Vücut dili tüyoları

Diğer kategorilere uymayan başlıkları burada paylaşabilirsiniz

Vücut dili tüyoları

İletigönderen Pınar » Cmt Nis 12, 2008 11:44



Vücut dilinin gelişim nedeninin hayvanlarla kurulan iletişim ile bağlantılı olup olmadığı uzun yıllardır tartışılıyor. Vücut dilini üreten başlıca etmenler arasında genetik eğilimler ve çevresel etkiler de sayılıyor. Hayatında hiç gülümseme görmemiş kör bir çocuk gülümseyebiliyor. Vücut dilinin daha gelişkin biçimi olan jestlerse genellikle fark edilmeden çevresel etkilerle ortaya çıkıyor.

Vücut dili bire bir iletişimde son derece önemli ancak grup içi iletişimde vücut dili daha büyük önem kazanıyor. Bir topluluğa karşı konuştuğunuzda siz düşüncelerinizi sözlerle ifade ediyorsunuz. İzleyicilerse daha büyük grubu oluşturmalarına karşın sizinle iletişmlerini vücut diliyle sağlıyorlar.

Vücut dili özellikle kur yaparken, potansiyel partnerinizi etkilemek için bilinçsizce ortaya çıkıyor. Pek çok zaman da işe yarıyor. Bu kadar gerekli, gereksiz açıklama yaptıktan sonra şimdi size karşınızdakinin hangi hareketinin ne anlama geldiğini ve de bunlara karşı nasıl pozisyon almanız gerektiğini anlatacağım ki, bu bilgi derhal çevrenizdekileri çözmenize ve de gerekli önlemleri almanıza
yardımcı olacak. İnanmıyor musunuz? O halde deneyin görün...

- Elleri belinde ayakta duran bir kişi nedensiz de olsa kavga çıkarmaya hazırdır. Aman ondan uzak durun.

- Karşınızda bacak bacak üstüne atmış biri varsa ve de üstteki bacağını sallıyorsa, bu onun sıkıntıdan ölmek üzere olduğunu gösterir. Derhal espri patlatmaya başlayın.

- Başını iki elinin arasına alma, gözleri aşağıya doğru bakma da sıkılmanın göstergesidir. Hemen konu değiştirin.

- Kollarını göğüs hizzasında kavuşturmuş kişinin savunmasız halde olduğunu anlayabilirsiniz. Ona kabul ettirmek istediğiniz her ne varsa hemen harekete geçin.

- Çenesini tutan bir kişi büyük bir olasılıkla kafasında değişik değerlendirmeler yapıyordur. Bu durumda sizi dikkatle dinleyemeyeceğine göre, ona çok önemli meselelerden söz etmeyin.

- Burna hafif dokunma veya hafifçe ovma; geri çevirme, şüphe, yalan söyleme anlamına gelir. Karşınızdakine palavra sıkıyorsanız buna hemen son verin. Eğer konuşan oysa yalancılığını yüzüne rahatlıkla vurabilirsiniz.

- Karşınızda ellerini oğuşturan kişinin sizden bir beklentisi var demektir. Bu beklentiyi tahmin etmeniz pek de zor olmayacaktır. Eğer olumlu cevap veremeyecekseniz ortamdan hemen sıvışın.

- Otururken hafif kaykılmış, ellerini başının arkasında birleştirmiş, bacak bacak üstüne atmış bir kişi kendine güvendiğini ve karşısındakine üstünlük tasladığını gösterir. Eğer gıcık olduğunuz biriyse zekice sataşmalarla bu özgüveni bir anda ortadan kaldırabilirsiniz.

- Yana hafif eğilmiş baş anlatılana ilgi gösterildiğini ifade eder. Bu durumu iyi değerlendirin, konuşmanızı sürdürüp ortamın keyfini çıkarın.

- Çenesine hafif hafif vuran birinin bir karar verme aşamasında olduğunu anlayabilirsiniz. Hakkınızda hayırlı olmayacaksa onu bu düşüncelerden uzaklaştırmak için dikkat dağıtıcı hareketler yapın.

