
Uranyum Ciddi Riskler Taşıyor
Etkin Haber Ajansı / 17 Mayıs 2010
İran, Brezilya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya göre, uranyum takası Türkiye'de yapılacak. Küçükçekmece Santrali'ne 1200 kilogram uranyum geliyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: İstanbul deprem bölgesinde, radyasyon sızıntısı olabilir.
TAHRAN- İran ile Batılı ülkeler arasında yapılması öngörülen uranyum takası Türkiye'de yapılacak.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki ve Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim, uranyum takası konusunda üzerinde uzlaşılan mutabakat metnini imzaladı. İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen törene, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula Da Silva ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.
1200 Kg. Uranyum İstanbul'a Geliyor
İmzalanan anlaşmaya göre uranyum takasının Türkiye'de yapılması öngörülüyor. İran'ın 1200 kilogram düşük seviyede zenginleştirilmiş uranyumu yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyumla takas edeceği bildirildi.
İran, nükleer takas mektubunu 1 hafta içerisinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na (IAEA) gönderecek.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) yetkilileri, uranyumun Küçükçekmece Santrali'nde saklanacağını açıklamıştı. Uranyum, Türkiye'nin kendi yakıt envanterine kaydedilerek, UAEK'in rutin denetimlerinde de kontrole açılacak. Türkiye, geri istenene kadar uranyumu saklayacak.
Depremde Ne Olacak?
Akademisyenler ve çevreciler ise konu ilk gündeme geldiğinde depolamaya karşı olduklarını açıklamışlardı. İstanbul'un taşıdığı deprem riskine dikkat çeken uzmanlar, böylesi bir durumda dışarıya radyasyon sızacağını belirtiyor. Ayrıca nükleer atık taşımacılığının temel bir risk olduğu ifade ediliyor.
İran'la Türkiye arasında yapılan anlaşmayı değerlendiren Greenpeace İstanbul Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker, hem zenginleştirilmiş uranyumun, hem de nükleer yakıt denilen maddelerin yüksek düzeyde toksit ve radyoaktif maddeler olduğunu söyledi, "Çok ciddi riskler taşıyorlar" dedi.
Uzman Yok, Taşıma ve Ulaşım Yetersiz
Diker, şöyle konuştu: "Türkiye'de iki endişemiz var. Bunlardan biri bunları depolayacak yeterli uzmanlar bulunmuyor. İkincisi ise Türkiye'nin bir şekilde taşıma ve ulaşımı ortada. Bütün ülkeler bu radyoaktif maddelerden kurtulmak isterken Türkiye'nin kendi isteğiyle buraya getirmesi hakikaten düşündürücü. Geçtiğimiz yıl İspanya'da bir örnek yaşandı. Radyoaktif madde taşıyan bir kamyon hemen hemen 6 saat boyunca farkedilmeden yerleşim birimleri içerisinden geçti. Türkiye'de de böyle bir durum olmayacağının bir garantisi, işlerin ters gitmeyeceği garantisi yok."
Tesiste Sızıntı Olmuştu
Küçükçekmece'deki tesisle ilgi çekinceleri olduğunu söyleyen Korol Diker, 1999 yılında bu tesis kapandığında sızıntı olduğu şeklindeki söylemleri hatırlattı. "Türkiye'nin radyoaktif maddelerle olan deneyimi, tecrübesi ortadadır" diyen Diker, işçilerin, toplayıcıların radyoaktif maddelerden ışımaya maruz kaldığını hatırlattı.
Diker, ayrıca İstanbul'daki deprem riskine dikkat çekti, "İkincisi bu maddeler her türlü riski taşıyorlar" dedi.

Çöpü Patlayan Ülkede Uranyum Depolanmaz
Kent Yaşam / 18 Mayıs 2010
Terör, açılım, siyaset tartışmalarının arasında kaynayıp giden "Türkiye'nin İran'dan gelecek 1.2 ton zenginleştirilmiş uranyumu saklaması" konusunu uzmanlara sorduk. Türkiye'nin bu konuda deneyimsiz olduğunu söyleyen uzmanlar tepkili ve tedirgin.
İran’ın nükleer bomba yapmasını geciktirmek amacıyla Uluslararası Atom Enerji Kurumu (UAEK) Başkanı Muhammed El Baradey’in "uranyumu Türkiye alsın" önerisinin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, "Talep gelirse İran’dan gelecek uranyumu alabiliriz" dedi.
Anlaşma sağlanması halinde Türkiye’de bulundurulacak yüzde 5 oranında zenginleştirilmiş 1,2 ton oranındaki uranyum, Uluslararası Atom Enerji Kurumu (UAEK) gözetiminde, Küçükçekmece’de bulunan Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde saklanacak. İran ise Tahran’daki reaktörleri için gerekli yakıtı, ilaç sanayi ya da enerji gibi alanlarda kullanacağı daha zengin uranyumu Rusya’dan alacak ve Türkiye depoladığı uranyumdan aynı miktar cevheri Rusya’ya iletecek.
