti kurtarmanız!
Birbirinize laf atarken birileri yürüyor! Türkiye’yi dönüştürüyor!
Güzel dinimiz, o noktada kalmayacak…
Laiklik, özgürlük noktasında kalacak, diğer özelliklerini yitirecek…
Toplum mühendisliği yapacaklar…
Haziran’daki seçimlerde bu süreç aynen devam ederse, bizler ulusal bir cephe oluşturup karşı çıkmazsak, ılımlı islâm, eyaletlere bölünme ve diktatörlük gelecek…
Bu bir Amerikan projesi. Bunu yutmamalıyız! Dinî, etnik yönde ne düşünürseniz düşünün birileri bizi bölüyor. Sömürgecler bölünen yerleri daha kolay yönetiyor.
Rusya örneği ortada...Yugoslavya örneği ortada...
Bunların hepsi sömürü düzeni...
Ortaya çıkacak başkanlık sistemi asla Amerika’daki gibi değil. Amerikan başkanının karşısında kongre var. Üyeleri bağımsız. Amerika Cumhurbaşkanı fazla birşey yapamaz. Kongre veto eder.
Yüzde onseçim barajı. Seçime yüzde yetmiş katılım. Yüzde yetmiş katılımın yüzde otuzunu alan meclise yüzde altmış olarak giriyor. Bu temsil midir?
Avrupa Birliğinde yüzde iki veya üç seçim barajı. Siyasi partileri kendi adaylarını kendi seçerek dayatmıyor.
Seçim sistemi dar bölgeye indirgensin deniyor mu?
Bizde partinin gönderdiği adamı seçiyorsun. Bunu değiştirmiyorlar.
....
Bu sistemi bozmadığınız sürece ılımlı islâm, bölünmüş Türkiye göreceksiniz!
Siyasi partiler ulusalcı olma noktasında birleşecekler!..
Bu Cumhuriyeti yok etmeyeceğiz!
Haziran seçimlerinde tüm halkı işbirliğine çağırıyorum... Kendimiz tek kişi olarak mücadele etmeliyiz ki hepimiz birleştiğinde güçbirliği oluşsun.
Bunu yapmayan partileri lânetliyoruz!
Ulusalcılık dışında, bağımsızlık dışında hiç bir parti başarıya ulaşamaz.
İnşallah başaracağız!
Bu Cumhuriyet bizim!
Haber-yazım : Feza Tiryaki, 6 Şubat 2011