Benden bu kadar. Artık gerisi size kalmış...

KAYNAK

VÜCUT DİLİ İLE KARŞINIZDAKİNİ ETKİLEYİN

İnsanın varoluşu milyonlarca yıl öncesine dayanıyor. Dil denen iletişim mucizesi ise insanın varolmasından bir hayli sonra gelişti. Bu durumda insanların birbirleriyle iletişim kurmaları için tek yol vardı, o da vücut dili kullanmaktı. vücut dili günümüzde ise bambaşka bir önem taşıyor. İnsan insanı sadece ağzından çıkan sözlerle değil, vücut hareketleriyle de değerlendiriyor ve yargılıyor. İnandırıcılık derecesi artık sadece sözlerimiz ve sözlerin anlamında öte, sözleri hangi hareketlerle sunduğumuza da bağlı. Önemli olan bir insanın ne söylediği değil, nasıl söylediğidir. Vücut dili ile ilgili kurslar ve kitaplar bile var. Dolayısıyla vücut dilini öğrenmek artık bu yüzyılda herkesin bilmesi gereken bir iletişim sanatı haline geldi…

Vücudunuzu kontrol altında tutun

Psikologların yıllarca üstünde çalışmalar yaptıkları vücut dili kullanımına göre ikiye ayrılır: İstemsiz vücut dili ile istemli vücut dili. Her insan karşısındakine bir şeyler anlatırken ellerini, kollarını, kaşlarını, göz kapaklarını, ağzını hatta bacaklarını farklı şekillerde hareket ettirir. Bu aslında beynimizin vücut organlarımıza gönderdiği sinyallerle ilgilidir. Bu tamamen istemsiz gelişen bir durumdur ve buna istemsiz vücut dili denilir. İstemli vücut dilinde ise insan bir taraftan konuşurken, diğer taraftan da karşımdakini nasıl daha iyi ikna edebilirim ya da etkileyebilirim düşüncesiyle yola çıkarak bilerek ve istemli olarak vücut dilini kullanması durumudur. Her ikisi de çok önemlidir, çünkü bir taraftan hem istemsiz vücut dilimizi kontrol altında tutmaya çalışmalı, diğer taraftan da daha etkili vücut dili kullanmanın püf noktalarını öğrenmeliyiz.

Etkileyici bakın

Vücut dili için en önemli organlar sırasıyla gözler, eller, ağız, omuzlar ve bacaklar. Bunun dışında burun kıvırtmak, dil çıkartmak, göğüs bölgemizi hareket ettirmek gibi küçük detaylar da çok önemlidir. İnsanın en anlamlı organı gözlerdir. Gözler her şeyi anlatır zaten, dolayısıyla vücut dili için gözler ilk sırada gelir. Kısık gözlü bakışlar insana şüpheyi, açık gözler merakı, derin bakışlar dikkati, eğik bakışlar üzüntüyü anlatır. Göze bağlı olarak kaşlar da hareket edecektir. Kaş çatmak insana kızdığınızı anlatır, kaşlarınızı bir hilal şeklinde kaldırmak karşınızdakine meraklı olduğunuz izlenimini bırakır. Dikkat etmeliyiz, gözlerimiz karşısındakini dinlerken veya siz karşınızdakine bir şey anlatırken asla boş bakmamalıdır. Karşınızdakini gözlerinizle çok iyi etkileyebileceğinizi asla unutmayın.

