Tarikatlar yada Cemaat Adına Ne Derseniz Deyin Hepsi Milli Güvenlik Sorunu pkk ile içli dışlı bunlar

Genel & Güncel Konular

Tarikatlar yada Cemaat Adına Ne Derseniz Deyin Hepsi Milli Güvenlik Sorunu pkk ile içli dışlı bunlar

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Ağu 12, 2020 1:39

PKK terör örgütünün sözcülüğüne soyunarak HDP'li Hüda Kaya'nın oğlu Muhammed Cihad Saatçioğlu, Mustafa İslamoğlu'nun Akabe Vakfı'nda yöneticilik yapıyor. İslamoğlu, Kaya ve oğlunun ilişkileri bununla sınırlı kalmıyor.
Öncelikle HDP’li vekil Hüda Kaya’nın Mustafa İslamoğlu adlı şahısla olan bağlantısını ele alalım. Ekteki görselde Hüda Kaya henüz HDP’den vekil değil iken Mustafa İslamoğlu’na bağlı Bilge-Der adlı vakıfta kadınlara sohbet veriyordu.
Resim
Bu fotoğrafta gördüğünüz çocuk ise Hüda Kaya’nın oğlu Muhammed Cihat Saatçioğlu’dur.
Resim
Bu fotoğrafta ise Mustafa İslamoğlu, Hüda Kaya ve oğlu Muhammed Cihat Saatçioğlu, Suriye’nin Hama şehrindeler...
Resim
Bu fotoğrafta ise Hüda Kaya’nın oğlu ve Mustafa İslamoğlu’nun talebesi Muhammed Cihat Saatçioğlu, İran dini lideri ile...
Resim
HDP vekili Hüda Kaya’nın Kandil’i ziyaret ettiğini ve PKK’lı teröristleri ziyaret ettiğini bilmeyenimiz yoktur herhalde.
Resim
Bu görselde ise Mustafa İslamoğlu’nun talebesi ve Hüda Kaya’nın oğlu olan Muhammed Cihad Saatçioğlu, PKK’lı terörist başı Öcalan’ın kardeşinin evinde.
Resim
Muhammed Cihat Saatçioğlu, Kandil Dağı’ndaki PKK kamplarında...
Resim
Mustafa İslamoğlu, HDP’li Hüda Kaya’nın Akabe Vakfı’nda yönetici olan damadı Fikri Rençber ve Hüda Kaya’nın oğlu Muhammed Cihad Saatçioğlu umredeler..
Resim
Mustafa İslamoğlu’nun vakfında yöneticilik yapan, HDP’li Hüda Kaya’nın oğlu Muhammed Cihad Saatçioğlu onlarca şehit verdiğimiz Hendek operasyonunda teröristlerin cephesinde saf.
Resim
Özetle şunun altını çiziyorum: Görüldüğü üzere PKK, İran organik bağı olan Siyasal islamcılar ülkemizin milli güvenliği için ciddi şekilde tehdit unsurudur.
Tarikatlar yada Cemaat Adına Ne Derseniz Deyin Hepsi Milli Güvenlik Sorunu pkk ile içli dışlı bunlar.

Prof.Dr.Erol Güngör diyor ki;
“İslâmcılık şimdiye kadar hep hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur. Bunların amacı İslâm ülkeleri arasında birlik sağlamaktan ziyade yaşadıkları ülkede milliyetçi politikayı etkisizleştirmektir."
Bu azınlıklar "ayrılıkçı bir politika" takip edecek kadar kalabalık ve güçlü olduklarını hissettikleri an, kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açıklamaktan hiç geri kalmazlar; böyle bir güce erişemedikleri müddetçe "İslâm davasının şampiyonu" olarak görünürler.

- ATSIZ diyor ki;
"Bugün Türkiye'de Türklüğe ve dolayısı ile Türk bayrağına düşman üç zümre vardır: Moskofçular, kürtçüler ve siyasi ümmetçiler.''

