Yeni Osmanlıcılık modeli uygulanıyor / Salim YAVAŞOĞLU

Genel & Güncel Konular

Yeni Osmanlıcılık modeli uygulanıyor / Salim YAVAŞOĞLU

İletigönderen Balasagun » Sal Ara 20, 2011 13:13

Yeni Osmanlıcılık modeli uygulanıyor

Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, “Vakıflar Yasası ile Cumhuriyet’in tüm kaleleri yıkılıyor. Adeta Atatürk’ten ve devrimlerden öç alınıyor” dedi

Salim Yavaşoğlu

Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, AKP iktidarının Vakıflar Yasası’nda değişiklik yaparak azınlık cemaat ve vakıflarına Türkiye’de her türlü faaliyetin önünü açtığım ileri sürdü. Vakıflar Meclisi’nin İzmir Musevi Cemaati’nin ismini “İzmir Musevi Cemaati Vakfı” şeklinde tescil edip 22 taşınmazı bu vakfa vermesinin bunun bir kanıtı olduğunu belirten Özkaya, “AKP iktidarı ‘Olsa da verdim, olmasa da’ mantığıyla hareket edip, ‘Yeni Osmanlı Modeli’ni hayata geçirmeyi planlıyor” dedi.


Oyun içinde oyun

Vakıflar Meclisi’nin “İzmir Musevi Cemaati’nin tasarrufundaki taşınmazların fermanla tahsis edildiği ve bu fermanın ise 1841’deki büyük yangında kaybolduğu bilinmektedir. Sonuç olarak, İzmir Musevi Cemaatinin Osmanlı döneminde devletçe kabul edilen bir hayır müessesesi olduğu sonucuna varılmıştır” şeklindeki açıklamasının gerçekleri yansıtmadığını belirten Özkaya şunları söyledi: “1935 yılında çıkartılan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince; 1936 yılında beyan edilemeyen kilise, sinagog, havra ve diğer gayrimenkuller aynı yıl yürürlüğe giren 2644 sayılı Tapu Kanunu ile Maliye Hazinesi mülkiyetine tescil edilmiştir. Bu taşınmazlar söylendiği gibi ‘Musevi Cemaati’ adına kayıtlıysa o zaman bu cemaatin vakıf yapılıp onun üzerine tescil edilmesi gibi bir şey neyi değiştirir ki? Ferman yandıysa o zaman İzmir’in bütün tapu kayıtları yanmıştır. Çünkü bu tür belgeler Tapu Kadastro Müdürlüğü arşivinde bulunur. Diğer İzmirlilerin kayıtları neden kaybolmamış? Böyle bir şeye nasıl inanılır?”


Göstermelik “One Minute”

Özkaya, çıkartılan Vakıflar Yasası’nın, 3 Mart. 1924 tarihinde çıkartılan “Şeriyye ve Efkaf Vekâletinin İlgasına İlişkin Yasa”ya bir misilleme olarak mı çıkarıldı düşüncesini akla getirdiğini belirterek, “Cumhuriyet’in tüm kaleleri birer birer yıkılarak, adeta Atatürk’ten ve devrimlerden öç alınıyor. Cumhuriyet’e Vakıflar Yasası kullanılarak kafa tutuluyor. Ülke, cemaat devletine dönüştürülüyor. Ne yazık ki buna muhalefetin sessizliği, edilgenliği, basiretsizliği eklenince durum daha da vahimleşiyor. İsrail’le bir yandan ‘One Minute’ göstermelik çıkışı yapacaksın, bir yandan da ‘Füze Kalkanı’yla koruma altına alınmasına yardımcı olacaksın bir yandan da sinegog, mezarlık gibi çok sayıda kullanılmayan Osmanlı’dan kaldığı iddia edilen taşınmazlarım, vakıf haline getirerek geri iade edeceksin. Bütün bunları 1841 tarihli yangında belgelerimiz yandı gerekçesine dayandıracaksın. Buna iktidar olarak, Yeni Osmanlıcılık uygulamalarıyla sürdüreceksin. İzmir’den başlayan teslimiyetin ülke geneline yayılmaması için artık halkımızın hayali gündemlerden uyanması gerek. Lozan tapu senedinin yırtılmasına izin vermemeli” şeklinde konuştu.

Resim

ABD ve AB’nin istekleri gündemde

Vakıflar Meclisi, tarafından İzmir Musevi Cemaati, “İzmir Musevi Cemaati Vakfı” adıyla tescillendi. Cemaatin “vakıf” adı altında tescillenmesinin ardından devlet hazinesine ait 22 taşınmazın vakfa kaydedilmesi kararlaştırıldı. İzmir Havra Sokak’ta bulunan Şalom, Giveret, Elgazi, Bikurholim, Beth İsrael ve Roşarr sinagoglarıyla birlikte kullanılmayan 12 sinagog ve 4 dükkan, bürokratik işlemlerin tamamlanmasının ardından vakfa verilecek. İzmir Musevi Cemaati Başkanı Jak Kaya, cemaatin 1936 yılındaki vakıf yasasındaki değişiklik kapsamında beyanname veremediğini belirterek, “Bu tarihten itibaren de vakıf oluşturulamadığı için sinagoglarımızın mülkiyet sorunu devam ediyordu. Bu sayede sinagoglarımız ile dükkanlarımızı vakfımıza tescil edeceğiz” dedi. Emekli Tapu Kadastro Müdürü Özkaya, Vakıflar Meclisi, 12 Aralık 2011’de aldığı kararla, İzmir Musevi Cemaati’nin başvurusu üzerine kendilerine “vakıf” statüsü vererek, bir süredir ABD ve AB tarafından yapılan baskıların gereğinin yapıldığını kaydetti. Özkaya, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bahane edilerek, önce Büyükada’daki ‘Yetimhane’yi daha sonra da Bozcaada’dan Kimisis Teodoku Rum Ortadoks Kilisesi’ni iade ettiler.”