Eller çok önemli

Ellerimizi ikinci derecede çok önemlidir. Gözlerine ve bakışlarına fazla güvenmeyen insanın başvurduğu bir yoldur, elleriyle karşısındakini etkilemek. Bu konuda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Ellerinizi kontrollü hareket ettirmelisiniz ve karşınızdakine dinleme fırsatı tanımalısınız. Toplumda ellerini kollarını fazlaca savuran kişiler pek dikkate alınmazlar. Fazla el kol hareketi yapmak karşınızdaki insanın güvenini de kırabilir. vücut dilinde elden çok parmak aktif bir rol oynar. Uyarı niteliğindeki işaret parmağını kaldırmak en çok kullandığımız parmak hareketlerinden birisidir. Bunun dışında anlatmak istediğiniz bir şeyi vurgulamak için ellerimizle büyük daireler çizeriz. Bu da oldukça etkileyici bir vücut hareketi. Parmağınızı burnunuzun altında tutmak ise iyi bir dinleyici olduğunuzun kanıtıdır. Yine parmağınızı çenenizin altında tutmak, kendinize çok güvenen biri olduğunuzu gösterir.

Kendinize güvendiğinizi gösterin

Omuzlarınızın da oldukça önemli fonksiyonları vardır bu konuda. Şaşırmış izlenimini bırakmak içi omuzlarımızı kaldırırız. Karşınızdakinin sözlerini dikkate almak istemediğinizi vurgulamak içinse omzumuzu hafifçe dalgalandırırız. Otururken bir omuzu, diğerinden yüksekte tutmak ise güç ifadesidir. Karşınızdakine kendinize güvendiğinizi vurgulamak için omuzlarınızı daima dik tutun. Düşük omuzlar her zaman kaybetmenin işaretidir. vücut dili için diğer bir önemli organ ise bacaklardır. Bacak üstüne atmak kendine güvenin işaretidir. Kadınlar bacak bacak üstüne attıkları zaman ayaklarını salladıklarında, bu bir kendine güven anlamı taşıyabilir. Bacakları birleşik tutmak karşınızdaki insan tarafından zayıflık göstergesi olarak algılanabilir. Bacakları uzatıp, ayakları birleştirmek rahatlığın ifadesidir. İş görüşmelerinde en uygun pozisyon bacak bacak üstüne atmaktır. Asla iş görüşmesi yaparken bacaklarınızı birleşik tutmayın ve bacaklarınızı uzatmayın.

Kişisel Alanımız

Tüm insanların kendilerine ait kişisel bir alanı vardır. Kişisel alanlarımız etrafımıza oluşturduğumuz belli büyüklükteki boşluktan oluşur. Bu boşluklar kişiden kişiye değişir. Bu da yetiştiğimiz alanın sıkışıklığı veya genişliği ileilgilidir. Aynı durum hayvanlar için de geçerlidir. Evimizde beslediğimiz evcil kedimizle, Afrika'nın uzak bölgelerinde yetişmiş bir aslanın kişisel alanları da doğal olarak farklılık gösterir.

Kişisel alanlarımıza kimleri ne kadar yaklaştıracağımız ve bu yaklaşımdan ne kadar rahatsız olacağımız ya da olmayacağımız 4 ana alana göre belirlenir.

Mahrem Alan

Etrafımızda oluşturduğumuz 45 cm'lik görünmez daire bizim mahrem alanımızı oluşturur ve bu alanı kendi malımız olarak benimseyip, kullanırız. Bu oldukça önemli bir alandır ve sadece anne, baba, kardeş, sevgili, eş gibi duygusal olarak çok yakın bulduğumuz kişilerin bu alana girmelerine izin veriririz. Onların dışında kalan kimselerin bu alana yaklaşmaları oldukça rahatsız edici bir durumdur. Kişi bundan çok rahatsız olur. Bu onun kendini güvende hissetme sınırlarını zorlar. Bu nedenle kalabalık bir otobüste bize fazla yaklaşan kişilere tepki gösterir, bu yakınlıktan fazlaca huzursuzluk duyarız. Bir yabancının mahrem alanımıza girmiş olması fizyolojik olarak da bizi oldukça fazla rahatsız eder. Örneğin kalp daha fazla kan pompalamaya başlar, adrenalin salgımız yoğunlaşır ve olası bir "kaç veya saldır" durumuna hazırlık yapıldığından beyin ve kaslara normalden daha fazla kan gider. Eğer mahrem bölgemize girmiş olan kişiyle sohbet ediyorsak, sohbete odaklanmamız da iyice zorlaşır.