- Necdet Sevinç diyor ki;
Milliyetsiz-İslamcılar tarafından kuşatılan kirli siyasetin zaafı yüzünden devşirmenin "virüslü kanı" Türk Devletini çürütmektedir.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 654
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

İngiliz aşıkları ve kürt Said - 2011

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Kas 24, 2020 15:51

Keşke İngilizler gelseydi! İran'a değil,Kanada'ya Gitmiş 2.5 saatte kanada vatandaşı olmuş Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı....Diyen şahıslar nerede .
Kanal 1'de yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı'ya konuk olan iki türbanlı öğrenciye Altaylı şu soruyu soruyor:
"Eğer Atatürk olmasaydı burada belki de İngilizler vardı, Fransızlar vardı. Atatürk bunu sağlamadı mı?"
Resim
Nuray Bezirgan adlı kızın cevabı şöyle: "Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani!" Evet, türbanlı kızımızın "Keşke bizi yönetselerdi" diye arzuladığı İngilizler, Amerikalılarla kol kola vererek şu sıralarda "daha özgür bir hale getirmek için!" girdikleri Irak'taki Müslüman kızların, oradaki Nuray'ların ırzına geçiyor. Hem de on binlercesinin.

Ama bu kızlarda bir kabahat yok. Onların destek verdiği AKP'nin Dışişleri Bakanı Brüksel'e koşup, Avrupalı meslektaşlarının huzurunda "Türkiye'de Müslümanlar haklarından mahrum" diye kendi ülkesini (bakanı olduğu ülkeyi!) şikayet ederse Nuray Bezirgan'lar da "ağabeylerinin" peşinden gidecek elbet!

Ne garip bir tesadüf, Türkiye'de ismi "Nuray" olan bir kız ekranlara çıkıp "Keşke bizi İngilizler yönetseydi" diye haykırırken, İngilizlerin yönettiği Irak'ta bir başka "Nur" isimli kız ise orada olup biteni bakın nasıl anlatıyor:

"Halkıma, Ramadi`nin, Halidiye`nin ve Felluce`nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara...

Bu size, Amerikan–Siyonist hapishanesi Ebu Garib`ten kardeşiniz Nur`un mektubudur.

İnanın buradaki aşağılanmayı, sefaleti ve haysiyetsizliği size nasıl anlatacağımı, kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum.

Siz sıcak evlerinizde karınlarınızı doyurup sevdiklerinizle bir arada otururken bizim maruz kaldığımız aşağılanma ve çektiğimiz açlığı, sizler su içerken çektiğimiz susuzluğu, sizler derin uykuda iken Amerikalıların bize yaşattığı uykusuz geceleri, sizler giyinikken bizim yaşadığımız çıplaklığı, bizi soyup önlerinde sıraya dizmelerini nasıl anlatabilir, nasıl kelimelere dökebilirim...

Kardeşlerim;

Allah'a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım. Amerikalıların bizlere yaptığı haysiyetsizlikleri, çektirdiği eziyeti, işkenceyi ve aşağılanmaları elimden geldiğince anlatacağım...

Hayvani zevklerinin aracı olmadığımızda, kendimizi şehvetlerine teslim etmediğimizde bizi nasıl öldüresiye dövdüklerini ifade etmeme izin verin...

Siz ey bizim dini liderlerimiz olarak ortalarda tozup gezenler!

Amerikalıların bize reva gördüğü bu cinsel ve hayvani eziyetler karşısında hâlâ nasıl oluyor da açık alınla ortalarda görünebiliyorsunuz?

Peygamber Efendimiz'in en değerli hazineniz buyurduğu haysiyet ve şerefinizi çiğnetmekten pek sıkılmış gibi görünmüyorsunuz.

Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!

Hepimizin karnında onların piçleri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız!

Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum; Allah için bizleri, Amerikalılar`ı ve onların piçlerini öldürün!

Allah rızası için! Size yalvarıyoruz."