Sıra Ruhban Okulu’nda

Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, sıranın Ruhban Okulu’nun açılmasına geldiğini belirterek şöyle konuştu: “Fener Ortodoks Rum Patriği Bartholomeos, Ekümeniklik taleplerini her fırsatta ısrarla dile getirmekte ve ABD ve AB tarafından Ekümenikliği tanınmaktadır. Avrupa Palamentosu’nda kırmızı halılarla karşılanarak kürsüye çıkarılmakta, ülkemize gelen Obama, Clinton, İngiltere Kraliçesi ve Batılı yetkililer tarafından düzenli olarak ziyaret edilmektedir. Devletimiz içinde ayrı bir Vatikan oluşturulmuştur adeta. Bartholomeos, İstanbul Balat’ta sürekli konut ve arazi alımlarına hız vermekte, kentsel dönüşüm adı altında AB dayatmalarıyla halkın atalarından kalma konutları adeta kamulaştırılarak azınlıkların eline geçmesine zemin hazırlanmakta, Surlar civarı ve Sulukule örneği gibi. İsrail’in din kurumlarının iadesinin arkasından; Ermenilerce Erzurum’da Artsalır, Chacko, Oschikl Kiliseleri, Kars-Digor’da Hekromos Manastırı, Bacnair Kilisesi, Chatone Kilisesi; Ardahan’da Bana, Kosori, Djala manastırları; Bayburt’ta Varzahan Kilisesi; Artvin’de Opiz Manastırı; Rize’de Gudascchewi Manastırı gibi yerlerle, mezarlıklar talep edilecektir. Rumların da hiç bitmeyen bu tür talepleriyle başta Efes, Bergama, Ayvalık, Dikil, Çanakkale ve tüm Ege’deki cemaati olmayan ve kullanılmayan dini yerlere sıra gelecek. Bartholomeos, İzmir’deki Ayavukla Kilisesini öncelikli istekleri arasına yerleştirmiş durumda. Arkasından Sümela, Akdamar ve Ayasofya zaman ayarlı olarak gündeme sokulacak.”


İzmir’in en kıymetli yerleri

İzmir’de bulunan ve Hazinenin mülkiyetindeki 22 gayrimenkulün İzmir Musevi Cemaati Vakfı adına kaydedilmiş olduğunu belirten Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, “Bunlar arasında; Giveret, Şalom, Beth İsrael ve Roşar sinagogları ile 12 sinagog, çok sayıda dükkan, Mezarlık Başı eski Musevi mezarlığı, Karabağlar’da, Gültepe, Kokluca’da ve diğer semtlerdeki mezarlıklar onlara ait sayılarak geri iade edilecek, İzmir’in sadece Havra semtindeki bu taşınmazlara diğer semtlerdeki taşınmazlar da eklenecek” dedi. 1935 yılında yürürlüğe giren 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’na göre; azınlık vakıfların, vakfedilen mallardan başka mal edinmeleri zaten mümkün değildi tespitini yapan Özkaya, “Bu Yasası’nın 44. maddesi hükümlerinde; ‘Müslim, gayrimüslim ayrımına girmeden, taşınmazın vakfın olabilmesi, onun adına tescil edilebilmesi için en az 15 yıldan beri vakıf tarafından kullanılır (tasarruf) olma şartı’ mevcut idi. İşte bu nedenle 1936 kayıtları bu hususlara çok önem vermekte, bu koşulları aramaktaydı. Cemaat vakıfları tarafından, 1936 Beyannamesinde istenen en önemli koşul olduğu için hiçbir vakıf bu koşulu yerine getiremiyordu. Bu süre çok önemliydi ve istismar edilmesi olanaksız bir koşuldu” diye konuştu.


Lozan’ı unutup Sevr’i yeniden hortlatıyorlar

İzmir Musevi Cemaati tarafından kullanıldığı, Osmanlı döneminde Padişah fermanlarıyla kendilerine tahsis edildiği iddia edilen ve söz konusu fermanların 1841’li yıllardaki yangında yandığını ileri sürülerek, taleplerini bu iktidar döneminde yenileyerek karşılanmasını sağlamak son derece tehlikeli ve ülkeye zarar vermekten öteye bir anlam taşımayacağını kaydeden Emekli Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, “Bu aynı zamanda Lozan’a uymamak demektir. Atatürk döneminin yasalarını, uygulamalarını hiçe saymaktır. Osmanlı dönemine dönüştür. Bunun adı. Yeni Osmanlıcılıktır Bu tür uygulamalar Sevr’in yapı taşları döşenmekte mi sorusunu gündeme getiriyor?” dedi. Özkaya şunları söyledi: “Zira Türk Devleti, Lozan’da 2762 sayılı 1935 tarihli Vakıflar Yasası’nın 44. maddesinin geçici 1. maddesine göre bundan ödün vermekle, Lozan Antlaşması’na aykırı bir durum söz konusu olacağını çok iyi biliyordu. Bundan ödün vermesi imkânsız idi. Lozan’da azınlıklarla ilgili bu konudaki yükümlülüğü, sadece antlaşma sırasındaki mevcut mallarını tanımayı üstlenmişti. Düzenlediği Vakıflar Yasası’yla yasal düzenlemeleri yapmıştı. Yani açıkça, cemaatlerin ülkemizdeki o tarihteki vakıflarını, din ve hayır kurumlarını tanımayı ve o tarihteki mallarını taahhüt etmeyi üstlenmiştir. Yenilerinin eklenmesi işte Lozan’a aykırıdır.”


Yeniçağ, 20 Aralık 2011
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3523
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18



Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x