İnsanlar normal şartlarda bir başkasının mahrem alanına ancak iki sebeple yaklaşır. Bunlardan birincisi ya çok yakın akraba veya arkadaşımızdır veya bize cinsel olarak yaklaşmaya çalışmaktadır. İkincisi de karşımızdaki kişinin bir saldırgan olması ve bize saldırmak üzere yaklaşmasıdır.

Kişisel Alan

Bu bölge kokteyllerde, ofis partilerinde, sosyal etkinliklerde ve arkadaş toplantılarında başkalarıyla aramıza koymuş olduğumuz mesafedir. Yaklaşık sınırları 30 - 75 cm arasıdır. Kişilerle çok samimi olmadıkça bu alanı kullanmayız.

Sosyal Alan

Kısa süreliğine iletişimde olmak zorunda kaldığımız kişilerle aramıza koymuş olduğumuz mesafedir. genel olarak bu kişiler bize yabancıdır. Bir sebepten dolayı onlarla birlikte olmamız gerekmiştir. Postacı, bakkal, çalıştığımız iş yerine yeni başlamış bir kişi bize ancak bu alanın müsade ettiği 120-210 cm lik mesafe kadar yaklaşabilir. Masa, sehpa vb. engellerle bu alanımızı korumaya gayret ederiz. İş görüşmelerinde en çok kullandığımız alanımız sosyal alanımızdır.

Ortak Alan

Bu alan, kalabalık bir gruba hitap ettiğimizde ya da kalabalık bir grubun içine girdiğimizde paylaştığımız mesafemizi oluşturur. İnsanlara izin verdiğimiz yakınlık en fazla 3 metredir. Özellikle cafe, restaurant, park vs. gibi yerlerde en çok bu alanımızı kullanma ihtiyacı hissederiz. İnsanlardan en uzak mesafedeki masayı veya sandalyeyi seçme sebebimiz ise tamamen bunla ilgilidir.

Bu alanlar beden dili konusunda önemi şöyle karşımızı çıkar. Örneğin bir yabancının mahrem bölgemize girmesi vücudumuzda fizyolojik değişikliklere neden olur. Kalp kanı daha hızlı pompalar, adrenalin salgısı yoğunlaşır ve olası bir ´kaç veya saldır´ durumuna hazırlık yapılırken beyin ve kaslara daha fazla kan gider.Bu ise kişinin konuya, sohbete odaklanamamasına yol açar, huzursuz bir hale bürünürüz.

İş görüşmelerinde en çok dikat etmemiz gerekenlerden biri de, sosyal alanımızın bize sağlanmış olup olmamasıdır. Aksi takdirde güvensizlik, huzursuzluk, dikkat eksikliği, aşırı heyecan yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.
Halk tarafından devlete "Sen bana hizmet etmek için varsın, bunun ötesinde senin bir anlamın yok" dendiğinde herşey yoluna girecektir...

(Osman Pamukoğlu)
Kullanıcı küçük betizi
Pınar
Üye
Üye
 
İletiler: 1380
Kayıt: Çrş Haz 06, 2007 7:47

İletigönderen lafebesi » Pzt Kas 10, 2008 22:47

bunları karsı taraftakide biliyosa naapcaz :D
ama yınede cok faydalı bılgıler saolun
Kullanıcı küçük betizi
lafebesi
Üye
Üye
 
İletiler: 32
Kayıt: Cum Kas 07, 2008 12:03

İletigönderen sessiz sedasız » Pzr Ara 14, 2008 21:54

ilginçmiş :roll: ama lafebesinin söylediği daha da ilginç :r
Sen ne kadar bilirsen bil,Senin bildiğin karşındakinin anladığı kadardır.
Kullanıcı küçük betizi
sessiz sedasız
Üye
Üye
 
İletiler: 988
Kayıt: Cum Mar 28, 2008 1:55
Konum: istanbul


Şu dizine dön: Diğer

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x