
Türkiye’de tüketimin ağırlık merkezi refah harcamalarından zorunlu harcamalara doğru kayıyor. Hanelerin harcadıkları para giderek daha büyük ölçüde barınma, ulaşım ve temel ihtiyaçlar tarafından emiliyor. Zorunlu harcamaların bütçedeki payının azalması ekonomik refah göstergesi kabul edilirken, tersine bir trend yaşanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ülke genelinde yaptığı Hane halkı Bütçe Araştırmasının 2025 sonuçları çarpıcı bulgular ortaya koydu. Araştırmada ailelerin tüketim harcamaları kompozisyonunda özellikle son üç yılda hem gelir grupları arası hem de harcama alanlarına göre devam eden radikal değişim dikkati çekti. Özellikle alt gelir gruplarındaki aileler harcamalarının tamamına yakını evde oturmak, karnını doyurmak ve ulaşım için yapıyor.
KONUT-KİRA PAYI YÜZDE 29,3
TÜİK’e göre 2024’te 45 bin 344 lira olan hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcaması, 2025’te 64 bin 104 liraya; eşdeğer fert başına harcama da 23 bin 558 TL’den 33 bin 521 liraya yükseldi. Bu verilere göre geçen yıl hane halkı başına ortalama tüketim harcaması 2024’e kıyasla yüzde 41,4, fert başına ortalama harcama da yüzde 42,3 ile yıllık enflasyonun üzerinde arttı.
Geçen yıl Türkiye genelinde hane halklarının tüketim harcamaları içinde en yüksek payı yüzde 29,3’le ile konut-kira aldı. Bu harcama grubunun toplamdaki payı önceki yıla göre 3,3 puan daha arttı. Konut kiranın 2022’de yüzde 22,4 olan payı dikkate alındığında üç yıldaki artış yaklaşık 7 puana ulaştı. Toplam tüketim harcamalarında 2024’te 21,6 olan ulaştırmanın payı ise geçen yıl 20,5’e düştü.
Buna rağmen ulaştırma, aile bütçesinde en büyük ikinci harcama kalemi olmaya devam etti. Eski yıllarda hane halkı tüketim harcamaları içinde en büyük payı alan gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının 2024’te yüzde 18,1 olan payı da 2025’te yüzde 17,3’e geriledi. Buna göre kısmi gerilemeye rağmen 2025 itibarıyla ülke genelinde hane halklarının toplam tüketim harcamalarının yüzde 67,1’le üçte ikisini bu üç alana yapılan zorunlu harcamalar oluşturdu.
Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, 2024’ten 2025’e toplam hane halkı tüketim harcamaları içinde lokanta ve otellerin payı yüzde 6,6’dan yüzde 6,9’a, eğitimin payı yüzde 1,6’dan yüzde 1,8’e, sigorta ve finansın payı yüzde 0,6’dan yüzde 0,8’e çıktı. Buna karşılık mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetlerinin payı yüzde 5,9’dan yüzde 5,3’e, giyim ve ayakkabının payı yüzde 5,1’den yüzde 4,3’e, kişisel bakım, sosyal koruma ve çeşitli mal ve hizmetlerin payı yüzde 3,3’den yüzde 3,3’e, bilgi ve iletişimin payı yüzde 3,7’den yüzde 3,6’ya, sağlığın payı yüzde 2,3’ten yüzde 2,2’ye geriledi. Alkollü içecekler ve tütün ürünlerinin yüzde 2,5 ve eğlence, spor ve kültürün yüzde 2,3 olan payı ise değişmedi.
4'ÜNCÜ GELİR GRUBUNDA PAY GERİLEDİ
Türkiye’de toplam tüketim harcamaları içinde nüfusun en yoksul yüzde 20’lik kesiminin 2024’te yüzde 7,6 olan payı 2025’te yüzde 7,8’e, en alttaki 2’nci yüzde 20’lik gelir grubunun payı yüzde 12,7’den yüzde 12,9’a, üçünü grubun payı da yüzde 17,3’ten yüzde 17,7’ye yükseldi.
Buna karşılık 4’üncü gelir grubunun payı yüzde 23,9’dan yüzde 23,2’ye geriledi. En üst gelir grubunu oluşturan yüzde 20’lik kesimin önceki yıl yüzde 38,4 olan payı ise aynı kaldı. Yıllar itibarıyla paylarındaki minimal değişimlere rağmen tüketim harcamalarının yaklaşık yarısını gerçekleştiren en varlıklı kesim ile payı yüzde 7’lerdeki en alt kesim arasındaki yaklaşık 5 katlık uçurum, bozuk gelir dağılımının devam ettiğini gösteriyor.