ÇNAEM Saklamaya Hazır
TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında dile getirilen durum, terör ve açılım tartışmalarının arasında kamuoyunun pek de dikkatini çekmeyen bu döngünün sürekli devam edeceği alan Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi (ÇNAEM) olacak. ÇNAEM yetkilileri, konunun henüz netleşmemesinden ötürü açıklama yapamayacaklarını ancak böyle bir talep geldiğinde uranyumu saklamak için her şeyin hazır olduğunu belirtirken, Türkiye’nin bu anlaşmaya ortak olması halinde nelerin meydana gelebileceğine dair görüştüğümüz uzmanlar ise böyle bir durumun İstanbul için büyük tehlikelere yol açabileceğini ifade ettiler.
İranlı yetkililerin, ulusal egemenlik ilkelerinden ötürü göndermek istemedikleri uranyumu depolamaya hazırlanan Türkiye’nin bu kararını ele alan uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, bu süreci gazetemize yorumladılar.
Depremde Radyasyon Açığı Oluşabilir!
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, büyük bir depremin beklendiği göz önünde bulundurulduğunda uranyumun İstanbul'da depolanmasının büyük tehlikeler arz ettiğini söyledi. Uranyumun depolanmasından sonra Küçükçekmece bölgesinde meydana gelebilecek 7 üzeri bir depremde, radyasyon açığının meydana gelebileceğini dile getiren Gündoğdu, "7'nin üzerinde bir deprem olması önemli bir risktir. Bunlar, 1. sınıf stratejik yapılar grubuna dahildir. Yapıya bir şey olmasa dahi içeride farklı şeyler olabilir, devrilmeler olabilir, dışarıya radyasyon yayılabilir. Çernobil olayı bunun en acı örneğidir, yayılan radyasyondan ötürü birçok insanda kanser hastalığı görülmüştür" dedi. Gündoğdu, nasıl bir depolama sisteminin olacağı, teknolojisinin hangi düzeyde geleceği uzmanlar tarafından çok iyi araştırılmasının gerektiğini vurguladı. Nükleer enerjiye karşı olmamak gerektiğini de belirten Oğuz Gündoğdu, "Nükleer enerjiye tükenen doğal kaynaklardan ötürü ihtiyaç var. Rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi devede kulak kalır. Enerji sağlamaya ihtiyacımız var yoksa yaşamı nasıl devam ettireceğiz? Çağdışı kalırsak matbaanın iki yüz yıl sonra gelmesi gibi bir şey olur. Riski varsa protesto ederiz, tepki gösteririz ama nükleer enerjiye karşı olmak işe yarar bir şey değil" ifadesini kullandı.
"Tehlike Yok" Deseler Bile, Biz Çöpü Patlayan Bir Ülkeyiz
Depolanacak uranyumun çevre ve insan sağlığı açısından çok büyük riskler içermeyeceğine yönelik bilgiler geldiğini ancak net bilgiler elde edemediklerini ifade eden Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Eylem Tuncaelli ise sorularımızı şöyle yanıtladı, "Uygun depolama sağlandığı zaman herhangi bir zarar meydana getirmeyecektir ancak mevcut hükümetten ötürü insanın aklına başka şeyler de geliyor. Çoğunluğu Müslüman olan bir ülke, bir Müslüman ülkenin zenginleştirilmiş uranyumuna bekçilik yapacak."
"Çöpü patlayan bir ülkede her şeyi göz önüne almak gerekir. Uranyumun riskinin az olması demek, nükleer santrallerin de riskinin az olması anlamına gelmeyecektir. Ki durumu ‘bakın uranyumu depoladık bir şey olmadı nükleer santrali kurarsak da bir şey olmayacaktır’ haline getirmeye çalışacaklardır" diyen Tuncaelli, zenginleştirilmiş uranyumun, henüz aktive edilmemiş olduğundan bir röntgen odası kadar radyasyondan fazlasını yaymayacak bir hammadde olduğunu da belirtti.
Türkiye'nin uranyum meselesinden önce bağımsız ulusal enerji politikalarını tartışması gerektiğini söyleyen Tuncaelli, "Sabah bir uyanıyorsunuz, benim milletvekilim mecliste bir gecede 'nükleer yasa' çıkartıyor, cunta gibi. Bu konu, nükleer santral karşıtlığını ön plana çıkartmak için kullanılmalıdır" dedi.
Türkiye'nin Deneyimi Yetersizdir
İran’ın göndereceği uranyumun Türkiye’de saklanması önerisine sıcak bakan hükümetin, radyoaktif taşıma, saklama işlemlerinden kaynaklanabilecek her türlü güvenlik sorununu hesaba katmadan yaptığı bu açıklamaların ciddi olamayacağını söyleyen Greenpeace İstanbul Ofisi Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker ise "Türkiye hiçbir atığı saklayabilecek durumda değilken, üstelik radyoaktif atık taşımacılığı bugün Avrupa’da bile büyük kaza riskleri taşırken, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu Türkiye’ye neden getiriliyor?" sorusunu yöneltti. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, İran için yaşamsal önemde olduğunu belirttiği uranyumun Türk insanı için ne kadar ölümcül olabileceğini düşünmediğini ifade eden Diker, "Bakanlarımız her ülkenin kurtulmak için uğraştığı radyoaktif maddelere Türkiye’nin kapılarını açmak yerine yetkilerini 'Nükleerden Arındırılmış bir Ortadoğu' fikrini kabul ettirmek için kullanmalı" dedi.