Yukarıdaki uzun feryadın mektubunu kısaltarak aktardım. Eğer Nuray Bezirgan'ın istediği olsaydı, Türkiye'yi İngilizler yönetseydi "Nurların karnında Amerikan piçleri" olacaktı.

İngilizlerin Afrika kıtasını ele geçirdikten sonra oradaki Müslümanların başına nelerin geldiğini, nasıl dinlerini ve dillerini kaybettiklerini, babaları, dedeleri Müslüman olan Arapların bugün nasıl "ana dili İngilizce olan Araplar" haline getirildiğini bu kızlarımıza kimse anlatmamış anlaşılan.

Başörtülü öğrencilerin örtüleri ile okuma hakkına sahip olmalarını sonuna kadar savunan bir kişi olarak "İngiliz emperyalizmine alkış tutan böyle bir zihniyete yuh diyorum!"

Onları bu noktaya getiren, örnek aldıkları ağabeylerine yuh diyorum!

Yıllardan beri bu ülke Müslümanları için "AB'yi tek kurtuluş reçetesi olarak" iden siyasi güruh, eseriyle ne kadar övünse azdır.

İngiliz âşıkları ve Saidi Nursi

Bütün Türkiye'nin tüylerini diken diken eden, türbanlı nurcu kızımız Nuray Bezirgan'ın sözlerini tekrar hatırlatalım:

"İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani!"

Mesele bu yani!

İngilizler, Türk topraklarını işgalde başarılı olsalardı, Nuray gibi düşünen İngiliz sever Müslümanlar daha çok hakka sahip olacaklarmış!

Bu zihniyet dün de vardı, bugün de var, yarın da var olacak.

Önceki yazımızda, bu konuya geniş olarak yer verdik. İngiliz işgali altındaki Irak'ta, Ebu Garip Cezaevi'nden yazdığı mektupta "karnımızda İngilizlerin piçlerini taşıyoruz!" diye haykıran Iraklı Nur'un mektubunu da yayınladık.

Iraklı Nur, İngiliz sevdasının ne bela bir şey olduğunu feryad ederek anlatırken, Türkiyeli Nuray "keşke İngilizler bizi yönetseydi" diye temennilerde bulunuyor.

Ne gariptir, Zaman, Yeni Asya, Yeni Şafak, Vakit gibi gazeteler bu İngiliz sevdalısı kızın sözlerini haber yapmadılar.

Basının "bu kesiminin" sessizliğini varın siz yorumlayın.

Başı sıkıştıklarında Avrupa'ya ve Avrupa elçilerinin kapısına koşup oradan hak ve özgürlük isteyenlere dair çok hazin hikâyeler vardır tarihin tozlu sayfalarında.

Bugün "dini özgürlük" diye Batıya koşanların üstatları, dün "etnik özgürlük" diye İngiliz elçilerinin kapılarını aşındırıyorlardı.

Mondros Mütareke'siyle savaş sona erince İstanbul'da bulunan Kürt liderler, Kürdistan'ın ulusal bağımsızlığını elde etmek amacı ile Kürdistan Teali Cemiyeti adıyla siyasi bir cemiyet kurdular. Bu cemiyetin kurucuları olan Saidi Nursi, Müküslü Hamza, Botkili Halil Hayali Beyler, faaliyete geçerek cemiyete üye kaydetmeye başladılar.

Kürdistan Teali Cemiyeti yönetim kurulunda ilginç isimler vardı:

"Birinci başkan: Şemdinanlı Seyyit ubeydullah'ın oğlu Seyyit Abdulkadir Birinci başkan Vekili: Bedirhan Emin Ali, İkinci Başkan Vekili: Süleymaniyeli Eski Dışişleri Bakanı Said Paşa'nın oğlu Fuat Paşa, Üyeler, Dersimli Miralay Halil Paşa, Babanzade Şükrü, Tüccar Fethullah, Mehmet Şükrü v.d"

Kabarık listeden bir bölüm aktardım sizlere. Asıl gayem Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kuruluşu değil, bu cemiyette yönetim kurulu seçilen kişilerin İstanbul'da bulunan ABD, İngiliz, Fransız işgal komiserlerini ziyaret ederek bazı taleplerde bulunmalarına dikkat çekmek.