HARCAMA ALANLARI
2025 yılındaki toplam gıda harcamalarında en düşük gelirli kesimin payı yüzde 13,1, en varlıklı kesimin payı yüzde 27,6 oldu. Diğer harcama alanlarına göre ise en alt ve en üst gelir gruplarının payları arasındaki makas çok daha açık. Eğitim harcamalarının yaklaşık dörtte üçünü; sigorta ve finans, sağlık, ulaştırma, eğlence, spor, kültür, kişisel bakım, sosyal koruma, giyim ile mobilya ve ev eşyası alanındaki toplam harcamaların yaklaşık yarısını; toplam konut-kira harcamalarının üçte birini, diğer harcamaların da en büyük bölümünü en varlıklı yüzde 20’lik kesim yapıyor. Buna karşılık en alt gelir grubunun harcama alanlarına göre tüketimdeki payı yüze 0,9 ile yüzde 13,1 arasında değişiyor.
GELİR KİRA VE GIDAYA GİDİYOR
2025 verilerine göre en alt gelir düzeyindeki yüzde 20’lik kesim, kendi toplam tüketim harcamasının yüzde 38,7 ile en büyük bölümünü konut ve kiraya yapıyor. Bu kesimin harcamaları içinde gıda da yüzde 29,2 ile ikinci büyük payı alıyor. Buna göre aile bütçesinin yüzde 67,9’u bu iki alana gidiyor.
Yüzde 8,6’lık ulaştırma payı da eklendiğinde toplam oran yüzde 67,9’a çıkıyor. Buna göre en yoksul kesimin geliri, sadece evde oturma, karnını doyurma ve bir yerden bir yere gidebilmeye ancak yetiyor. Gıdanın payı en üst gelir grubunda ise yüzde 12,4’e düşüyor. Bu oran zenginlerin daha az gıda tükettiğini değil; gelirleri yüksek olduğu için bütçelerinde gıdanın ağırlığının düşük kaldığını gösteriyor. Ekonomide “Engel Yasası”na göre “Gelir arttıkça gıdanın bütçedeki payı azalıyor”.
En üst gelir grubunda ulaştırmanın yüzde 25 olan payının en alt grupta yüzde 8,6’da kalması da bir refah uçurumu göstergesi. Buradaki “ulaştırma” toplu taşımdan ibaret olmayıp, otomobil alımı, akaryakıt, bakım-onarım, şehirlerarası seyahat gibi kalemleri içeriyor. Dolayısıyla bu veri Türkiye’de gelir arttıkça hareket kabiliyetinin arttığını gösteriyor.
ÖNCELİK KİRA
2025 yılında; temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hane halkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 26,4, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 16 ve ulaştırmaya yüzde 21,9 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan haneler konut ve kiraya yüzde 25,5, gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 17 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 25,9 pay ayırdı.
Hane halkları tarafından en fazla israf edilen gıdalar incelediğinde ise israfın en sık satın alınan, en hızlı bozulan, depolanması en zor ürün gruplarında olduğu görüldü. Bu ölçümde en büyük payı yüzde 39,7 ile taze meyve ve sebze alırken, bunu yüzde 32,5’le ekmek, yüzde 15,1’le süt ve süt ürünleri izledi. Bu veriler satın alma planlaması ve depolama sorunlarına işaret ediyor.
TEK KİŞİLİK HANELERDE PAY YÜZDE 41
Son yıllarda giderek artan tek kişilik hanelerde konut-kira payının yüzde 41 olması da çarpıcı bir veri niteliğinde. Söz konusu oran 6 + kişilik hanelerde ise yüzde 24,4’te kalıyor. Buna göre yalnız yaşayan biri bütçesinin neredeyse yarısını barınmaya ayırırken kalabalık ailelerde bu yük paylaşılıyor. Kira, aidat, elektrik, internet ve diğer sabit giderlerin tek kişi tarafından karşılanması, ölçek ekonomisinin ortadan kalkmasına neden olurken özellikle büyük şehirlerde bağımsız yaşamı ekonomik açıdan zorlaştırıyor. Barınma maliyetlerindeki yükseliş yalnızca ekonomik değil, toplumsal sonuçlar da doğuruyor. Tek kişilik yaşamın pahalılaşması gençlerin aile evinden ayrılmasını, yeni hane kurulmasını ve kentlerde bağımsız yaşamı zorlaştıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