Türkiye'nin uranyum zenginleştirme ve saklama konusunda deneyimi, bilgisi ve tesislerinin yetersiz kaldığını belirten Diker, TAEK'in (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) radyoaktif maddelerin yönetimi ile ilgili geçmiş deneyimlerinden de bu meseleyi kolaylıkla bir felakete dönüştürebileceklerini ifade etti. "Uranyumun taşınması için kullanılması olası Türk demiryollarının güvenliği, bugüne dek yaşanan kazalar düşünüldüğünde büyük soru işaretleri yaratmakta, söz konusu maddelerin karayolu ile taşınması ise çok daha büyük riskler oluşturmaktadır" diyen Diker, kalıcı bir çözüm için bölgede ve dünyada uranyum zenginleştirmenin sonlandırılmasını, nükleer enerji programlarının bitirilmesini ve nükleer silahların imha edilmesinin gerektiğini vurguladı.
Uranyumun Zarar Vermeyeceği İspatlanmış Değildir
Yetkililerin açıklamalarına rağmen Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin 1,2 tonluk uranyumu stoklamaya yetecek kapasitede olmadığını dile getiren Sinop Nükleer Karşıtı Platform üyesi Küçükçekmece Sinoplular Derneği Başkanı Adnan Çakar, “Bizim tesisimiz atıl bir tesistir, bu konuya dair net sonuçlar belirtebilecek bilimadamı da orada yoktur. Küçük bir kobalt parçasının kontrol dışı kalması nedeniyle onlarca insan sakat kaldı. Yetkililerin, gelecek uranyumun zarar vermeyeceğine dair verdiği bilgiler ispatlanmış değildir!” dedi. Nükleer santral kurmak amacıyla depolanacak uranyumun zarar vermeyeceğini kanıtlanmaya çalışılacağını dile getiren Çakar, “Bakın uranyumu depoladık zararı yoktur, nükleer santralin de zararı yoktur psikolojisini yaymak amacı güdülüyor olabilir. Bir takım bedeller ödenecekse bu bedeller, sağlığımızı derinden etkileyecek bedellerdir” dedi.
"ABD'nin amacı, Büyük Ortadoğu projesinin bir ayağını oluşturan Türkiye’nin üzerinden yürüyerek İran’ı tehdit olmaktan çıkarmaktır. Müslüman İran’a karşı Müslüman Türkiye’nin ilişkisi ABD tarafından kullanılmaktadır. ABD müdahalesiyle ortada bir kriz doğacakken, Türkiye üstünden müdahale edilmesi ile kriz ortadan kalkıyor. Bu nedenle, her iki tarafa da iyi geçinen bir ülkenin üstünden bu projeyi yürütmeye çalışıyorlar ve burada tehlikeye düşen halktır" diyen ve Türkiye’nin bu depolama işlevini kabul etmesinde büyük bir projenin etkisi olduğunu da vurgulayan Çakar, hem siyasi hem de tabii anlamda depolamanın ülkeye yarar sağlamayacağını iddia etti.
Gerekirse Küçükçekmece Tesislerinde Eylem Yaparız
Geçmişte Küçükçekmece’de yaşanan olumsuz olaylara değinen Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Başkanı Zafer Murat Çetintaş ise "Bizde sağlıklı ve güvenilir olarak saklanması mümkün değil, ayrıca niye bizde saklansın ya da depolansın" diyerek uranyumun Türkiye’de depolanmasına dair tepkisini dile getirdi. Meseleyi farklı bir yerden ele alarak, ülkemizin küçük ABD olma yolunda ilerletildiğini ifade eden Çetintaş, "Nükleere sonuna kadar karşıyız, gerekirse uranyumun depolandığı Çekmece tesisleri önünde eylem yaparız" dedi.
Türkiye’nin Nükleer Enerjiye İhtiyacı Yoktur
Meseleye nükleersiz bir Ortadoğu ve dünya için çağrıcı konumda olabilmek açısından bakmak gerektiğini belirten gazeteci-yazar Özgür Gürbüz ise "Ne Türkiye’nin ne de İran ve İsrail’in elektrik üretimi için nükleer enerjiye ihtiyacı yoktur. İran’ın uranyumunu burada saklamak sadece Türkiye’nin de bu riskli pazarlıklara dahil olması anlamına geliyor. Riskli diyorum çünkü ileriki günlerde İran ile Batı arasındaki anlaşma bozulur ve İran uranyumu geri isterse Türkiye bunu iade etmek zorunda kalacaktır" dedi. ABD ve Batı’nın baskısıyla uranyumun iadesi engellenir ya da Türkiye baskılar sonucu bu tavrı gösterirse bir kaosa sürükleneceğimizi ifade eden Gürbüz, Türkiye'nin kesinlikle uranyumu almaması gerektiğini ifade etti.
Selin Asker