ABD işgal komiseri ile yapılan bir toplantıya Seyyit Abdulkadir, Emin Ali Bedrihan, Prof. Mehmet Şükrü, Emin Ali Bedirhan ve "kavmiyetçiliğe güya karşı olan!" Saidi Nursi de yer alıyor.

ABD işgal komiserinin karşısına çıkıp yalvar yakar "Kürt milli haklarının sağlanmasına yardımcı olmaları "ricasında bulunan bu cemiyet üyeleri tarihe "kara bir leke olarak geçmiştir."

İngiliz işgal komiserinin karşısında "Kürtlere özgürlük!" talebinde bulunan Saidi Nursi'nin bu hareketi ne hikmetse hep dikkatlerden kaçırılmıştır.

Türk basınında da ilk defa bu sütunda yer almış oluyor.

Bunu niye mi anlattım?

Bugün "keşke bizi İngilizler yönetseydi, daha çok haklarımız olurdu" diyen Nuray kızımızla, dün İngilizlere koşup "Kürtlere haklarını verin" diyen zihniyet aynı çeşmeden besleniyor.

Hristiyanların da cennete gideceğine dair fetva buyuran, misyonerlerle ittifak yapılmasını öğüt buyuran da aynı zat.

Ve o yolu takip edenler bugün "AB'nin on iki havarili yıldızları altında daha çok özgür olmak" için çırpınıp duruyorlar.
En son İlteriş Kağan tarafından Sal Kas 24, 2020 15:59 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 654
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Tarikatlar yada Cemaat Adına Ne Derseniz Deyin Hepsi Milli Güvenlik Sorunu pkk ile içli dışlı bunlar

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Kas 24, 2020 15:53

Öncelikle Mevcut tarikatlar neden keko kökenli tarikat şeyhleri tarafından kurulmuştur. düşünülmesi gereken bir konu...bu bölücü pkk destekçi keko tarikatları karanlık emellerini gerçekleştirmek için dîni âlet eden bölücü artıklar.
Onun için neden dini istismâr edip cebini dolduran beyni kefenli bölücü yobazlar yakalanmalarına ramak kala Suûdî Arabistan veyâ başka müslüman ülkelerden biri yerine Avrupaya kaçar, ya Amerikaya çok merâk etmişimdir. Batı hakkında mânevî açlık çektiklerinden mi acep?

CAHİLLER PEŞLERİNDE
Asıl şaşılacak nokta bu tarantula suratlıların davranışı değil, çünki onlar cibiliyyetlerinin îcâbını yerine getirmektedirler, ama binlerce, hattâ onbinlerce Türkün bu câhil adamların peşinden gidip onların hâinâne öğreti ve öğütlerine körü körüne boyun eğmeleridir.

Elbet bir milleti çökertmek için o milletin içinden çıkacak hâinlere ihtiyâc olacaktır. Ve elbet bunlar iplikleri pazara çıktığı zamân hizmetinde bulundukları ülkelere kaçıp sığıntı olarak süflî hayatlarını orada yaşayacaklardır. Bunların doğdukları topraklara dönebilmeleri ancak hizmet ettikleri devletlerin hedeflerine nâil olmalarıyla mümkündür. Bu sapıkların sâdece kanlarından değil, vicdanlarından da şüphe etmek gerekir. Ama tabiî vicdan insanlara mahsûs bir kavramdır.

90 yıl önce 'Emperyalist güçler'gene bunları kullanmıştı bu ülkeyi parçalamak için ama beceremedi....ŞİMDİ gene bu zihniyeti kullanmakta ve busever gerçekleşti çünki Türk milleti yumuşak yerinden vurmakta iç düşman
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır. http://bc.vc/gObxOsm
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 654
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x